Yatırımcı nasıl bir yol izlemeli?

yatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_2.jpg 65.000 seviyelerinde seyreden Borsa’da yıl sonu için, yurtdışında tekrar önemli bir kötüleşme olmadığı sürece 72-74,000 aralığı hedef olarak görülebilir mi?

İMKB için “biriktir” tavsiyesi halâ geçerliyken, döviz borcu olmayan yatırımcılar için döviz cinsinden bir yatırım aracı öneriler arasında yeralabilir mi?

Altın hem zayıf dolara ve enflasyona karşı, hem de her türlü risk algılaması kötüleşmesine karşı yatırımcısını korumaya devam edecek mi?

BORSANIN GöZü KULAĞI GELİŞMELERDE OLACAK

yatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_3.jpgMayıs ayı başından bu yana TL’de görülen değer kaybı ve faizdeki yükseliş sonrasında hem sabit getirili enstrümanlarda, hem de borsada cazibenin arttığını söyleyebiliriz. Borsada 60.000 seviyesi civarında tutunabilen endeksin, kısa vadede tekrar 64. 500-65.000 seviyelerini hedefleyebileceğini düşünüyoruz.

Yıl sonu için ise, yurtdışında tekrar önemli bir kötüleşme olmadığı sürece 72-74,000 aralığını hedef olarak koruyoruz. Her zaman olduğu gibi endeksteki gerilemelerin alım fırsatı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve İMKB için “biriktir” şeklindeki tavsiyemizi koruyoruz.

İMKB30 endeksine dahil olan hisse önerilerimiz ECILC, ISCTR, KOZAA, SNGYO, TCELL, TKFEN, THYAO, İMKB30 dışındaki önerirlimiz ise AKSEN, ANELT, ANSGR, CIMSA, GSDHO, ISFIN, MGROS ve NTHOL’dur.

Kısa vadede aylık mevduat, orta-uzun vadede ise TüFE’ye endeksli tahvilleri ve Ocak 2014 vadeli tahvilleri öneriyoruz. Türkiye 2011 ilk çeyreğinde % 11 gibi bir rekor büyüme gerçekleştirdi. Böyle bir büyümenin görüldüğü başka bir ülke ekonomisi bulunmuyor.

Durum böyle olunca cari açık konusundaki düşer umutları da sanırız hızla buharlaşmaya başladı. Cari açık için önlemlerin alınmaya devam edeceği tahminini derinleştirirsek; artık politika faizinin artışının daha yakına geldiğini söylemek gerek. % 6,25 politika faizi, % 9 gösterge tahvil faizi ve % 11 aylık mevduat faiziyle bir dengenin yakalandığını söylemek yanlış olur.

Yatırımcılarımıza önerimiz, son olarak % 9 brüt civarındaki seviyelerdeki aylık mevduata yatırım yapmaları yönündedir.

DöVİZ CAZİBESİNİ YİTİRDİ

ALTIN GüVENLİ LİMAN

Döviz cinsinden borcu olmayan yatırımcılar için döviz, ya da dövize dayalı bir yatırım aracı önermiyoruz. Kısa vadede, 2.çeyrek sona ererken bir kısım pozisyon kapatmaların altın fiyatını baskı altına aldığı söylenebilir. Altın önemli yol ayrımında (1500 dolar/ons) yön arayışına devam ediyor.

Şimdiye kadar genel olarak emtia fiyatlarında görülen dramatik düşüşlerden fazla etkilenmedi. AB borç krizi bir süre gündemden düşebilir ve altın’ın yeni zirve yapabilmesi için taze destekleyici verilere ihtiyacı var. Ancak, risk algılamasında kalıcı bir iyileşmeden söz etmek için henüz erkenyatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_4.jpg olduğunu ve altının hem zayıf dolara ve enflasyona karşı hem de her türlü risk algılaması kötüleşmesine karşı yatırımcısını korumaya devam edeceğini düşünüyoruz.

FED’den bir faiz artışı sinyali gelene kadar altın fiyatlarındaki yukarı yöndeki trend devam edebilir. Bu nedenle, portföy dağılımımızda % 10-15 civarında altın bulundurulmasını öneriyoruz.

CARİ AçIK RİSKİ SüRüYOR

2011 yılına başlarken işaret ettiğimiz risklerden “AB bölgesindeki borç krizinin derinleşmesi” ve “global ekonomide toparlanmanın beklendiği gibi olmaması” gibi iki önemli aşağı yönlü riskin yılın ilk yarısında gerçekleştiğine şahit olduk. öte yandan “cari açık” Türkiye’nin kredi notu artışının önündeki en önemli risk olarak konumunu koruyor. Cari açığa ve bankacılık sektörünün risklerini azaltmaya yönelik olarak açıklanmakta olan önlemler ise pozitif görünüm oluşturuyor.

PİYASALARDE NE OLUR, NE BİTER?

› Yeni kurulan hükümetin Türkiye’nin cari açık sorununu ileriye dönük olarak, uzun vadeli düzeltmeye yönelik bir program açıklamasını bekliyoruz.
›Türkiye’nin kredi notunda yıl sonuna kadar bir iyileşme bekliyoruz.
› İMKB-100 endeksi için 12 aylık hedefimiz 72-74,000 (önceki: 75-78.000) aralığıdır.
› Banka karlarında gerilemeye (2010: +% 17.4, 2011: -%1.8) rağmen İMKB gelişmekte olan piyasalar arasında en cazip borsalar arasında.
› 30’a yakın halka arz, yaklaşık 3 milyar TL
› Cari açığın 2011’de 66 milyar dolar ile GSYH’nın % 8.1’ine ulaşmasını bekliyoruz. Yaklaşık 10 milyar dolarlık DYSY’nın cari açık finasmanındaki payının % 15 olmasını bekliyoruz.
› ABD ekonomisi hareketlenmedikçe ve Dolarda faiz yükselişi görülmedikçe TCMB düşük faiz politikasını piyasadaki yüksek faizlere rağmen sürdürebilir.
› 2011’de Bütçe performansında önemli derecede iyileşme.
› öne çıkacak sektörler ise Havayolları, Madencilik, Cam ve Gübre sektörü.


EKONOMİYİ TEHDİT EDEN BAŞLICA RİSKLER!

› Büyümeye ilişin verilerde beklenenden fazla yavaşlama hükümetlerin kamu borcunu azaltma çabaları büyüme üzerinde baskı yaratabilir.
› Avrupa’daki finans sektörü sorunlarının tekrar büyüyerek gelişmiş ülke ekonomileri üzerinden global ekonomiyi tehdit eder hale gelmesi
› ABD’de borçlanma limitinin artırılması konusunda sıkıntı yaşanması
› 2011’de Avrupa ülkelerinde kredi notu düşüşleri devam edecek.
› ülke borçlanma riskleri halen global büyüme için en önemli tehditlerin birisini oluşturuyor.
› ülkelerin rekabetçi olmak adına para birimlerinin değerini düşürmeleri ve korumacılık diğer bir risk unsurunu meydana getiriyor.
› Bir sonraki balonun Gelişmekte olan ülkelerde oluşması riski mevcut.


PİYASALARA DAİR SENARYOLAR

TEMEL SENARYO
– Amerika’nın borçlanma sınırını arttırması
– Yunanistan’ın temerrüde düşmemesi ve böylece Almanya, Fransa ve İngiltere bankalarının olumsuz etkilenmemesi
– 2010’da 8,9 olan büyümenin, 2011’de % 6-6.5 bandında seyretmesi
– 2011’de en az 1 kademe kredi notu artırımı. (Fitch: Yatırım yapılabilir, diğerleri 1 kademe altı)
– Enflasyon, yıllık bazda ise % 8.6 civarında gerçekleşmesi.
– Dolar/TL kurunda OVP rakamı olan 1.56’yı esas alıyoruz.
– Cari açık artışını sürdürerek 66 milyar dolar seviyelerine yükselmesi, cari açık finansmanında DYSY’nın payı kriz öncesi % 40-50’lerden % 25’e gerileyeceğini bekliyoruz. Bu ise yılda en az 1-2 kere ortaya çıkan risk algılamasındaki kötüleşme esnasında piyasalarda satışların derinleşmesine neden olabilir.
– Banka karlarında 2011’de %5 gerileme, banka dışı şirketlerde %9, toplamda ise %2 kar artışı.

İYİMSER SENARYO
– AB bölgesinde alınan önlemlerin piyasalarca olumlu karşılanması ve krizden toparlanmaya doğru piyasa algılamasının oluşması.
– ABD’nin genişleme programına devam etmesi.
– 2010’da % 8.9 olan büyümenin, 2011’de hafif gerileyerek % 8 olarak gerçekleşmesi.
– 2011 yılında Fitch’in Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyesine çıkarmasının yanı sıra, S&P, Moody’s gibi kurumlardan da kredi notunun yatırım yapılabilir seviyeye getirilmesi.
– Enflasyon yıllık bazda % 10.1 civarında olması.
– 2010 yılında 1,40 seviyelerini test eden Dolar/TL kurunun 2011 yılında 1,50-1,55 aralığında olacağını öngörüyoruz.
– Devam eden büyüme ile cari açık artışını sürdürerek 73 milyar dolar seviyelerine yükselmesi.
– Banka karlarında 2011’de değişimin olmaması, banka dışı şirketlerde % 12.3 toplamda ise % 6.4 kar artışı.

Not artırımının da etkisiyle GOP ortalamasına göre iskonto makasının kapanması ve hatta Türkiye borsasının primli hale gelmesi.

KöTüMSER SENARYO
– Amerika’nın borçlanma sınırını arttırmaması ve temerrüde düşmesi.
– GSYH’da büyümenin ikinci yarıda hızla gerileyerek yıl sonunda %4 civarına inmesi
– Beklenen not artırımının 2011’de gerçekleşmemesi.
– MB‘nin parasal sıkılaştırma politikasının ekonomiyi beklenenden fazla yavaşlatması.
– Enflasyon yıllık bazda % 7.1 civarında olması
– 2010 son çeyreğinde yükselmeye başlayan Dolar/TL kurunun 2011’de 1.60 seviyelerinde olması.
– Banka karlarında 2011’de %15’nin üstünde gerileme, banka dışı şirketlerde %2.3, toplamda ise % 6.0 kar azalışı.
– Not artırımının da gelmemesiyle GOP ortalamasına göre iskonto makasının tekrar açılarak % 20’lere yaklaşması.


HİSSE SENEDİ STRATEJİSİ VE PORTFöY öNERİLERİ

yatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_10.jpgİMKB için “biriktir” şeklindeki tavsiyemizi koruyoruz. 2011 yılına başlarken işaret ettiğimiz risklerden AB bölgesindeki borç krizinin derinleşmesi ve global ekonomide toparlanmanın beklendiği gibi olmaması gibi iki önemli aşağı yönlü riskin yılın ilk yarısında gerçekleştiğini gördük. AB bölgesinde 2010 yılında piyasalarda önemli dalgalanmaya yol açan Yunanistan’ın sorunları 2011’de de artarak devam etti.

IMF gelişmiş ülkelerin büyüme beklentilerini aşağı yönde revize ederek toparlanmanın beklentilerin altında kalacağını teyid etmiş oldu. Haziran ayının son haftasında Yunanistan’ın parlamentodan geçirdiği tasarruf önlemleri sonrasında Yunanistan’ın artık gündemden düşmesi beklenebilir. Yurt içinde ise en önemli gündem maddemiz genel seçimler idi.

Eylül 2010’da gerçekleştirilen referandumun sonuçları ve Haziran 2011 genel seçimleri sonrasında da tek parti hükümetinin devam etmesinden dolayı, genellikle seçim öncesinde borsada yaşanan yükselişin bu defa gerçekleşmediğini gördük. Bu duruma sadece seçim sonuçları beklentisi değil aynı zamanda iç talebi yavaşlatmaya yönelik bankacılık sektörü üzerinden alınan önlemlerin sektörün karında yaratacağı negatif etkinin banka hisselerine ve dolayısıyla da endekse etkisinin rol oynadığını söyleyebiliriz.

yatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_9.jpg


MB’NİN FAİZ ARTTIRMASI BEKLENMİYOR

yatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_8.jpgKredi derecelendirme kuruluşlarının seçim sonrasını işaret etmeleri, Türkiye’nin kredi notunda bir iyileştirme beklentilerini de yılın ikinci yarısına ya da 2012’ye ertelemişti. Şimdilik kısa vadede bir not iyileştirmesi beklememekle birlikte, yeni ekonomi yönetiminin cari açıkla mücadelede iç talebi yavaşlatmak için bankacılık sektörü üzerinden aldığı önlemlere, daha uzun vadeli ileriye yönelik bir program açıklaması Türkiye’ye bakışı olumlu etkileyecek.

Cari açığa ilişkin uzun vadede etkili olabilecek, kapsamlı bir program Türkiye’nin kredi notuna ilişkin olarak gösterilen en önemli dezavantajı olan dış açık konusunda olumlu bir beklenti yaratacak. Merkez Bankası’nın enflasyonda olağanüstü bir artış trendi olmadıkça bu yıl sonuna kadar faiz artırımına gitmesini beklemiyoruz.


BANKACILIK SEKTöRüNDE
“EN KöTü” GERİDE KALDI

Piyasalardaki dalgalanma ve risk algılamasındaki artışa rağmen, Türkiye’nin göreceli üstünlükleri (kamunun düşük borçlanma ihtiyacı, güçlü büyüme, sağlam ve görece karlı bankacılık sektörü ve hane halkının borç yükünün düşüklüğü) göz önüne alındığında TL cinsi yatırım araçlarının avantajını koruduğunu düşünüyoruz.

Mayıs ayı başından bu yana TL’de görülen değer kaybı ve faizdeki yükseliş sonrasında hem sabit getirili enstrümanlarda hem de borsada cazibenin arttığını söyleyebiliriz.
2011’de sektörle ilgili “en kötünün” geride kalacağı varsayımı ile yorum yapacak olursak, 2012 yılı tahmini finansal verileri ile İMKB bankalarının cazip olacağını söyleyebiliriz.

Buna göre, büyük ölçekli bankalarda İş Bankası, Halkbank ve Vakıfbank, orta-küçük ölçekli bankalarda Albaraka, Şekerbank ve TSKB dikkat çekiyor. Bankaların 2011 net karlarında ortalama % 6 gerileme sonrasında 2011’de ortalama özsermaye karlılıklarının da % 17’den % 1 4’e gerilemesini bekliyoruz. 2011 net karlarındaki % 6’lık gerileme beklentisine karşın, İMKB Bankacılık Sektör Endeksi yılbaşından bu yana % 14 geriledi.

2012’de ise bankaların maliyetlerinde yeni artışlar yaratacak yeni önlemlerin gündemde olmayacağını varsayarsak, sektörün ortalama karında % 9 civarında bir artış bekliyoruz. Buna bağlı olarak büyük bankaların 2012 tahmini karlarla ortalama F/K oranını 7.6x, orta-küçük ölçeklilerin ise 10.1x olarak hesaplıyoruz. Piyasa değeri/defter değeri oranları ise büyük bankalarda 1.2x , orta-küçük bankalarda 0.95 seviyesinde bulunuyor. Bu rasyolar 2008 yılı haricindeki tarihsel oranların oldukça altında bunuluyor.


BüTçE AçIĞI AZALDI

yatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_7.jpg2010 yılı Ocak-Mayıs döneminde merkezi yönetim bütçesi 9 milyar 984 milyon TL açık vermiş iken bu yılın aynı döneminde yüzde 97,7 oranında azalışla 233 milyon TL açık verdi. 2011 yılı Ocak-Mayıs döneminde faiz dışı fazla bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45 oranında artarak 20 milyar 641 milyon TL olarak gerçekleşti. 2010 yılı Ocak-Mayıs döneminde bütçe giderleri 112 milyar 600 milyon TL iken 2011 yılının aynı döneminde yüzde 6,2 oranında artarak 119 milyar 618 milyon TL oldu.

Faiz hariç giderler 2011 yılında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,7 oranında artarak 98 milyar 744 milyon TL olmuştur. Diğer taraftan 2011 yılı Ocak-Mayıs döneminde faiz giderleri 20 milyar 874 milyon TL olarak gerçekleşti. 2010 yılı Ocak-Mayıs döneminde 102 milyar 617 milyon TL olan bütçe gelirleri, 2011 yılının aynı döneminde yüzde 16,3 oranında artarak 119 milyar 385 milyon TL oldu. Bu dönemde vergi gelirleri ise yüzde 20,8 oranında artarak 100 milyar 25 milyon TL’ye ulaştı. 2010 yılı Ocak-Mayıs döneminde yüzde 93,7 olan vergi gelirlerinin faiz hariç bütçe giderlerini karşılama oranı bu yılın aynı döneminde yüzde 101,3 oldu.


CARİ AçIK 63.4 MİLYAR DOLARA ULAŞTI

Nisan ayında beklentilerden yüksek gelmesinden korkulan cari açık,7.7 milyar dolar ile piyasaya paralel gerçekleşti. Böylece yıllıklandırılmış cari açık 63,4 milyar dolara ulaştı. Cari açık 2010 yılı Ocak- Nisan döneminde 14,4 milyar dolar iken, 2011’in ilk 4 ayında toplam 29.6 milyar dolara ulaştı. 2010 Nisan döneminde 4,6 milyar dolar düzeyinde olan yıllıklandırılmış net doğrudan yatırımlar 2011 yılının aynı döneminde 9,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşerek finansman kanadına katkıda bulundu.

2011 Nisan ayında yıllıklandırılmış net portföy girişi, geçen yılın aynı dönemine göre %148 artarak 23,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2011 yılı sonu cari açık tahminimiz 66 milyar dolar olup, 2010 yılında % 6.6 olan cari açığın GSYH’ ya oranının 2011’de % 8,1’e ulaşacağını tahmin ediyoruz.


SANAYİ üRETİMİ ARTTI

Sanayi üretim endeksi 2011 yılı Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre % 8,3 artmıştır. Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, 2011 yılı Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre; madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi % 1,6, imalat sanayi sektörü endeksi % 8,6 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi % 8,7 arttı.

Takvim etkisinden arındırılmış endeks 2011 yılı Nisan ayında bir önceki yılın aynı ayına göre % 8,4 artış, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış sanayi üretim endeksi ise bir önceki aya göre % 0,6 azalış gösterdi.


İNŞAAT BüYüMEDE LOKOMOTİF SEKTöR

yatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_6.jpg2011 yılı ilk çeyrekte Türkiye gayrisafi yurtiçi hasılası % 11,0 büyüdü. Piyasa beklentisi % 9,6 idi. 2011 yılı ilk üç aylık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla % 17,9’luk artışla 284.868 milyon TL oldu. İnşaat sektörü % 14,8 ile büyümede başı çeken sektör olmuştur. İnşaat sektörünü İmalat Sanayi, Ticaret ve Ulaştırma sektörlerindeki büyüme takip etmiştir.

Ayrıca Enerji Sektöründe yaşanan %12,3’lik, Gayrimenkul Sektöründeki %9,7’lik artış büyümeye ciddi katkı sağlamıştır. Finansal kesime uygulanan politikalara rağmen ilk çeyrekte %9’luk büyüme gerçekleştirmiştir. Büyümenin ithalata bağlı gerçekleştiği Türk ekonomisinde, Merkez Bankası’nın aldığı önlemlerin etkisiz kalması önümüzdeki dönemlerde gelmesi beklenen ek önlemlerle, artışın hız kesmesini yıllık büyümenin %6,5-7 aralığında gerçekleşmesini beklemekteyiz.

Türkiye 2011 ilk çeyreğinde % 11 gibi bir rekor büyüme gerçekleştirdi. Böyle bir büyümenin görüldüğü başka bir ülke ekonomisi bulunmuyor. Durum böyle olunca cari açık konusundaki düşer umutları da sanırız hızla buharlaşmaya başladı. Cari açık için önlemlerin alınmaya devam edeceği tahminini derinleştirirsek; artık politika faizinin artışının daha yakına geldiğini söylemek gerek.


AP PİYASALARI

Yunanistan IMF ve AB’den alacağı yardım paketi için yerine getirmesi gereken kemer sıkma önlemlerini parlamentosundan geçirebileceği konusundaki şüpheler çok az da olsa dünya piyasaları durumdan etkilenmişti.

Ancak sonuçta Yunanistan kemer sıkma yönünde karar aldı ve bir süre daha iflas etmekten uzaklaştı. Bu durum AB’nin kreditör bankalarının zora düşmemelerini sağladığından AB’ye atanan risklerin azalmasına neden oldu. Euro bu durumun ardından 1,45 dolarlara kadar yükseldi. Avrupa’nın ardından ABD’nin borç limitinin sonuna gelinmiş olması ve yeni limit konusu gündemdeki yerini koruyor. Yeni bir limitin bir an önce belirlenmesi konusunda yatırım şirketleri ve IMF’nin uyarıları yapılmış durumda.

yatirimci_nasil_bir_yol_izlemeli_5.jpg

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası