Son Haberler

Euro birliği hangi ülkeler için uygun?

Euro Bölgesinin sorunlu ülkeler listesine İtalya, İspanya ve Portekiz eklendi. AB’nin finansal sistemindeki sorunlar çevre ülkelerin ekonomilerini de olumsuz etkiliyor. Euronun geleceği tartışılıyor. Acaba bu haliyle Euro’nun zararı yararından fazla mı? AB Bölgesinde yeni gruplar mı oluşacak?

Piyasalarda oluşan bahar havası, Yunanistan ve Fransa seçim sonuçları, İtalya ve İspanya’nın borçlanma maliyetleri, ratingleri düşen ülke ve bankalar ile üstüne Euro’nun geleceğinin tartışılmaya başlanması yeniden kış mı geliyor dedirtti. Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkması artık ciddi biçimde gündemde ve bunun maliyetinin 1 trilyon € olacağı tahmin ediliyor. Şüyuu vukuundan beterdir misali, bu söylentiler daha çok zarar veriyor. Belki de Yunanistan’ın zaman kaybetmeden Euro’dan ayrılması herkesin hayrına. AB sorunlarına biraz uzun sürse de çözüm bulmaktadır ama bunun maliyeti bazen çok yüksek oluyor.

Yunanistan’ın Euro bölgesinden çıkması mı zor kalması mı zor diye tartışılırken şimdi acaba çıkarsa maliyeti ve etkileri ne olur diye tartışılmaya başlandı. Hem de bu tartışmalar merkez bankaları ve AB komisyonlarında yapılmaya başlandı. AB’nin genel karar alma karakteristiği, sorunların çözümünde genel olarak yavaş davranması ve en son noktada ve büyük oranda oy birliği ile karar vermesi. Gelinen noktaya neresinden bakarsak bakalım AB’de yeni bir dönemi başlatacak görünüyor. Yunanistan Euro’da kalırsa da bir şekilde ayrılırsa da ilk olarak Euro bölgesi ve sonrasında da Avrupa’nın yeniden şekillenmesine şahit olacağız.
AB’nin yeni sorunlu ülkeleri; İtalya,

İspanya ve diğerleri
İtalya, İspanya ve Portekiz’in kamu borçlanma gereği yükselen faizler olumsuz havanın yayılmasına ve bu olumsuzlukta risk primlerinin yükselmesine ve bir kısır döngünün ortaya çıkmasına yol açtı. Bu rasyonel beklentiler kuralı sonuç olarak beklentilerin gerçekleşmesine yol açıyor. O nedenle AB’nin ve özellikle ECB’nin piyasanın beklentilerini pozitif yönde değiştirecek kararlar alması büyük önem taşıyor. Bardağın dolu tarafından da baktığımızda Almanya, Fransa ve birkaç küçük ülke dışında Euro’dan olumlu etkilenen ülke yok gibi. Bugün olmasa da yakın gelecekte Euro’nun geleceğinin tartışılacağı kuşkusuz. Acaba bu haliyle Euro’nun zararı yararından fazla mı? Tek para birliği hangi ülke grupları için daha uygun?

Diğer taraftan, AB’nin finansal sistemindeki sorunlar Polonya, Macaristan, Romanya gibi AB’nin gelişmekte olan çevre ülkelerin ekonomilerini de olumsuz etkiliyor. Bu ülkelerde hane halklarının bankacılık kesimine borçlanması son 10 yılda ciddi boyutlara ulaştı. AB bankacılık sisteminin sorunlarının çözümü uzadıkça gelişmekte olan AB ülkelerindeki bankalarda sorunlar daha da büyüyecek ve sonuçta bu ülkelerde bankaların sermayedar yapısı yeniden şekillenecek. Bazı büyük bankalar pazar kaybederken, yeni bazı bankalar payını artıracak.

Krizden çıkan ülkeler; ABD, Birleşik Krallık ve Japonya
Krizin başladığı ve/veya nedeni olarak görülen ABD ile birlikte Japonya ve İngiltere ekonomik tedbirleri daha hızlı ve cesurca uygulayabildiği için 2011 yılının ikinci yarısından itibaren toparlanmaya başladı. Bu toparlanmanın etkisi 2012’den itibaren nasıl bir seyir gösterecek bunu global ekonomik koşullar belirleyecek. Ancak, temel olarak üzerinde görüş birliği bulunan nokta şudur; bu ülkeler büyük olasılıkla Eurozone ülkelerinden daha iyi performans gösterecek. Acaba bunun nedenlerinden birisi ve belki de en önemlisi Euro’nun kendisi mi?

Krizden kazançlı çıkan gözüken ülkeler
2008 yılından bu yana krizin gelişmekte olan ülkelerde başladığı ve bulaşıcılık etkisiyle dünyanın diğer ülkelerine zaman içerisinde yayılacağı düşünülüyordu. Bu sürecin de 2-3 yıllık bir periyoda gerçekleşeceği tahmin ediliyordu. Ancak aradan geçen 4 yıllık süreçte çin, Hindistan, Kore başta olmak üzere Asya ve Uzakdoğu ülkeleri ile petrol ihracatçısı ülkeler krizden olumsuz etkilenmedikleri gibi büyüyerek çıkıyorlar. Eğer AB ülkelerinde iyileşme başlayacaksa adı geçen bu ülkeler de olumlu etkilenecek. Yok, eğer kriz AB’de daha da derinleşirse bunun Asya ve Uzakdoğu ülkelerine etkisinin nasıl olacağı belirsizliğini koruyacak.

Türkiye krizi fırsata çevirdi mi ?
Krizin başladığı ilk yılı takiben Türkiye’nin takip eden yıl/yıllarda etkileneceği genel olarak bekleniyordu. Ancak gelinen bu noktada ülkemiz krizden en az etkilenmiş ya da beklendiği kadar olumsuz etkilenmemiş durumda. Türkiye son 5 yıldır dünyada çok özellikli ve sıra dışı bir ülke durumunda. Bunun nedeni, güçlü bankacılık sistemi, mali disiplin ve dışsatım performansı bir yana devam edegelen cari işlemler dengesi açığı. Dünyada, bu kadar büyük cari işlemler dengesini vererek bu kadar uzun süre ve yüksek oranda büyümesini devam ettiren başka ülke –ya da gelişmekte olan ülke- örneği bulunmuyor. Doğal olarak, gerek Türkiye’de gerekse de yurtdışında iki farklı görüş zaman zaman birbirine zıt beklentilerin oluşmasına yol açıyor. Son 4 yıla baktığımızda ülkemiz krizi fırsata çevirmiş gibi gözüküyor. Ama bu kadar yüksek cari işlemler dengesi açığı ile sürdürülebilir bir büyüme yaratılamayacağını söylemekte olanların yanıldığını söylemek için henüz erken.

Tam krizden çıkışla ilgili olumlu sinyallerin görülmeye başlandığına yönelik haberlerin yayıldığı 2012 yılının ilk çeyreğinden sonra AB ve Euro bölgesine ilişkin gelişmeler piyasaları yine olumsuz etkilemeye başladı. AB geç de olsa sorunlarına çözüm bulur. O nedenle iyimser olmak için nedenler kötümser olmaktan daha fazladır. özellikle ülkemiz açısından gelecek 2-3 yıllık dönem çok büyük önem taşıyor. Ya ülke olarak bir ilki başararak yüksek cari işlemler açığı ile uzun süre büyüyerek krizi fırsata çevireceğiz ya da başkalarının tasarruflarıyla kalkınmak sürdürülebilir değil ve maliyetli deyimini haklı çıkaracağız.

Rafi KARAGöL

JCR Eurasia Yönetim Kurulu Bşk.Vekili
EACRA Yönetim Kurulu üyesi
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası