Son Haberler

Yüzyılın en büyük ekonomi savaşı: Çin ve Amerika

çin ekonomisinin, son yıllarda ekonomik istikrar ve gerçekleştirdiği teknoloji devrimi yeni bir savaşın fitilini ateşledi. Nitekim çin’in bu yükselişi, Amerika ile ilişkilerinin yeniden gerilmesine neden oldu. Daha da önemlisi, bu savaş önümüzdeki dönemde de devam edecek.

önümüzdeki dönemde iki ülke arasındaki bu savaş daha da kızışacak. Amerikalıları rahatsız eden çin’in ikinci büyük ekonomi olması, dünyada en hızlı kalkınan ve büyüyen ekonomi olmasından daha çok bunu gerçekleştirme yolu ve yöntemi. çin para politikaları ve döviz kuru oyunları ile para birimini sürekli düşük tutmaya çalışıyor.Bu durum başta Amerika olmak üzere birçok gelişmiş ekonominin dış ticaret açığı vermesine neden oluyor.

öte yandan küresel adil bir rekabetin sağlanmasında çin’in kendi firmalarına sağladığı doğrudan sübvansiyonlar, deyim yerindeyse bardağı taşırdı.

Amerikan politika yapıcılarını rahatsız eden diğer bir konu aynı zamanda ideolojik nitelik taşıyor. Şöyle ki, bir taraftan Amerika dünyaya demokrasi, barış, bahar havası ve serbest piyasa ekonomik modelini empoze ederken, diğer taraftan çin tam bir ‘devlet kapitalizmi’ modeli ile inanılmaz bir büyüme sergiliyor. İstikrarlı ekonomisi ve küresel ekonomideki önlenemez yükselişi ile çin, diğer yükselen ekonomi ve pazarları temsil eden ülkelere kötü örnek oluyor. En azından dünyanın daha geri kalmış ülkeleri için çin devlet destekli bir gelişim modeli ile popülaritesini artırmayı ve örnek teşkil etmeyi sürdürüyor. çin devletinin, tek partili komünist rejiminin, 25 kişiden oluşan politbürosu, ısrarcı biçimde kendi şirketlerine kaynak aktarıyor. Dolayısıyla küresel rekabet savaşında yerli firmaların arkasında durarak global rekabetteki tüm dengeleri altüst ediyor. Batı’nın artan bir oranda çin şirketlerine ya da onlarla iş yapanlara bağımlı hale gelmesi, Amerikan yönetiminin ve diğer çokuluslu şirketlerin asabını ciddi biçimde bozuyor.

Tüm bu gelişmeler, çatışma alanlarını insan hakları, iletişim özgürlüğü, demokrasi ve fikri mülkiyet hakları gibi diğer bazı konulara da taşıdı. örneğin; Google çin’i sansür ve siber saldırılar konusunda uyardı. Washington ve Bejing, İran nükleer programı ve Suriye konularında ters düştü.
çin’in para birimi Yuan üzerindeki korumacı para politikaları direkt olarak Amerikan ekonomisini ve ticaret açığını doğrudan etkiliyor. Bu durum Amerika yönetimi tarafından uluslar arası platformlarda eleştiriliyor. özellikle çin firmalarına yapılan finansal yardım ve teşviklerden dolayı haksız rekabet ortamının doğması, Dünya Ticaret örgütü ve diğer ekonomik entegrasyon veya ülkeler tarafından protesto ediliyor.

çin’de faaliyette bulunan yabancı işletmelerin ve uluslararası şirketlerin fikri mülkiyet haklarının korunması ve çevre ihlallerinin (carbon emission vb) durdurulmasına yönelik girişimler de büyük tepki çekiyor. çin’in kural dışı yöntem ve karanlık uygulamalarına yönelik eleştirilerin önemli bir boyutunu içeriyor.

Şimdiki başkan yardımcısı ve geleceğin çin devlet başkanı Xi Jinping’in geçtiğimiz şubat ayında gerçekleştirdiği Amerika ziyareti gerginliği azaltacağı ve yeni bir sayfa açılacağı beklentisi içinde olanları hayal kırıklığına uğrattı. Yeni başkan adayı önümüzdeki yıllarda da çin’in ekonomik ve sosyal politikalarında bir değişiklik olmayacağı mesajını Amerikan ve dünya kamuoyu ile net olarak paylaştı. çin’in mevcut pozisyonunu değiştirmemekte ısrarcı olmasının nedenlerinin başında içsel faktörler geliyor. örneğin, nüfus baskısı devam ediyor. Nüfusun bir kısmı yaşlanıyor, enerji, gıda, eğitim, sağlık, altyapı ve sosyal güvenlik talepleri artıyor.

Toplumun önemli bir kısmı da daha yüksek bir gelir, daha iyi bir yaşam ve modern bir çin istiyor. Daha modern bir çin’de yaşama baskısı ve artan halk talebi karşısında çin devletinin ortaya koyduğu ve inanılmaz biçimde sınırsız kaynak aktardığı ve devlet desteği sağladığı bir alan ise inovasyon ve teknoloji’ yatırımlarıdır. Amerikalı bazı yazarlara göre bugün çin dünyanın inovasyon tüccarlığına soyundu. Eskiden MC Donalds dükkanlarında çocuk menüsü yanında çin’de üretilmiş oyuncakları vermekten gayet mutlu olan Amerikan sermayesi, çin başta savunma, uçak, otomobil, gemi inşaatı, IT ve diğer üretim sektörlerinde özellikle teknoloji ve inovasyon tabanlı gelişim sağlayarak birçok üretim alanında ve ekonomik sektörde küresel piyasalarda varlığını hissettirmeye başlayınca ciddi bir panik yaşamaya başladı.

özetle, çin’in makro düzeyde yürüttüğü ekonomi ve para politikaları, Amerika’yı ve batılı diğer ekonomileri zor duruma düşürüyor. İnovasyon ve teknoloji finansmanı gibi çok stratejik bir alanda ilerlemesi, Amerikan ve Avrupa kökenli şirketleri sarsarken, rekabet avantajını çin’in lehine çeviriyor. Bu durumdan son derece huzursuz olan Obama yönetimi son günlerde atağa kalkarak, Asya ve Pasifik bölgesinde çin’i durdurmak veya en azından çin’e fren yaptırmak istiyor. Bunun için de Avusturya, Japonya ve Vietnam’ında yer alacağı yeni bir ‘TRANSPACIFIC PARTNERSHIP’ (TPP) oluşumuna ve entegrasyonuna gitmeyi hedefliyor. Böylece bölgede çok yönlü yeni bir serbest ticaret anlaşmasını imzalayarak korumacı ve devletçi politikaları devreye sokmayı ve çin’i ekonomik anlamda durdurmayı planlıyor.

Tüm bu küresel çabalar çin’in yeni lideri Xi Jinping’ni daha liberal ekonomik politikalar, daha adil rekabet koşullarının düzenlenmesi ve insan hakları ve demokrasi adına daha modern bir çin’in inşası yolunda ikna etmeye yeterli olur mu bilemeyiz. Ancak Amerika ve çin arasındaki örtülü ekonomik savaşın ve gerilimin, önümüzdeki yıllarda diğer ülkelerde de çok radikal biçimde hissedilmeye başlanacağından hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

Prof. Dr. Ali Rıza BüYüKUSLU
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası