Son Haberler

Finansal krizlere çare katılım bankacılığı

Sürdürülebilir kalkınma için sürdürülebilir bir finans modeli geliştirilmesi, ekonomik faaliyetler için olmazsa olmazdır. Ekonomi için finans bedende dolaşan kan gibidir. çünkü finans olmadan ne ekonominin çarkları döner, ne de kalkınma ve büyüme gerçekleşir.

Ancak, özellikle son yıllarda görülen finansal krizler, finans sektörünün çok iyi yapılandırılması ve denetlenmesi gereğini ortaya çıkarmıştır. Bu yapılandırmada, mevcut sektörün spekülasyon ve belirsizliğe açık, reel sektörden bağımsız hareket ederek balon ve toksitli aktiflere yol açan yönünün de mutlaka göz önünde bulundurulması gerektiğini düşünüyorum.

Nitekim son finansal krizlerin bu faktörlerin ihmal edilmesinden ve aşırı para kazanma hırsından kaynaklandığı bilinmektedir. Ayrıca, denetimdeki zafiyet de krizlerin boyutunu büyütmüştür.

Krizlerden korunmanın çarelerinden birisi de alternatif finans modellerine yönelmektir. Bu modellerin başında Türkiye’de adı “Katılım Bankacılığı” olan İslami bankacılık gelmektedir. çünkü İslami bankacılık belirsizliğe, spekülasyona kapalı, reel sektörle birebir ilişkili özelliği nedeniyle krizleri önleme potansiyeline sahiptir.

Katılım bankacılığında, bilançonun pasifindeki kar ve zarara katılma hesapları hesap sahipleriyle oluşturulan bir nevi ortaklık olduğu, bu hesapların banka için gerçek bir borç niteliğinde olmadığı, hesap sahibiyle gelir ve zarar paylaşıldığı için, aslında banka bilançosu için çok ciddi bir sağlamlık anlamı taşımaktadır.

Diğer taraftan, kar ve zarar hesaplarında toplanan paralar, iş sahipleriyle ticari işlerin finansmanında, ortak işlerde ve makine-ekipman gibi yatırım mallarının finansmanında kullanılmaktadır. Bu tür işlerde kullanılan hesaplardaki paralardan elde edilen gelir, banka ile hesap sahibi tasarrufçular arasında katkıları oranında paylaşılmaktadır.

Katılım bankalarımızda hiçbir şekilde faiz ve döviz riski taşınmaması da bir başka önemli sağlamlık göstergesidir. Bu tür bankacılık modelini krizlere karşı dayanıklı kılan da, faiz riski üretilmemesi ve reel ticari işlerle birebir ilişkili finansman işlemlerinin uygulanıyor olmasıdır.

Ancak bütün bu özelliklerine, hızlı artış temposuna ve giderek artan bilinirliğine rağmen dünyada toplam bankacılık sektörü içindeki payı yüzde 1’ler civarında bulunmaktadır. Bu oranın arttırılması, İslami bankacılığın düşünceden aksiyona geçilmesi yoluyla mümkün olacaktır.

Katılım bankacılığının ülkemizdeki 30 yıla yakın tecrübe, gelişme ve performansını şu şekilde özetleyebiliriz:

1985 yılında 2 banka ve 2 şube ile başladık. 12 Eylül 2013 tarihi itibarıyla 4 banka ve 927 şubeye ulaştık. çalışan sayımız 16.848 kişi oldu. Topladığımız fon hacmi 58,3 milyar liraya ulaştı.

Kullandırdığımız fonlar 63,2 milyar liraya çıktı. Aktiflerimiz 87,5 milyar liraya ulaştı.

Katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki payı aynı tarih itibariyle; toplanan fonlarda yüzde 6,1 ’e, kullandırılan fonlarda yüzde 6,4 ’e, aktifte yüzde 5,6 ’ya yükseldi.

Katılım bankalarının gelişmesi özellikle son 10 yıl içinde meydan geldi. 10 yıl önce sektördeki payımız toplanan fonlarda yüzde 2,2, kullandırılan fonlarda yüzde 3,8 ve aktifte ise yüzde 1,8 idi. Aktif ve toplanan fonlardaki payımız bu süre içinde 3 kat artış göstermiştir. Bu durum katılım bankalarının toplam bankacılık sektöründen daha hızlı büyüdüğünü ve geliştiğini göstermektedir.

Elde edilen ve bizi mutlu eden bu başarıya rağmen Türkiye’nin bu konudaki potansiyeli dikkate alınarak daha alınacak çok yol olduğunu biliyor ve buna göre gayretlerimizi her geçen gün arttırıyoruz.

Geçen 28 yıl içinde faizsiz bankacılık prensiplerine uygun birçok ürün geliştirdik ve ürün yelpazemizi her geçen gün artırıyor ve çeşitlendiriyoruz.

Faizsiz Bankacılık konusunda, dünyadaki teorik ve uygulamaya yönelik gelişmeleri yakinen takip ediyor ve bize uygun uygulamaları hayata geçirmeye çalışıyoruz.

Daha önce katılım bankalarında bulunmayan faizsiz finansman araçları, sukuk, faizsizlik prensiplerine uygun hisse senetlerinden oluşan Katılım Endeksi ve buna bağlı yatırım fonu, faizsiz bireysel emeklilik ve Tekafül gibi ürünler artık Türkiye’de sunulmaya başlanmıştır. Hazine, 2012 yılında 1,6 milyar liralık ve 1,5 milyar dolarlık, 2013 yılında ise bugüne kadar 3,3 milyar liralık kira sertifikası ihraç ederek bu piyasaya kararlı bir şekilde girmiştir.

Böylece, sermaye piyasasında yer alan geleneksel faizli borçlanma araçlarının yanında, yatırımcılara yönelik farklı bir enstrüman dolaşıma sunulmuş olduğu gibi, katılım bankaları da likidite yönetiminde daha rahat bir duruma gelmişlerdir.

Türkiye Katılımı Bankaları Birliği olarak, faizsiz finans konusunda özellikle Malezya ile yakın ilişki içerisinde bulunuyoruz. Geçen yıl Malezya İslami Bankalar Birliği (AIBIM) ile faizsiz finansal enstrüman yapıları, sözleşmeleri, ürün geliştirilmesi ve standardizasyonu; faizsiz bankacılık, faizsiz sermaye ve para piyasası üzerine bilgi ve uzmanlık mübadelesi alanlarında bir işbirliği anlaşması imzaladık. Ayrıca, Uluslararası İslami Finans Eğitim Merkezi (INCEIF) ile eğitim konusunda yakın işbirliği içerisinde bu yıl Sukuk ve Sermaye Piyasası üzerine bir eğitim düzenledik.

Yakın gelecekte kamu katılım bankalarının kurulup faaliyete geçirilmesi ile, faizsiz bankacılığın sermaye tabanı ve hizmet ağı genişlemiş olacaktır. Bu gelişim, hem bankacılık sektörümüzün büyütülmesine, hem de sektördeki yüzde 15 ‘ler civarındaki paya ulaşma hedefimizi kolaylaştıracaktır.
Netice olarak, Türkiye’deki İslami bankacılığın temsilcisi olan Katılım Bankacılığı her geçen gün gelişmekte ve hak ettiği yeri almaktadır.

Genel Bakış
Osman Akyüz
Türkiye Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası