Son Haberler

DASK neden çok önemlidir?

dask_neden_cok_onemlidir_2.jpg Eski bir eğitimci ve şimdi de bir eğitim sevdalısı olarak hep ifade ederim. öğrenmenin üç tane yolu vardır.

• Birincisi yaşayarak öğrenmek. çok etkili bir yöntemdir. Eğitimciler bilirler, inanılmaz kalıcıdır ama süresi ve gerek parasal ve gerekse zaman maliyeti çok ama çok yüksektir.

• İkincisi usta – çırak ilişkisi şeklinde öğrenmek. Birincisine göre öğrenmenin maliyeti daha düşük ve daha az etkilidir. üçüncüye göre maliyeti daha yüksek, süresi daha uzundur.

• üçüncüsü ve sonuncusu ise okumak suretiyle, başkalarının deneyimlerinden yararlanarak öğrenmek. Bu yöntemin maliyeti çok düşük, hatta yok denecek kadar azdır. Ama nedense çok tercih edilmez.

Soyut bir metodoloji olduğu için, etkisi birinci ve ikinci yönteme göre daha azdır.
İnsanlar, pek doğal olarak bu üç öğrenme yönteminden birini seçme hakkına sahiptirler. Ama aralarında inanılmaz farklar var.

Bu fark hem öğrenme sürecinde, hem de sonuçlarında kendini gösterir.

dask_neden_cok_onemlidir_5.jpgAslında bu yöntemlerden hangisinin seçileceği ya da seçildiği gelişmişlik ve eğitim düzeyiyle de yakından ilişkilidir.

Bu husus belki de ayrı bir inceleme konusu olabilecek kadar önemli. Şimdi bunun DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) ile ne alakası var diye düşünenler olabilir. Ama aslında oldukça fazla alakası var.

ülkemizde gerek devlet ve gerekse vatandaş olarak, 1999 depremi sonrasında deprem sigortasını maalesef milyarlarca TL yıkım bedeli, 30 bin civarında can kaybı ve onlarca görünmeyen maliyetlere katlanarak öğrendik.

Millet olarak en pahalı yöntemi (yaşayarak öğrenme) seçtik. Yani, maalesef kafamızı duvara çarparak öğrendik.

Ama, “bir sıfırdan büyüktür” mantığıyla bakacak olursak, yine de öğrendik. En azından bundan sonra, “nerde bu devlet, nerde bu millet” diye bağıran mağdura, yardıma muhtaç vatandaşlara daha az rastlayacağız.

Rastlayacağız diyoruz, çünkü hala öğrenemeyenler var. Hala konutunu, deprem sigortası yaptırmayanlar var.

Şimdi de bunu irdeleyelim. Yani, DASK ve DASK’ ın amacı nedir, ülkemizdeki gelişimi ne durumda, hangi bölgemizde ne ölçüde DASK yaptırılmıştır.

Zorunlu Deprem Sigortası uygulaması ile konut sahiplerine konutları ile ilgili olarak, devletin bütçe imkanları ile ilişkili olmaksızın ve maddi kayıpları derhal telafi eden somut bir güvence temin edilmektedir.

Aynı zamanda, ödenen küçük miktardaki sigorta primleri yoluyla sosyal dayanışmanın gereği en iyi şekilde gerçekleştirilmiş olmakta, ülke çapında risk paylaşımı ve dayanışma sağlanmakta, yeterli iç kaynaklar birikinceye kadar riskin belli bir kısmı reasürans yoluyla uluslararası piyasalara plase edilmekte, deprem nedeniyle devlet bütçesi üzerinde oluşan mali yük azalacağından muhtemel ek vergiler önlenmiş olmaktadır.

Buradaki açıklamalara bakıldığında, DASK’a aslında devletin gözetiminde bir sosyal dayanışma sistematiği olarak bakılabilir. Bir anlamda toplumsal dayanışma. Herkesin ödeyeceği küçük primlerden oluşan havuzdan, hasara maruz kalan kişilere belirlenen tutarlar ödenerek mağduriyetlerinin giderilmesi.

Şimdi DASK amacına ulaşmış mı, zorunlu olmasına rağmen, ne ölçüde yaptırılmış, aşağıdaki tabloda bunu iredeyelim.

dask_neden_cok_onemlidir_6.jpg

TüRKİYE’DE HER 4 KONUTTAN

3’ü HALA SİGORTASIZ

dask_neden_cok_onemlidir_4.jpgDASK ‘tan alınan verilere göre, tablodan görüleceği üzere deprem sigortası zorunlu olmasına rağmen, 12.988.664 adet olan toplam konutun ancak 3.435.861 adet olan %26,45’inin sigortalı olduğu, bir anlamda %73,55’inin sigortalı olmadığı görülmektedir.

Sigortalılık oranının en yüksek olduğu bölge % 34 ile iç Anadolu Bölgesidir. Ondan sonra % 32,47 oranıyla Marmara, % 26,40 oranıyla Ege Bölgesi gelmektedir. En düşük olduğu Bölgelere bakıldığında ise % 11,16 oranıyla Güneydoğu, % 13,73 oranıyla Doğu Anadolu Bölgesi yer almaktadır.
Bu rakamların değerlendirilmesinde, toplum olarak, bu kadar bedel ödememize rağmen, hala deprem sigortası konusunda bilinçlenmediğimiz net olarak görülmektedir.

Ayrıca eğitim ve gelir düzeyi nispeten yüksek olan bölgelerde sigortalanma oranının yüksek olduğu, eğitim ve gelir düzeyi düşük olan yerlerde ise sigortalanma oranının yok denecek kadar az olduğu (%11) görülmektedir.

DASK Kurumu ile Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliğinin deprem sigortasının yaygınlaşması konusunda yoğun çabaları olduğu hepimizce malumdur. Burada DASK’ ın yanında, Sigorta Şirketlerine, üniversitelere ve sivil toplum örgütlerine büyük görevler düşmektedir.
Şimdi de poliçe sayılarını irdeleyelim.

Aynı durumu poliçe sayılarında da görmek mümkündür. Toplam konut sayısına göre poliçe sayıları son derece düşük olup, toplanan primler de kümül yaratacak büyüklükte değildir.

Yandakitablodan da görüleceği üzere, ülkemiz gerçekten deprem kuşağının üzerinde yer almaktadır. Bu manada son 10 yıldan bu yana meydana gelen depremler ve ödenen hasarlara bakıldığında, önemli tutarlarda hasar ödemesinde bulunulduğu görülmektedir.

Yüzyıllara bakıldığında, ülkemizin çok önemli depremlere maruz kaldığı bilinmektedir. Bu manada, yani yaşayarak öğrenme anlamında zorunlu deprem sigortası geç de olsa ülkemizde süratle artmaya başlamış olmasına rağmen, hala istenilen seviyede değildir. Deprem sigortası yaptırmak, diğer zorunlu sigortalarda olduğu gibi, zorunluluğun getirdiği cezaya katlanmamak için değil, gerçek manada önleyici tedbir olarak algılanmalı ve mutlaka yaptırılmalıdır.

Prim düzeyleri de son derece makuldür. Sigortacılıkta havuzu ne kadar büyütebilirsek, fiyatlar o kadar aşağı yönlü olacaktır. Şu anda havuz küçüktür.(%26,45) Acilen büyütülmesi ve bunun yanında cezai müeyyidelerinin artırılması ve bu zorunluluğun vatandaşlara hissettirilmesi gerekmektedir. Belki de fiyatının daha makul/düşük bir hale getirilerek, çöp vergisinde olduğu gibi vatandaştan dolaylı olarak alınabilmesinin yolları da araştırılmalıdır.

Şaban çAĞIRAN
Denizbank Genel Müdürlüğü / Grup Müdürü

cagiran@turcomoney.com

3 Yorum

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Avatar
    Mustafa Karahan
    5 Ağustos 2011 01:02 -

    İnşallah olmaz tabi. Ama milletimiz başına ille de bir bela gelmeden aklı başına gelmiyor

  • Avatar
    Veli Saruhan
    17 Ağustos 2011 11:50 -

    Yaşamamıza rağmen türk halkının yeterli derecede deprem gerçeğini öğrendiği kanısında değilim. Verilen yüzdelerde bunu açıkça görüyoruz. Kaldı ki, taşınmaz alım-satımlarında deprem sigortasının zorunlu olduğu hesaba katılıdığında, isteyerek DASK yaptıranların oranı çok aşağılara düşecektir.

  • Avatar
    Selim Toprak
    1 Eylül 2011 20:16 -

    Şaban Bey çok güzel bir yazı. Fakat millet bir türlü olayın farkında değil

  • Site Haritası