2018 yılı için tahminlerim…

Ekonomi yönetimi 2017 başında bu gelişmeleri doğru değerlendirerek, piyasalara can suyu olmak üzere, KGF destekli kredileri işleme soktu. Dövizdeki artış, aynı zamanda döviz mevduatlarında da artışa neden oluyor, TL hesaplar dolara dönüyordu.  TL’nin cazibesinin artırılmasına ihtiyaç vardı ve Merkez Bankası faizleri artırarak, TL’yi cazip hale getirince, dolar/TL kuru gerilemeye başladı ve bu durum Ağustos 2017’ye kadar devam etti.

2017 yılına girerken, genel olarak ekonomiye ilişkin beklentiler, ciddi anlamda bozuktu. Buna dayanak olabilecek bazı ekonomik verilere bakalım;

  1. Tüketici güven endeksindeki gelişmeler

Kaynak: http://www.haberexpert.com – TCMB

Grafikte de açıklandığı üzere, özellikle Dolar/TL kurundaki gelişmeler, Tüketici Güven Endeksi üzerinde ciddi etki yapıyor. Temmuz 2016’da Hain FETÖ’cü darbe girişimi sonrasında güven endeksinde bir geri çekilme oldu ama hemen toparlandı, çünkü dolar/TL kuru ilk anda artış yapsa da, daha sonraki izleyen bir iki ayda çok önemli bir yükseliş sergilememişti. Tüketici Güven Endeksi ile Dolar/TL kuru arasındaki korelasyonun yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Aşağıdaki grafikte Reel Kesim güven endeksini görüyoruz. 2017’nin başında bu endeksin dipte olduğunu görebiliriz.

Kaynak: tcmb.gov.tr

 

                            EKONOMİ YÖNETİMİ, PİYASALARA CAN SUYU VERDİ

2017 yılına girerken, beklentilerin genel olarak olumsuz olmasının en önemli nedeni dolar/TL kurunun 3.40 seviyelerinden başlatmış olduğu yükselişini 3.96 seviyelerine kadar sürdürmesiydi. Dolardaki artışın en önemli sebebi de Aralık 2016’da yapılan ABD Merkez Bankası FED toplantısında 2017 yılı içinde dört defa faiz artırılacağına ilişkin beklentinin ortaya çıkmasıydı. Bu beklenti,  özellikle cari açığı yüksek olan gelişmekte olan  ülkelerin borçlanma maliyetlerinin de artacağı beklentisini doğurmuştu ve Dolar/TL kuru üzerinde baskı oluşturmuştu. Bu nedenle ekonomik birimlerden, hanehalkı ve şirketler doların nereye kadar gidebileceği konusunda belirsizlik oluştuğu için, beklentilerdeki bozulma normaldi.

Ekonomi yönetimi 2017 başında bu gelişmeleri doğru değerlendirerek, piyasalara can suyu olmak üzere, KGF destekli kredileri işleme soktu. Dövizdeki artış, aynı zamanda döviz mevduatlarında da artışa neden oluyor, TL hesaplar dolara dönüyordu.  TL’nin cazibesinin artırılmasına ihtiyaç vardı ve Merkez Bankası faizleri artırarak, TL’yi cazip hale getirince, dolar/TL kuru gerilemeye başladı ve bu durum Ağustos 2017’ye kadar devam etti.

Doların yeniden istikrarlı bir yapıya dönüşmesi, hem tüketicinin hem de üreticilerin geleceğe ilişkin olarak duydukları endişeleri azaltırken, KGF destekli krediler, özellikle nakit sıkıntısı çeken firmalara can suyu oldu.  Aşağıdaki grafikte yıllık kredi büyümesi veriliyor.

Kaynak: Finansal İstikrar Raporu, TCMB, Kasım 2017

YÜKLÜ MİKTARDA YABANCI PARA GİRİŞİ OLDU

Dikkat edilirse, Özellikle 2017 başından itibaren kredilerde ciddi bir artış var. Özellikle firma kredilerindeki yükseliş dikkat çekiyor. Bu noktada vurgulayacağım bir konu da uluslararası ekonomilerdeki gelişmelerdir. Nisan 2017’ye gelindiğinde, FED’in iki toplantısı sonrasında faiz artırım olasılığı zayıflayınca, gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere ciddi bir para akışı başladı ve bu durumdan en fazla faydalananlardan biri Türkiye oldu. Çünkü, yukarıda bahsettiğim, yüksek cari açık ve kırılgan ülke olma faktörü lehimize çalışıyordu.  Eğer FED faizleri çok yavaş artıracaksa bundan en fazla fayda sağlayacak olan ülkelerden biri Türkiye oluyordu ve Borsa İstanbul diğer borsalarla karşılaştırıldığında çok ucuz kalmıştı. Nitekim, oldukça yüklü miktarda yabancı para girişi başladı. Aşağıdaki grafikte, yurt dışında yerleşik olanların  Devlet İç Borçlanma Senetleri (DIBS) ve hisse senetlerine olan haftalık para girişlerini 24 haftalık (yaklaşık 6 ay) toplamlar olarak gösteriyor.

Kaynak: http://tcmb.gov.tr   (EVDS Veri dağıtım sistemi)

                                    FED, GÜVERCİN TUTUM SERGİLEDİ

Sonuç olarak 2017 olumsuz başlamasına rağmen;

  1. FED’in faiz artırım kararına ilişkin olarak güvercin bir tutum sergilemesiyle yurt dışından yabancı para girişinin hızlanması
  2. KGF desteğiyle yurt içinde bankalar tarafından ekonomik kesimlere verilen kredilerin artması
  3. Merkez Bankası’nın 2017 başında faizleri artırmasıyla birlikte Dolar/TL kurunun en azından Ağustos 2017’ye kadar geri çekilme yapması sonrasında genel tedirginliğin azalması,
  4. Avrupa’da ekonomik büyümenin ivmelenmesiyle birlikte ihracata dönük sektörlerimizin bundan olumlu etkilenmesi

Ekonomik büyümeyi olumlu etkiledi ve üçüncü çeyreğe kadar her çeyrekte %5’in üzerinde büyüme gerçekleşirken, üçüncü çeyrek büyümesi %11.1 ile tüm beklentilerin üzerinde oldu. Her olumlu gelişme aslında beraberinde başka maliyetleri de getirir ve 2017 yılında getirdiği en yüksek maliyet enflasyonun %13’lere yaklaşması oldu. Enflasyonun Ağustos ayından itibaren artış ivmesini artırması döviz kurları üzerinde baskı oluşturdu ve 3.40’lara kadar gerileyen dolar yeninden 3.96 seviyelerine kadar yükseldi.  Merkez Bankası’nın 14 Aralık tarihindeki toplantısında faizleri 50 baz puan artırmasıyla birlikte dolar yeniden 3.80-3.90 aralığına geriledi. İkinci bir maliyet ise cari açığın yeniden artış trendine girmiş olmasıdır. Fakat cari açık şu an henüz riskli seviyede değil.

2017’ye genel olarak baktığımızda Büyüme yıl sonu itibariyle büyük olasılıkla %6-7 civarında olacak. Enflasyon ise %12.5 civarında yılı bitirecektir. Bu arada kamu kesimine baktığımızda, bütçe disiplininde bozulma dikkati çekiyor. Ayrıca cari açık Ekim 2017 itibariyle yeniden 41 milyar doların üzerine çıktı.

Kaynak: http://tcmb.gov.tr  (EVDS)

   2018 YILI İÇİN BEKLENTİLERİM

2017 yılından farklı olarak 2018 yılına umutlu ve coşkulu giriyoruz. Beklentiler genel olarak 2017 başına göre çok daha iyi durumda. Fakat, son 2-3 aydır, Dolar/TL kurunun 3.40’lardan yeniden 3.80-3.90 arasına oturması bir miktar tedirginlik yaratsa da ihracat ayağında güçlü bir büyüme var. Yukarıda anlattığım üzere, ekonomik büyüme rakamlarımız göz kamaştırsa da, TÜIK’in yöntem değişikliği sonrasında eski seriyi yayınlamaması, bu rakamlara olan güven konusunda soru işaretleri yaratıyor ve birçok ekonomist bu konuya da vurgu yaptı. Ayrıca unutmayalım ki, 2016 yılı 3. Çeyrek büyümesi çok düşüktü ve bu durum baz etkisi yaratarak 2017 3. Çeyrek büyümenin beklentilerin çok üzerinde gelmesini sağladı.

2018’e girerken elimizdeki verilere ve olası etkilerine bakalım.

  1. ABD Merkez Bankası FED 13 Aralık 2017’de yaptığı toplantıda 2018 için 3 defa faiz artırımı beklediğini gösteren üye anketini yayınladı ve faiz artırımı konusunda güvercin mesajlar geldi. Bu durum kurlar üzerindeki baskıyı azaltmış görünüyor.
  2. 2018 yılı için yeniden değerleme artışı %14.5 civarında olacak ve bunun anlamı, birçok kamu hizmeti en az %14.5 zamlanacak (MTV’de %25, diğer pasaport, araç muayene vs gibi işlerde %14.5 zam gelecek)
  3. Kurumlar vergisi %20’den %22’ye çıkıyor. Bu durum firmalar üzerinde maliyet baskısı yaratacak.
  4. Asgari ücret artış oranı henüz belirlenmedi. Ama %5 civarında bir artış bekleniyor. Özel sektör, artan vergiler nedeniyle ücretlerde enflasyon oranında bir artış yapmaktan uzak görünüyorlar. Bu durum enflasyon nedeniyle vatandaşın satın alma gücünü düşürecek önemli bir etken olabilir. 2016 yılının 1. Çeyreğinde 120 olan reel ücret endeksi, 2017- 3. Çeyrek’te 110.6 seviyesine kadar gerilemiş durumda.
  5. 2017’deki yüksek büyüme oranları, 2018’de baz etkisi yaratarak büyümenin göreceli olarak daha düşük olmasına neden olacaktır.
  6. Kamu kesimi 2017’de daha önceki programa göre 45 milyar TL borçlanma yapması gerekirken, bütçe açığındaki artışla beraber 70 milyar TL’nin üzerinde borçlanma yaptı. Ekonomide bu konuya “kovma etkisi” adı veriliyor. Yani kamunun piyasalardan çok daha fazla finansman sağlaması, özel sektöre gidebilecek ve yatırıma dönebilecek kaynakların azalmasına yol açarak yatırımlar üzerinde negatif etki yapar.

                                          KGF DESTEKLERİ, 2018’DE DE DEVAM EDECEK

Bir tahmin yaparken varsayımlarınızı da vermelisiniz. Varsayımlarım aşağıdaki şekildedir;

  1. ABD’de 2018’de 2 veya 3 faiz artışı olacak. FED aylık 20 milyar dolar değerinde tahvil ve bono satarak emisyon hacmini daraltacak (eğer bu rakam 30-40 milyar dolara çıkacak olursa, dolarda hızlı yükseliş görürüz. Bu rakamı artıracak unsur ise ABD’deki büyümenin ve enflasyonun hızlanması olur.
  2. TCMB sıkı para politikası duruşunu devam ettirecek. Kurlarda aşırı yukarı hareketler olması durumunda ve enflasyon gerileme göstermezse, reel faizleri artı bölgede tutmak üzere, politika faizini (GLP faizi) artıracak.
  3. KGF desteği 2018’de de devam edecek.
  4. Avrupa ekonomilerindeki büyüme devam ederek ihracatçı sektörlerimize destek vermeye devam edecek.
  5. Bütçe açığı daha fazla büyümeyecek ve orta vadeli program hedefleri içinde kalacak.

 

                                           2018 YILI İÇİN TAHMİNLERİM

Bu varsayımlar altında 2018’deki ekonomik parametrelere ilişkin tahminlerim aşağıdadır.

  • 2018 büyüme %4-5 arasında gerçekleşir.
  • Enflasyon %9-10 arası gerçekleşir.
  • Cari açık 46-50 milyar dolar arasına çıkar (GSYH’nın %5.5’u düzeyinde olur). İhracat 165 milyar dolar 220 milyar dolar olur.
  • Bütçe açığı GSYIH’nın %2’si civarında olur.
  • İşsizlik oranı %10.8 civarında gerçekleşir.
  • Dolar/TL’nin 2018 ortalama değeri 4.01 TL civarında, yıl sonu değeri ise 4.20-4.25 arasında oluşabilir.

                             MERKEZ BANKASI, SIKI PARA POLİTİKASINI GEVŞETİRSE

Bu tahminlerimin tutması, yukarıda verdiğim varsayımların gerçekleşmesi durumunda geçerlidir. Eğer ABD Merkez Bankası FED sıkılaştırmayı hızlandırır ve faizleri beklenenden hızlı artırırsa, dolar/TL kuru yeni zirveleri test eder ve volatilite yüksek olur. Örneğin TCMB eğer sıkı para politikasını gevşetirse, enflasyon yine %12-13 seviyelerine kadar yükselebilir ve hatta daha yüksek olabilir. Avrupa’da meydana gelecek ekonomik bir sıkıntı ve borçlu ülkelere ilişkin endişelerin artması, ihracatımızı olumsuz etkiler. Tüm bu gelişmeler büyüme oranlarını aşağı çeker, bütçe açığı üzerinde olumsuz etki yapar. Dilerim 2018 yılı, işsizlerin rahatça  iş bulabildiği, belirsizliklerin en aza indiği, enflasyonun gündemimizden çıktığı bir yıl olur.

Dr. Yaşar Erdinç

erdinc@turcomoney.com

* YASAL UYARI

Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, bilgi amaçlı olarak sunulmaktadır, belirli bir kullanıcının yatırım amaçlarıyla ilgili değildir. Burada yer alan bilgilerin doğru ve/veya tatmin edici olduğu teyit veya garanti edilmez ve yalnızca yol gösterici olarak kabul edilmelidir. Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir. Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Herhangi bir yatırım aracının alım-satım önerisi ya da getiri vaadi olarak yorumlanmamalıdır. Bu kaynakların kullanılması nedeni ile ortaya çıkabilecek zararlardan dergi ve yazar sorumlu değildir.

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası