Son Haberler

FED, küresel sermaye akımları ve Türkiye

2013 yılının ilk yarısının sonuna doğru FED’in varlık alımlarını azaltacağına ve dolayısıyla miktarsal genişleme politikasını terk edeceğine yönelik kararını açıklamasının ardından gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarında geçtiğimiz mayıs ayından itibaren oluşan azalış trendi hala devam ediyor. Sermaye akımları artık, gelişmekte olan ülkelere daha zayıf ve daha dalgalı bir seyir içerisindedir.

FED’in bu kararından sonra ABD’nin uzun vadeli tahvil faizleri arttı. Bu artışın bir yansıması olarak gelişmekte olan ülkelerden de sermaye çıkışları başladı. Genel beklentilere uygun olarak çıkışlar ilk etapta ağırlıklı olarak sabit getirili menkul kıymet piyasalarında meydana gelmekte ise de hisse senedi piyasaları ile borçlanma senedi piyasalarında yaşanan sermaye çıkışlarına yönelik akımların oynaklığı oldukça yüksek. Gerçekleşen sermaye çıkışlarının gelişmekte olan ülkelere yönelmiş bulunan fon toplamına oranını 2013 yılının ikinci çeyreğinde % 2,9, üçüncü çeyreğinde ise % 1,7’dir. Portföy içerisinde oluşan çıkışların yaklaşık yüzde 80 oranındaki kısmı borçlanma senetlerinde meydana geldi. Latin Amerika ülkeleri ve yükselen Avrupa ülkeleri gibi gelişen ülkelere nazaran yükselen Asya ülkelerinden çıkışlar göreli olarak daha düşük oranlı gerçekleşti.

Eylül ayında FED toplantısından varlık alım miktarında azaltma kararının bilinmez bir tarihe ertelenmesi, kısa vadede finansal piyasaların rahatlamasına neden olsa da, kısa dönemde sermaye akımlarındaki sert düşüşü sınırlayacak bir faktör olsa da, para politikalarının normalleşme süreci iyice belirsizleşti, gelişmekte olan ülkelere yönelen sermaye akımlarının yaratacağı risk potansiyeli ise canlılığını koruyor. Küresel para politikasına dair belirsizliklerin uzun sürmesi ve bunun sonucunda sermaye çıkışlarının devam etmesi durumunda, gelişmekte olan ülkelerde finansal istikrarın olumsuz etkilenmesi kaçınılmaz. Yine bu belirsizlik, gelişmiş ülkelerde ekonomik toparlanma devam ederken, gelişmekte olan ülkelerin büyüme görünümlerini zayıflattı.

Sonuç olarak mevcut durumda para politikaları açısından en önemli faktör FED’in varlık alımlarını azaltma niyeti ve azaltmaya henüz başlamamış olmasıdır. Zira varlık alım programında beklenen olası değişikliğin takvimine ve miktarına ilişkin belirsizlik finansal piyasalardaki mevcut dalgalanmaların da temel belirleyicisi durumunda. Bu süreç içerisinde gelişmekte olan ülkelerin bir kısmı (Brezilya, Endenozya) faizleri yukarı yönlü artırma kararı alırken bir kısmı da (Poloya, Macaristan, Romanya, Meksika, Şili, Türkiye) düşürme yönünde karar aldılar.

FED’in miktarsal genişleme politikasından çıkış stratejisine ne zaman ve hangi şekilde son vereceğine dair yol haritasını kamuoyuyla henüz paylaşmamış olmasının ve borç tavanının çözümüne ilişkin soru işaretlerinin yarattığı belirsizlikler küresel piyasalarda temel ve önemli gelişmelerdir. Zira Mayıs ayından bu yana para politikalarına ilişkin tüm dünyada yaşanan gelişmeler tüm finansal varlıkların yeniden fiyatlanmasına ve portföy bileşimlerinde gelişmekte olan ülke varlıklarının ağırlığının azalmasına yol açtı. En önemlisi küresel piyasalarda bol likidite döneminin sona ereceği beklentisi gelişmekte olan ülkelerin ülke risk primleri yükseltti.

Sermaye akımlarının yaratacağı olası finansal ve makroekonomik riskleri azaltmak için gelişmekte olan ülkelerin aldığı tedbirler farklılaşmaktadır. Bir kısmı miktar temelli kontrol politikaları uygularken, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bir kısım ülkeler de piyasa temelli makro-ihtiyati tedbirlere başvurdular. Ancak piyasa temelli tedbirlerde birçok ülke piyasa uyumunu yakalayamadığı gibi piyasa uyumunu tamamen bozdu. Türkiye’ye gelen brüt sermaye girişlerinin global değişkenlere hassasiyeti bir çok diğer ülkelere göre daha düşük olması ve global fonlamadaki artış veya düşüşün Türkiye’ye aynı derecede yansımaması, FED kararlarının Türkiye açısından sebep olacağı sanılan negatif etkilerin önemini ve giriş çıkışın oynaklık aralığını azaltıyor.

Bu dönemde Türkiye’nin ülke risk primi de diğer ülkelerde olduğu gibi benzer şekilde yükseldi. Yine FED’in bu kararı sonrasında gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinde dalgalı bir seyir içerisinde değer kayıpları oluştu. TL‘de de aynı değersizleşme süreci yaşanırken Türkiye’den 2013 yılı Mayıs ayında ciddi kur takası ve hisse senedi kaynaklı sermaye çıkışları olmakla beraber Temmuz ayından itibaren yavaş da olsa yeni girişler tekrar başladı.

Dış finansman ihtiyacının yüksekliği veya eş değişle tasarruf oranlarının düşüklüğü, Türkiye’nin küresel belirsizliklere karşı hassasiyetini arttırıyor.

Sermaye çıkışlarının görüldüğü bir dönemde bankaların yabancı paraya ulaşım imkânlarının azalmamış olduğu Türkiye açısından pozitif bir gelişmedir. Zira, Mayıs 2013 tarihinden itibaren yani FED’in para politikasını değiştirmeye ilişkin açıklamalarından beri Türk bankacılık sektörünün döviz kredisi kullandırmaları devam etmiş ve yurt dışı bankalardan borçlanması kesintiye uğramamış ve yine, yurt dışı borç döndürme oranları değişmemiştir. Ayrıca, reel sektörün, kur riskini azaltmak amacıyla kısmen de olsa açık pozisyonunun bir kısmını kapatmasından dolayı Türk Bankacılık kesiminin ticari mevduatı artış kaydetti.

FED kararları Türkiye’de cari açığın finansmanı konusunda endişe yaratıyor. Türkiye’nin cari açığı kritik seviyenin üzerinde olmasaydı FED kararlarının Türkiye’yi ilgilendirecek bir yanı yoktu. Ancak, bütçe başta olmak üzere tüm kamusal dengelerin yerli yerinde olması, bankaların yabancı para kaynaklara ulaşım imkânlarının aynı güçte devam etmesi FED’in parasal politikalarında yapacağı değişikliklere bağlı olarak oluşacak sermaye akımlarının Türkiye’de yaratacağı olumsuz etkileri azaltacak. Hatta Türkiye de reform süreci hızlı bir şekilde devam ederse ve mali politikalardaki disiplin seçim atmosferi için bozulmazsa ve rekabet gücünü artırır ise Türkiye’den önemli bir sermaye çıkış da beklemiyoruz. 

Makro Analiz
Orhan ökmen
JCR Eurasia Rating Başkanı

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası