Son Haberler

Sağlıklı ve hızlı ekonomik büyüme için daha fazla tasarruf

Sermaye piyasalarının farklı cephelerinde görev yapanlar olarak sık sık borsadaki yatırımcı sayısının azlığından, kurumsal yatırımcıların yetersizliğinden bahsederiz. Bu piyasaların dışındakiler ise çoğunlukla bu konuları aracı kurum ve portföy yönetim şirketlerinin kendi iç işi olarak değerlendirirler. Oysa, bu, ciddi makroekonomik sonuçları olan ve ülkemizin her ferdini yakından ilgilendiren bir konu.
YATIRIMCILAR, İSTİKRARLI ORTAMLARI SEVER Serbest piyasa ekonomilerinde tasarrufyatırım ilişkisi makroekonomi derslerinin temellerinden biridir. Ülke içindeki tasarruflar bankacılık sistemi ya da sermaye piyasası araçlarıyla yatırımların finansmanına yönlendirilir. Bu döngü, dünyada yüksek büyüme ile ön plana çıkan ülkemiz için çok daha önemli. Büyümeyi finanse edebilmek için tasarruflara ihtiyacımız var. Buna karşılık, ülkemizin dünyada ön plana çıktığı bir başka ekonomik gösterge de tasarruflarımızın düşüklüğü. Tasarruflarımızın milli gelire oranı 1998 yılında %24 iken, son yıllarda %13 seviyesine kadar düştü. Bu nedenle, tasarruf fazlası olan ülkelerin tasarruflarına muhtaç
durumdayız. Yabancı tasarrufları doğrudan ya da portföy yatırımları olarak çekmeye çalışıyoruz. Ancak, bu tasarruflar çok ürkek. Büyümemizin düşmeye başlamasını ya da bazen bizden de kaynaklanmayan bölgesel sorunları bahane ederek kaçabiliyor. Hatta, dünyanın başka bölgelerindeki daha yüksek potansiyel getiriler keşfederek bu piyasalara kayabiliyor. Bu da ekonomimizde ve özellikle milli paramızın değerinde aşırı dalgalanma olarak karşımıza çıkıyor. Yatırımcı ise tahmin edilebilir, istikrarlı ortamları seviyor.
BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ “OTOMATİK ÜYELİK” İLE YENİ BİR İVME KAZANIR Bu kısır döngüden çıkabilmek için iç tasarrufları artırmamız gerekiyor.  Bu konuda kısa vadede sonuç alabilmemizin yolu  teşvik sistemlerinden geçiyor. İşin iyi tarafı, yasal otoriteler bunun farkında ve son yıllarda destekleyici mekanizmalar bir bir yürürlüğe giriyor. Bu amaca hizmet eden uygulamaların başında bireysel emeklilik sistemine getirilen teşvikler geliyor. Bireylerin bu sisteme yatırdığı tutarın %25’nin kadarının da ayrıca devlet tarafından yatırılması tasarrufların büyümesine ciddi bir ivme kazandırdı. Halen planlama aşamasında olan “otomatik üyelik” mekanizmasının yürürlüğe girmesi halinde bireysel emeklilik sisteminin yeni bir ivme kazanmasını bekliyoruz.
YASTIK ALTINDAKİ ALTINLAR SİSTEME KAZANDIRILMALI Kısa vadede sonuç yaratabilecek başka mekanizmalar da var. Yastık altı altınların bankacılık sistemine kazandırılması, konut ve çeyiz hesaplarını da bu kapsamda değerlendirebiliriz.  Bu tedbirlerle son 5 yılda yurtiçi tasarrufların milli gelire oranı %13’den %15’e yükseldi.

Sermaye piyasa araçlarına ulaşmayı kolaylaştırmak de fayda sağlayabilir. Geçtiğimiz yıl devreye giren Türkiye Elektronik Fon Dağıtım Platformu(TEFAS) buna örnek verilebilir. Böylece yatırım fonlarının satışı, polarize bir yapıdan daha rekabete açık bir mimariye dönüştü. Bu yeni platform sayesinde yatırımcılar bir banka ya da aracı kurumdaki hesapları üzerinden istedikleri yatırım fonunu kolayca alabilir hale geldiler.
FİNANSAL OKURYAZARLIK ÖNEMLİ Tasarrufları artırmanın uzun vadedeki yolu ise toplumun finansal okuryazarlık seviyesinin yükseltilmesinden geçiyor. Tasarruf fazlası olan ülkeler bile bu konuyu bir çeşit milli politika olarak benimsemiş durumda. Bu yeni anlayış, serbest piyasa ekonomilerinin temel varsayımlarından birinin sorgulanmasından kaynaklanıyor. Serbest piyasa ekonomisi, kişilerin rasyonel düşünceyle hareket ettiğini ve ekonomik kararlarını buna göre aldıklarını varsayar. Başka bir deyişle, ekonomi bilimi bir çeşit “homo
economicus” yaratmıştır. Ancak, gerçek hayat böyle değil. Davranışsal finans dediğimiz finans alanı insanların kendi ekonomilerine ilişkin rasyonel kararlar alamadığını ispatlamış durumda. Bireylerin harcamaları artık sadece temel ihtiyaç maddelerinden oluşmuyor. Birçok yeni ve farklı ürün bizleri tüketime teşvik ediyor. Geliriniz yetersizse finans sistemi bu harcamalar için kaynak da yaratıyor. Dünya nüfusunun büyük bölümü bir çeşit tüketim toplumuna dönüşmüş durumda. Buna karşılık tasarrufların değerlendirileceği alanlar ise gittikçe sofistike hale geliyor. Araştırmalar, bireylerin temel finans bilgisine sahip olduğu durumlarda harcama ve tasarruf dengesini daha yönetebildiğini gösteriyor. Ancak etki ancak uzun vadede görülebiliyor. Finansal okuryazarlık konusunda yapacak çok şey var. Öncelikle, ilköğretimden başlayarak ekonomi derslerini eğitim sistemimize eklememiz gerekiyor. Yeni nesillerin bu bilinçle yetişmesi ülkemiz ekonomisinin yüksek ve sağlıklı büyümesinin de ön koşulu olacak.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası