Son Haberler

Özel sektörün leasing payı artıyor!

Bankacılık kesiminin tamamlayıcı sektörü olan finansal kiralama sektörü tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bankacılık sektörünün tamamlayıcısı olarak faaliyet gösteriyor. Mevduat toplayan kurumlar olmaları nedeniyle sıkı kurallara bağlı olarak faaliyet göstermek zorunda olan bankaların finanse edemedikleri küçük ölçekli şirketlerin yatırım harcamaları finansal kiralama şirketleri tarafından finanse ediliyor.

Finansal kiralama şirketleri varlık bazlı işlem yaptıkları için yukarıda belirtilen mali yapısı zayıf şirketleri fonlayabiliyor. Finansal kiralama şirketlerinin müşteri kitleleri dikkate alındığında; finansal kiralama sektörünün, istihdamın artırılmasında, kayıt dışı ekonomi ile mücadelede, dolayısıyla yoksullukla mücadelede azımsanamayacak etkileri var. Finansal kiralamanın bu özellikleri ile mikro krediler arasındaki benzerlikler gözden kaçmıyor.

Bilindiği üzere 2006 Nobel Barış ödülü, ekonomik ve sosyal kalkınmayı aşağıdan yaratma çabalarından ötürü Muhammed Yunus ve Grameen Bank’a verilmişti. Nobel ödüllü “mikro kredi sistemi” ile finansal kiralama sisteminin benzerlikleri dikkate alındığında finansal kiralamanın tüm dünyada neden önemsendiği kolaylıkla anlaşılabilir.

ülkemizde de finansal kiralama sektörünün gelişimini sağlayacak ortamın yaratılması ve önündeki engellerin kaldırılmasının refah artırıcı etkileri kısa vadede görülecek. Aşağıdaki tablolarda finansal kiralamanın dünyada ve ülkemizde gelişimi izlenebilir. Bu gelişimin güncel ifade ile “köpük” olmadığı aşikardır. çünkü finansal kiralama ile reel kesimin yatırımları ayni olarak finanse ediliyor.

Ortada amaç dışı kullanılabilecek bir kaynak yok, kredi doğrudan makine-ekipman şeklinde veriliyor. Finansal kiralamanın geçmişten bugüne uzanan süreçlerini, Türkiye’deki gelişimini ve gelecekteki hedeflerini Finansal Kiralama Derneği (FİDER) Başkanı Bülent Taşar’a soruyoruz.

öZEL SEKTöRüN LEASING PAYI ARTIYOR
Leasing sektöründe payı artan özel kesim makine harcamaları, 2010’un ilk yarısında 49,5 Milyar TL iken bu rakam 2011’in ilk yarısında 79,2 Milyar TL’ye yükseldi.

♦ Finansal Kiralamanın tarihsel gelişiminden bahseder misiniz?

3226 Sayılı Finansal Kiralama Kanunu 10 Haziran 1985’de yürürlüğe girdi. Bu tarihten itibaren yaklaşık 45 Milyar USD tutarında yatırım malı finansal kiralama ile finanse edildi. Bu işlem hacmi büyüklüklerinin ekonomi içindeki önemini anlamak için özel Kesim Makine Teçhizat yatırımlarının gelişimine bakılmasında yarar var. çünkü finansal kiralama sektörünün faaliyet konusu özel kesimin makine yatırımlarının finansmanıdır.

özel kesim makine teçhizat harcamalarını TUİK tarafında hazırlanan Harcamalar Bazında GSYİH serisinin detayları içinden takip ediyoruz. özel kesim makine teçhizat harcamaları cari fiyatlarla, 2007 yılında 92,9 Milyar TL, 2008 yılında 92,1 Milyar TL, 2009 yılında 80,4 Milyar TL, 2010 yılında ise 108,8 Milyar TL olarak gerçekleşti. özel kesim makine harcamaları 2010’un ilk yarısında 49,5 Milyar TL iken bu rakam 2011’in ilk yarısında 79,2 Milyar TL’ye yükseldi. Leasingi sektöründeki gelişime penetrasyon oranları bazında bakılması, doğru değerlendirme yapma açısından önemli.

Penetrasyon oranı, taşınmaz hariç finansal kiralama işlem hacmi/ özel Kesim Makine-Teçhizat Harcamaları şeklinde hesaplanıyor. Penetrasyon oranları 2007’de % 9,78, 2008’de % 6,6, 2009 yılında % 3,71, 2010 yılında ise % 3,94 olarak gerçekleşti. Penetrasyon oranı 2010’un ilk yarısında % 3,67 iken 2011’in ilk yarısında % 4,31 oldu. özel kesim makine harcamalarının 2011’in ilk yarısında, 2010’un ilk yarısına oranla % 60 oranında artış gösterdiği bir dönemde finansal kiralama penetrasyon oranının % 3,67’den % 4,31’e yükselmiş olması, sektörün büyüme ivmesinin gücünü göstermesi açısından önemli.

TüRKİYE LEASINGTE DüNYADA 31. SIRADA
♦ Türkiye ile dünyadaki leasing sektörünü kıyasladığımızda nasıl bir tabloyla karşılaşıyoruz?
Finansal kiralama sektörünün gelişimini doğru şekilde yorumlayabilmek için bir de dünya leasing işlem hacmine bakmakta yarar görüyorum. Tüketiciye yapılan işler ve taşınmaz işleri hariç, operasyonel kiralama dahil olmak üzere dünya leasing işlem hacmi 2007 yılında 760 Milyar USD iken 2008 Yılında 644 Milyar USD, 2009 yılında 557 Milyar USD oldu. Türkiye 2007 yılında 20.nci sırada iken, 2008 yılında 28.nci, 2009’da 31’inci sıraya indi. Leaseurope üyesi Avrupa üyelerinin 2009 yılı işlem hacmi 209,9 Milyar EUR, 2010 işlem hacmi 223.9 Milyar EUR olarak gerçekleşti

EKONOMİYE LEASING DOPİNGİ
Finansal kiralama sektörünün yaptığı işlerin tamamına yakınının 1-100 kişi çalıştıran girişimlere yapıldığı dikkate alındığında, bu işletmelerin yatırım harcamalarının % 16’sının finansal kiralama şirketleri tarafından finanse edildiği sonucu çıkıyor.

♦ Ekonominin diğer aktörleri tarafindan finanse edilemeyen KOBi’lerin yatırımlarının finansmanı için uygun finansal araçlara ulaşamamalarının istihdam, ver ve üretime etkisi nedir?
Küçük ölçekli KOBİ’lerin yatırımlarını finanse etmek üzere uygun finansman araçlarına ulaşamamaları nedeni ile üretim aktivitesi dışında kalmalarının ülkemiz açısından çok olumsuz etkileri olacağı hepimizin malumudur. Bu işletmeler ülkemizde girişim sayısı bazında çok geniş bir tabanı oluşturmakta ve sağladıkları istihdam açısından gözardı edilemeyecek kadar önemlidirler. Bu tabanın genişliğini ifade edebilmek için TUİK tarafından sonuncusu 2008 yılı itibariyle hazırlanmış olan iş istatistiklerinden birkaç verinin almmasında yarar var.

fider_baskani_bulent_tasar.jpgSözkonusu istatistiklerde, 1-100 kişi arasında çalışanı olan girişim sayısının toplam girişim sayısına oranının % 99,66 olduğu görülüyor. Bu işletmeler toplam işgücünün % 69,12’sine istihdam sağlıyorlar. Aynı zamanda ülkemizdeki toplam cironun % 54,62’sini ve faktör maliyetleri ile hesaplanan katma değerin % 42,75’ini 1-100 kişi arasında çalışanı bulunan girişimler yaratıyorlar. Söz konusu girişimlerin 2008 yılında yapmış oldukları yatırım harcaması 37,2 milyar TL’dir.

Aynı dönem finansal kiralama sektörünün taşınmaz hariç işlem hacmi 6 milyar TL’dir. Finansal kiralama sektörünün yaptığı işlerin tamamına yakınının 1-100 kişi çalıştıran girişimlere yapıldığı dikkate alındığında, bu işletmelerin yatırım harcamalarının % 16’sının finansal kiralama şirketleri tarafından finanse edildiği sonucu çıkıyor.

Bu önemli orandaki finansmanı gerçekleştiren finansal kiralama sektörünün aktif büyüklüğünün, banka ve banka dışı finansal kuruluşların aktif büyüklüklerinin % 1,4’ü kadar olduğu dikkate alındığında sektörün makro ekonomi açısından önemi daha iyi anlaşılıyor. Yukarıda belirtilen büyüklüklerle birlikte düşünüldüğünde, finansal kiralama kullanıcılarının çok geniş bir kesimi temsil etmekte oldukları ve bu kesimin ihtiyaçlarının ülke ekonomisi açısından ve sosyal dokunun korunması açısından önemi ortaya çıkıyor.

KAYITDIŞILIĞA FİNANSAL KİRALAMA FRENİ
♦ Finansal kiralamanın vergi gelirleri ve katıydışılığı önleme anlamında ne tür etkileri var?
Küçük işletmelerin finansmanının finansal kiralama yöntemi ile sağlanmasının vergi tabanını genişletici ve vergi gelirlerini artırıcı etkisi üzerinde de durulması gerekiyor. ülkemizde kayıtdışı ekonominin büyüklüğü üzerinde değişik tahminlerde bulunuyor. Kayıtdışılık oranının özellikle küçük ölçekli işletmelerde arttığı biliniyor. Küçük ölçekli işletmelerdeki kayıt dışı oranının % 50 olarak tahmin edilmektedir.

Finansal kiralamanın varlık bazlı bir finansman yöntemi olduğundan yukarıda bahsedilmişti. Nakit olarak kullandırılmadığı, makine finansal kiralama şirketi tarafından kendi adına satın alınıp kiracının kullanımına teslim ediliyor olması nedeniyle bu yatırım % 100 oranında kayıt altında. Yatırımını finansal kiralama ile gerçekleştiren işletme, bu yatırımı ortalama 5 yıl içinde amortisman ayırmak suretiyle giderleştirmek zorunda. Bununla birlikte kullandığı finansmanın faizini de kullanım süresi içinde giderleştirmek zorundadır. İşletme bu şekilde kaydettiği giderleri karşılayıp bir miktarda kar edecek oranda ciro göstermek zorundadır. Aksi takdirde Gelir İdaresinin kullanmakta olduğu veri ambarları ve veri ambarlarının yönetimi ve sorgulamasında kullanılan programlar sayesinde kolaylıkla belirlenmekte ve denetime alınıyorlar.

Kayıt içine alınan faaliyetin finansal kiralama sözleşmesi sonrasında geri çekilmesi de imkansız hale gelmekte ve yapılan bir finansal kiralama işlemi amortisman süresi sona erdikten sonra da kamuya sürekli olarak gelir üretir hale geliyor.

♦ Finansal kiralama faaliyeti gösteren şirketlerden yabancı sermayeli olanlar aleyhine rekabet eşitsizliğine neden olan düzenlemelerde iyileştirme yapılması hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bilindiği üzere, yabancı sermayeli finansal kiralama şirketlerinin kiraladığı hava araçları ve deniz araçları Türk limanları arasında ticari faaliyette bulunamıyorlar. Bu sorunumuz, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda beklemekte olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketeri Kanunu Tasarısının 22.nci maddesinin 6. ve 7. no’lu bendleri ile çözüme kavuşmuş olacak. Benzer bir çözüme, Tapu Kanununun 36.ncı maddesine yönelik yapılacak bir düzenleme ile taşınmaz işlerinde de ihtiyaç duyuluyor. Ayrıca işlem maliyetlerinin düşürülmesi gerekiyor.

Konusu taşınmaz olan finansal kiralama işlemlerinde, sözleşme konusu taşınmazın sözleşme sonunda kiracıya devredilmesi durumunda, devir işleminin tapu alım satım harcına tabi tutulmayacağına ilişkin düzenlemeye de ihtiyaç var. Bu arada penetrasyon oranının % 15’e çıkartılması büyüme hedefini, sürdürülebilir karlılıktan taviz vermeden sağlayacak etkin ve verimli çalışma koşullarının oluşturulması yönünde sistemli faaliyet gösterilmesi açısından önemlidir.

Turcomoney – Kasım 2011

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası