Son Haberler

Modern köle

Recep çelik ara ara bir araya geldiğimiz, sohbet ve görüşleriyle beni bazen şaşırtan bazen düşündüren en önemlisi kendi ayakları üzerinde durabilen 80 kuşağı genç bir girişimci.
Yazıya başlamadan önce onun ağzından “girişimci” yi tanımlamak gerekiyor. Girişimci; bulunduğu yeri değiştiren – dönüştüren bunu yaparken hem kendine hem de bulunduğu ortama değer katan kişidir diyor.
Tanımlamayı bu şekilde yaparsak, haliyle öğretmenin, memurun, öğrencinin veya her hangi bir yerde çalışanın da girişimci olabileceği algısına sahip oluruz.
Genç girişimcimiz ile hem çay içiyor hemde bu günün konusunun başlığını belirliyorduk birden bana; biliyormusunuz Zuhal hanım, “Standart yaşama alışmış, böylelikle yarın kaygılarından sıyrılmış kişilerin aslında üretmediklerini, monoton hayatlarını yaşarken, başta kendilerine, yaşamlarına, aile ve ülkesine en önemlisi yetiştirmeye çalıştığı kendinden sonra gelecek genç nesile ne kadar haksızlık yapıyorlar” dedi.
Hadi bunu bana biraz aç, zira ben de aynen böyle düşünüyorum ama bu teknolojinin içine doğmuş genç nesilin, da doğrusu 80’li kuşağın bu konuda ki düşüncelerini merak ediyorum, dedim.
Bundan sonrası, genç kardeşimizin yüreğinin sesi, bakın ne diyor;
Günümüz insanının en büyük problemlerinden biri de bitmek tükenmek bilmeyen bir anlam arayışıdır. Her şeyin son derece hızlı olduğu günümüzde, insanlar ne düşündükleri ya da ne hissettikleri ile ilgili net bir algıya sahip olmadığı gibi kendilerini güvende hissedebilmek için çeşitli şeylere sığınır hale geldi. Bu sığınma hali beraberinde insanlığı bir “bağımlılık” dünyasına hapsetti.
Bağımlılık kelimesi, “Kölelik” kavramının modernleşmiş halinden başka bir şey değildir oysa.
Tekrar vurgulayacak olursak insanın hayatında bitmek tükenmek bilmeyen bir anlam arayışı vardır. İnsan değer kattığı yerde anlam bulur, anlam bulduğu zaman öz saygısı gelişir ve öz saygı, öz benliği yaratır.
çağımızın hızını ve insanın anlam arayışını bir araya getirdiğimizde birçok insan kendisini güvende hissedebilmek için; iyi bir maaşa, büyük bir şirkete, bir plaza insanı haline dönüşmeye çalışıyor. Günümüzde birçok gencin büyük bir holding, şirket içinde çalışma isteğinin asıl sebebi oralarda anlam bulabileceklerini düşünmeleridir.
Şirketlerin bu kadar büyük olmadığı, teknolojideki gelişmeler nedeniyle dünyanın küresel bir köy haline dönüşmediği, hayatın bu kadar hızlı olmadığı dönemlerde çalışanların, çalıştıkları yerlerde değer yaratmaları ve anlam bulmaları daha kolayken, günümüzde şirketler ve bu yapılar o kadar büyüdü ki insan bu büyüyen yapı içerisinde kendisini giderek daha da küçük hissediyor.
Personel girişi” kendi yaratıcılık hakkından vazgeçen, kendi potansiyelini gerçekleştirme iradesini kaybetmiş adeta yenik bir ordunun, insan sürüsünün kendi zindanının kapısının üstünde yazan bir tabela çağrışımı yapıyor bana.
SISYPHOSUN SONSUZA KADAR SüRECEK CEZASI
Kendini giderek küçük hissetme, değersizleşme, bir maaşa, şirkete, plazanın gölgesine, takım elbiseye, bir lidere bağımlı hale gelmeni yarattığı içsel durum insanı yeni ve tam anlaşılmamış bir kavrama yöneltiyor : “Girişimcilik”. Başlangıçta anlamı iyi bir maaş ve büyük bir şirkette arayan insanlar bir süre sonra bu sonsuz kısır döngüden sıkılıp yeni bir şeye sarılmaya, onun aydınlığında yükselmeye, değer yaratmaya ve anlam bulmaya çalışıyorlar.
Sisyphosun sonsuza kadar sürecek cezasında olduğu gibi (hikayeyi okumayanların okumasını tavsiye ederim, girişimciler için son derece önemli mesajlar içeriyor, basit bir çıkar, küçük bir istek, değerli olduğunu düşündüğü bir şey için, sonsuz bir rutine giren Sisyphos girişimcilere önemli bir mesaj veriyor) çözümü, zenginliği ve güveni dışarıda aramaya alışkanlık haline getirdikleri için durmadan kendilerini cezalandıran bir hale gelirler.
Yine en başta yapmış olduğum tanımlamaya atıfta bulunarak, Girişimci bulunduğu ortamı değiştiren, geliştiren ve değer katan, yani keşfeden ve dönüştüren kişidir. Yani demem o ki girişimciliği kendi işini yapmak, kendi iş fikrini hayata geçirmek olarak algılamanın ötesine geçmemiz gerekiyor. Bu şekilde bir algılayış son derece sığ olabileceği gibi, bizi öğrenme, düzeltme ve ekonomi yaratmanın doğru ilkelerinden de uzak tutacaktır.
GIRIŞIMCI ADAYLARINA MESAJLAR
Aslında her şeyin başlangıç noktası çok önemli. Girişimci ve girişimci adayları için verebileceğim en güçlü mesaj şu olacaktır. Evet birey bir maaşla, bir şirkette çalışabilir. Ancak yaratma hakkından ve içinde ki potansiyeli gerçekleştirme iradesinden vazgeçmemesi gerekiyor, modern bir köleye dönüşmemek, kendi hayatının kahramanı olabilmesi için 4 aşamalı bir eylem planım var:
1) İlk iş deneyimin kendini iyi hissettiğin bir yerde olsun ( psikolojik olarak ilk deneyimlerimiz bizi takip eden gölgeler gibidir, yüksek bir maaş, yüksek bir bina, havalı sayılabilecek bir title için, kapısından içeri girdiğimizde kendimizi yeterince iyi hissetmediğimiz bir iş yerinde çalışmaya başlarsak muhtemelen bundan sonraki çalışma hayatımızda da bu kısır döngü devam edecek ” Sisyphosu oku ” )
2) Korkuların neler: korkularınla yüzleşmen, onları keşfetmen gerekiyor. Gerçekte nelerden korkuyorsun, başarıdan mı, başarısızlıktan mı? Kendi korkularını keşfetmen, kendi üzerinde dikkatli bir şekilde yaklaşık 3 hafta kadar çalışman ile mümkün olabilir, unutma gözlemlemek düzeltmektir, kendini gözlemle
3) Yeteneklerin neler: Hangi konularda, nelerde gerçekten yeteneklisin? Müzik mi, resim mi, sanat mı, tasarım mı, pazarlama mı, iletişim mi, kodlama mı? İdare eder ve yapabilirin ötesine geçmeli, var olan yeteneğini daha da parlatmalısın. Eksikliklerini tamamlamak yerine var olan yeteneğini daha da parlatmayı unutma. Sağ ayağınla 30 metreden harika goller atarken, sol ayağını da çalıştırmaya başlayıp zaman kaybetme, sağ ayağınla 40 metreden goller atmak için daha az çalışman yeterli olabilir. Yani güçlü olan yönünü daha da güçlü yap
4) Dünyanın neye ihtiyacı var: Korkularını ve yeteneklerini keşfettin, ilk iş deneyiminde edindiğin tecrübelerde gayet iyi ve olumlu. İşte bu sorunun cevabı seni, yeteneklerin doğrultusunda milyon dolarlık bir insan haline çevirebilir. örnek olarak, çok yetenekli bir yazılımcısın ve gelişen teknoloji ile birlikte dünyanın şuna ihtiyacı olduğunu fark ettin, insanların büyük boyutlu dosyaların bir yerden başka bir yere taşınmasına ihtiyacı var. Ve sen bu ihtiyacı dropbox ile çözüyorsun, işte senin yeteneklerin doğrultusunda yani kendini keşfetmen ile ortaya çıkan çözüm seni milyar dolarlık bir insan haline çeviriyor
MODERN BIR KöLE YERINE, BIR GIRIŞIMCI OLUN
Toparlayacak olursam, modern bir köle olmak yerine bir girişimci olmalısın. çalıştığın yer, çalıştığın şirket, çalıştığın firma, olduğun yer, bulunduğun ortamda da değişimi ve dönüşümü sağlayabilecek cesaret, irade ve özgüvene sahip olmalısın.
Yani demem o ki, yoksul olma zengin ol. Yoksul olmak, kişinin hoşlanmadığı ve yapmayı seçmediği bir iş karşılığında kendi yaratıcılık hakkından vazgeçmesidir. Ve sevdiğiniz şeyi yaparsan, severek yaptığınız için başarı beraberinde parayı da getirecektir.
Son sözüm de yaşıtlarıma olsun. İş ararken büyük bir şirket, bir holding ya da yüksek bir plazanın size değer katacağını düşünebilirsiniz ve katabilir de, ama kendinizi göstermek, dönüşümü sağlamak, yeteneklerinizi fark edebilmek için daha küçük ölçekli şirketleri de bir sıçrama tahtası olarak görebilmenizi dilerim.
Girişimcilik hepimizin sahip olduğu bir gerçektir, sadece bunu ortaya çıkaracak ve kullanacak cesarete ihtiyacımız var. Fark yaratmak için bir dönüştürücü olmalıyız. Yaptığımız iş her ne olursa olsun Bulunduğumuz yerde eksikleri görüp, fark yaratıp işimize değer katıyorsak, var oluş misyonumuzun önemli bir kısmını hayata geçiriyoruz demektir.
İşimizin kölesi değil, işi kölemiz yapabilmeliyiz.

Kadın Gözüyle

Zuhal Mansfield

DEİK / Türk Mısır İş Konseyi Başkanı

TMG DOĞALTAŞ Madencilik

mansfield@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası