Son Haberler

Neoliberalizmin sonu…

– 1929 krizi ile büyük bir varoluş mücadelesine sürüklenen kapitalizm, 1970’lere kadar devlet müdahalesinin desteğinden alabildiğince yararlandı. 1970’lerdeki stagflasyon krizini aşmak doğrultusunda ise çözüm liberalizmin yeni bir yorumu olarak görüldü. Peki nedir ideolojik bağlamdan hareketle neoliberalizm? Cevap şu olabilir: “İnsan yaşamının mümkün olan en büyük bölümünü piyasa mekanizmasına uyumlu hale getiren siyasal bir strateji”.

– Devlet ile piyasa karşıtlığı içerisine sıkışan liberalizm, omnipotent devlete karşı çıkarken piyasa tarafında yer aldı. İnsan aklının ve yapıp etmelerinin bir ürünü olarak meydana getirilen devlet, her şeye hakim olmaya başlayınca yine insan aklı başka bir ürünü aracılığıyla sürece dahil olmaya çalışıyor. İnsanın içinden çıkması zor yazgısıdır söz konusu olan: Akıl hakikate ulaştığı yanılsamasına düştüğünde her şeyi bu hakikat ile temellendirmeye çalışır ve diğer tüm olumsallıkları reddetmeye yönelir.

Marx Louis Bonaparte’ın 18 Brumaire’i eserinde şu ünlü sözlerine yer verir: “Hegel, bir yerde, şöyle bir gözlemde bulunur: Bütün tarihsel büyük olaylar ve kişiler, hemen hemen iki kez yinelenir. Hegel eklemeyi unutmuş: Birinci kez trajedi olarak, ikinci kez komedi olarak.” Metnin Almanca aslında komedi sözcüğü yerine “farce” sözcüğü kullanılmış. Bu sözcük, tiyatro bağlamında “komedi” olarak anlaşılırken, bir diğer anlam olarak “saçmalık” karşımıza çıkıyor. Detaylara boğulmadan denilebilir ki, Marx tarihsel olaylar veya kişilikler arasında bir yandan benzerlikler kurulabilirken, diğer yandan da büyük farklılıklar olabileceğini vurgulamış olsa gerek.

NEOLİBERALİZM NEDİR?

Bu sözü daha anlamlı hale getirecek olan bağlam ise, kanımca neoliberalizmin sonudur. 1929 krizi ile büyük bir varoluş mücadelesine sürüklenen kapitalizm, 1970’lere kadar devlet müdahalesinin desteğinden alabildiğince yararlandı. 1970’lerdeki stagflasyon krizini aşmak doğrultusunda ise çözüm liberalizmin yeni bir yorumu olarak görüldü. Ancak, bu yorumun herkesçe kabul edilen tek bir versiyonu olduğu düşünülmesin. Sürece naif yaklaşanlar klasik liberalizmin ilkelerinin rönesansına inanıyorlardı belki, ama ideolojik yaklaşanlar da bulunmaktaydı ve zaman içerisinde onların yaklaşımı süreç içerisinde baskın konuma geçti.

O halde şu soru sorulmalıdır: Nedir ideolojik bağlamdan hareketle neoliberalizm? Cevap şu olabilir: “İnsan yaşamının mümkün olan en büyük bölümünü piyasa mekanizmasına uyumlu hale getiren siyasal bir strateji”.

PİYASA; HERHANGİ BİR KOMUTA İHTİYAÇ DUYMAYAN DEVASA BİR MEKANİZMA MI?

Burada tabii ki sorgulanmayan aksiyomlar bulunuyor. Bunların en önemlisi de piyasa mekanizması ve onun sürekli olarak başarılı bir biçimde işlemesidir. Bu aksiyoma göre, piyasa; milyonlarca insanın özgür tercihleriyle var olan, işleyen, kendi kendini düzelten, insan yaşamına sürekli olarak olumlu sonuçlar sağlayan ve kendi dışından gelecek herhangi bir komuta ihtiyaç duymayan devasa bir mekanizmadır. Görüldüğü üzere burada piyasa, bir astronom için veya bir fizikçi için evren ne ise odur. Başka bir deyişle bir başlangıç noktasıdır. Bu başlangıç varsayılmadan herhangi bir gözlem yapamaz, herhangi bir olgu hakkında hiçbir şey söyleyemezsiniz. İşte liberalizmin temel aksiyomu da insanların akılları veya özgür iradeleriyle meydana getirdikleri piyasadır.

DEVLET İLE PİYASA KARŞITLIĞI İÇERİSİNE SIKIŞAN LİBERALİZM, PİYASA TARAFINDA YER ALDI

Ancak, bir başlangıç noktası varsaymakla kalamaz, onu yorumlamak zorunda kalırsınız. Nitekim, liberalizm de bunu yaptı ve piyasayı sürekli başarı üreten bir mekanizma konumuna taşıdı. Burada, ilginç olan nokta insan aklının bir diğer ürünü olarak devletin bu kapsamda nasıl yorumlandığıdır. Devlet ile piyasa karşıtlığı içerisine sıkışan liberalizm, omnipotent (ve giderek omnipresent) devlete karşı çıkarken piyasa tarafında yer almak zorunda hissetti kendisini. Tuhaf olan bir şey yoktur aslında. İnsan aklının ve yapıp etmelerinin bir ürünü olarak meydana getirilen devlet, her şeye hakim olmaya başlayınca yine insan aklı başka bir ürünü aracılığıyla sürece dahil olmaya çalışıyor. İnsanın içinden çıkması zor yazgısıdır söz konusu olan: Akıl hakikate ulaştığı yanılsamasına düştüğünde her şeyi bu hakikat ile temellendirmeye çalışır ve diğer tüm olumsallıkları reddetmeye yönelir. Ancak, aynı insan aklı, bu sefer hakikati sorgulayan olarak bu yaklaşımın karşısına dikilecektir.

İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ DÖNEMDE İSE ROLLER DEĞİŞTİ

Buraya kadar söylediklerimizde bir çelişki olduğu düşünülmesin: Klasik liberalizm insan yaşamının tamamen dominasyonuna yönelen devlete karşı çıkmaktaydı, içinde bulunduğumuz dönemde ise roller değişti. Neoliberalizm insan yaşamını tamamen domine etme hayaline kapıldı.

İşte Marx’ın sözleri bu bağlamda anlamlı hale geliyor. Tarihte tekrar eden hükmetme hayalidir, başka bir deyişle her şeyi kendi bildiği hakikate bağlama aşırılığı. Ancak Marx ikinci seferde ortaya çıkan bir komediden veya saçmalıktan bahsediyordu. İşte burada karşımıza çıkan saçmalık, özgürlük ilkesiyle yola çıkanların herkesin ve her şeyin nasıl olması gerektiğine dair bir normatif ve/veya ideolojik pozisyonu benimsemiş olmasıdır. Bu farsta başrol oyuncularından biri olan Elon Musk ise diğerlerini siz tahmin edin isterseniz.

Doç. Dr. Ertuğrul KIZILKAYA

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi

kizilkaya@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlgili Haberler

Site Haritası