Son Haberler

Bireysel emeklilik sistemi ve finansal istikrar

Türkiye’deki BES büyüklük 11 Milyar Dolar civarında olup dünya sıralamasında en alt düzeylerdedir. ülkemizde düşük tasarruf oranları, gelir dağılımındaki bozukluk ve sigorta kültürünün gelişmemiş olması BES’in gelişimini negatif etkiliyor?

Türkiye’de, kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak devreye giren bireysel emeklilik sistemi (BES); emekliliğe yönelik tasarrufları, yatırıma yönlendirilerek emeklilik döneminde ek bir gelir elde edilmesi amacıyla gönüllü katılıma dayalı ve belirlenmiş katkı esasına göre oluşturulan bir sistemdir. Birçok gelişmiş ülke ekonomilerinin yükselişine katkı sağlayan BES’in Türkiye’deki temel teşvik unsuru, vergilerdeki indirim ve devletin katkısı şeklinde planlandı. Fonlama esasına göre çalışan bu sistemde, katkı payları, katılımcıların kendileri tarafından belirleniyor. Bu katkıların işletilmesinden portföy yönetim şirketleri sorumlu oluyor. Sağlanacak getiriler ise portföy yönetim şirketlerinin başarılarına bağlıdır. Türkiye’deki bireysel emeklilik sisteminin temel özellikleri; gönüllü olması, üyelerin prim ödemesi, işverenlerin de katkıda bulunabilmesi, fon esaslı olması, ödenen primlerle ileride alınacak aylık maaşlar arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması, üyelerin kendi birikimlerinin değerlendirilebilmesine yönelik karar süreçlerine katılabilmeleri, en az 10 yıl katkı payı ödenmesi, 56 yaşında aylık yâda toplu para almaya hak kazanılması ve hesapta biriken fonların aylık, 3 aylık veya yıllık gelir olarak ödenebilmesi, bireysel emeklilik hesaplarının şirketler arasında kolaylıkla aktarılabilmesi olarak sıralanabilir.

SİGORTA KüLTüRü GELİŞMEDEN BES’LER BüYüR Mü?
Hollanda, ABD, İzlanda, Avusturalya, Şili Danimarka, İrlanda, İsrail ve İngiltere BES konusunda GSYİH’lalarına yakın bir büyüklüğe portföy ulaştı. Burada ilginç olan Almaya, İtalya ve Fransa’nın da oldukça geri sıralarda yer alması. Türkiye’deki büyüklük şu anda 11 Milyar Dolar civarında olup dünya sıralamasında hala en alt düzeylerdedir. Türkiye’de düşük tasarruf oranları, gelir dağılımındaki bozukluk ve sigorta kültürünün gelişmemiş olması BES’in gelişiminde negatif nedenlerdir. Türkiye’de sosyal güvenlik alanındaki temel sorun, gelişmiş diğer ülkelerdekinin aksine demografik kaynaklı değildir. Daha çok aktüeryal dengenin bozulması ve kurumsal yetersizlikler gibi nedenlere bağlı finansman problemleri şeklinde ortaya çıkmış ve uzun yıllardır devam ediyor. Türkiye’deki mevcut sosyal güvenlik kurumların, vakıf ve sandıkların tamamına yakın bir bölümü, üyelerinin finansal beklentilerine cevap veremeyecek, aktüeryal analizler yapamayacak bir durumdadır. Ayrıca yatırım çeşitliliğine gidilemiyor.

BES’ler;
• Yatırımcıların tasarrufları, hakları ve menfaatleri için yüksek düzeyde güven sağlamalı.
• Katılımcı-Portföy Yönetim Şirketleri-Emeklilik Şirketleri arasında asimetrik bilgilendirme (özellikle pazarlama aşamasında) olmamalı.
• Katılımcının her konu hakkında tam olarak bilgilendirilmesi esasına dayanmalı. Maalesef satış süreçleri çok kötü işliyor. Haksız gelir elde etme amacıyla bir kısım aracılar tarafından katılımcılara sistem hakkında tam bilgi verilmiyor veya yanlış bilgilere dayalı satışlar yapılıyor.
• Birikimlerin daha şeffaf ve profesyonel olarak yönetilmesi esas olmalı.
• BES’lerin dolaylı etkilerinden birisi kamu dengelerine olumlu yansıması olsa bile bütçe açıklarının azaltılması amacıyla kurulmamalı.

TüRKİYE’DE TASARRUF YETENEĞİ DüŞüK GELİR GRUPLARI SİSTEME GİREMEDİ:
Yüksek gelir grupları ise ilave emeklilik geliri elde etmekten ziyade vergi teşviklerinden ve devlet katkısından yararlanmak amacıyla sisteme katılıyorlar. Bu durum vergi teşviklerinin amacına ulaşamamasına ve gelir transferlerine yol açabiliyor. Ayrıca portföy yönetim şirketleri ve katılımcılar uzun vadeli menkul kıymetlerde değerlendirilmeleri beklenen emeklilik fonları, rekabet ortamında kısa vadeye odaklanarak temel işlevlerinden uzaklaşabiliyor.

Emeklilik gelirinin hesaplanmasında “belirlenmiş (tanımlanmış) fayda” ve “belirlenmiş katkı” modellerinden birisi seçiliyor. Bilindiği üzere belirlenmiş fayda modelinde riski devlet üstlenirken, belirlenmiş katkı modelinde risk bireye aittir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, bütçe açıklarının ve enflasyonun en önemli nedenleri arasında sosyal güvenlik kurumlarının açıkları önemli bir yer tutuyor. Bu kurumların devlet kontrolünde olması, politik sürecin ve hükümet uygulamalarının bu kaynakları kullanmada verimli ve etkin olmaması ile kontrolünün zayıflığı gibi etkenler bu kurumların başarı şansını azaltıyor. Devletin, sosyal güvenlik kurumları yoluyla ekonomide alacağı rolün azaltılması, kaynakların politik süreçten uzak ve daha etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayacağı gibi kontrolünü de kolaylaştırır.

BES’TE BAŞARI NEYE BAĞLI?
Sistemde toplanabilecek uzun vadeli fonların ulaşacağı büyüklük ise makro ekonomiyi ve finansal istikrar için yepyeni bir koruyucu unsur olacak. Sistem içerisinde hâlihazırda yer alan tasarrufların BES’e yönelmesi ilave tasarruf hacmi yaratmamaktadır. Ancak vadelerin uzayacak olması önemli bir avantaj olacak. öte yandan yastık altında tutulan fonların sisteme kanalize edilip edilememesi esas sorun. Bu sayede kayıt dışı tasarrufların kayıt altına alınması; finansal sistemin derinleşmesine ve sermaye piyasalarının krizlere karşı direncinin artmasına olumlu katkı sağlayacak. Asgari getiri garantisi olmaması, genç yaşta sisteme girenlerin uzun yıllar sistemde kalma gerekliliği, emeklilik programında biriken tasarrufların finansal piyasalardaki dalgalanmaların yaratacağı düşük emeklilik geliri riskinin tamamen bireylere yüklenmesi gerçeği sisteme girmeyi engellediği gibi sistemden çıkışlara da yol açabiliyor. Emeklilik şirketlerinin ana gelir kalemlerinden biri olan ve yatırılan her katkı payı üzerinden azami yüzde 8 oranında kesilebilen yönetim gideri kesintisi esasen üyeler için önemli bir maliyettir.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası