Son Haberler

Sahi neden olmuyor?

Aslında ne kadar kolay gelişmiş ülkelerden biri olmak. Başka ülkelerde neleri görüp özeniyoruz diye düşününce liste kısa:

•Ulaşım

• İletişim

• Güvenlik

• Eğitim

• Sağlık

• Adalet

• Sosyal Güvence

Diyelim biz de bu duruma kavuştuk. Sürdürülebilir olması ve refah seviyesini yükseltmek için ise gereken daha da basit; İHRACAT.

Bunu yapabilmemiz için üretimin, yani ciddi bir sanayimiz olması gerekiyor. Her ili tek tek ele aldığımızda ihtiyaçlarının aynı olduğunu görüyoruz;

• üretim maliyetlerinin düşürülmesi

• Markalaşma

• Nitelikli iş gücü

• çevre şartlarının düzeltilmesi

• Dış pazarlara açılma fırsatı yakalamak

•Katma değeri yüksek ürünleri üretmeye yönlenmek

İster yüksek teknoloji üretimi olsun ister endüstriyel üretim olsun gerekli olan şey ham madde.

Tüm bunları ayakta tutacak iyi bir İK yani insan olgusu gerekiyor. Vasıflı, eğitimli, yaptığı işiseven her emeğinin karşılığının sadece maaş olmadığının, ülke kalkınmasına da katkısı olduğunun bilincinde olan o sebeple işine dört elle sarılan, insan kaynakları. Yaptığı işin patrona ama öğretisinin kendine katma değer yaratacağının bilincinde olan bir nesil.

Ve yine tüm bunları bir araya getirdiğimiz de geriye tek bir ihtiyaç kalıyor.

ULUSAL MORAL LAZIM!

Bazı günler gazeteleri elime alıp okuyup okumama konusunda tereddütler yaşıyorum. Bir gün önce okuduklarımızın ertesi günü yalan olduğunu veya en büyük puntolarla yazılanların altından bambaşka bir olay çıkmasına artık tahammül mü edemiyorum yoksa entelektüel hafızamı, yüreğimi yormaya başladığını mı düşünüyorum bilemem. Ama artık gazetelerden, gündemden korkuyorum. Korkularım sadece gazete haberleriyle sınırlı değil tabi.

Araştırma ve tespitlerine güvendiğim ve ciddiye aldığım kurumların, sivil toplum kuruluşlarının tespitleri de korkutuyor beni. Mesela Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV)’ın açıkladığı;

•Yabancı sermayenin kaçıyor olması,

• Doların inanılmaz tırmanışı,

• Enerji zamları,

• Vergilerin yüksekliği,

• Artan maliyetler,

• Dünya krizinin başladığı haberleri,

• Komşu ülkelerin için de bulunduğu çıkmazlar,

• Dünya devlerinin inatlaşmaları,

• IŞİD haberleri,

• PKK haberleri,

• Bizim komşularımızla olan çıkmazlarımız,

• Kadına karşı şiddetin tahammül edilemez olması,

• Yorgun ve oradan oraya sürüklenen iş dünyasının çaresiz yeni pazarlar için çırpınışları…

İstediğim kadar iyimser olayım bu travmalardan kurtulamıyorum. Oysa arzu ettiğim çok net; 2023 hedeflerine ulaşmamız, 500 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştirmemiz.

Belki dünyanın 10. büyük ekonomisi olmayabiliriz ama en azından ilk 15‘te olmamız gerektiğine inanıyorum. Olağanüstü bir gayretle çalışıyor, bana düşenin en iyisini yaparken, etrafımdaki gençlere moral veriyor. Yeni girişimcilerin bu çabamıza dâhil olması için elimden geleni yapıyorum.

Gönüllü yaptığım işler, gerçek işlerimin önünde gitmeye başladığı şu günlerde tek arzum, tek isteğim bu hedefimize destek vermek ve gerçekleştiğini görebilmek.

Bu toplumda ayaklarının üzerinde durabilen nadir şanslı kadınlardan olmama rağmen bazen gücümün tükendiğini hissediyorum.

Bu yazıyı yazarken gencecik bir fidanımızın bir genç kızımızın acı haberiyle bir kez daha toplumca sarsıntılar yaşıyoruz. özgecan Aslan‘ın yaşadıklarını düşünürken yüreğim burkuluyor ve içimdeki isyanı bastıramıyorum.

Kadına karşı şiddetin içinde bulunduğumuz bilgi ve iletişim çağına inat yükselmesini ne yüreğim ne de mantığım kabul etmiyor.

Sosyo-politik yapımızdan, inançlarımıza, kültürümüzden, tarihimize kadının içinde bulunduğu bu trajik durumu kabullenemiyorum.

Bir yandan başlara taç edilen, öte yandan ayaklarının altında cennet olduğu söylenen kadınlarımızın ulu orta cinayetlere, tacizlere, şiddete maruz kalmasını hazmedemiyorum.

Bu neyin cinneti, neyin dışa vurumudur?

Neler oluyor bize?

Yarınlara güvenle bakmak, gençlerimizden bize emanet olan bu eşsiz vatanı gelecek nesillere sağlıkla emanet edebilmek, ülkemin gençlerinin ve kadınlarının güven içinde olmasını diliyorum.

O mavi gözlünün sözünü hatırlıyorum; Toplumdaki başarısızlığın nedenleri; kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ihmal ve kusurdan doğmaktadır. (Mustafa Kemal Atatürk)

Daha güvenli yarınlar için hep birlikte çalışmalıyız. İhtiyaçlarımız belli bu yönde hepimiz kendimize düşeni yapabilmeliyiz.

Kadın Gözüyle

Zuhal Mansfield

DEİK / Türk Mısır İş Konseyi Başkanı

TMG DOĞALTAŞ Madencilik

mansfield@turcomoney.com

12 Yorum

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

  • sema maybek
    4 Mart 2015 17:28 - Reply

    öncelikle harika tespitler ve güzel bir yazı değiştirilmesi gereken tek şey eğitim köy enstitüleri zamanı ile ilgili yazıları okuyunca zorun nasıl başarıldığını gördüm ve eğitime kadının dahil edilmesi herşeyi değiştirecektir eğitimli bilgili eğriyi doğruyu bilen bir kadının yetiştireceği evlatlar da iyi olacaktır ülkemiz çok zor bir dönemeçten geçiyor kimbilir belki de dünyanın aydınlanmasında ülkemize çok büyük görevler düşüyor. bir Fikrin mi var gibi programların daha çok seyredileceği,bilgiye yönelik programların daha çok olacağı, vurdusuz kırdısız dizilerin daha çok rağbet göreceği müzik kültür eğlence programları ile yüklü iletişim kanallarının çoğaldığı zamanlar gelecektir diye ümit ediyorum, sizin bir kadın olarak yaptığınız herşey için teşekkürler iyi ki varsınız

  • Baris Erdoğan
    4 Mart 2015 20:27 - Reply

    Yazilarinizi büyük bir dikkat ve ozveri ile takip ediyorum okuyorum ve öneriyorum. Cok bilgili ve ileriye yönelik düşünceleriniz varki bu dusunceler hayata geçse devletimizin cok daha fazla yol alacagina inaniyorum. Basarilarinizin devamini en icten dileklerimle diliyorum. Saygılarımla

  • Baris Erdoğan
    4 Mart 2015 20:28 - Reply

    Yazilarinizi büyük bir dikkat ve ozveri ile takip ediyorum okuyorum ve öneriyorum. Cok bilgili ve ileriye yönelik düşünceleriniz varki bu dusunceler hayata geçse devletimizin cok daha fazla yol alacagina inaniyorum. Basarilarinizin devamini en icten dileklerimle diliyorum. Saygılarımla

  • Baris Erdogan
    4 Mart 2015 20:29 - Reply

    Yazilarinizi büyük bir dikkat ve ozveri ile takip ediyorum okuyorum ve öneriyorum. Cok bilgili ve ileriye yönelik düşünceleriniz varki bu dusunceler hayata geçse devletimizin cok daha fazla yol alacagina inaniyorum. Basarilarinizin devamini en icten dileklerimle diliyorum. Saygılarımla

  • Ali galip yüksel
    4 Mart 2015 23:21 - Reply

    Çok önemli bir konuya değinmişsiniz tebrik ediyorum kimse kimseyi motive etmiyor herkes o olmuyor bu olmuyor neden olmuyor diyor bu işler böyle olmaz birileri birilerinin elini tutmalı lütfen bir platform oluşturun arkası gelecektir mutlaka bir önder gerekli sizin gibi Zuhal Mansfield

  • Yunus ozturk
    4 Mart 2015 23:39 - Reply

    tek kelimeyle super içimde buyuk bi Girişimcilik ruhum vardı ama söndü bu son bikac aydır aynen Dediğiniz gibi cok etkileniyor insan mutsuz umutsuz Sevgisiz haberlere … Size teşekkür ederim yeniden canlandı hedeflerim 2023 hayallerim yazınızı okuduktan sonra sizi herzaman takip ediyorum takipteyim baskan en buyuk baskan

  • N. SEZGİN ÖZAYTEKİN
    5 Mart 2015 07:39 - Reply

    Sahi neden olmuyor ?

  • N. SEZGİN ÖZAYTEKİN
    5 Mart 2015 08:16 - Reply

    Sanırım büyük bir çoğunluğun hislerine tercüman olmuşsunuz. Sahi neden olmuyor? sorusu belki herkesin bugünlerde dillerinin ucundaki ortak soru. Belki de yanıtı çok asit ve yalın. Meşhur bir deyiş var : Barika-i efkardan mukaddeme-i hakikat doğar (Fikirlerin çatışmasından hakikat güneşi doğar.).Sanırım bir fikirlerimizi serbestçe ortaya koyacak ortamı oluşturamıyoruz. Sadece kendi kafamızdaki doğruların en doğru olduğunu kabul ederek, diğerlerinin ortaya çıkmaması için elimizden geleni yapıyoruz. Denenmiş, bir netice alınmamış hatta hüsranla sonuçlanmış paradigmalardan vaz geçmiyor, ısıtıp ısıtıp sofraya getiriyoruz.Hatta bu tip yorumları yaparken, somut örnekler bile vermekten (birileri tatsız bir yorum yapar, yaftalar korkusu ile ) kaçınıyoruz.Çözümlerin hangi yollardan geçeceği siyasal partilerin seçim beyannamelerinde yazıyor. Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşırır misali kuvveden fiile akış olmuyor.Gençler, geleceğimizin teminatları da bu hay huy içersinde kaybolup gidiyorlar.Vizyonumuz var ama misyonumuz karmaşık muhayyer (!).Dere kenarında kızgın güneşin altında kurbağa güneşlenirken yanına yaklaşan akrebi görünce zıplayarak derenin ortasına kaçmış. durumu gören akrep:-“Korkma kurbağa kardeş sana işim düştü” demiş. kurbağa:-“Sen akrepsin bana ne işin düşebilir” demiş.-“Beni karşıya geçirmeni rica edecektim.”-“Sen akrepsin adamı sokarsın.-“Seni sokarsam ben de derenin suyuna kapılır ölürüm.”Aralarında bu tür konuşmalar geçmiş ve akrep kurbağayı ikna etmeyi başarmış. Akrep kurbağanın sırtına binmiş ve derenin ortasına geldiklerinde akrep kurbağayı sokmuş.-“Ne yaptın? ben bir kaç dakika sonra öleceğim ve ters döneceğim. sen de suya düşüp boğulacaksın.”-“Biliyorum ama ne yapayım tabiatım böyle. …….. “Acaba böylemiyiz ? :)))))

  • Engin Evren EKEN
    5 Mart 2015 10:40 - Reply

    Tüm bu olumsuzluklarin temelinde ‘egitim ve ekonomi var

  • Zerrin Aynaoğlu
    5 Mart 2015 10:55 - Reply

    Kelimesi kelimesine doğru. Nokta ve virgüllerine de katılıyor. Rant sermayesini risk sermayesine dönüştürmedikçe, istifleri rulet borsalarına, kakuli fonlara yağdırdıkça, çok para girecek, birikecek ama bizimdir, övünelim dediğimiz bir ekonomimiz olmayacak. Aç kalacağımız kesin.

  • Mahmut BAŞAR
    5 Mart 2015 11:38 - Reply

    Çok güzel bir konuya değinmişsiniz. Ama çok zor işleri söylüyorsunuz. Bunu başarabilmemizin en önemliçalışması eğitim, karşılıklı güven, insanlar arası işbirliği, herkesin hakkına riayet, gibi bir çok konunun başarılması gerekiyor. Şu anda ülkemiz birbirine düşman birçok kampa ayrılmış durumda. Füşmanlıklar bitmeden, başrış ve sevgi olmadan hiçbir şey yapamayız. Selam ve saygılar.

  • ömer tutumlu
    5 Mart 2015 12:39 - Reply

    çok güzel bir anlatım..aslında basit..her şey iyiniyet ve fedakarlıktan,karşılıklı güvenden geçiyor..bu ülkede yok edilen adalet,emeksiz yemek sistemi,adaletli gelir dağılımı ve paylaşımı..aslında her şeyi her kes biliyor..tepeden başlayacak bir doğru uyğulama her şeyi çözer..tabandan bir şey çıkması mümkün değil…

  • Site Haritası