“Parasal sıkılaştırma” mı, parasal genişleme” mi?

*Merkez Bankası, sıkı para politikası uyguladığını açıklıyor. Ancak uygulamalar, bunun tam tersine gösteriyor. Sıkılaştırılmış para politikasından uzaklaşmanın en bilinen adımı TCMB’nin piyasaya yönelik fonlamasında kullandığı faizleri düşürmesi oldu.

*Yeni dönemde para politikasında genişlemeci adımları daha sık göreceğiz. Ekonomik büyümenin yavaşladığı bir dönemde bu politika, uygun görülebilir. Ancak, fiyat istikrarı bağlamında bu politikanın yaratacağı yansımaları da dikkate almak gerekecek. O zaman TCMB’nın esas zorlu sınavı ortaya çıkacak.

TCMB uyguladığı para politikasını nitelendirirken “sıkılaştırılmış” ifadesini kullanmayı tercih ediyor. Ancak ortaya çıkan verilere bakıldığında bu politikanın ne kadar “sıkı” veya “sıkılaştırılmış” olduğunu tartışmak mümkün görünüyor. Literatürde genellikle bu tarz politikaların hızlı ekonomik büyüme dönemlerinde uygulanmasının uygun olduğu kabul görürken, bizim merkez bankamız söz konusu ifadeyi farklı konjonktürlerde dahi korurken politikalarını değiştirebiliyor. Nitekim, yakın dönemde artık “sıkılaştırılmış” bir para politikası uygulandığını iddia etmek giderek zorlaşacaktır.

Sıkılaştırılmış para politikasından uzaklaşmanın en bilinen adımı TCMB’nin piyasaya yönelik fonlamasında kullandığı faizleri düşürmesi oldu. Bu adımın öncü göstergesi piyasa yapıcı bankalara daha düşük faiz ile fonlama yapılmasıyla zaten ortaya çıkmıştı. Üstelik Merkez Bankası bir yandan fonlama maliyetini düşürürken, diğer yandan da bu tarz adımların atılmaya devam edileceğinin izlenimini verdi.

BANKALAR, DÖVİZ SATMADAN TL SAĞLIYOR

Diğer bir gelişme ise TCMB tarafından bankalarla gerçekleştirilen swap işlemlerinde vadelerin uzatılması oldu. Aslında daha da önemlisi, bu kanalın giderek daha fazla kullanılarak bankacılık sistemine Türk Lirası likidite sağlanmasıydı. Açık piyasa işlemleri ile gecelik veya haftalık borçlanmak yerine, söz konusu uygulamayla bankalar 6 aya varan vadelerde fonlama sağlayabilecekler. Taraflar açısından cazip olan bir diğer husus ise döviz pozisyonları açısından da uygun olması. Bankalar döviz satmadan TL sağlıyorlar, TCMB ise brüt döviz rezervlerini artırmış oluyor.

ZORUNLU KARŞILIK POLİTİKASINDA DEĞİŞİKLİK

Son gelişme ise TCMB’nin zorunlu karşılık politikasında “kredi büyüme oranları”na bağlı olarak karşılık oranlarında düşüş sağlaması oldu. TCMB’den konuya ilişkin yapılan duyuruda, yeni uygulama ile ilk aşamada piyasaya yaklaşık 5,4 milyar lira ve 2,9 milyar ABD doları karşılığı altın ve döviz likiditesi verilmesinin beklendiği bildirildi. Ayrıca TCMB açıklamasında “Zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda zorunlu karşılık oranı ve zorunlu karşılıklara ödenen faiz/nema uygulamalarında değişikliğe gidilmiştir.” ifadelerine yer vererek attığı bu adım için teorik destek de ortaya koymayı amaçlamış görünüyor. Başka bir ifadeyle, bu tarz adımların atılmaya devam edeceği düşünülebilir.

Tüm bu gelişmeleri değerlendirmek gerektiğinde, bu yeni dönemde para politikasında genişlemeci adımların daha sık görüleceği iddia edilebilir. Ekonomik büyümenin yavaşladığı bir dönemde söz konusu politika uygun görülebilir. Ancak, fiyat istikrarı bağlamında yaratacağı yansımaları da dikkate almanın gerekeceği bir dönem gelecektir. O zaman TCMB’nın esas zorlu sınavı ortaya çıkacaktır. Kısa vadeli sermaye hareketleriyle gerileyen döviz kurları enflasyonun düşüş trendinin temel dinamiğini oluştururken uygulanan genişlemeci para politikası finans kesiminin de alkışlarını çekmekte zorlanmadı. Fakat, Türk Lirası’nı değerli hale getirmeye yönelik söz konusu stratejinin sınırlarına dayanıldığında ve enflasyon tekrar daha büyük sorunlar yaratmaya başladığında para politikası yeniden sıkılaştırılmak durumunda olacaktır. TCMB o gün geldiğinde “finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak” büyük olasılıkla daha farklı politikaları gündeme taşıyacaktır. Türk Lirası’nı “sağlam para” konumuna taşımadan da bu tartışmaların sonlanması olası görünmüyor.

Doç. Dr. Ertuğrul Kızılkaya

İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi

kizilkaya@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası