Son Haberler

Türkiye cari açığa karşı tarım ve turizm kartını kullanılmalı

Türkiye’nin cari denge açığı sorunun kalıcı çözümü için tarımsal ürün ihracatının ve turizm gelirlerinin artırılması gerekiyor. Peki bu sektörler için hangi adımlar atılmalı?

ülkemiz ekonomisinde özellikle son zamanlarda en çok tartışılan ve konuşulan konuların başında hiç kuşkusuz cari açık sorunu geliyor. Cari denge, ödemeler dengesi, sermaye hareketleri ve net hata-noksan kalemlerinden oluşuyor. Cari açık, ya da fazla; bir ülkenin döviz gelir giderleri arasındaki denge anlamına geldiğinden ihracat ve ithalatta meydana gelen değişimlerin ödemeler dengesi üzerinde önemli etkisi bulunuyor.

Cari denge, ülkemiz ile dünya arasındaki parasal hareketleri yansıttığı için makro ekonomik denge açısından her zaman büyük önem arz ediyor. Bunun nedeni ise cari açığın neden ve/veya sonuçları arasında faiz, kur, istihdam, dış borçlanma, sürdürülebilir büyüme gibi çok önemli değişkenlerin yer almasıdır. Tüm bu hususlar esasında cari dengenin ülkemiz açısından da cari açığın güncelliğini arttırıyor. Cari açık bir anlamda; ülke olarak ürettiğimizden fazla tükettiğimizi ifade ediyor.

Türkiye’de son dönemde uygulanan yüksek faiz-düşük kur politikasının bir sonucu olarak döviz gelirleri azalırken, döviz giderleri artmış ve aradaki fark da cari açık olarak ortaya çıktı.

Bugünkü dış-alım-satım dengesi göz önüne alındığında Türkiye bir sarmalla karşı karşıyadır. Kısa vadede alınacak parasal tedbirler cari açığı ancak kısa vadede düşürebilmekte ama büyüme hızlandığında cari açık yine artmakta.

Cari açığın mevcut yapısı itibariyle finansmanı mümkün olsa bile uzun vadede sürdürülebilir değil.

ülkemiz cari açığın yüksek olmasının belli başlı nedenleri arasında petrol fiyatlarındaki artışa bağlı olarak enerji ithalatı, aşırı değerli TL ve sanayinin ara malı ithalatına bağımlılığı gösterilebilir. ülkemiz tarihsel olarak cari dengede birkaç yıl dışında her zaman açık vermiştir ve bu açığın da önemli bir bölümü ülkeye giren yabancı yatırımlarla finanse ediliyor.

Türkiye mevcut ekonomik yapı içinde büyümek zorundadır ve bunun için de cari açık vermek durumunda. Son yıllarda uzun vadeli borçlanmayla cari açığın finanse edilmesinin borçlanmanın kalitesini artırdığı ileri sürülüyor. Diğer taraftan ise cari açığın finanse edilebildiği sürece sorun olup olmadığı çok tartışılabilecek bir konu.


Cari açığın finansman kalitesi ancak kısa vadede rahatlama sağlar orta-uzun vade için çözüm değildir.

2010 yılında 50 milyar dolar civarına ulaşarak GSYH‘nin yüzde 6,8‘ine yaklaşan cari açık, 2011 yılının ilk iki çeyreğinde de hızlanarak devam ediyor. Ancak alınan tedbirlerin yılın ikinci yarısında cari açıkta artışın azalması bekleniyor. Uzun vadede bu açığın makul düzeye nasıl çekileceği önümüzdeki günlerde de çok tartışılacak bir konu. özellikle de yurtdışında faiz artışının beklendiği bir dönemde cari açığın nasıl finanse edileceği, finansman kalitesi gibi hususların herhangi bir krize yol açıp açmayacağı hemen her kesimin odaklandığı hususlardır.

Cari dengede meydana gelen açıkların uzun vadeli ya da FDI (doğrudan yabancı sermaye yatırımı) yoluyla finanse edilmesi kaliteli kabul ediliyor olsa da bu kısa dönem için bir rahatlama sağlıyor. Zira FDI ve uzun vadeli finansman kar payı transferleri ve/veya anapara ödemeleri nedeniyle orta ve uzun vadede cari denge açısından bu kez problem oluşturacak.

Kısa vadede ithalata ödenen döviz tutarının azaltılması gerekmektedir.
AB gümrük birliği ve petrol fiyatları kısa dönemde Türkiye’nin ithalatını düşürmesinin önünde ciddi engeller olarak durmakta ise de, ithal edilen birçok ara mamulün içerde üretilmesi sağlanarak dövizde tasarruf sağlanabilir. Bununla birlikte toplumsal olarak ithal ürünlerden ziyade, yerel üretimi destekleyecek şekilde tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmemiz daha büyük ve kalıcı önem taşıyor.

Bugün birçok AB üyesi ülke sivil kuruluşları –kamunun yapması AB kuralları kapsamında mümkün olamadığı için-yerel üreticileri destekleyici kampanyalar yürütülüyor. Bu tür tedbirler cari açık sorununun çözümüne kalıcı katkılar sağlayabilecek adımlardan biri olabilir.

Tarım ve Hayvancılık Sektörünün ihracattaki payının artırılması cari denge açığının kapatılmasında kalıcı ve pozitif etkisi olur.

ülkemiz 2010 yılında tarım-hayvancılık ve bunlara dayalı ürünlerin ihracatından 12 milyar dolar gelir elde ederken, buna karşılık bu grup ürünlerin ithalatına ise 7.7 milyar dolar ödeme yaptı. Benzer şekilde 2011 yılının ilk 5 ayında da aynı grup ürünlerin ihracatından 4.5 milyar dolar gelir elde edilirken, ithalatına da 3.9 milyar dolar ödedi.

Türkiye’nin dış satım gelirleri içinde tarım ve hayvancılığa dayalı ürünlerin payı % 11 civarında. Kuşkusuz bu grup ürünlerin ihracatının artırılması cari dengedeki açığın kalıcı bir şekilde azaltılmasında ve kapatılmasında büyük rol oynar. Kaldı ki tarım ve hayvancılıkta dış satım gelirlerinin artmış olmasının istihdam ve gelir dağılımı üzerinde de çok büyük pozitif etkisi olur. Bunun için ülkemizin orta-uzun vadede tarım ve hayvancılığı stratejik sektörler olarak benimsemesi ve bu alanda bölge ve ürün bazında planlamalarla rekabet üstünlüğü oluşturması gerekiyor.

ülkemiz turizm potansiyeli cari açığın kapatılmasına yardımcı olacak önemli bir noktadır.

Türkiye’de turizm gelirleri son yıllarda 21 milyar dolar civarında bir seviyeye ulaşmış durumda. 2010 yılında 28,6 milyon yabancı misafir ağırlayan ülkemizin bu alanda da kat edeceği büyük mesafeler bulunuyor. Hem turist sayısının artırılması, hem de turist başına gelir miktarının yükseltilmesi mümkün görünüyor. Bunun için turizm alanında da yine orta-uzun vadeli planlamayla, yatırım alanları-bölgeleri belirlenmeli yeni turizm alanları yaratmak amacıyla ülke potansiyeli harekete geçirilmeli ve buna yönelik tedbirler alınmalı. Turizm sektörü de tarım ve hayvancılık gibi katma değer yaratıyor ve istihdama katkı sağlıyor.

Rafı KARAGöL

karagol@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası