Son Haberler

Adalet üzerine birkaç satır

İnsanların aciz, zayıf kaldığı durumların başında ölüm ve hastalık anları gelir. Bu her canlının karşılaşacağı bir durumdur. Hiçbir kimsenin dahli olmaksızın karşılaştığı bu durumlar da sessiz sedasız sineyi çekilir. “Kader buymuş” denir, her şeye razı olunur. Ama bazı olaylar, bazı kararlar vardır ki; sineye çekilecek durum da olamaz. İşte bunlardan birisi mahkeme önünde haklı iken, haksız çıkarılmaktır.

ülkemizde en fazla konuşulması, irdelenmesi gereken hususlardan birisi de budur. Adalet üzerinde çok konuşulur ve “geciken adalet, adalet değildir” denir. Orta öğretimde okurken, devam eden babasının mahkemesine avukat olarak katılan kişiler var. Nasıl bir iştir bu durum? Acaba herkesin kendini haklı görmesinden mi, dosyaların çokluğundan mı, karar vereceklerin hakimlerin sayıca azlığından mı, yoksa zaman darlığından mı! Kim, nasıl, nerede öğrenim sağlıyor ve yetişiyor! Sadece İstanbul üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yedi bin öğrenci olduğu söyleniyor ve de birçok vakıf üniversitelerinde hukuk fakültesi var. Bunların yüzde kaçı hakim, savcı, noter oluyor ve nasıl seçiliyor?
Osmanlı‘da hakim (kadı) olmanın hem vazifeleri çoktu. Kadı olabilmenin şartları da ucuz değildi.

Veresiye alım yapmaları bile yasak olan Hakimler şimdi nerede? Gazetelerde okuduklarımızla düşünür konuşursak neler neler var; adam öldürenler, soyanlar, talimatla karar verenler (27 Mayıs ihtilalinde olduğu gibi –”sizi buraya getirenler öyle istiyor” dendiği gibi) cübbeyi giyip sokakta yürüyenler, koşarak gidip salonlarda brifing adı altında talimat alanlar vs… Elbette hakimlerin, savcıların hepsi böyledir demek istemiyoruz. Nice eli öpülesi hakimler, savcılar vardır, olacaktır da. Sadece bu meslek grubunda değil, her meslekte bu tipler mevcut ama insanların adalet beklediği, haklıların-haksızlar karşısında korunmayı umduğu, öyle düşündüğü yer olunca işin önemi daha da artıyor.

Benim ülkemde Osmanlının torunlarının yaşadığı yerde atalarımızın, kılı kırk yararcasına inceleyip hakim (kadı), savcı tayin ettiği, harp okuluna talebe alırken yedi sülalesini incelediğini aklımıza getirdiğimizde bu durumları kabul etmemiz mümkün olmaz. Peki bu durumlar daha üst makamlarca bilinmiyor mu? Biz biliyorsak elbette onlar da biliyordur.

O halde ne oluyor da görevini kötüye kullanan bazı hakimler, savcılar hala yerinde ve aynı makamlarda kalıp karar verebiliyorlar.

–”Efendim hakimlerin sorumsuzlukları var” verdiği kararlardan hiç sorumlu tutulmuyorlar. Ne olacak hep böyle mi devam edecek? Maalesef böyle devam ediyor. Bunların dışında vazifesine sadık, yanlış yolda olmayan bu meslek sahiplerinin karalanmasına sebep olanların neden ayıklanmasında gecikmeler oluyor? Bulunduğumuz yer ve yaptığımız işlerden dolayı öyle kararlarla karşı karşıya kalıyoruz ki şaşmamak elde değil.

“Süreli” bir tapu munzam teminat olarak alınan gayrimenkul karşılığı verilen kredinin ödenmemesi sonucunda yapılan takiple alacağın alınabilmesi için çıkarılan satışın kimsenin tahmin etmeyeceği bir sebeple durdurulması ile tekrar satış hale getirilmesinin en azından bir yılı aşması, onların da basit sebeplerle durdurulması karşısında tapu müddetinin azalması ile Hazinenin devamlı zarara uğratılması hiç mi bilinmiyor?

Biliniyor da acaba buna hangi durumlar sebep oluyor! Bazıları şunu da düşünebilir, peki bu mahkemelerin üstü yok mu? Elbette var ama itirazların ne kadar zaman aldığı, yıllar sonra verilecek kararın lehte de olsa, işin işten geçeceği de bilinen bir gerçek. Hele son zamanlarda kurumsal hale gelen iflas ertelemesi modası sonucunda borcunu vermeyenler işini herhangi bir yolla organize edip arzu ettiği yolda yürürken alacaklı sadece bakakalmakta. Nasıl oluyor da bu iflas ertelemeler çarçabuk oluveriyor, yapılan projeler mi çok güzel verimli oluyor yoksa avukatları, bilirkişileri mi çok marifetli oluyor! Belirli mahkeme civarındaki marifetli avukat ve bilirkişilerin üstlendikleri davalar ne kadar da çabuk meyvesini veriyor. Alan memnun, veren memnun.

Mahkemeler üstü mahkemelerde de zaman zaman çabukça da karar verilebiliyor. Mahkemenin konusundan ziyade itiraz edenlere ve meşhur isimlere göre de hareket edilebiliyor ve sabah yapılan itiraz için, Yargıtay’da öğleden sonra karar çıkabiliyor. öyle olunca da hiç kimse Yargıtay’da dosyalar çok bekliyor dememeli ve orada bulunan hâkimlerimiz çalışmıyor dememeli. O zaman bu sıkı çalışkanlıktan gözler yaşartıcı hali görebilirsiniz.

Geniş Açı
M. Zeki Sayın

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası