İhracat firmalardan, destek bizden

*Türk Eximbank olarak Ocak – Kasım 2017 döneminde ihracatçılarımıza finansman desteğini bir önceki yılın aynı dönemine göre dolar bazında %16 artırarak 30,5 milyar dolardan 35,3 milyar dolara yükselttik.

*İhracat kredi sigortası ile yurt dışındaki alıcının güvenilirliğini ihracatçı değil, Eximbank olarak biz ölçüyoruz ve riskini de önemli ölçüde (%90) Eximbank üstleniyoruz.

*Sermaye malı ihracatçılarının gelişmiş ülkelerdeki alıcılarına rekabetçi alıcı kredileri ile satış yapmalarının önündeki en önemli engel olan “Yüksek Faiz Sorununu” ortadan kaldırdık.

*Gelirleri döviz cinsinden olan bir firma, eğer maliyet koşulları da uygunsa döviz cinsinden borçlanabilir. Ama gelirleri TL cinsinden olan bir firma, kesinlikle döviz cinsinden borçlanmasın.

*Türk Eximbank olarak Haziran 2011 tarihinden itibaren ihracatçıların, kur riskine karşı korunabilmelerini teminen döviz satım (put) opsiyonu ve Ocak 2015 tarihinden itibaren de döviz alım (call) opsiyonu hizmeti, yani kur riskine karşı kendilerini sigortalama olanağı sunuyoruz. 1 Aralık 2017 tarihinden itibaren de vadeli kur alım/satım (forward) işlemlerine başladık.

*Nasıl ihracat yapılacağını bilmeyen firmalarımıza ihracatın finansmanı konusunda yardımcı oluyoruz. Genel Müdürlüğümüzde ve Türkiye’de ihracatta önde gelen illerdeki şubelerimizde ve irtibat ofislerimizde ihracatçılarımıza her türlü desteği veriyoruz.

*2023 vizyonu çerçevesinde ihracatçılarımıza desteklerimizi artırarak sürdüreceğiz. Hem mevcut ürünlerimizin kapsamını genişleteceğiz hem de yeni programlar geliştirerek ihracatçımızı destekleyeceğiz.

*2018 yılında, ihracatçılarımıza desteğimizi bir önceki yıla göre artırarak 46 milyar dolar nakdi kredi ve sigorta/garanti imkânı sunmayı hedefliyoruz. Bu tutarın 29 milyar dolarının kredi, 17 milyar dolarının ise sigorta/garanti desteği olarak vermeyi planlıyoruz.

 

 Röportaj: Doç. Dr. Kazım Kılınç

Türkiye’nin gelişebilmesi, kalkınabilmesi için mutlaka yatırım yapması, katma değeri yüksek ürünleri üretmesi ve dünya pazarlarına satması, yani ihracat yapması gerekiyor. Yani üretileni ihraç etmek, özellikle de dış pazarlarda tüketicilere ulaştırmak, üretmek kadar, hatta daha büyük önem taşıyor. İşte bu noktada önemli bir sorun ortaya çıkıyor: Finansman.  Hele KOBİ ölçekli firmalar, bu sorunu çok daha fazla yaşıyor. İşin ilginç yönü, üretim ve istihdamda KOBİ’lerin belkemiği konumunda olması. Ancak ekonomide bu kadar ağırlıklı konuma sahip olan KOBİ’lerin finansman sağlamalarında zorluk yaşamaları, genel ekonomi ve ihracat için büyük bir engel oluşturuyor. İşte bu noktada KOBİ’lerin, ihracatçıların imdadına yetişen bir banka var: Türk Eximbank.  İşi sadece ihracatı, ihracatçıları tüm yönleriyle desteklemek olan Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım, geçen yıl Kasım ayında bu görevine başladı. 2017 yılından itibaren hızlı bir çalışma başlatan Adnan Yıldırım, bankayı yeniden yapılandırdı, yeni ürünlerle ihracatçılara soluk aldıracak bir süreci başlattı.

Adnan Yıldırım, hem özel sektörü hem de devleti iyi tanıyan bir isim. Zira özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptı, kamuda bürokrasinin tepesinde görev aldı. Azmi, dinamizmi ve vizyonu ile dikkat çeken, başarılı bir bankacı… Üstelik çok iddialı… Adnan Yıldırım, geçen ay Türkiye’nin tek uluslararası ekonomi/finans dergisi TURCOMONEY JÜRİSİ tarafından, TÜRKİYE’YE VE DÜNYAYA DEĞER KATANLAR ÖDÜLLERİ kapsamında YILIN BÜROKRATI ödülüne layık görüldü.

Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım, Türk Eximbank’da son bir yılda ihracatçılar için yapılan çalışmaları ve 2018 yılı hedeflerini Turcomoney’e anlattı…

-Sayın Yıldırım, Eximbank geleneksel bankacılık yapmıyor. Yani mevduat toplamıyor, yatırım bankacılığı inişi de yapmıyor. Eximbank’ın faaliyetleri hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Eximbank’ı mevduat ve yatırım/kalkınma bankalarından ayıran fark nedir? Eximbank, hangi fonksiyonları görüyor? 

EN ÖNEMLİ ÜÇ SORUN İSTİHDAM, ENFLASYON VE CARİ AÇIK

Yıldırım: Ülkemizde kalkınma ve yatırım bankaları grubunda faaliyet gösteren Türk Eximbank, aynı zamanda Türkiye’nin tek resmi destekli ihracat kredi kuruluşudur. Bu çerçevede, Eximbank, 30 yıldır ihracatçılarımıza, döviz kazandırıcı hizmet firmalarımıza ve yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitlerimize nakdi kredi ve ihracat kredi sigortası olanaklarının tek noktadan (one-stop shop) sunuyor. Dünya ticaretinde korumacı eğilimlerin arttığı bu gibi dönemlerde ihracatçılara sürdürülebilir finansman olanakları sunan, ihracatın çeşitlendirilmesi ve katma değerinin artırılması için çalışan Türk Eximbank gibi kuruluşlarının önemi daha da artıyor. Türk Eximbank yurt içi krediler, alıcı/tedarikçi kredileri ve ihracat kredi sigortası desteği olmak üzere üç ana faaliyet alanı kapsamında 28 farklı program ile finansman hizmeti sunuyor.

-İhracatçıları nasıl destekliyorsunuz, nasıl finanse ediyorsunuz?

Yıldırım: Yurt içi kredi programları ile, ihracatçılarımızın ve döviz kazandırıcı hizmet firmalarımızın üretim sürecindeki kısa ve orta-uzun vadeli finansman ihtiyaçlarını karşılıyoruz.  Özellikle orta-uzun vadeli krediler kapsamında, ülkemizin ihracat kapasitesinin artırılmasına katkı sağlamak amacıyla yatırım kredileri de kullandırılıyor.  Bu kapsamdaki kredi programları vade, faiz oranı ve firmanın KOBİ olup olmamasına göre farklılıklar gösteriyor. Böylelikle ihtiyaca göre ürün sunulmasını amaçlıyoruz. Satış sürecinde ihracatçılarımızı rahatlatmak için ise alıcıların finansman ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Böylece alıcıların kendi ülkelerindeki finansman koşullarına olan bağımlılıklarını azaltıyoruz. Bizim firmalarımızın ihracatlarını kolaylaştırmak ve istikrara kavuşturulmasını amaçlıyoruz. Alıcı kredisi niteliğindeki “Uluslararası Proje Kredileri” ve “Uluslararası Ticaretin Finansmanı” Programları kapsamında Türkiye’de yerleşik firmalar tarafından ihracatı gerçekleştirilecek dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları ihracatını iki yıla kadar, sermaye malı ihracatı ve yurtdışında üstlenilen projeleri ise on yıla kadar vadeli kredilerle destekliyoruz.

 

İHRACAT KREDİ SİGORTASI İLE RİSKLERİ MİNİMİZE EDİYORUZ

-İhracat, Türkiye için çok önemli. Ancak uluslararası pazarlara Türk malını satarken belirli riskler de söz konusu. Alacağı tahsil edememek ve başka bazı riskler ortaya çıkabiliyor. Eximbank olarak bu riskleri azaltmak amacıyla bir çalışmanız var mı?

Yıldırım: Banka olarak ihracatçılarımızın risklerini azaltmak amacıyla sigorta sistemini uyguluyoruz.  İhracat kredi sigortası programları kapsamında, ihracatçılarımızın mevcut müşterilerine yapacakları ihracatla beraber tanımadıkları bir ülkede, bilmedikleri bir firma ile ticaret yaparken karşılaştıkları belirsizliklerin yarattığı riskleri üstleniyoruz. Bu kapsamda, ihracatçının alacağını, yurtdışındaki alıcının ya da o alıcının bulunduğu ülkenin karşılaşacağı ticari ve politik risklere karşı güvence altına alıyoruz. Bir başka ifadeyle sigorta sayesinde alıcının güvenilirliğini ihracatçı değil Eximbank ölçüyor ve riskini de önemli ölçüde (%90) Eximbank üstleniyor. İhracat kredi sigortasının üç önemli işlevi var. İlki ve en çok bilineni, alacağın tahsil edilmesi yönünde güvence sağlamasıdır. İkincisi, Banka’nın sigorta poliçesinin teminat gösterilmesi suretiyle ihracatçılarımızın Eximbank’tan ve işbirliği anlaşması imzaladığı 17 ticari bankanın finansman olanaklarına erişebilmesidir. Bu kapsamda riskten arınmış alacakların iskonto edilmesi suretiyle ihracatçılarımıza yeni ve ilave finansman fırsatları sunuyoruz. Son olarak da ihracatçılara alıcılarla ve ilgili ülke hakkında bilgi sağlıyoruz, risk analizi olanağını sunuyoruz.

 

EXIMBANK, KAYNAKLARININ TÜMÜNE KULLANMADA BİRİNCİ SIRADA

-Rakamlarla Eximbank’ı anlatır mısınız? Aktif büyüklük, kar, istihdam rakamları?

Yıldırım: Türk Eximbank Kasım 2017 sonu itibariyle aktif toplamını bir önceki yılın aynı dönemine göre %34 oranında artırarak 88 milyar TL’ye yükseltti. Bu artışta, Türk Eximbank’ın mevcut 22 kredi programı ile sunduğu destekler sonucunda yıllık bazda %37,4 oranında artarak Kasım 2016’daki 59,7 milyar TL’lik seviyesinden Kasım 2017’de 82,1 milyar TL’ye yükselen krediler önemli bir rol oynadı. Bankacılık sektöründe ise son verilere göre kredi hacminde yıllık bazda %24 oranında bir artış gerçekleşti. Yılbaşından bu yana kredi stokundaki artış sayesinde önemli bir büyüme trendi yakalayan aktifleri sayesinde Eximbank Eylül 2017 itibariyle bankacılık sektöründe hem aktif büyüklüğü, hem de kredi hacmi açısından bir üst sıraya çıktı. Böylece aktif sıralamasında 10’uncu, kredi sıralamasında ise 9’uncu sıraya yükseldi. Diğer taraftan, ihracatı destekleme misyonu çerçevesinde kaynaklarının neredeyse tamamını kredi olarak kullandıran Banka, %93’lük kredi/aktif oranı ile sektörde ilk sıradadır. Ekim ayı verilerine göre bankacılık sektöründeki tüm ihracat kredilerinin %47’si de Türk Eximbank’a ait. Türk Eximbank ihracatçılarımızı uygun maliyetlerle destekleme hedefi doğrultusunda kâr amacı gütmemekle birlikte faiz oranlarını öz kaynaklarını enflasyon karşısında koruyacak şekilde belirlemeye özen gösteriyor. Bu kapsamda, Banka’mızın kârı yıllık bazda %21 oranında artarak 498 milyon TL’ye ulaştı. Türk Eximbank olarak, ticari bankalarda olduğu gibi geniş şube ağımız yok, az sayıda ama nitelikli bir kadro ile çalışıyoruz. Banka’nın 2017 Aralık ayı itibariyle 637 çalışanı bulunuyor.

 

EXIMBANK’I YENİDEN YAPILANDIRDIK

-Eximbank’ın 2017 yılı performansı? Neler yapıldı? Hangi projeler hayata geçirildi? İhracatçılara ne kadarlık kaynak sağlandı?

Yıldırım: Kasım sonu itibariyle Genel Müdür olarak Türk Eximbank’ta bir yılımı tamamladım. Türk Eximbank Ocak – Kasım 2017 döneminde ihracatçılarımıza sağladığı toplam finansman desteğini bir önceki yılın aynı dönemine göre dolar bazında %16 artırarak 30,5 milyar dolardan 35,3 milyar dolara yükseltti. Bu desteğin 21,9 milyar doları nakdi kredi, 13,4 milyar doları ise ihracat kredi sigortası olarak sağlandı. Bunun sonucunda her 100 dolarlık ihracatın yaklaşık 25 doları Türk Eximbank tarafından finanse edildi. Türk Eximbank’ta 2017 yılında gerçekleştirdiklerimizi üç ana başlık altında toplayabileceğimi düşünüyorum. Öncelikle daha fazla ihracatçımıza ulaşarak onlara daha fazla finansman desteği sağlamaya yönelik olarak Türk Eximbank’ı yeniden yapılandırdık. 30 yıldır var olan bir yapıyı ihracatçılarımız ile doğrudan çalışmaya daha fazla olanak tanıyacak şekilde yeniden düzenledik. Bu kapsamda, Türk Eximbank’ta ticari bankalara benzer bir yapının oluşturulması amacıyla istihbarat, analiz ve tahsis birimleri kurularak firmaların doğrudan analizi mümkün kılındı. Ayrıca, firma rating (derecelendirme) sistemi de çalışmaların hızlandırılması ile yılsonu için hedeflenirken Mayıs ayında uygulamaya alındı. Banka KGF – PGS sistemine ise 2017 yılının Haziran ayında katıldı.

 

TEMİNAT MEKTUBU DIŞINDAKİ TEMİNATLARLA KREDİ KULLANDIRIYORUZ

-Kredi talebinde bulunan firmaların en büyük sıkıntılarından biri, bankalar tarafından talep edilen teminat mektuplarını temin etmekte zorlanmaları. Siz bu konuda neler yaptınız, neler yapıyorsunuz?

Yıldırım: Bu kapsamda Türk Eximbank’a doğrudan başvuran firmaları analiz etmeye ve gerekli görülen teminatları ki yeni uygulamada artık banka teminat mektubu dışındaki teminatlarla (ipotek, işletme rehni ve şahsi kefalet vb.) da kredi kullandırmaya başladı. Önümüzdeki dönemde banka teminat mektubu dışındaki teminatlarla kredi kullandırılması uygulamasının kapsamını genişletmeyi hedefliyoruz.

 

EXIMBANK, TÜRKİYE’YE YAYILACAK

-Eximbank, son zamanlarda şubeleşmeye büyük bir hız verdi. Bu konudaki çalışmalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

Yıldırım: 2017 yılında şubeleşmek amacıyla önemli adımlar attık. 2017 sonuna kadar 8 şube açmış olacağız. Ayrıca ihracat potansiyeli yüksek olan Organize Sanayi Bölgelerinde de Eximbank olarak irtibat ofisleri aracılığı ile hizmet sunmaya başladık. Sunduğumuz hizmetleri doğrudan ihracatçılarımıza ulaştırmak amacıyla geçmiş dönemde açtığımız irtibat bürolarımızı şubeleştiriyoruz. 2017 yılında Denizli, Bursa ve Adana şubelerini açtık. Yıl bitmeden Antalya, Konya, Kayseri, Gebze ile İstanbul Avrupa Yakası da şube olarak hizmet vermeye başlayacak. Bunlara Ankara, İzmir ve Gaziantep’i eklediğimizde yılsonunda şube sayımız 11’e yükselecek. Hâlihazırda yeni şubelerimizden kredi kullandırılıyor. Tamamlanmak üzere olan altyapı çalışmaları sayesinde yakında tüm şubelerimiz alacak sigortası hizmetini de ihracatçılarımıza sunabilecek. Bunlara ek olarak, ihracatımızdaki ilk 20’de yer alan illerde, büyük organize sanayi bölgelerinde ve Bankamızın faaliyet göstermediği ihracat potansiyeli olan yerlerde de kademeli olarak yeni irtibat büroları açıyoruz. Bu çerçevede ilk uygulamayı Nisan ayında Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ile gerçekleştirdikten sonra Temmuz’da Manisa Organize Sanayi Bölgesinde, Ağustos’ta Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinde, Eylül ayında ise Eskişehir Ticaret Odası bünyesinde birer irtibat noktası açtık. Bugün itibariyle sayısı 6’ya ulaşan irtibat noktalarında Türk Eximbank’ın faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olan personel istihdamı ile hem hizmetlerimize erişimin kolaylaştırılmasını hem de ihracata yönelmenin avantajları konusunda farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz. Çağrı Merkezimizi ise aralık ayı sonu itibarıyla açmış olacağız. Bu çalışmalar kapsamında son 1 yıl içinde kredi müşterimiz olan firma sayısı %16 artarak 7.397’ye ulaşırken, sigortalı ihracatçı sayımız %12 oranında büyüyerek 2.908 oldu. 2018 yılı için henüz yeni şube açma planımız yok.

 

3,7 MİLYAR DOLARLIK FON SAĞLADIK

-KOBİ’lerin yaşadığı çok önemli problemlerin başında finansman geliyor. KOBİ’ler, TL cinsinden finansmana ulaşmada zorluk yaşıyor. KOBİ’lerin bu sorununa çözüm getirmek için bir çalışmanız oldu mu?

Yıldırım: KOBİ’lerimizin TL finansmana erişimde yaşadıkları sorunu çözmek amacıyla fonlaması öz kaynaklarımız ile yapılan kısa vadeli TL ihracat kredilerimizi sadece KOBİ niteliğindeki firmalara kullandırma kararı aldık. Bu kapsamda, 2017 yılı içerisinde KOBİ’lerimize 2,5 milyar TL ek kaynak yarattık. Bunlara ek olarak, ihracatçılarımız ve yurt dışında faaliyet gösteren müteahhitlerimize sağladığımız finansman olanaklarını artırmak amacıyla uluslararası piyasalardan da fon temin ediyoruz. Ocak-Kasım 2017 döneminde uluslar üstü kuruluşlardan ve dünyanın önde gelen bankalarından sendikasyon kredisi ve ikili ticari krediler ile eurotahvil ihraçları yoluyla oldukça uygun maliyetlerle 3,7 milyar dolar tutarında fon sağladık. Orta-uzun vadeli fon teminine verdiğimiz önem doğrultusunda bu tutarın  974 milyon doları orta-uzun vadelidir.

Türk Eximbank aynı zamanda ihracatçılarımızın ve müteahhitlerimizin yurt dışında rekabet güçlerinin artırılabilmesi amacıyla diğer ihracat kredi kuruluşları ile işbirliğine de gidiyor. Bu işbirliği anlaşmaları; üçüncü ülkelerde ortak gerçekleştirilecek projeler kapsamında her kuruluşun kendi ülkesinden gerçekleşen ihracata doğrudan kredi, garanti ve sigorta desteği sağlaması veya kuruluşlar arası bilgi alışverişi ve eğitim olanakları sağlanması şeklindedir. 2017 yılı içerisinde Belçika’nın Credendo, İtalya’nın SACE, Japonya’nın NEXI, İngiltere’nin UKEF, G. Kore’nin K-SURE ve Eximbank Tayland ile işbirliği anlaşmaları imzalandı. Fransa’nın BpiFrance, Japonya’nın JBIC ve Macaristan’ın MEHIB kuruluşlarıyla da işbirliği anlaşmaları imzalanması için çalışmalar devam ediyor. Diğer taraftan Türk Eximbank Asya kıtasında yer alan üye ülkelerin ihracat kredi kuruluşları arasındaki iş birliğini geliştirmek amacıyla kurulan Asya Eximbankları Forumu’nun kasım ayındaki 2017 Yıllık Toplantısı’nda daimi üye statüsü kazandı. Bu toplantıda, Forum üyesi kuruluşlarla ticaretin artırılması amacıyla karşılıklı kredi hatları açılmasına yönelik çerçeve anlaşmaları da imzaladık. İslam ülkeleri ihracat destek kuruluşları birliği mahiyetinde olan Aman Union’ın genel sekreterliği ise 1 Kasım 2017 tarihinde Türk Eximbank’a geçti, iki yıl boyunca Genel Sekreterlik görevini ben yürüteceğim.

 

AFRİKA’DAKİ TÜRK FİRMALARINA 160 MİLYON DOLARLIK KREDİ DESTEĞİ

-2017’de yabancı ülkelere sağlanan krediler/destekler hakkında bilgi verir misiniz?

Yıldırım: Uluslararası krediler programlarımız ile Türkiye’den gerçekleştirilecek mal ihracatına veya yurt dışındaki projelere yönelik yurt dışındaki alıcılara kredi kullandırıyoruz. Kredinin borçlusu, devlet garantisi altında ilgili ülkenin kamu kurum ve kuruluşları olabildiği gibi Türk Eximbank tarafından muteber kabul edilerek limit tahsis edilen yurt dışı bankalar da olabiliyor. Uluslararası Proje Kredileri İle Uluslararası Ticaretin Finansmanı programları kapsamında Türkiye’de yerleşik firmalar tarafından ihracatı gerçekleştirilecek dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları 2 yıla kadar, sermaye malı ihracatı ve yurt dışında üstlenilen projeler ise 10 yıla kadar (proje kredilerinde bazı sektörlerde 18 yıla kadar) vadeli kredilerle destekleniyor. 2017 yılının 11 aylık döneminde ihracatçılarımızın ve proje üstlenen firmalarımızın yurt dışındaki alıcılarına yaklaşık 160 milyon Dolar finansman desteği sağladık. Yine 2017 yılında Uluslararası Proje Kredileri kapsamında müteahhitlerimiz tarafından Afrika’da üstlenilecek 2 projeye yaklaşık 250 milyon Dolar tutarında kredi tahsis ettik. Afrika ülkelerinde daha fazla risk alarak ihracatçılarımızı desteklemeye devam edebilmek için, ülkelerin geri ödememe riskinin sigortalanması için uluslararası sigorta kuruluşları ile işbirliği çalışmaları gerçekleştirdik. Uluslararası proje finansmanında risk üstlendiğimiz ülkeler genellikle Afrika ülkeleri iken Uluslararası Ticaretin Finansmanı programları kapsamında Asya’dan Amerika’ya kadar dört kıta ve 28 farklı ülkede yerleşik alıcılara finansman desteği verdik. Bu dönemde ayrıca yurt dışı bankalar ile kurduğumuz kredi hattı ağımızı genişletmeye devam ettik ve portföyümüze katılan 4 yeni banka ile Bankamızın imzaladığı kredi anlaşmalarının toplam tutarı 230 Milyon Dolara ulaştı. Bunun yanında, Ekonomi Bakanlığımızın desteğiyle, sermaye malı ihracatçılarının gelişmiş ülkelerdeki alıcılarına rekabetçi alıcı kredileri ile satış yapmalarının önündeki en önemli engel olan “Yüksek Faiz Sorununu” ortadan kaldırdık. Uygulamaya konan destek kapsamında, gelişmiş ülkelerdeki alıcılara OECD üyesi ülke Eximbank’larınca verilebilecek en düşük faiz oranı olan Ticari Referans Faiz Oranını (CIRR) üzerinden, ihracatçılarımızın rakipleri ile eşit koşullarda finansman sağlamaya başladık.

 

2017 YILI HEDEFİNE ULAŞTIK

-2017 yılı hedefleri ne idi? Hedeflere ulaşıldı mı?

Yıldırım: Türk Eximbank olarak 2016 yıl sonunda 33 milyar dolar olan toplam finansal desteğimizi 2017 yıl sonunda 40 milyar dolara kadar artırma hedefi koyduk. Ocak-Kasım 2017 döneminde hedeflerini gerçekleştirme konusundaki performansı dikkate alındığında yıl sonunda bu tutara oldukça yaklaşacağımızı düşünüyorum.

 


DÖVİZLE BORÇLANAN İHRACATÇILARA TAVSİYELER


-Yurtdışından döviz cinsinden borçlanan firmalara neler tavsiye ediyorsunuz

Yıldırım: Gelirleri döviz cinsinden olan bir firmanın, eğer maliyet koşulları da uygunsa döviz cinsinden borçlanmasında bir sakınca olmadığını düşünüyorum. Zaten bu doğal bir koruma sağlıyor. Burada asıl konuşulması gereken gelirleri TL cinsinden olan bir firmanın döviz cinsinden borçlanması. Böyle bir durumda firma kur riskine açık hale geliyor. Bu riskten korunmak için ise finansal araçlar bulunuyor. Vadeli alım/satım (forward) işlemleri ve opsiyon sözleşmeleri bunlardan ilk akla geleni.

 

İHRACATÇILARI, KUR RİSKİNE KARŞI SİGORTA İLE KORUYORUZ

-Firmalar, kur riskini nasıl bertaraf edebilir? İhracatçılar, KOBİ’ler bu konuda neler yapmalı?

Yıldırım:Ülkemizde döviz kurunda son dönemde yaşanan gelişmeler ve oynaklığa bakıldığında, kur riski yönetimi hususunda ihracatçıların son derece bilinçli davranmaları gerektiği açıktır. Kur riskini etkin yönetemeyen ihracatçıların başlangıç bütçelerinde karlı görünen işlemlerinden aleyhe kur gelişmesi nedeniyle zarar edebildiği sıkça görülüyor. Kur riskinin yönetimi amacıyla vadeli işlemlerin kullanımının yaygınlaştırılması özellikle döviz kuru istikrarına katkı sağlayacak ve kur üzerindeki ani şokların etkisini azaltacaktır. Türk Eximbank olarak Haziran 2011 tarihinden itibaren ihracatçıların, kur riskine karşı korunabilmelerini teminen döviz satım (put) opsiyonu ve Ocak 2015 tarihinden itibaren de döviz alım (call) opsiyonu hizmeti, yani kur riskine karşı kendilerini sigortalama olanağı sunuyoruz. 1 Aralık 2017 tarihinden itibaren de vadeli kur alım/satım (forward) işlemlerine başladık. Vadeli kur alım/satım işlemleri, bildiğiniz gibi opsiyon işlemine kıyasla daha basit bir yapıya sahip ve bu nedenle bankacılık sektöründe daha yoğun bir şekilde kullanılıyor.

Vadeli kur alım/satım işlemleriyle herhangi bir prim ödemesi yapmaksızın piyasa şartlarında belirlenen vadeli kurlar üzerinden vadeli döviz alım ya da satım işlemleri yapılabiliyor. Bu işlemin opsiyondan temel farkı vade sonunda işlemin başlangıçta belirlenen kur seviyesinden gerçekleştirilmesi zorunluluğudur. Bankamız, opsiyon işlemlerinde olduğu gibi vadeli kur alım/satım işlemlerinde de kar maksadı gözetmeksizin fiyatlama yapacağından bunu bankacılık sektörüne kıyasla daha uygun bir maliyetle sunacak. Bankamız tarafından uygulanacak “nakdi uzlaşmalı vadeli alım/satım işlemlerinden” ilk etapta bizimle “Türev İşlemler Çerçeve Sözleşmesi” imzalamış olan mal ve döviz kazandırıcı hizmet ihracatçısı firmalarımız yararlanabilecek. Sonraki aşamada bu hizmetin Bankamız müşterisi olmayan ihracatçılarımıza da sunmayı hedefliyoruz. Bu tür ürünler ihracatçıların doğal faaliyetleri sonucu almış oldukları kur riskinin yönetimi açısından önemli olmakla birlikte, bu vadeli işlemlerin kullanımının yaygınlaştırılması ise özellikle döviz kuru istikrarına katkı sağlayacak ve kur üzerindeki ani şokların etkisini azaltacak. Dolayısıyla ihracatçılarımızın rekabet gücünü destekleyecek. Sorunun ikinci kısmına gelirsek, büyük ölçekli ihracatçılarımız döviz kuru yönetimi konusunda daha deneyimli ve bu riski yönetebilecek personele sahipler. Ancak, KOBİ’lerimiz bu konuda tecrübesiz. Burada bizim hedefimiz öncelikle, vadeli kur alım/satım işlemlerinin ne olduğunu, nasıl işlediğini ve bu imkandan yararlanarak kur riski nedeniyle karşılaşabilecekleri zararları nasıl asgariye indirebilecekleri konusunda KOBİ’lerimizi bilgilendirmektir. Böylece firmalarımız, vadeli kur alım/satım işlemlerini kullanabiliyor,  riskleri düşünmeden ihracatlarını gerçekleştirebiliyor.

 

İHRACATA YENİ BAŞLAYAN FİRMALARA DESTEK VERİYORUZ

-İhracata yeni başlayan veya başlamak isteyen firmalara yönelik bilgilendirme/destek çalışmalarınız var mı? Neler yapıyorsunuz?

Yıldırım: Türk Eximbank Türkiye’de ihracat denince akla gelen kuruluşların başında geliyor. Kasım sonu itibarıyla kredi ve sigorta kullanan 8.867 ihracatçıya hizmet ediyoruz. Bu firmaların yüzde 59’u KOBİ niteliğinde. Gidecek çok yolumuz var. Türkiye’de 67 bin ihracatçıyla beraber döviz kazandırıcı hizmetler dahil edildiğinde yaklaşık 100 bin firma var. Bu firmalar bizim hedef kitlemizi oluşturuyor. Tabi bunlar haricinde henüz ihracat yapmamış fakat ileride ihracat yapmak isteyen birçok firma var. Nasıl ihracat yapılacağını henüz tam anlamıyla bilmeyen firmalarımıza ihracatın finansmanı konusunda yardımcı olabiliyoruz. Genel Müdürlüğümüzle beraber Türkiye’de ihracatta önde gelen illerde kurmuş olduğumuz şube ve irtibat ofislerimiz bunun için var. Aktif bir pazarlama atağı başlattık. Tüm bunlarla beraber Türk Eximbank olarak kendimizi tanıtmak amacıyla bilfiil ben ihracatçılarımız ile her türlü platformda bir araya gelerek onlarla interaktif bir iletişim içindeyim. Biliyoruz ki ihracatçılarımızın ihracat sürecinde karşılaştığı sorunların başında finansman geliyor. Finansman konusunda sunmuş olduğumuz çözümlerle ihracatçılarımıza bulundukları yerde hizmet veriyoruz. Yakın ve yerinde çalışma ile kredi ve sigorta/garanti imkanlarını daha iyi tanıtabileceğimize ve hiç ihracat gerçekleştirmemiş firmalarımızı da ihracata teşvik edebileceğimize inanıyorum.

-Eximbank olarak yabancı ülkelerdeki çalışmalarınız hakkında  bilgi verir misiniz? Yabancı ülkelerde şube açmak yönünde bir çalışmanız var mı?

Yıldırım-Türk Eximbank olarak, artık yurt dışında da temsilci bulundurmaya başladık. TİM’in yurt dışında açtığı Türk Ticaret Merkezlerinde Eximbank irtibat ofisleri kurulacak. Bu kapsamda, Bankamızın ilk temsilcisi yakın zamanda Tahran’da göreve başlamıştır.

 


TÜRK EKONOMİSİ İYİ PERFORMANS GÖSTERDİ


-Ekonominin gidişatını nasıl görüyorsunuz?

Yıldırım: Türkiye, 2016 yılında oldukça zorlu bir süreçten geçmişti. Sadece ulusal ve küresel ekonomik gelişmelerden değil; iç ve dış siyasette esen rüzgârlardan da etkilenmiştik. 2017 yılına girerken dünya ekonomisinin ajandası jeopolitik gerilimler ve siyasi risklerle yüklüydü. Buna rağmen genel olarak 2016 yılından daha iyi bir performans sergileneceği beklentisi hâkimdi. 2017’yi geride bırakırken görmekteyiz ki küresel ticaret ve finans piyasalarında yaşanan gelişmeler bu olumlu beklentileri büyük oranda karşılamış vaziyette. Sadece ABD ve Euro Bölgesi gibi gelişmiş ekonomilerin değil aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ülke ekonomilerinin de bu süreçte olumlu seyrettiğini gördük. Gerek gelişmiş, gerek gelişmekte olan ekonomiler için senkronize bir büyümeden bahsedebiliriz. Türkiye ekonomisi 2017 yılına politik belirsizlikleri arkasında bırakarak girdi. Alınan tedbirlerin desteğini de yılın ilk yarısındaki büyüme rakamlarında gördük. Türkiye ekonomisi 2017 yılının ilk yarısında yüzde 5,1 ile güçlü bir ekonomik büyüme performansı ortaya koydu. Bu performans ile OECD ülkeleri içinde en çok büyüyen ülkelerden biri oldu. 2017 yılının tamamında ise OVP hedefi olan yüzde 5,5’i yakalaması, hatta aşması yüksek ihtimal. Önümüzdeki üç yılı kapsayan 2018-2020 Orta Vadeli Planda öngörülen yüzde 5,5’lik büyümede ise büyümenin kalitesi ile net ihracatın (dış talebin) katkısının belirleyici olacağını düşünüyorum. Küresel senkronize büyüme teması altında yakalanan toparlanmanın da devam etmesini bekliyorum.

 

EN ÖNEMLİ ÜÇ SORUN İSTİHDAM, ENFLASYON VE CARİ AÇIK

-Size göre Türk ekonomisinin en önemli üç sorunu nedir?

Yıldırım: 2018-2020 Dönemi Orta Vadeli Plana baktığımızda hükümetimizin büyümenin hızlandırılmasının, istihdamın artırılmasının ve gelir dağılımının iyileştirilmesinin temel amaçlar olarak belirlediğini görüyoruz. Bu noktadan hareketle istihdam seferberliği ve güçlü ekonomik aktiviteye rağmen işgücü piyasasındaki iyileşmenin ve toparlanmanın yavaş seyrettiğini görüyoruz. Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre Ocak döneminde yüzde 11,8 olan işsizlik rakamları Ağustos’ta 10,8’e geriledi. Bu güçlü büyümenin yeteri kadar istihdam yaratamamasının bir sorun olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla büyümenin istihdamı artıran yatırımlar öncülüğünde olması gerekiyor. Ekonomik büyümenin hızı kadar niteliği de önemli. Bir diğer sorun ise, cari açığımız. 2014 ve 2015 yıllarındaki toparlanmanın ardından 2016 yılında turizm kaynaklı sorunlarla sekteye uğramıştı. Enerji fiyatlarından gelen olumlu katkının ortadan kalkması ile açığın genişlemeye başladığını görmüştük. 2017 yılında turizm gelirlerinde toparlanma görmemize rağmen enerji ve altın ithalatındaki artışlar açığın artmasına neden oldu. Dolayısıyla cari açıktaki iyileşme petrol fiyatlarının ve turizm gelirlerinin seyrine bağlı bir görünüm ortaya koyuyor. Üüçüncü sorunumuzun enflasyon olduğunu düşünüyorum. Çünkü enflasyon ülkedeki gelir dağılımını olumsuz etkiler. Bunu şöyle açıklayayım. Enflasyonist bir ortamda tasarruf edebilme imkanı olan kesim yüksek reel faizden yararlanırken, toplumun gelir düzeyi düşük kesimi bu imkana sahip olmadığından gelir dağılımı giderek bozulur. Enflasyonun bir diğer maliyeti ise tüketiciler ile yatırımcıların tüketim ve yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor. .

 

KÜRESEL VE BÖLGESEL ÖLÇEKTE RİSK ALGISI, TÜRKİYE’Yİ ETKİLİYOR

-Döviz kurlarında son zamanlarında aşırı dalgalanmalar, yükselişler yaşanıyor. Bunu  nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yıldırım: Önce bir hatırlatma ile başlayayım. Türkiye’de dalgalı döviz kuru rejimi sürdürülüyor. Dolayısıyla döviz kuru bir politika aracı olarak kullanılmıyor. Döviz arz ve talebini belirleyen unsurlar iktisadi temeller, uygulanan para ve maliye politikaları ile uluslararası gelişmeler ve beklentilerdir. O nedenle dalgalanmanın sebebini yurt içi ve yurt dışı kaynaklı olarak ikiye ayırmak gerekir diye düşünüyorum. Yurt dışına baktığımızda özellikle Amerikan Merkez Bankası FED’in bilançosunu küçültmeye başlayacağını duyurmasının da etkisiyle başlayan bir süreç var. ABD’de faizlerin artacak olmasından dolayı tıpkı diğer gelişmekte olan ülkelerin olduğu gibi Türkiye de bundan etkileniyor. Küresel ve bölgesel ölçekte artan jeopolitik risk algısı da bizim de içinde bulunduğumuz gelişmekte olan ülkelere yönelik fon ve sermaye akışını kesintiye uğratabiliyor. Döviz kuru yurt içindeki gelişmelerden etkileniyor. Yaşanan politik gerginlikler veya çevremizdeki ülkelerle yaşadığımız jeopolitik anlaşmazlıklar bu dalganın boyutunu etkiliyor. Geçtiğimiz ay içerisinde artan bu oynaklığa karşı Merkez Bankası’ndan hamleler geldiğini gördük. Örneğin bankaların gecelik borç alma limitlerini düşürdü. 6 Kasım’da reeskont kredi ödemelerinde sabit kura geçerek rezerv opsiyonu mekanizması kapsamında döviz imkanı sınırında indirime gitti. Ardından 20 Kasım’da TL uzlaşmalı vadeli döviz satım ihalelerine başladı.

 

İHRACATIMIZDA YENİDEN YÜKSELİŞ TRENDİNE GİRDİK

-Türkiye, özellikle 2011 yılına kadar ihracatça büyük bir atılım gerçekleştirdi. Sonra Ortadoğu’da ve bölgemizde yaşanan sorunlar nedeniyle ihracat kanalları tıkandı. Türkiye, 145-155 milyar dolarlık ihracat aralığında gidip geliyor. Bu kısır döngü nasıl kırılabilir? Türkiye, ihracatçılar ne yapmalı?

Yıldırım: Küresel ve bölgesel alanda yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmeler hem daralan talep kanalıyla hem de dış ticaret ortaklarına özgü sorunlar sebebiyle ülkelerin dış ticaretinde etkili oluyor. Özellikle Türkiye gibi gelişen ülkelerin ihracat performansında belirleyici olan bu faktörler ihracatçıların katma değerli ürünler ile pazar çeşitlendirilmesine gitmesiyle çözümlenebilir. Türk ihracatçıları da bu doğrultuda hem ürün çeşitliliğiyle hem de farklı karakteristik özelliklere sahip pazarlara ulaşabilme imkanı ile 2017’nin ilk 10 ayında geçen seneye göre %10,3’lük bir artış yakaladı. 2002 yılında ihracatımızın %56,7’sini Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gerçekleştirirken, 2017 yılında bu oran %47’e geriledi. İhracattaki belirli bölgelerde toplanma riskinin giderilmesi adına yapılan pazar çeşitlendirilmesi sonucu Yakın ve Orta Doğu, Kuzey ve Orta Amerika ülkelerinin ihracatımızdaki payı artış gösterdi. Pazar farklılaştırmasında ihracatçılarımızın piyasa değişikliğine uyum sağlayabilmesinin olumlu etkisinin yanı sıra Ekonomi Bakanlığımız tarafından gerçekleştirilen nitelikli ticaret anlaşmaları ve pazar araştırmalarına yönelik devlet teşvikleri, uluslararası ticarette rekabet gücümüzü arttırmak adına önemli rol oynadı. 2016 yılının son çeyreğinde başlayan ve 2017 yılında devamlılık gösteren Dünya ticaret hacminin olumlu sinyaller vermesine paralel olarak daha önce de belirttiğim gibi 2017 yılında Türkiye ihracatının planlananın (OVP) üzerinde artacağı öngörülüyor. Gelecek yıllara ilişkin artan ihracat performansı beklentisi ihracatta yeniden yükseliş trendine gireceğimize işaret ediyor.

-Türkiye, 2023 yılı için iki önemli hedef ortaya koydu. 500 milyar dolarlık ihracat ve Türkiye’nin en büyük 10 ekonomisi arasına girmek. Fakat son yıllarda dünyadaki ve bölgemizdeki sorunlar nedeniyle bu hedeflere ulaşma konusunda bir yavaşlama söz konusu. Türkiye, 2023 yılında bu hedeflerine ulaşabilir mi?

Yıldırım: Öncelikle 2009 yılında 2023 ihracat hedefi ortaya konulurken 2008 verisinden hareketle ki, o zaman dünya ticareti 16,2 trilyon dolar düzeyindeydi. Üç senaryoya göre dünya ticaretinin ne olacağı hesaplanmıştı. Son beş yıllık büyüme hızı da dikkate alınarak dünya ticaretinin 2023 yılında 34,5 trilyon dolar olacağı öngörülmüş ve Türkiye’nin dünya ticaretinden yüzde 1,5 pay (500 milyar dolar) alması hedeflenmişti. Geldiğimiz noktada ise son 8 yıl itibari ile dünya ticareti 16 trilyon dolar etrafında takılıp kalmış durumda. O dönemde yüzde 0,7 olan dünya dış ticaretindeki payımız DTÖ’nün Ağustos 2017 verilerine göre yüzde 0,97’ye yükselmiş durumda. 2018 yılında da bunun yüzde 1’e çıkacağını bekliyoruz. Öte yandan, bildiğiniz gibi 2017 yılında 153,3 milyar dolarlık ihracat hedefi belirlenmişti. Yeni OVP’de bu rakam 156,5 milyar dolara yükseltildi. Ancak, açıklanan son ihracat rakamlarına baktığımızda bu hedefi de aşacak görünüyoruz. Dolayısıyla ihracatımız önemli bir ivmelenme yaşıyor. 2018-2020 dönemi boyunca yıllık ortalamada reel olarak ihracatın yüzde 5,8; ithalatın ise yüzde 4,7 oranında artacağı öngörülüyor. Yeni OVP’deki 2018 (169 milyar dolar), 2019 (182 milyar dolar) ve 2020 (195 milyar dolar) için belirlenen ihracat hedeflerimiz dikkate alındığında ve Dünya ticaretinin önümüzdeki 3 yılda, son sekiz yılda olduğu gibi 16 trilyon civarında seyredeceği varsayımı altında Türkiye’nin dünya ticaretinden alacağı payın 2020 sonunda yüzde 1,2’ye yükseleceğini söyleyebiliriz. İhracatın artırılması amacıyla üretilen politikaların finansman yönünde Türk Eximbank önemli bir yer tutuyor. İhracatçının finansman ihtiyaçlarının düşük maliyetlerle karşılanmasını teminen Bankamız önemli görevler üstleniyor. İhracatın yanında döviz kazandırıcı hizmetlerin de destek kapsamında olmasıyla ülkemizin döviz gelirlerinin arttırılmasında çalışmalarımızı yoğunlaştırıyoruz. Yurt dışı müteahhitlik sektörünün, yurt içi üretim ve ihracata katkı yapacak şekilde destekliyoruz. 2023 vizyonu çerçevesinde tüm bu desteklerimizi artırarak sürdüreceğiz. Hem mevcut ürünlerimizin kapsamını genişleterek hem de yeni programlar geliştirerek ihracatçımızı destekleyeceğiz.

-Özellikle Afrika ve Güney Amerika yeni pazarlar olarak büyük önem taşıyor. Bu pazarlara yönelik çalışmalarınız var mı?

Yıldırım: Afrika ve Güney Amerika ülkelerine yönelik olarak ihracatçı firmalarımızın artan talepleri göz önüne alarak sigorta programları çerçevesinde ihracatçılarımıza sağladığımız desteğin artırılması için çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Her iki bölgedeki ülkelerle ilgili en önemli sorun siyasi belirsizlikler ve az gelişmiş ekonomik yapılar nedeniyle ülke risklerinin oldukça yüksek olması. ihracatçılarımızın pazar payı ve rekabet gücü kazanması için Ekonomi Bakanlığı tarafından bölge ülkeleri için sağlanan gerek kaynak gerekse enformasyon desteğiyle birlikte Bankamız sigorta programları kapsamında ihracatçılarımıza sigorta desteğini artırdık. Önümüzdeki süreçte de aynı şekilde desteğimizi artırmaya devam etmeyi hedefliyoruz. Alıcı kredisi niteliğindeki uluslararası kredi programlarımız kapsamında Türk müteahhitlik firmalarının Afrika’da üstlendikleri projeler için finansman desteği sağlıyoruz. Böylece bir yandan müteahhitlerimizin yurt dışında iş üstlenmesine imkan tanırken, diğer yandan Afrika’da Türk firmalarının ve yaptıkları işlerin kalitesi ve bilinirliğini de artırıyoruz. Bu da gerek taahhüt işleri, gerekse mal ve hizmet ihracatı açısından Türkiye’nin bu pazarlarda önünü açıyor. Bu tür pazarlara yönelik desteklerimizin artırılması amacıyla yaptığımız bir çalışma ise ödeme güçlüğü yaşayan ülkelerde müteahhitlerimizin gerçekleştireceği projelere karşılık borçlu ülkelerden, nakdi ödeme yerine, ihtiyacımız olan emtianın, maden ya da başka bir ürünün alınması sureti ile borcun kapatılmasını hedefleyen “emtia bazlı finansman modeli” üzerinedir. Halihazırda, Afrika ve Orta Asya’da yer alan 8 ülke hedef ülke olarak belirlendi. Bu ülkelerin Türkiye ile ticari ilişkilerinin, rezervlerinin ve ne tür projelerin desteklenebileceğinin belirlenmesine yönelik çalışma ve toplantılar Ekonomi Bakanlığı ve diğer paydaşlarımız ile birlikte sürdürülüyor. 2018 yılında bu kapsamda en azından bir ülke ile pilot çalışma olarak işlem yapmaya başlayabileceğimizi düşünüyorum.

 


2018 YILINDA 46 MİLYAR DOLARLIK DESTEK SAĞLAYACAĞIZ


-2018 yılı hedefleriniz neler?

Yıldırım: Türk Eximbank olarak her yıl bir önceki yıla göre daha fazla ihracatçı firmamızın Eximbank’ın sunduğu kredi ve ihracat kredi sigortası olanaklarından haberdar olması ve faydalanması temel hedefi çerçevesinde adımlarımızı atıyoruz. Bu kapsamda 2018 yılında, ihracatçılarımıza desteğimizi bir önceki yıla göre artırarak 46 milyar dolar nakdi kredi ve sigorta/garanti imkânı sunmayı hedefliyoruz. Bu tutarın 29 milyar dolarının kredi, 17 milyar dolarının ise sigorta/garanti desteği olarak vermeyi planlıyoruz. Dolayısıyla, Bankamızın kredi ve ihracat kredi sigortası/garantisi faaliyetleri ile sağladığı toplam finansman desteğinin ihracata oranı 2018 sonunda %27’ler seviyesine yükseltilecek. 2017 yılı faaliyetlerimizde bahsettiğim üzere, Türk Eximbank gerçekleştirdiği reorganizasyon faaliyetleri ile bir ihracat kredi kuruluşu olmasına ek olarak, ticari bankalara daha fazla benzeyen ve ihracatçılarla doğrudan çalışan bir yapı da oluşturdu. Bu çerçevede, Haziran 2017’den itibaren Hazine Destekli KGF- Portföy Garanti Sistemi kapsamında Türk Eximbank kendisine doğrudan başvuran firmaları analiz etmeye başladı. Bu kapsamda, yeni uygulamada artık banka teminat mektubu dışındaki teminatları da kabul ederek kredi kullandırıyor. İhracatçılarımızın teminat bulma sorununu dikkate alınarak 2018 yılında banka teminat mektubu dışındaki diğer teminatlarla kredi verilmesi uygulamasının kapsamını genişletmeye çalışacağız.  Ayrıca, öz kaynaklardan KOBİ’lere tahsis ettiğimiz TL kredileri, 2018 yılında artırarak 5 milyar TL’ye yükseleceğiz. Bunun yanı sıra, döviz kredilerinde de KOBİ’lerin mevcut payı korunacak ve hatta bu pay daha da artırılmaya çalışılacaktır. Bunlara ek olarak, önümüzdeki yıl dünyanın büyük ekonomilerindeki Eximbanklarda olduğu gibi ihracatçılara garanti olanakları ve yenilikçi ürünler sunabilmek amacıyla, Emtia Bazlı Finansman, Finansal Kuruluşlar Alıcı Kredisi Sigorta Programı, İşletme Sermayesi Kredi Garanti Programı, Kefalet Sigortası ve Yatırım Sigortası gibi yeni uygulamaların yürürlüğe konulması amacıyla 2017 yılında başlatılan çalışmaların sonuçlarını almaya başlayacağımızı düşünüyorum.

Eximbank ayrıca, sigorta faaliyetlerinde çok daha hızlı ve yerinde limit tesisi sağlanması amacıyla sigorta işlemleri için gerekli olan bilgilerin tek bir küresel veri kaynağından alınmasına imkân tanıyacak Global Data Temini sistemini de uygulamaya geçirecektir. Böylece, ihracatçılarımıza daha hızlı limit tanınarak işlemler hızlandırılacaktır.

Finansman imkânlarının iyileştirilmesi ve artırılması kapsamında ise Hazine Müsteşarlığı 2018 yılı içinde Türk Eximbank’a 1 milyar TL’lik kaynak sağlamayı planlıyor. Bu gerçekleştiğinde Banka’nın sermayesi ihracatı daha fazla destekleyecek şekilde güçlendirilmiş olacaktır. Bunlara ek olarak, Dünya Bankası, İslam Kalkınma Bankası, Avrupa Yatırım Bankası gibi uluslar üstü kuruluşlar ile yurt dışındaki bankaların yanı sıra, eurotahvil ve sukuk ihracı yoluyla kaynak temin etmeyi ve ihracatçılarımızın hizmetine sunmayı planlıyoruz. Ayrıca,  Eximbank’ın KGF garanti imkânları ile kullandırabileceği kredi limiti de artırılacak.

Sadece yurt içi değil, vizyonumuz tüm dünyayı kapsadığı için yurt dışı ilişkilere de özel bir önem veriyoruz. Uluslararası camiada Türkiye’nin ve Türk Eximbank’ın güvenirliğini gösteren işbirlikleri geliştiriyoruz. Türk Eximbank olarak ihracatçılarımızın ve müteahhitlerimizin yurt dışında rekabet güçlerinin artırılabilmesi amacıyla diğer ihracat kredi kuruluşları ile yapılan işbirliklerinin artırılması amacıyla 2018 yılında da çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu anlaşmaların ihracatımızın gelişimine ve derinleşmesine önemli bir katkı sağlayacağına inanıyorum.

 


RAKAMLARLA TÜRK EXIMBANK (KASIM 2017 SONU  İTİBARİYLE)


Aktif büyüklük: 88 milyar TL’ye yükseltti.

KOBİ’lere kredi desteği: 82,1 milyar TL/35,3 milyar dolar

Çalışan sayısı: 637

Şube sayısı: 11 şubesi ve 6 irtibat

Net kar: 498 milyon TL

Kredi müşterisi sayısı: 7.397

Sigortalı ihracatçı sayısı: 2.908

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası