Son Haberler

Hükümet`ten 3 beklentimiz var

1 Kasım sonrası yeni hükümet kuruldu. Seçimlerle geçen yoğun bir dönemden sonra artık icraat, çalışma,

üretme ve reform zamanı. Son 20 ayda 4 seçim yaşadık. 2015 yılı, Türkiye için potansiyelinin altında bir reform hızıyla geçti ne yazık ki. Dolayısıyla artık kaybedecek zamanımız yok. Türkiye‘nin en temelde 3 ana başlıkta reformlara hız vermesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bunlardan ilki, demokrasi ve karar alma süreçlerine katılım konusundaki reformlardır. Yeni anayasanın hazırlanması bunların en önde gelenidir. Yeni anayasa ile güçler dengesinin kurulması, hukuk devletinin ön planda tutulması, ceza kanunlarının özgürlükler penceresinden yeniden elden geçirilmesi, seçim sisteminin ve siyasi partiler yasasının daha demokratik hale getirilmesi, kadın erkek eşitliği, vatandaşlık tanımı gibi konuların üzerinde durmak mümkündür. Bununla birlikte yeni anayasa sürecinin de kapsayacağı çözüm sürecinin yeniden başlamasının, sivil toplumun daha fazla katılımının ve bir an önce nihayete erdirilmesinin hayati önemde olduğunu düşünüyorum. Ayrıca yerel yönetimler reformunun da bir an önce hayata geçirilmesi son derece önemli bir konudur. Kamu yönetiminin

merkeziyetçi yapısı, Türkiye için uygun bir model değildir. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve halkın karar alma süreçlerine katılımı günümüz demokrasisi açısından da uygun olandır. Türkiye’nin hızlı ve demokratik bir karar alma mekanizması geliştirmesi gerekiyor. Bu yapılırken dünya örnekleri incelenebilir, Türkiye’nin kendi şartları da değerlendirilir ve her kesimin içine sinen bir model ortaya çıkabilir. İkinci başlık eğitim ve ekonomik

reformları içermelidir. Türkiye ekonomisinin en temel yapısal sorunlarından biri, KOBİ‘lerin büyük şirketlere göre daha düşük verimlilikle çalışmalarıdır. KOBİ‘lerin KOBİ olarak kalmamaları, büyümeleri ve rekabet edebilmeleri için verimlilik düzeylerini yükseltmeleri gerekiyor. Türkiye‘nin verimlilik politikalarının merkezine

KOBİ‘leri oturtması gerekiyor. Tek tek firma düzeyinde verimliliğin önündeki engeller tespit edilmeli, girişimcilere çıkış yolu bulunmalıdır. Bu amaçla KOBİ‘lerin danışmanlık hizmetleri almaları desteklenmelidir. KOSGEB başta olmak üzere KOBİ‘lerimiz ile ilgili kuruluşlarımızın temel önceliği verimlilik artışı olmalıdır.

TüRKİYE İLK 10A GİREBİLİR

Türkiye, 2023’te dünyanın 10 büyük ekonomisi olma hedefine ancak teknolojiyi geliştirerek ulaşabilir. Bu anlamda köklü bir eğitim reformu ile her seviyede eğitim kalitesinin iyileştirilmesi gerekir. Eğitim reformunun,

mesleki eğitimi de kapsayacak şekilde oluşturulması gerekir. Mesleki eğitimin de kalitesinin geliştirilmesi

önemlidir. Ayrıca okullara ve üniversitelere daha fazla özerklik sağlanması da reform ajandasının içinde yer

almalıdır. ülkemizin sahip olduğu genç nüfus bize dünyayla rekabette önemli avantajlar sunuyor. Bu avantajı,

genç nüfusumuzun becerilerine ve bilgi birikimine yatırım yaparak değerlendirmeliyiz. Düşük büyüme işsizlik sorununu da beraberinde getiriyor. Son on yılın genel ortalamasına baktığımızda işsizlik seviyesinin önceki dönemlere göre yükseldiği görülüyor. Kadınların işgücüne katılımının da Avrupa ülkeleri düzeyinde olmadığı da görülüyor. Dolayısıyla yapısal reformların ülke ekonomisi için önemi bir kez daha öne çıkıyor. özellikle istihdam deposu olan KOBİ’lerde reform bu anlamda önemli bir araç olabilir.

ABYE üYELİK SüRECİ HIZLANDIRILMALI

üçüncü ana başlık da Avrupa Birliği süreci ve göç konusudur. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin yine birinci gündem maddesi olması kuşkusuz çok önemlidir. üyelik sürecinde, yargı ve adalet sistemi, temel haklar ve özgürlükler, rekabet ve sosyal politika alanları başta olmak üzere öngörülen reform çalışmaları hızlandırılmalıdır.

AB Komisyonu Genişleme Stratejisi Belgelerinde (2012, 2013, 2014) AB’ye katılım için hukukun üstünlüğü,

ekonomi yönetimi ve kamu idaresi alanlarında AB ilke ve kurallarıyla uyum sağlanmalıdır. Müzakerelerin

açılması için önünde siyasi engel bulunmayan fasılların açılması Türkiye için avantaj olacaktır. AB Tek Pazarına

uyumu geliştirecek tüm alanlarda Türk iş dünyasının katılımı sağlanmalıdır. Kapsayıcı, sonuç odaklı ve etkin

politikalar geliştirilmelidir. Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması sürecine Türkiye‘nin dahil

olmasının sağlanması gerekiyor. Türkiye son yıllarda özellikle Suriye başta olmak üzere yoğun göç alan bir ülke konumuna geldi. Şu an dünyada en çok sığınmacı barındıran ülkemizin bu noktaya çok hızlı bir şekilde gelmesi gurur verici bir gelişmedir. Ancak Türkiye bir an önce mültecilere yönelik düzenlemeler yapmalı, Göç Bakanlığı kurularak sığınmacıların beslenme, barınma ve sosyal uyum sorunları çözülmeli, Türkiye’deki sosyal ve ekonomik koşullara entegrasyonları sağlanmalıdır. Sığınmacıların ekonomiye kazandırılmaları durumunda göç alan bölgelerde teşvikler verilmeli, mesleki eğitim konusunda daha kapsamlı çalışmalar yapılmalı, kayıt dışılığa karşı sığınmacıların çalışma izinleri konusunda prosedürler azaltılmalıdır. Bu konu hem insani, hem siyasi, hem

ekonomik, hem de sosyal olarak hepimizi etkileyen bir konudur.

Yeni hükümetimiz hayırlı olsun.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası