Risk yönetiminde kişisel garantiniz var mı?

Risk almak bir yönetici tavrıdır. Büyük liderler ve çok iyi yöneticiler, hep riskleri alıp iyi yönetmekle başarılı sonuçlar elde ederler. Aksi durum, evden dışarı çıkmadan, kolunu kıpırdatmadan başarılı sonuçlar beklenmesi hayaldir.                   

Yıllar önce bir eğitimde öğrenmiştim. Yönetici, bir diğer ilgili yöneticiye, taslak olarak yazdığı bir prosedürü göstererek kısaca bakmasını ve aykırı-hatalı bir durum ya da ek görüş var ise düzeltmesini rica ediyor. Taslak prosedürü alan yönetici, üstün körü okuyor ve sonrasında, gayet güzel hazırlanmış bir prosedür olduğunu ifade ederek, teşekkür ediyor.  Prosedürü yazan yönetici, diğerine prosedürün son şeklini imzalaması gerektiğini ifade ediyor. Bu kez, prosedürü kontrol eden yönetici, imzalayacak ise bir-iki gün süre isteyerek, yeniden okumak ve detaylı inceleme yapmak istediğini belirtiyor. Oturup tekrar tekrar okuyarak prosedüre pek çok ilave-değişiklik önerisiyle geliyor ve ondan sonra kendi kişisel imzasını atıyor.

Bu hikayeden çıkardığımız sonuç; bir kişi, bir olaya kendi kişisel garantisini ekliyorsa onu aşırı derecede titizlikle inceledikten sonra onay veriyor. Ama kişi, kişisel garantisini (burada imza)  eklemiyorsa olayla çok fazla yakından ilgilenmediği gibi katkı da sunmuyor, hatta bundan özellikle imtina ediyor.

Bir başka sonuç, yöneticilerin, genel olarak da insanların risk almaktan kaçındıkları, kendilerini, özellikle de kişisel garantisi altında oldukları konuları risksiz alanlara çekme arzusunda olduklarıdır.

ATATÜRK RİSK ALMASAYDI CUMHURİYET KURULAMAZDI

Diğer yandan da hayatımıza giren yenilik ve değişiklikler ile gelişmelerin hemen hemen tamamında risk alan insanların emek ve risk alma iştahının yattığını bilmek gerekir. Bunun en güzel örneğini Cumhuriyet’imizin kurucusu, Büyük Atatürk’ün mücadelesinde görüyoruz. Atatürk, risk almasaydı cumhuriyet kurulmazdı, kurulamazdı. Uçağı icat eden Wright kardeşler de büyük risk aldılar ve insanlığa hizmet ettiler.

atatürk ile ilgili görsel sonucu

İşletmelerde de bu durum böyledir. İşletmenin bir risk kültürü olmalı ve bu risk kültürünü benimseyerek yaşatacak yönetici ve çalışanlara sahip olunmalıdır. Yönetici ve çalışanlardan, önceden tanımlanmış risklerin yanında, esas olarak tanımlanamamış riskleri de en iyi şekilde yönetmeleri beklenir. Tanımlanmış riskleri almak ve de yönetmek o kadar zor değil ancak önceden tanımlanmamış riskleri yönetmek oldukça güçtür. Güçlüğünün yanında, çoğu yöneticiler bu tip riskleri almaktan imtina ederler ve bu riskleri almadıkları sürece de işletmeye yarardan çok zarar getirirler.

              DIŞARI ÇIKMADAN BAŞARILI OLMAYI BEKLEMEK HAYALDİR

Risk almak bir yönetici tavrıdır. Büyük liderler ve çok iyi yöneticiler, hep riskleri alıp iyi yönetmekle başarılı sonuçlar elde ederler. Aksi durum, evden dışarı çıkmadan, kolunu kıpırdatmadan başarılı sonuçlar beklenmesi hayaldir.

Risk almayı paraşütsüz damdan atlamak olarak algılamamak gerekir. Bu riskin gerçekleşmesi durumdur. Risk almak; yetki, sorumluk ve görev tanımları ile açıklanacak bir durum değildir. Zira önceden hesaplanamadığı için görev tanımları ile iş akışlarına eklenemeyecek, önceden tanımlanamayacak pek çok durum vardır.

Günlük yaşamımızda olsun, iş yaşamımızda olsun  yeterince risk alıyor muyuz, risk alıyorsak bunu doğru bir şekilde yönetiyor muyuz.  Aldığımız risklerin gerçekleşmesi halindeki zarar potansiyelinin etkisini dikkate alıyor muyuz. Alınan risk ile elde edilecek başarı ya da getiri arasında akıl sınırlarını aşan bir orantısızlık var mı, bu orantısızlık ölüm-kalım arasındaki geniş bir alana ulaşacak kadar geniş bir alana yayılıyor mu. Bütün bunları hesaba katmak gerekir.

risk almak ile ilgili görsel sonucu

BİZİ BAŞARIYA GÖTÜREN YOLLAR RİSKLİ TAŞLARLA DÖŞELİ

Bizi başarıya götüren yollar, riskli taşlarla döşelidir. Kimi taşın altından zarar, kimisinin altında kar, kiminin altında ise yeni fırsatlar doğabileceğini unutmamak gerekir. En başında zor gibi görünen pek çok problemin çözümünün sanıldığı kadar güç olmadığı, beklenenden çok daha kolay çözüldüğü sıkça karşılaşılan bir durumdur.

Risk alınamamasının altında yatan nedenlerin başında korkak olmak gelmektedir. Bunu proaktif düşünememe, çevresel faktörler ve vizyon yetersizliği gibi faktörler izlemektedir. Eğer başkaları ne der, başarılı olamazsam, buna ne gerek var ki gibi tuzak düşüncelere dalınmaz ise risk almak genellikle bizi başarıya götürür.

risk almak ile ilgili görsel sonucu

YAŞAM, RİSKLERLE DOLUDUR          

Hugh Walpole, “Güvenlik için oynamayın, dünyadaki en tehlikeli şey budur” diyerek, risk almanın önemini vurgulamıştır. Albert Einstein ise “Hata yapmaktan kaçınmanın tek yolu, yeni fikirlere sahip olmamaktır” diyerek hata yapmakla risk almak arasındaki ince çizgiyi vurgulamıştır.

risk almak ile ilgili görsel sonucu

 

Özetleyecek olur isek,

* Yaşam risklerle doludur.

* Bu riskleri doğru bir şekilde tanımlıyor ve yönetiyor olmalıyız.

* Tanımlanmış riskler kadar tanımlanmamış riskler için de kendimizi hazır tutmalıyız.

* Asıl kazanç, riskten kaçmak değil risk alıp bu riskleri en iyi şekilde yönetmekten geçer.

* Yaşam, risk alanların cesaretleri sayesinde gelişmektedir.

* Cesaret ve risk alma becerisi en büyük güçtür.

Şaban Çağıran

cagiran@turcomoney.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir istatistik var mı bilmiyorum ama dünyada

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası