Son Haberler

VERİLER NEYE İŞARET EDİYOR?

Ağustos ayında tüketici fiyatları yüzde 0,09 oranında artarken, yıllık enflasyon yüzde 9,54’e yükseldi. Enflasyon oranlarında son dönemde hızlı bir artıştan ziyade bir direnç gözleniyor. Yüzde 10 seviyesinin hemen altında yapışkanlık sergileyen enflasyonun hem TCMB’nin yılsonu enflasyon hedefleriyle, hem de son yıllarda karşımıza çıkan yüzde 6-8 düzeylerindeki enflasyonla karşılaştırıldığında oldukça yüksek olduğu ve inatçı bir karakter sergilediği görülüyor. TCMB tarafından yayımlanan enflasyon değerlendirmesinde “gıda fiyatlarında süregelen olumsuz seyrin” öne çıkmasına atıf yapılıyor ve gıda grubunun yıllık tüketici enflasyonuna katkısının 3,5 puana yükseldiği vurgulanıyor. öKTG-H ve öKTG-I endekslerinin yıllık artış oranı önceki aya kıyasla sınırlı bir miktarda gerileyerek sırasıyla yüzde 10,36 ve yüzde 9,68 olarak gerçekleşti.

aa_14.png
MB, PARA POLİTİKASI DURUŞUNU ENFLASYONA ODAKLADI
Para politikası duruşunu enflasyona odaklayan TCMB yayımladığı Para Politikası Kurulu toplantısı özetinde; “geçtiğimiz yılın ortalarından itibaren gerçekleşen birikimli döviz kuru gelişmelerinin yıllık enflasyon üzerindeki olumsuz yansımaları kademeli olarak azalmaktadır… Kurul, 2015 yılında enflasyonda bu kanaldan önemli bir düşüş alanı olduğuna dikkat çekmiştir. Bununla birlikte, döviz kuru hareketlerinin ikincil etkilerinin yakından izlenmesi gerektiği vurgulanmıştır… Enflasyonun ulaştığı yüksek seviyeler orta vadeli beklentileri de olumsuz etkilemekte ve fiyatlama davranışlarına dair riskleri artırmaktadır. Dolayısıyla, gelinen noktada bütün ilgili kurumların enflasyonla mücadeleye destek vermesinin makroekonomik istikrar açısından büyük önem taşıdığı hatırlatılmıştır” ifadelerine yer verdi. Bu çerçevede TCMB, dirençli yüksek enflasyonun hedeflere ulaştırılmasında geleneksel faiz politikaları ve makro ihtiyati tedbirlerle gereken önlemlerin alındığına ve yapısal önlemlerin hayata geçirilmesinin önemine dikkat çekiyor.

İŞSİZLİK YüZDE 9’UN üZERİNDE
TüİK tarafından açıklanan verilere göre Haziran ayı itibariyle işsizlik oranı yüzde 9,1 (Mayıs ayında yüzde 8,8) seviyesinde gerçekleşti. Bu dönemde işsiz sayısı 2 milyon 654 bin kişi iken, işsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,3, kadınlarda ise yüzde 10,9 oldu. Aynı dönemde; tarım dışı işsizlik oranı yüzde 11,1 olarak tahmin edildi. İşgücü 2014 yılı Haziran döneminde 29 milyon 240 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise yüzde 51,3 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 72,3 kadınlarda ise yüzde 30,9 oldu. Dünya ülkeleriyle karşılaştırma anlamında en uygun veri olarak açıklanan 15-64 yaş grubu tarım dışı işsizlik oranı ise yüzde 11,2 olarak gerçekleşti. Söz konusu oran Mayıs ayında yüzde 10,7 düzeyindeydi. İşsizlik verilerinde Haziran ayında görülen kısmi bozulmaya rağmen Temmuz ve Ağustos aylarında iyileşme görülmesi beklenebilir.

aa_15.png

CARİ AçIKTA DüŞüŞ EĞİLİMİ SüRüYOR

Türkiye‘nin Temmuz ayında cari işlemler açığı 2,63 milyar dolar, yıllıklandırılmış olarak cari işlemler açığı ise 48 milyar 485 milyon dolar oldu.

Söz konusu dönemde dış ticaret açığı 14 milyar 670 milyon dolar azalarak 34 milyar 271 milyon dolara geriledi. Bu değişim çerçevesinde en dikkat çekici gelişme son dönemde olduğu gibi parasal olmayan altın kalemi altında, bir önceki yılın yedi aylık döneminde 8 milyar 419 milyon dolar net altın ithalatı olurken, bu yılın aynı döneminde 212 milyon dolar net ithalat gerçekleşmesidir. Dış ticaret açığında görülen 14,7 milyar dolarlık iyileşmenin yaklaşık 8,2 milyar doları buradan kaynaklanıyor.

aa_16.png

YATIRIMLAR ARTTI
Finansman açısından bakıldığında ise yurtdışı yerleşiklerin yurt içinde yaptıkları net yatırımlar, bir önceki yılın Ocak-Temmuz dönemine göre 680 milyon dolar artarak 7 milyar 917 milyon dolara yükseldi. Yurt içinde yerleşik kişilerin yurt dışında yaptıkları net yatırımlar, 745 milyon dolar artarak 2 milyar 383 milyon dolar tutarında gerçekleşti. Yurtdışında yerleşik kişiler hisse senedi piyasasında temmuz ayındaki 661 milyon dolar net alımla birlikte Ocak-Temmuz döneminde 2 milyar 119 milyon dolar tutarında net alım gerçekleştirdi. Devlet iç borçlanma senetleriyle ilgili olarak yurtdışı yerleşikler, temmuz ayındaki 942 milyon dolar tutarında net alımla birlikte yılın yedi ayında 1 milyar 189 milyon dolar tutarında net alım gerçekleştirdi. Yurtdışında gerçekleştirilen tahvil ihraçları yoluyla temmuz ayında bankalar, 1 milyar 609 milyon dolar net borçlanma yaparak yedi aylık dönemde 6 milyar 714 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirdi. Bankaların yurtdışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 2 milyar 823 milyon dolar arttı. Genel Hükümet, yurtdışı piyasalar ve diğer uluslararası kuruluşlardan sağlanan uzun vadeli kredilerle ilgili olarak 721 milyon dolar net geri ödemede bulundu. Bankacılık sektörü, uzun vadeli kredilerde 3 milyar 916 milyon dolar, kısa vadeli kredilerde de 532 milyon dolar tutarında net kullanım gerçekleştirdi. Diğer sektörlerin net kredi kullanımı 3 milyar 678 milyon dolar oldu. Bir önceki yılın aynı döneminde ise 608 milyon dolar net geri ödeme gerçekleşti. Rezerv varlıkların içinde bulunan resmi rezervler 1 milyar 469 milyon dolar tutarında arttı. Net hata noksan kaleminde ise Temmuz ayında 1,99 milyar dolar, Ocak-Temmuz döneminde ise 8,23 milyar dolar düzeyinde döviz girişi yaşandı. Yıllıklandırılmış olarak ise Temmuz 2014 itibarıyla net hata noksan kalemi 13,3 milyar dolara ulaşırken, söz konusu değer bir önceki yıl 1,4 milyar dolar döviz çıkışına işaret ediyordu.

REEL KURDA SON DURUM NE?
Dış ticaret ve cari açıklar açısından önemli bir veri olan reel efektif döviz kurunda yaz aylarında görülmeye başlayan değerli konum sürüyor. 2014 Ocak ayı itibarıyla 101,74 düzeyine kadar gerileyen reel efektif kur endeksi Ağustos ayı itibarıyla 109,28 değerine yükseldi. Söz konusu değişimin yüzde 8’e yaklaşan bir değerlenmeye işaret ettiği vurgulanmalı. TüFE Gelişmiş ülkeler Bazlı Reel Efektif Döviz Kuru Ağustos ayında 119,03 düzeyinde. Dış ticaretimizin ve sermaye hareketlerinin neredeyse tamamının gerçekleştirildiği para birimlerine karşı Türk Lirasının yaklaşık yüzde 19 değerli olması Türkiye ekonomisinin dış kırılganlığını yaratan önemli unsurlardan biri.

aa_17.png

BüTçEDE VERİLERİNDE CİDDİ BOZULMA YOK
Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre; Merkezi yönetim bütçesi 2013 yılı Ocak-Ağustos döneminde 231 milyon TL fazla vermişken, bu yılın aynı döneminde 2 milyar 719 milyon TL açık verdi. Söz konusu değişimin en önemli nedeni ilgili dönemde giderlerde görülen yüzde 10,1 düzeyindeki artışa karşılık, bütçe gelirlerinin yüzde 8,9 artması oldu. 2014 yılı Ocak-Ağustos döneminde faiz dışı fazla ise 30 milyar 917 milyon TL olarak gerçekleşti. İlk sekiz aylık verilerde dikkat çeken husus geçen yılla karşılaştırıldığında bir miktar bozulma görülmesi oldu. Nitekim geçen yılın aynı döneminde fazla veren bütçenin, bu yıl aynı dönemde 2,7 milyar TL açık vermesi dikkat çekici. Ancak hedeflenen bütçe açığı bağlamında değerlendirildiğinde söz konusu bütçe açığının ciddi bir olumsuzluk olarak değerlendirilemeyeceği düşünülmeli. Ayrıca yılsonu hedefleriyle karşılaştırıldığında bütçe açığının mevcut düzeyinin çok düşük olduğu görülüyor. Daha da önemlisi yılsonu için 18,7 milyar TL olarak hedeflenen faiz dışı fazlanın Ocak-Ağustos döneminde 30,9 milyar TL seviyesine ulaşmış olmasıdır.

aa_18.png

BüYüMEDE HEDEF TUTTURULACAK MI?

üretim yöntemiyle gayri safi yurtiçi hasıla tahmini, 2014 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre sabit fiyatlarla yüzde 2,1’lik artış sergiledi. 2014 yılının ilk çeyreğine dair büyüme hızı verileri de yüzde 4,7 olarak revize edildi. Büyüme hızında ikinci çeyrek itibarıyla ortaya çıkan yavaşlama yılsonu için beklenen yüzde 4 civarındaki büyüme hedefine ulaşılması konusunda belirsizlik oluşturuyor. Yılın ikinci yarısında büyümenin ciddi biçimde hızlanması söz konusu olmazsa yıllık büyüme hızının yüzde 2,5–3 aralığında gerçekleşmesi söz konusu olabilir. özellikle enflasyonda görülen dirençli seyir ve bu bağlamda TCMB tarafından sergilenen sıkı duruş ile iç talep koşullarındaki yavaşlama büyüme açısından dış talebin önemini arttırıyor.

Nitekim harcamalar yöntemiyle büyüme verileri incelendiğinde ikinci çeyrekte Hanehalkı tüketiminin artış hızının durduğunu, yatırımlarında yavaşladığına tanık olunuyor. Büyümeyi söz konusu dönemde destekleyen dış ticaret verileri oldu. özellikle hem ihracat artışı, hem de ithalatın yavaşlaması sayesinde dış ticaret büyümeye olumlu katkı yaptı. Yılsonu hedeflerinin yakalanabilmesi açısından söz konusu eğilimin devam etmesi gerekiyor.

aa_19.png

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.