Son Haberler

Sigortacılık sektörü iştah kabartıyor

saban_cagiran_2.jpgTüRK SİGORTACILIK SEKTöRü YABANCILARIN

İŞTAHINI KABARTIYOR

Türk sigortacılık sektörüne yabancılar tarafından son yıllarda inanılmaz bir ilgi var. Bu ilginin nedeni, daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz üzere sektörün, gelecekteki büyüme ve aynı zamanda karlılık potansiyeli…

Sektör toplamının gayrisafi milli hasılaya oranı ülkemizde ortalama % 1–1,5’lar civarındayken, bu oran Avrupa Birliği ülkeleri ile gelişmiş pek çok ülkede % 5-10 seviyesinde. Bir başka anlamda Türkiye’deki sigortacılık sektörü büyümeye uygun. Benzer durumu kişi başına prim üretiminde de görmek mümkün. İşte bu nedenle sektör prim toplamının ve şirket sayısının yaklaşık % 60’ı yabancı sermayenin elinde.

Peki bu bütün bu gelişmeler ışığında ülkemizde faaliyet gösteren elementer sigorta şirketlerinde genel görünüm nasıl?

Bilançolar ne ifade ediyor?

Rasyolar standartlara uygun mudur?

Karlılık nasıldır?

öz Varlıklar ne durumda?

Bu ilgi sürecek mi?

Şimdi bunları irdeleyelim.


TSRSB ve TUİK verilerine göre; 2010 yılında Türk sigorta sektörünün Aktif Büyüklüğü elementer branşlarda 14.283 milyon TL. Bu tutarın 1.105.101 TL olan gayrisafi milli hasılaya oranı % 1,3. Bir önceki yıla yani 2009 yılı sonuçlarına bakıldığında ise prim toplamının 14.943 milyon TL, gayrisafi milli hasılanın 952.559 milyon TL olduğu, dolayısıyla Prim Toplamı / Gayrisafi Milli Hasıla Oranının % 1,56 olduğu görülüyor. Bir anlamda 2010 yılında prim artışı, gayrisafi milli hasıla artışından daha düşük gerçekleşmiş. Bu durum üzerinde önemle durulması gereken bir konu. çünkü sözkonusu oran Avrupa Birliği ve hatta dünya ortalamasına göre bile son derece yetersiz. Bir anlamda gelişmeye muhtaç.


Aktif büyüklüğüne bakıldığında, hayat ve emeklilik şirketlerinin aktif büyüklüğünün 20.845 milyon TL ile elementer branşta faaliyet gösteren şirketleri neredeyse % 100 oranında geçtiği görülüyor. Yaklaşık 10 yıllık bir dönemde bu tutarlara ulaşılması özellikle emeklilik branşı adına son derece sevindirici olup, elementer branşta faaliyet gösteren şirketler açısından ise üzerinde düşünülmesi gereken bir konu olduğu açıktır.


Aktif toplamı içerisinde Cari Varlıkların payı 2009 ve 2010 yıl sonları itibariyle hemen hemen (% 85 ve % 87) aynı oranda gerçekleşti. Sektörün özelliği itibariyle bu oran makul bir oran olarak kabul edilebilir. Cari Varlıklar içerisinde Şüpheli Alacakların payı ise aynı yıllarda yine sırasıyla % 4,5 ve % 5,3 olmuş. Bu oran makul görünmekle birlikte artış eğilimine girmiş bulunuyor. Aslında Şüpheli Alacaklar tutarını prim toplamına oranlamak daha anlamlı olabilir. Bu açıdan ise 2009 yılında Şüpheli Alacaklar 574 milyon TL, üretim ise 10.613 milyon TL olup, toplam içindeki pay % 5,4 olmuştur. 2010 yılında da bu oran aynı sonucu verdi.


Aktif / Pasif Toplamı % 4 azalırken, zararın asıl kaynağı olarak görülen Kısa Vadeli Yükümlülüklerin %18, Sigortacılık Teknik Karşılıklarının % 19, Muallak Hasarların % 23 oranında artması önemli negatif sonuçlar doğurdu. Hele enflasyon oranı ile karşılaştırıldığında bu oranlar oldukça yüksek görünüyor.
Diğer yandan, Cari Varlıkların Kısa Vadeli Yükümlüklere oranına bakıldığında, bu oran 2009 yılında % 1,67 iken, 2010 yılında % 1,4 olarak gerçekleşti. Bu oranda önceki yıla göre düşüş olmasına rağmen, sektöre göre normal olduğu, likidite açısından bir sorun olmadığı görülüyor.


öz sermayenin % 30 oranında azalmış olması ise ayrı bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. öz sermaye karlılığının 2009’da % 2,5 olduğu görülüyor. Bu karlılığın aynı şekilde seyri halinde, sermayenin geri dönüşüm süresinin ortalama 40 yıl olduğu gözlemleniyor. Sigortacılık sektörünün uzun vadeli bir yatırım olacağı aşikar olmakla birlikte, bu sürenin oldukça uzun olmasında, son yıllarda yaşanan karsızlığın büyük payı olduğu, ancak önümüzdeki dönemde bu yapının değişmesi bekleniyor.


öz sermayenin aktif içerisindeki payında da düşüş oluştu. Bu oran 2009 yılında % 49 iken, 2010 yılında % 35’e düştü. Aktif tutarında % 4 azalmaya karşılık, öz sermayenin % 30 azalması önemli bir sorun. Bunda sektörde oluşan zararlı bilançoların önemli etkisi olduğu, ancak sermaye takviyesindeki yetersizliklerin payının da önemli olduğu açık.
2010 yılında elementer branşta sektör kümül olarak 186 milyon TL zarar elde etti.

2010‘daki tablo 1- incelendiğinde birkaç şirketin kâr elde ettiği, büyük çoğunluğunun ise zarar ettiği görülüyor. Bu duruma gelinmesinde, özellikle 2008 dünya ekonomik krizi sonrası ortaya çıkan sıkıntılarla birlikte, özellikle trafik branşında oluşan rekabet ve bunun yanında kaza tespit tutanağı uygulaması ve yaşanan suiistimalli işlemlerin bir türlü önüne geçilememesinin büyük payı var.

Sonuç olarak, elementer branşta faaliyet gösteren şirketlerimizin bilançolarına bakıldığında,

  • Bilanço büyüklüğü anlamında sektörün hala beklenen seviyenin altında olduğu ancak, önemli oranda büyüme potansiyeli taşıdığı
  • Hayat ve Emeklilik Şirketlerinin büyüme ve karlılık hızının elementer branşta faaliyet gösteren şirketlere oranla daha yüksek olduğu
  • Aşırı rekabetin yanında, kaza tespit tutanağı uygulaması, trafik branşındaki serbest tarife uygulaması, sektörde yaşanan ve bir türlü önlenemeyen suiistimaller ile cezai müeyyidelerin yetersizliği sektör karlılığını negatif olarak etkilediği
  • Sektörde ödenen ve muallak (ödenecek) hasarların hızlı bir şekilde arttığı, ancak likidite problemi olmadığı
  • Karlardaki azalmanın devam ettiği

Bütün bunlara rağmen, Avrupa piyasasında sigortacılık sektörünün doymuş olması, bunun yanında ülkemizde ise potansiyel ciro ve karlılığın yüksek olması nedeniyle yabancı sermaye ilgisinin artmaya devam ettiği ve edeceği anlaşılıyor.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası