Son Haberler

YENİDEN DOĞMAYI BEKLEYEN ÜLKE LİBYA

Enerjide Afrika’nın en zengin ülkesi olan Libya, devrim sonrası yeniden inşa edilmeyi bekliyor.

TİCARETİ ARTTIRACAK 3 STRATEJİK ADIM

► İki ülke arasındaki ticaret hacminin arttırılmasında navlun fiyatlarının düşürülmesi önem taşıyor. Bankacılık mevzuatıyla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılması ve serbest ticaret anlaşmasının imzalanması da Türkiye-Libya ticari ilişkilerini olumlu yönde etkileyecek diğer önemli hususlar olarak karşımıza çıkıyor.

Trablus‘ta, saat meydanında gezerken ömer Muhtar‘a benzerliğiyle dikkatimizi çeken Libyalı vatandaş, dost ve kardeş ülke Türkiye‘yi çok sevdiğini söyledi.

Afrika kıtasında “Krallar Kralı” lakabıyla tanınan Muammer Muhammad Abu Minyar el-Kaddafi, 42 yıl boyunca Libya’yı merkeziyetçi bir sistemle yönetti. 2011’de gerçekleştirilen devrimle linç edilerek öldürülen Kaddafi’nin ardından kurulan geçici hükümetin işi pekte kolay olmadı. Keza yıllarca kapalı bir ekonomiye sahip bir ülke söz konusuydu. ABD ve Birleşmiş Milletler tarafından yıllarca ambargoya maruz kalmış Libya, Dünya Ticaret örgütü üyesi bile değil. 17 Şubat 2011 devriminin ardından 7 Temmuz 2012’de seçimlerin yapılmasıyla Libya’da demokratik yönetime geçişin ilk aşaması gerçekleşti. Yeni kurulan Geçiş Hükümeti tarafından yönetilen ülkenin resmî adı “Libya Devleti” olarak belirlendi. Hazırlık süreci devam eden yeni Anayasanın kabul edilmesiyle Libya’nın siyasî yapısı nihaî halini alacak. Libya’da ekonominin açık ve şeffaf hale dönüştürülmesi hedefleniyor. Ancak bunun öncesinde yeni anayasanın yazılması, hukuksal düzenlemeler ve ilgili mevzuat hakkında gerekli reformların hayata geçirilmesi şart. Libya’yı gezerken caddelerde devrime ait izleri gözlemleyebiliyorsunuz; yıkılmış binalar, yarım kalmış yatırımlar ve duvarları delip geçen mermi izleri çok şey anlatıyor… Bütün bunların ötesinde Libyalıların yaşadığı toplumsal travma, devrimle ilgili önemli ipuçları veriyor. ülkede işler normale dönerken, hala bazı noktalarda lokal sorunlar yaşanabiliyor.

tuccar_gelenekten_gelen_millet_1.jpg

TüCCAR GELENEKTEN
GELEN MİLLET!

Tarihe göz attığımızda tüccar bir kökene sahip olduğunu gördüğümüz Libyalıların yaş ortalaması oldukça genç. Nüfusun yüzde 70’i otuz yaş sınırının altında. Devrim nedeniyle ciddi bir dönemeçten geçen Libya için normal sayılabilecek geçiş sürecinin sancılarını bir tarafa bırakıp, büyük fotoğrafa baktığımızda; ülkenin yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğunu görüyoruz. Tertemiz havası, doğal ve tarihi zenginlikleri, organik tarıma elverişli uçsuz bucaksız verimli toprakları ve ucuz enerji kaynaklarıyla dikkat çeken Libya, aynı zamanda dünyanın önemli petrol üreticilerinden biri. Ekonomide çeşitlendirme yoluna giderek birçok sektörde büyümeyi hedefleyen Libya, yatırımcılar için cazip fırsatlarla dolu. çalışanlar için ortalama ücret 450 dinar civarında, kira fiyatları biraz yüksek. Libya’da nüfusun yüzde 97’si Arap ve Berberilerden meydana geliyor. Geri kalan nüfusun yüzde 3’ü; Türk, İtalyan, Maltalı, Tunuslu, Mısırlı, Pakistanlı, Hintli ve Rumlardan oluşuyor. Nüfusun yüzde 97’sini Sünni Müslümanlar oluşturuyor.

tecrubenizden_yararlanmak_ve_isbirligi_yapmak_istiyoruz_1.jpg

HEDEF PİYASA EKONOMİSİNE GEçMEK

özelleştirme çalışmaları yürüten Libya geçici hükümeti, Türkiye başta olmak üzere birçok ülkenin bu alandaki tecrübesinden faydalanmak istiyor. Zayıf olan özel sektörün desteklenerek güçlendirilmesi ön planda olan başlıklar arasında. Piyasa ekonomisine geçiş için her türlü girişimde bulunan Libya hükümeti, ithalata mahkum olmanın önüne geçecek planlar üzerinde çalışıyor. Bu anlamda özel sektöre çeşitli destekler sunulurken, yabancı yatırımcılara vergi muafiyeti gibi kolaylıklar sağlanıyor.

libya_gecis_surecinden_istikrara_1.jpg

LİBYA’DA YATIRIM FIRSATLARI

Yatırım fırsatları arasında turizm, tarım, finans ve bankacılık öne çıkıyor. Sanayi üretimi olmayan ve bu anlamda açık bir pazar konumunda olan Libya’da, gıdanın yüzde 80’i ithal ediliyor. Yeni dönemde ekonomi yönetimi; petrol sektörünün dışına çıkarak turizm, tarım, finans ve bankacılık alanlarında açılım yapmayı hedefliyor. özellikle tarım ve turizm sektörlerinde önemli yatırım fırsatları mevcut. Orta vadede finans merkezi olmak da gerçekleştirilecek başlıca projeler arasında yer alıyor.

libyada_thy_ruzgari_1.jpg

üLKE YENİDEN İNŞAA EDİLECEK!

Devrim sırasında yaşanan tahribatın etkilerinden kurtulmak ve ekonomiyi canlandırmak için alt ve üst yapıyı yenileme, en önemli gelir kaynağı olan petrol sanayi ile petrol dışı sektörleri de geliştirme çabalarına hız vermesi beklenen Libya’nın, yeni dönemde yabancı yatırımcıların gözde pazarlarından birisi olması bekleniyor. Bu bağlamda Libya’daki iş hayatını düzenleyen mevzuatın yerleşmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesiyle Türk müteahhitler için önemli fırsatların ortaya çıkması öngörülüyor. Bu anlamda önümüzdeki günlerde Türk müteahhitlik sektörüne bağlı temsilcilerin, Libya’ya dönüşlerinin hızlanması bekleniyor.

LİBYA DOĞRUDAN YATIRIMCI İSTİYOR

Libya, al-sat şeklindeki ticari ilişkilerle sınırlı kalmayıp, Türk işadamlarının Libya’ya doğrudan yatırımda bulunmalarını bekliyor. Libya’da, Türk şirketleri için serbest sanayi bölgeleri kurulması/işletilmesi, tarım, enerji, bankacılık, lojistik, gıda, turizm, balıkçılık, sağlık ve eğitim alanlarında önemli iş ve yatırım fırsatları bulunuyor. Türk girişimcilerin, Libya’da ürettikleri ürünleri komşu ülkelere ve Afrika’ya pazarlama imkanları da mevcut. Geçiş sürecinin tamamlanmasıyla birlikte özelleştirme konusunda da önemli fırsatların ortaya çıkması bekleniyor.

libyada_altin_degerinde_yatirim_firsatlari_1.jpg

20 MİLYAR DOLARLIK PROJELER ASKIDA

Libya’yla ticaret dengesi, son yıllarda Türkiye lehine bir seyir izliyor. Yaşanan olaylar nedeniyle 2011’de Libya’ya ihracatımız 2010’daki 1,935 milyar Dolar seviyesinden (2010 yılı ithalatımız 426 milyon Dolar olmuştu) 765 milyon dolar seviyesine (ithalatımız 2011 yılında 140 milyon Dolara düştü) geriledi. Ancak 2012 Ocak-Mayıs döneminde yeniden yüksek bir ivme yakalanarak 873 milyon Dolar düzeyine (ithalat ise 2012 Ocak-Nisan döneminde 61,3 milyon Dolar olarak gerçekleşti) ulaştı. İhracatımızda başlıca kalemleri sanayi ürünleri (makine, ulaşım araçları, dokumacılık ve hazır giyim, yarı mamuller, demir-çelik, kimyasallar, diğer tüketim malları vs.) ve gıda maddeleri, ithalatımızın tamamına yakınını ise petrol ve petrole dayalı ürünler oluşturdu. İnşaat ekipmanı ve malzemeleri, otomotiv, mobilya, beyaz eşya, tekstil, gıda, elektrik ve elektronik ürünler alanlarında bu ülkeye ihracat için potansiyel olduğu görülüyor. 2010 yılı sonunda 200 kadar firmamızın toplam tutarı 20 milyar Doları bulan 300’ün üzerindeki projesi olaylar nedeniyle 2011 yılında tamamen durdu. Zarar ziyana uğramış firmalarla ilgili tazminat çalışmaları sürüyor.

TüRK BANKALARI LİBYA’DA İŞ YAPAR

Libya’da bankacılık sektörüyle ilgili önemli bir açık söz konusu. Dünya standartlarında iyi bir kaliteye sahip Türk bankalarının bu ülkede yapacağı çok önemli işler var. önceki dönemde iki ülke arasındaki bankacılık işlemlerinde Türk bankalarının verdikleri teminat mektuplarının Libya makamlarınca kabulünde sorunlar yaşanıyordu. Buna karşın, 1977 yılında ortaklaşa kurulan Arap-Türk Bankası gerek ticaret, gerek yatırım alanlarında iki ülke işadamlarına kısmen kolaylık sağladı. Bu bankanın yüzde 62.37’si Libya Dış Bank’ın kontrolünde, diğer hisseleri ise İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın sahipliğinde.

AFRİKA’NIN ENERJİ DEVİ

Afrika’nın en büyük petrol ve dördüncü büyük doğalgaz rezervlerine sahip olan Libya, uzun yıllar maruz kaldığı uluslararası ambargoların 2003 yılında kaldırılması sonrasında bu zenginliğini, özellikle 2008’in ikinci yarısına kadar petrolde görülen büyük yükselişin de etkisiyle önemli bir ticari kazanç haline dönüştürdü. 2011’de iç karışıklık ve çatışmalar sırasında durma noktasına gelen petrol üretimi, devrimin neticelenmesini takip eden aylarda hızlı bir yükselişe geçti ve 2012 Mayıs ayı itibariyle devrim öncesi seviye olan 1,6 milyon varil/gün düzeyine yaklaşıldı. Birçok ülkede faaliyet gösteren Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) 2000 yılından beri Libya‘da petrol arama faaliyetlerinde bulunuyor.

TURİZM VE SAĞLIK SEKTöRüNDE TüRKİYE GöZDE üLKE

Akdeniz‘e yaklaşık 2 bin kilometrelik kıyısı olan Libya‘nın uluslararası turizm pastasından pay almak ve ekonomiye ilave kaynak sağlamak üzere bu alanda yatırımları teşvik etmesi bekleniyor. Bu amaçla uygun yasal çerçeve ve altyapının hazırlanması halinde, Türk yatırımcılarının, gerçekleştirecekleri projelerle Libya‘da bu sektörde faaliyet göstermeleri güzel sonuçlar doğurabilir. 2009 yılında imzalanan Vize Muafiyeti Anlaşması’yla turizm alanında Libya’dan ülkemize yönelik kayda değer bir hareketlilik yaşandı. Bunun sonucunda 2008 yılında 43.779 olan ülkemizi ziyaret eden Libyalıların sayısı 2009 yılında 64.721’e yükseldi. Bu rakam 2010 yılında 60.917 ve 2011 yılında ise 53.562 olarak gerçekleşti. Libya’da sağlık sektörüyle ilgili ciddi bir boşluğun bulunması, bu alanda da önemli yatırım fırsatlarını beraberinde getiriyor. çatışmalar sırasında yaralanan binlerce Libyalının Türkiye’deki hastanelerde tedavi görmesi iki ülke arasında sağlık turizminin gelişmesine yol açtı.

VİZEDE İSRAİL’E REST, TüRKİYE’YE JEST

Uçakla en çok seyahat edilen ülke olan Türkiye’yi geçen yıl 213 bin Libyalı ziyaret etti. TESEV’in yaptığı araştırmaya göre; Arap ülkeleri arasında Türkiye’yi en çok Libyalılar seviyor ve Türkiye model ülke olarak görülüyor. İki ülke arasında vize uygulanmıyor olması da ilişkilerin karşılıklı olarak gelişmesinde rol oynuyor. Birçok ülkeye vize uygulayan Libya, pasaportunda İsrail’e giriş-çıkış damgası olan ziyaretçileri kabul etmiyor ve kapıdan geri çeviriyor.

LİBYA’NIN UNUTULMAZ LİDERİ: çöL ASLANI
öMER MUHTAR (1858-1931)

Libya‘da, İtalyanlara karşı yürütülen direniş hareketinin önderi olan ömer Muhtar, İtalyanların 1911‘de Libya‘ya çıkarma yapması üzerine Osmanlı subayları ve Senusi şeyhi Ahmed eş-Şerif es-Senusi önderliğinde başlayan direniş hareketine gönüllü olarak katıldı. ömer Muhtar 1922‘de İtalya‘da iktidara gelen Faşistlerin Libya‘yı sömürgeleştirme politikasına karşı 1923‘te Berka‘da yeni bir direniş hareketi başlattı. Cebelü‘l-Ahdar‘da yaşayan aşiretlerden topladığı gerilla güçleriyle başarılı baskınlar gerçekleştirerek İtalyan kuvvetlerine ağır kayıplar verdirdi. 11 Eylül 1931‘de bir çarpışmada yaralanarak İtalyanlara esir düştü. General Rodolfo Graziani‘nin başkanlığında bir savaş mahkemesince ölüme mahkûm edildi ve Saluk‘ta asılarak şehit edildi.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.