Resesyon dönemi başladı

2000’li yıllardan itibaren birçok ülkede uygulanan eşik altı kolay kredi, karşılıksız para basma, düşük faiz, kur savaşları ve gevşek para uygulamaları ile zaman geçirildi. Şimdi resesyona kapıda, peki Türkiye bundan nasıl etkilenir?

2010 sonu ve 2011 başında yapılan global büyüme tahminlerine rağmen, Dünya genelinde yeni, zorlu ve uzun bir durgunluk dönemi başladı. Şu andaki kriz 2008 yılında yaşanan krizin devamı veya aynısı değil. Kontrol dışı piyasa dalgalanmaları, satış reflekslerinin günlük döngüsü, hâkim olan panik ve güvensizlik ortamı tüm Dünya’da uzunca bir süre devam edecek. Bu kriz, 2008 küresel krizinin artçı depremleri addedilecek kadar basit de değil.

Ayrıca, bu krizin sorumluları bu kez bankalar ve derecelendirme kuruluşları da değil. Kriz, ABD başta olmak üzere gelişmiş ülke hükümetlerinin yönetim zafiyetleri ile başladı. 2000 ve 2001 yıllarından itibaren birçok ülkede uygulanan eşik altı kolay kredi, karşılıksız para basma, düşük faiz, kur savaşları ve gevşek para uygulamaları ile zaman geçirildi.

Sonuçları ise talep gerilemesine ve dünya genelinde yeni bir durgunluk döneminin başladığına işaret ediyor. Reel ekonomilerin yapısal sorunlarına yönelik mali reformlar yapmak yerine Dünya genelinde 2000’li yılların başından itibaren gevşek para politikalarıyla sorunlar halı altında biriktirildi. 2012 yaklaşırken durgunluğun daha çok hissedileceği beklenmeli.

• Bu krizin esas nedeni, hızla serbest kalan global sermaye hareketlerinin, hukuksal yönden aynı hızla küreselleşememesidir. ülkeler arasındaki gerçek eş güdümü sağlayacak uluslar üstü yeni kurumlar, küresel boyutta yeni hukuki düzenlemeler ve yeni alt yapıların oluşturulması çözümün başlangıç noktasıdır. Ancak böyle bir çözüm için, siyasi ortam önemli ölçüde engelleyici durumdadır. Diğer taraftan global sermaye hareketleri sayesinde durgunluğu besleyen unsurların ve krizin bulaştırıcılık hızı da artmış durumda.

• Bu kez durgunluktan çıkılması için 1929 yılındaki gibi militarizmin yükseltilmesi, silahlanma, savaş şeklinde yol bulmasına ve çare gibi lanse edilmesine, ülkeler arasındaki ekonomik uyum ve siyasi eşgüdüm seviyesi izin vermeyecektir. Bu olasılığı oldukça düşük görmeliyiz. Ancak, bu entegrasyonu besleyecek ve geliştirecek uluslar üstü kurum ve kuruluşlar henüz tam olarak oluşturulamamış veya var olanlar da önemli bir etkinliğe ulaşamamıştır.

• Bu dönemde faiz ve maliye politikalarının etkinliği azaldı. Durgunluk ve küçülme sürecinin, faiz oranlarının dibe yaklaştığı, parasal genişlemenin had safhada olduğu bir dönemde ortaya çıkmış olması faiz politikalarının önemini oldukça azalttı. Aynı şekilde yüksek borçluluk yapısı da genişletici ve canlandırıcı maliye politikalarının da başlatılmasına engel teşkil ediyor. Dolayısıyla resesyon döneminin uzun süreceğini beklemeliyiz.

• Her şeye rağmen Türkiye dâhil gelişmekte olan ülkelerin ve hatta gelişmiş diğer ülkelerin, ABD’nin borçlanma araçlarından başka bir alternatifleri şimdilik yok. Küresel sermaye piyasalarındaki ABD’nin ezici üstünlüğü hala devam ediyor. ABD’nin ekonomik ve siyasi alanlardaki istisnai konumunu sağlayan faktörler henüz bozulmamış ve rakipsizdir. ABD, vergi gelirlerini artırarak kamu borçlarından ve bütçe açıklarından kaynaklanan sorunlarının üstesinden gelebilecek ekonomik esnekliğe sahip bir ülkedir. Kamu yatırımlarını artırmak gibi ABD’nin sahip olduğu muazzam tüketim gücünü harekete geçirecek seçenekleri çok daha fazla olup dünya canlanması için çok daha önemlidir. Ancak, II. Dünya savaşından sonra oluşturulan parasal sistem, uluslararası eş güdümü sağlamaya yetmiyor.

• Dünya’nın sosyo-politik ve hukuksal entegrasyonu kurulamaz ise, çin, Hindistan, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde devam eden büyüme trendleri kesintiye uğrayacak ve ulus-devlet sınırları içerisinde yürütülen politikalar bu durgunluğu gideremeyecektir.

• Avrupa’daki sorunların çözümü uzun süre alacak: Avrupa Birliği’nin merkezindeki ülke liderlerinin koordinasyonunu sağlamak bile başlı başına bir sorundur. Sıkıntılı ülkelere yönelik merkezden yapılacak yardımlarda bile gösterilen duraksamalar yardımların maliyetini artırmakta, birliğin toparlanmasını geciktiriyor. Ayrıca, Hedge fonların Avrupa’nın zayıf ülkelerinin tahvillerini satışa çıkarması da Avrupa’nın para politikalarını iyice zora sokuyor.

• ABD’nin faiz oranlarını en az iki yıl süreyle düşük tutacağı yönünde uygulayacağı para politikaları, Türkiye açısından cari açığın finansmanının sürdürülebilirliğini arttırdı, kalıcı ve yapısal tedbirler alınmasına yeterli zaman kazandırdı. Türkiye’nin bu fırsatı etkin ve iyi değerlendirmesi gerekiyor. Alınacak tedbirler için zaman kaybetmemek lazım. Zira durgunluğun dünya çapında başlaması ve yayılmasından sonra, kısa vadeli etkilerinin olacağını ancak orta ve uzun vadede etkilerinin olamayacağını beklemek Türkiye açısından becerilemeyecek bir hedeftir. Türkiye açısından, 2011 yılı son çeyreğinden itibaren durgunluk göstergeleri belirginleşmeye başlayacağını düşünüyoruz.

Orhan öKMEN
JCR Eurasia Rating Başkan

okmen@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası