– Dünya, uzun zamandır konuşuyor ama birbirini dinlemiyor. Herkesin sesi var, fakat ortak bir dil giderek kayboluyor. Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlar, tek bir ülkenin, tek bir kurumun ya da tek bir liderin çözebileceği türden değil. Jeopolitik gerilimler, ekonomik kırılganlıklar, iklim krizi, teknolojinin baş döndürücü hızı ve yapay zekânın dönüştürücü etkisi… Hepsi iç içe geçmiş durumda.
– Dünya gündemindeki artarak derinleşen belirsizlikler ve kutuplaşma ile başa çıkmak için artık sadece kararlar almak yeterli gelmiyor, farklı bakış açıları arasında samimi ve yapıcı bir diyalog kurmanın kaçınılmaz bir gereklilik haline geldiğini görüyoruz. Böyle bir dünyada “ben bilirim” yaklaşımı değil, “birlikte düşünelim” anlayışı değer kazanıyor. Diyalog, farklı taraflar arasında güveni yeniden kurmayı, ortak hedefler belirlemeyi ve sürdürülebilir iş birliğini sağlayabilir.
2026 Davos Zirvesi, başta jeopolitik gerilimler, ekonomik kırılganlıklar, teknolojik dönüşümlerin hızı ve sosyal kutuplaşma gibi bir dizi karmaşık zorlukların yaşandığı bir dönemde yapıldı. Dünya, uzun zamandır konuşuyor ama birbirini dinlemiyor. Herkesin sesi var, fakat ortak bir dil giderek kayboluyor.
Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlar, tek bir ülkenin, tek bir kurumun ya da tek bir liderin çözebileceği türden değil. Jeopolitik gerilimler, ekonomik kırılganlıklar, iklim krizi, teknolojinin baş döndürücü hızı ve yapay zekânın dönüştürücü etkisi…
Hepsi iç içe geçmiş durumda.
Dünya gündemindeki artarak derinleşen belirsizlikler ve kutuplaşma ile başa çıkmak için artık sadece kararlar almak yeterli gelmiyor, farklı bakış açıları arasında samimi ve yapıcı bir diyalog kurmanın kaçınılmaz bir gereklilik haline geldiğini görüyoruz. Böyle bir dünyada “ben bilirim” yaklaşımı değil, “birlikte düşünelim” anlayışı değer kazanıyor.
DİYALOG, BİR NEZAKET BİÇİMİ DEĞİL; STRATEJİK BİR KONUDUR
Diyalog, bu noktada bir nezaket biçimi değil; stratejik bir konu, zorunluluk olarak karşımıza çıkıyor. Zirvenin teması olarak “Diyalog Ruhu / A Spirit of Dialogue” seçilmesinin temel nedeni bu olsa gerek…
Son yıllarda küresel düzeyde artan kutuplaşma, güven duygusunu aşındırdı. Ülkeler arasında, kurumlar arasında, hatta toplumların kendi içinde bile derin fay hatları oluştu. Diyalog, farklı taraflar arasında güveni yeniden kurmayı, ortak hedefler belirlemeyi ve sürdürülebilir iş birliğini sağlayabilir.
Davos’un “Diyalog Ruhu” vurgusu, tam da bu güven erozyonuna karşı bir çağrı niteliğinde değerlendirilebilir. Çünkü güven, müzakereyle; müzakere ise ancak samimi diyalogla mümkün olabilir. Davos 2026’da “Diyalog Ruhu” temasının seçilmiş olması, bu küresel ruh halinin bir yansıması, zamanın ruhuna verilmiş güçlü bir yanıt olarak görülebilir. “Diyalog Ruhu” teması, liderler arasındaki anlayışı derinleştirmek ve farklı perspektifleri buluşturmak için doğru bir seçim…
ASIL MESELE, FARKLILIKLARIN TEHDİT DEĞİL, ZENGİNLİK OLARAK GÖRÜLEBİLMESİDİR
Bu tema, hükümetler, özel sektör, sivil toplum ve akademi gibi çok çeşitli katılımcıların bir arada açık fikir alışverişi yapabileceği tarafsız bir platform yaratma hedefini yansıtıyor. Böylece tartışmalar sadece fikir alışverişiyle sınırlı kalmayıp, ortak anlayış ve pratik çözüm önerilerine dönüşme potansiyeli taşıyor.
Diyalog, uzlaşmak zorunda olmak anlamına gelmiyor. Herkesin aynı fikirde olması da gerekmiyor. Asıl mesele, farklılıkların tehdit değil, zenginlik olarak görülebilmesidir.
DAVOS’UN VERMEK İSTEDİĞİ MESAJ
Davos’un bu temayla vermek istediği mesaj nettir: Farklı bakış açıları yan yana gelebildiğinde, kalıcı ve sürdürülebilir çözümler üretilebilir. Kapalı kapılar ardında verilen kararların değil; açık, kapsayıcı ve çok paydaşlı konuşmaların zamanı gelmiştir.
Bir başka önemli nokta da liderlik anlayışındaki dönüşümdür. Günümüz liderliğinde yüksek sesle konuşmak değil, doğru soruları sormak; dayatmak değil, dinlemek öne çıkıyor. “Diyalog Ruhu”, gücün tek başına söz söylemekten değil, anlam üretmekten geçtiğini hatırlatıyor. Bu da ancak karşılıklı anlayışla mümkün.
ÇÖZÜM ARIYORSAK ÖNCE KONUŞMAYI DEĞİL, DİNLEMEYİ ÖĞRENMELİYİZ
Sonuç olarak,
Davos’ta temanın “Diyalog Ruhu” olarak seçilmesini bir temenni değil, bir ihtiyaç olarak algılıyoruz. Dünya, artık monologlarla ilerleyemeyecek kadar karmaşık. Diyalog; krizleri yumuşatmanın, ortak zeminler bulmanın ve geleceği birlikte inşa etmenin en güçlü aracı olarak görülüyor.
Davos 2026, bize tema başlığı ile şunu söylüyor: Çözüm arıyorsak önce konuşmayı değil, dinlemeyi öğrenmeliyiz. Çünkü gerçek ilerleme, seslerin çarpıştığı yerde değil; anlamların buluştuğu yerde başlar.
Dileğimiz; 21. yüzyılın ikinci çeyreği yıllar, “Diyalog Ruhu” nu birlikte yaşayacağımız yıllar olsun!
Umut var olalım, umut olalım!
Ali Kamil UZUN
Türkiye İç Denetim Enstitüsü Kurucu ve Onursal Başkanı
uzun@turcomoney.com
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsim *
Email *
Bir dahaki sefere yorum yaptığımda kullanılmak üzere adımı, e-posta adresimi ve web site adresimi bu tarayıcıya kaydet.
Δ
Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.