Son Haberler

Orta Vadeli Program ne kadar gerçekçi?

Son aylarda dünya genelinde tarımsal üretimde yaşanan sorunlar gıda fiyatlarının artmasına yol açmakta. Tarımsal emtia fiyatlarında gözlenen artışlar işlenmiş gıda fiyatları ve dolayısıyla enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmakta

Finansal ve fiyat istikrar ortamın yapısal sürdürülebilirliği açısından, ekonomik programların uygulanma karalılığı; içerik bütünlüğünden, mali çerçevesinden ve amacından çok daha fazla önem taşır. Hedeflerin tutarlılığı açısından ise OVP’ın hedefleri hem Türkiye’nin potansiyeli ile e hem de IMF gibi bağımsız dışsal kuruluşların öngörüleriyle örtüşmektedir. Her ne kadar 2013 hedefleri biraz iyimser olarak belirlenmiş olsa da ki global gelişmeler buna zemin oluşturmuyor- hükümetlerin OVP’a uyması halinde, özellikle Türkiye’nin dış kırılganlık riski azalacak görülüyor.

Ekonomik programların temel çerçevesi korunmak şartıyla, küresel düzeydeki gelişmelere bağlı olarak gerekli olabilecek politika değişiklik ve uyarlamaları programlardan sapma olarak değerlendirilemez. Bu kapsamda dünya ekonomisinde yaşanan bu gelişmeler sonucunda, ekonomik tahminler de değiştirilmeye başlanmış durumda. Son tahminlere göre 2012 yılı dünya büyüme tahmini olan % 4’lük tahminin % 3,3’e, 2013, 2014 ve 2015 yıllarında ise bir miktar artarak, sırasıyla yüzde 3,6, yüzde 4,1 ve yüzde 4,4 oranında gerçekleşebileceği öngörülüyor.

Yine dünya ticaret hacminin 2012 yılında yüzde 3,2 ve 2013 yılında yüzde 4,5 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. 2014 ve 2015 yıllarında ise dünya ticaret hacminin yüzde 5,8 ve yüzde 6,1 oranında artması bekleniyor.

Bu açıdan Türkiye’de bir yıl aradan sonra OVP’da yapılan tashihler, programın etkinliğini azalmamış tam tersine artırdı. Bir yıllık aradan sonra OVP üzerinde yapılan son değişiklikler çok net olarak euro bölgesindeki ekonomik ve siyasi gelişmeler başta olmak üzere küresel değişimlerin sonucunda olması gereken düzeltmeler. Yapılan düzeltmeler, bağımsız dış kuruluşların (örneğin IMF) tahminleriyle de örtüşmekte.

OVP’ın cari açıkla ilgili öngörüsü özellikle 2014 ve 2015 yıllarındaki büyüme ile kıyaslandığında birbirini karşılamadığı görülmekte. 2014-2015 yılları için öngörülen cari açık, öngörülen büyüme rakamları ve tahmin edilen enerji ithalatından birisi yanlış.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerin 2012-2015 döneminde sırasıyla yüzde 5,3, yüzde 5,6, yüzde 5,9 ve yüzde 6,1 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Oysa aynı dönem için Türkiye için sırasıyla % 3,2, % 4, % 5 %5 büyüme oranları öngörülüyor. Türkiye için büyüme oranlarının düşük tahmin edilmesi, cari açığın azaltılma hedefi ve iç tasarruf oranlarının düşüklüğüyle ilgili.

2012 yılına ilişkin düşük büyüme beklentisi ve istihdam oluşturulmasındaki güçlükler nedeniyle işsizlik oranlarında küresel düzeyde belirgin bir iyileşme beklenmemektedir. 2012 yılında işsizlik oranlarının, ABD ve euro bölgesi için sırasıyla yüzde 8,2 ve yüzde 11,2 olması bekleniyor. 2013 yılında ise bu oranların sırasıyla yüzde 8,1 ve yüzde 11,5 olacağı tahmin ediliyor. 2012 yılı Haziran döneminde yüzde 8,9 seviyesine gerileyen Türkiye’deki ise işsizlik oranları 2012-2015 arasında sırasıyla % 9, % 8,9, % 8,8 ve %, 8.7 olarak öngörülüyor. Bu alanda Türkiye’de önemli bir iyileşme hedeflenmemiş durumda.

2011 yılında küresel düzeyde yüzde 4,9 olarak gerçekleşen enflasyon oranının, 2012 yılında yüzde 4 ve 2013 yılında ise yüzde 3,7 olacağı tahmin ediliyor. Son aylarda dünya genelinde tarımsal üretimde yaşanan sorunlar gıda fiyatlarının artmasına yol açmakta. Tarımsal emtia fiyatlarında gözlenen artışlar işlenmiş gıda fiyatları ve dolayısıyla enflasyon üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmakta. Emtia fiyatlarındaki dalgalı seyir ise belirsizliği artırmakta. Türkiye için 2012-2015 arası sırasıyla % 7.5 , % 5.3 , %5 ve % 5 olarak öngörülüyor. Büyümenin aşağı yönlü revize edilmesine rağmen enflasyonun yukarı doğru revize edilmesi stagflasyon riskinin göstergesi.

OVP’ın tahmininden ziyade hükümetlerin bir taahhüdü olan bütçe dengeleri içerisinde yer alan faiz dışı fazla/GDP konusunda hem mevcudu hem de gelecek için Türkiye, G20 gelişmekte olan ülkeler, Asya, Avrupa, Latin Amerika ve Ortadoğu-Kuzey Afrika ülkelerinden çok daha iyi durumdadır. Ancak, faiz dışı fazla/GSHY ve bütçe genel dengesi/GSHY konusunda biz OVP’ın hedeflerine katılmıyoruz. Burada öngörülenden daha fazla bozulma beklemekteyiz.

Programın makroekonomik çerçevesi oluşturulurken, dönem içerisinde küresel büyümenin tedrici olarak artacağı, Türkiye‘nin ticaret ortaklarının ise daha ılımlı büyüyeceği, yükselen piyasa ekonomilerine sermaye girişinin devam edeceği, Türkiye‘nin ithalat ve ihracat fiyatlarının yatay bir seyir izleyeceği yönündeki varsayımları mevcut ekonomik gösterge ve trendlerle destekleniyor., Maliyetler yönünden zımnen öngörülen kur seviyeleri ile petrol fiyatları OVP’ın en zayıf varsayımları.

Tasarlanan ya da yürütülen yapısal reformlar ve sektörel bazda alınan/alınacak tedbirlerin mevcut seyri, cari açığın orta ve uzun vadede kalıcı olarak düşürülmesine, ekonomiye rekabet gücü kazandırmasına yeterli ölçüde yardımcı olamayacağı düşünmekteyiz.

Vergi sistemi ve kayıt dışılık

Vergilerin GSYH’ya oranı 2012-2015 yılları arasında % 19,9, % 20,7, % 20.5 ve % 20,2 gibi durağan olarak hedeflenmiş olması, vergi sisteminin değiştirilmesinde ve kayıt dışılıkla mücadelede Türkiye’nin yeterli sonuç alamayacağının resmi kabulü anlamında.

Bölgesel gelişme ve sürdürülebilir kalkınma alanlarındaki yapısal dönüşümün devam ettirilmesi ve kentsel dönüşümün gerçekleştirilmesi, programın temel öncelikleri arasında sayılsa da bu alanlardaki faaliyetlerin finansman kaynakları OVP’da yer almıyor.

Program dönemi sonunda yüzde 16,7‘ye ulaşmasının beklendiği yurt içi tasarruf oranlarının gerçekleşmesi programın en önemli başarısı olacak. Harcamaların kısılması yerine, genel devlet harcama ve gelirlerinin mevcut durumda ulaştığı seviyelerini koruyacak şekilde seyredeceğinin planlanması da OVP’ın ayrı bir tartışma konusu.

Kamu ihale sisteminin etkinliği artırılmaya çalışılması ve KİT‘lerin karlılık, verimlilik ve kurumsal yönetişim ilkelerine uygun olarak işletilmesinin ve özelleştirmenin esas alınması OVP’ın etkinliğini artıracak.

Orhan öKMEN

JCR EURASIA RATING Başkan
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası