Son Haberler

FİNANSAL KURUMLAR BİRLİĞİ

df_54.jpg

3 SEKTöR BİRLEŞTİ 119 MİLYAR DOLARLIKGüCE DöNüŞTü

Bankacılık dışı finans kesiminin en önemli unsurlarından olan Finansal Kiralama (leasing), Faktoring ve Finansman Şirketleri, Finansal Kurumlar Birliği çatısı altında toplanarak güçlerini birleştirdi. üç sektör reel sektöre toplamda 60 milyar TL‘lık kısa ve orta vadeli ticari ve tüketici finansmanı ile uzun vadeli yatırım finansmanı sağlıyor.

Toplamda 119 milyar TL‘lik finansal işlem hacmini temsil eden Finansal Kurumlar Birliği; 33 finansal kiralama, 76 faktoring ve 13 finansman şirketi olmak üzere toplam 122 finansal kurumdan oluşuyor.

Bireysel veya kurumsal tüketicilere; satış noktalarında, otomobil, iş ekipmanları, tıbbi malzemeler, her türlü ev araç ve gereçleri gibi çok geniş bir yelpazede doğrudan finansman imkânı sağlayarak, gerek üretici firmalar, gerekse dağıtım ve pazarlama firmaları üzerindeki finansman yükünü hafifleten Finansman Kuruluşları esasen bankacılık sektörünün tamamlayıcısı olarak faaliyet gösteriyor. Faaliyetleri BDDK’nın gözetiminde yürütülen Finansman Kuruluşları sektörünün faaliyet ortamı ve çalışma koşulları; Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe giren “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu” ve bu kanuna dayalı Yönetmelik, tebliğ ve genelgeler doğrultusunda, özellikle, sektörün kurumsal yapısının gelişimine, finansal raporlamaların kalitesinin, standardizasyonunun ve şeffaflığının artırılmasına ve rekabet eşitliğinin sağlanmasına yönelik, pozitif yönde önemli değişiklikler gösterdi. Yeni düzenlemeyle “banka dışı finans kuruluşları”ndan birisi olarak tanımlanan Finansman Kuruluşlar sektörünün yasal altyapısı ile gözetim ve denetim sistemlerinin etkinliklerinin giderek artması bekleniyor. Bu düzenlemelerle son kullanıcının (tüketicinin) finansmanı zorunluluğunun kaldırılması neticesinde, tüketicilerin yanında ayrıca tüketici olmadıkları halde mal ve hizmet satan bayilere de stok finansmanı yapabilen kurumlar haline geldi.

İŞTE YENİ DüZENLEMELER

• Sözleşmelerin noterde yapılması zorunluluğu kaldırıldı ve yazılı olarak yapılması yeterli kabul edildi.
• Banka dışı finans kuruluşları olarak tariflenen bu şirketler kamu kurumları niteliğinde meslek kuruluşu olarak “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği” çatısı altında bir araya getirildi.
• 2015 yılı sonuna kadar tamamlanmak üzere asgari ödenmiş sermaye tutarı şirket başına 20 milyon TL’ye yükseltildi.
• Sektörün şube dışında teşkilatlanmaya gidemeyecekleri netleştirildi.
• Yapılan işlemin parçası olarak ek finansman sağlamak amacıyla, toplamı ödenmiş sermayesinin yüzde birini geçmeyecek şekilde kullandırılan nakdi krediler hariç, esasen sektör nakdi kredi kullandıramıyor. Yine ödenmiş sermayesinin yüzde 20‘sini geçmeyecek şekilde verilen garanti ve kefaletler hariç olmak üzere, garanti, kefalet ve teminat mektubu da veremiyor.
df_55.jpg

Finansman şirketleri daha ziyade tüketim mallarının satın alınmasını kolaylaştıran ihtisaslaşmış finans kuruluşlardır. üretici ve satıcıların, vadeleri gelmemiş alacaklarını satın alırlar veya tüketicilere doğrudan krediler açarlar. Yurt dışında 70-80 yıllık bir geçmişe sahip olan Tüketici Finansman Şirketleri, Türkiye’de yaklaşık 19 yıldır faaliyet gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde, Tüketici Finansmanı Şirketleri, Satış Finansman Şirketleri ve Ticari Finansman Şirketleri olmak üzere üç farklı kategoride faaliyet gösterirlerken, Türkiye’de bunların bir karışımı olarak ve daha çok Tüketici Finansman şirketleri şeklinde tek tip olarak uygulanıyor.

Tüketici Finansmanı Şirketleri daha çok dayanıklı tüketim ürünleri, eğitim, tatil vb ihtiyaçları kredilendiriyor. Maliyetleri bankalardan daha yüksek olduğu için yüksek fiyatlamalarını kaliteli, üstün hizmet ile dengeliyorlar. Satış Finansmanı Şirketlerinin ana konusu, sponsor firmanın ürünlerini kredilendirmektir. Ticari Finansman Şirketleri ise küçük ve orta ölçekli şirketlere alacak senetleri finansmanı ya da faktoring hizmeti veren şirketlerdir. Bankalar açısından kredi almak için yeterli niteliğe sahip olmayan şirketlere ve şahıslara finansman sağlanması Finansman şirketlerinin aktif kalitesini esasen düşürüyor. Finans şirketlerinin genel fonksiyonu, fiyatı yüksek ve tüketicilerin peşin olarak satın alamayacağı otomobil, beyaz ve kahverengi mallar ile buna benzer tüketici ürünlerinin taksitli olarak satışlarında kredi vermek ve satış etkinliğini arttırıyor. Verilen krediler, genellikle düşük tutarlı ve riski yüksek krediler oluyor. Finansman Şirketleri tarafından açılan krediler tüketici adına açılmakta ve satışa konu malın teslimi ile birlikte doğrudan satıcıya ödeniyor.

FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİN VARLIK BüYüKLüĞü 7.5 MİLYAR DOLAR

gh_9.jpg

kl.jpg

Finansman şirketleri, tüketicilerin finanse etmek amacıyla, faaliyetlerini belli mallarda ve belli imalatçılarda yoğunlaştırıyor. Finansman şirketlerinin temel gelirleri küçük miktarlarda verdikleri kredilere dayanıyor. Düşük faiz nispetleriyle az miktarda kredi vermek bankalar için kazançlı ve cazip olmadığından tüketici kredilerine yöneltiyorlar. Finansman şirketleri kaynak yönünden, kendi faaliyetlerini finanse etmede genellikle ticari bankalara dayanıyorlar.

Türkiye’de 1994-2006 yılları arasında sektör Hazine Müsteşarlığı tarafından, 2006 yılından itibaren ise BDDK tarafından regüle ediliyor. İlk düzenleme 1994 yılında yapılmış olmakla beraber finansman şirketleri 1995 yılından itibaren faaliyetlerine başladı. Rapor tarihi itibariyle BDDK’dan lisans almış olan ve faaliyetlerini sürdüren 13 adet finansman kuruluşu bulunuyor. Sektörün toplam varlık büyüklüğü 2013 yılı itibariyle 7.5 milyar ABD Doları olup genel finansal sistem içerisindeki payı oldukça küçük. Sektörün varlıkları TL bazda son 5 yılda birikimli olarak % 243,61 oranında büyüme gösterdi. Bu oran oldukça yüksek olmasına rağmen, sektörün büyümesinin önündeki en önemli engellerden biri ana faaliyet konusu dışında faaliyette bulunulamaması dolayısıyla, ürün ve gelir çeşitliliğinin düşük olmasıdır. Nispeten ödenmiş sermayenin belli bir kısmına kadar nakdi kredi kullandırma olanağı ve stok finansmanı ürün ve faaliyet çeşitliliği sağlıyor.

Bireysel harcamalar, eğitim finansmanı, enerji faturaları, nakit ihtiyaç kredisi ve araç kiralamaya kadar çok geniş bir ürün yelpazesinin henüz ulusal hizmetler arasında yer almadığı görülüyor. Sektör büyük ölçüde taşıt finansmanına yoğunlaştı. Bununla birlikte yeni kanun ile tüketici finansman şirketleri kredi kuruluşu statüsü kazanmış ve sektörde yeni ürünlerin geliştirilmesine olanak sağlandı. Ayrıca bu kanun değişikliği ile birlikte, finansman şirketlerinin aktiflerinin % 5’ine kadar nakdî kredi kullandırmasına imkân tanındı.

df_56.jpg

h.jpg

FİNANSMAN ŞİRKETLERİNİ BANKALARDAN AYIRAN öZELLİK NEDİR?

Toplam açılan kredi tutarı Finansman Şirketinin öz kaynaklarının 30 katını aşamaması kuralı değiştirilerek, Finansman şirketlerinin öz kaynaklarının, toplam aktiflerine oranının asgari yüzde üç olarak tutturulması ve idame ettirilmesi zorunluluğu getirildi ve standart yönteme geçildi. Tüketiciye doğrudan nakit kredi tesisi yapılmayıp finansman şirketinin anlaşmalı olduğu satıcı firma veya bayilerden tüketicilerin satın aldıkları mal ve hizmetleri taksitlendirmek suretiyle kredi açılması Finansman şirketlerini banka ve diğer kredi kuruluşlarından ayıran en önemli bir özelliktir. ödenmiş sermayesinin yüzde 20‘sini geçmeyecek şekilde verilen garanti ve kefaletler hariç olmak üzere Türkiye’de Finans Şirketleri mevduat toplayamıyor ve teminat mektubu veremiyor. Finansman şirketlerinin tek faaliyet konusunun tüketici finansmanı olması nedeniyle, hizmet üretim altyapıları, süreçleri, sistemleri ve organizasyon yapıları için daha hızlı hareket edebilme kabiliyeti kazandırmış, hizmet kalitelerinin daha yüksek olmasını ve uzmanlaşmayı sağlıyor. Sektörün fonlama yapısı içerisinde kısa vadeli kaynakların yüksek olması ile YP Kur riskinin yüksek olması en önemli finansal risktir. Sektörün genel varlık karlılık düzeyi diğer finansal kuruluşlara göre oldukça düşük olup, borçlanma seviyeleri arttıkça bu düşük karlılık devam edecektir. Ancak, öz kaynak karlılığı 2011 yılından itibaren arttı ve mali sektörün üzerine çıktı.

fg_24.jpg

sd.jpg

FAKTORİNG SEKTöRü

2006 yılından itibaren faaliyetleri BDDK’nın gözetiminde yürütülen faktoring sektörünün faaliyet ortamı ve çalışma koşulları; Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe giren “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu” ve bu kanuna dayalı yönetmelik, tebliğ ve genelgeler doğrultusunda, özellikle, sektörün kurumsal yapısının gelişimine, finansal raporlamaların kalitesinin, standardizasyonunun ve şeffaflığının artırılmasına ve rekabet eşitliğinin sağlanmasına yönelik, pozitif yönde önemli değişiklikler gösterdi. Yeni düzenlemeyle “Banka Dışı Finans Kuruluşları”ndan birisi olarak tanımlanan faktöring sektörünün yasal altyapısı ile etkin gözetim ve denetim sistemlerinin etkinliklerinin giderek artması bekleniyor.

YENİ DüZENLEME NELER GETİRDİ?

• 2015 yılı sonuna kadar tamamlanmak üzere asgari ödenmiş sermaye tutarı şirket başına 20 milyon TL’ye yükseldi.
• Finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyetlerini tek bir kanun çatısı altında toplandı ve bu şirketler “banka dışı finans kuruluşları” olarak tanımlandı.
• Banka dışı finans kuruluşları olarak tariflenen bu şirketlerin kamu kurumları niteliğinde meslek kuruluşu olarak “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği” çatısı altında bir araya getirildi.
• Yeni kurulacak şirketlerin giriş koşulları ağırlaştırıldı.
• Etkin gözetim ve denetim açısından şirketlerin gerekli yasal altyapıyı, bilgi sistemleri, risk ölçümü ve iç kontrol sistemlerini tesis etmeleri zorunlu tutuldu.
• Şirket yönetim kurulu üyeleri, genel müdür ve genel müdür yardımcıları için asgari mesleki deneyi süreleri ve asgari eğitim seviyeleri güncellendi.
• Faturaların farlı şirketler tarafından mükerrer kullanımının önüne geçilmesi amacıyla Birlik nezdinde Merkezi Fatura Kayıt Sistemi’nin kurulması öngörüldü.
• Türkiye Bankalar Birliği nezdindeki Risk Merkezinin bilgi havuzundan veri temin edebilme koşulları iyileştirilerek sektörün daha sağlıklı bir istihbarata ulaşma olanağı arttırıldı.
• Sektörün şube dışında teşkilatlanmaya gidemeyecekler netleştirildi.
• Nakdi kredi verme yetkisi, ödenmiş sermayelerinin yüzde 1’i geçemeyeceği karar altına alındı.
• Kullandıracakları kredi tutarının öz kaynaklarının 30 mislinden fazla olamaması kuralı kaldırıldı, yerine öz kaynaklarının toplam aktiflerine oranının yüzde üç olarak tutturulması ve idame ettirilmesi zorunluluğu getirildi.

Küçük işletmelerin finansmanının ön plana çıktığı, ödeme ve teminat oluşumunda vadeli çek/senet kullanımının yaygın olduğu ve çok yoğun rekabet koşullarına dayalı bir faaliyet ortamında çalışan faktöring şirketlerinin, sektöre giriş çıkışlarında, hissedar yapıları ve yönetici kadrolarında değişim hızı oldukça yüksek. Faktoring sektörü, Türkiye makro ekonomik koşullarındaki dalgalanmalardan ve belirsizliklerden etkilenme seviyesi en yüksek olan sektörlerden birsi. Ekonomik konjonktürdeki değişiklikler ve BDDK’nın regülasyon baskısı altında sektörde yönetim politikaları giderek daha da zorlaşıyor.

78 FAKTORİNG ŞİRKETİNİN SİSTEMDEKİ PAYI NE?

Küçük ve orta ölçekli firmalara finansman sağlayan Türk Faktoring sektörü 2012 yılsonu itibariyle 10,2 Milyar dolarlık bir varlık büyüklüğüne sahip. Faktoring uygulamaları 1983 yılından itibaren Türkiye’de ilk kez Hazine Müsteşarlığı düzenlemesi ve denetimi altında uygulamaya başlamış ve ilk faktoring şirketi 1990 yılında kurulmuştur. 2005 yılının sonlarında yürürlüğe giren Bankacılık Kanunu ile birlikte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu‘nun (BDDK) denetimi altına alındı. Dolayısıyla faktoring kuruluşları, 2005 yılından itibaren BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından regüle ediliyor. BDDK tarafından yayımlanan 2012 verilerine göre Türkiye’de toplam 78 faktoring şirketi faaliyet gösteriyor. Küçük ve orta ölçekli firmalara finansman sağlayan Türk Faktoring sektörü 2012 yılsonu itibariyle 10,2 Milyar dolarlık bir varlık büyüklüğüne sahip. Faktoring uygulamaları 1983 yılından itibaren Türkiye’de ilk kez Hazine Müsteşarlığı düzenlemesi ve denetimi altında uygulamaya başlamış ve ilk faktoring şirketi 1990 yılında kurulmuştur. 2005 yılının sonlarında yürürlüğe giren Bankacılık Kanunu ile birlikte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu‘nun (BDDK) denetimi altına alındı. Dolayısıyla faktoring kuruluşları, 2005 yılından itibaren BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından regüle ediliyor. BDDK tarafından yayımlanan 2012 verilerine göre Türkiye’de toplam 78 faktoring şirketi faaliyet gösteriyor.

fg_25.jpg

AKTİF BüYüKLüK 22 MİLYON TL’YE YAKLAŞIYOR

Faktoring şirketlerinin 2013 yılsonu itibariyle aktif büyüklüğü 21,801 Milyon TL, öz kaynak büyüklüğü ise 4.013 Milyon TL’dir. Faktoring sektörü 24 yıllık geçmişi içerisinde 1994 yılında % 10,31 ve yine 2001 yılındaki % 40,23’lük küçülmelerin dışında sürekli olarak büyüdü. Faktoring Sektörü 2006–2013 arasında birikimli olarak % 311,34 oranında büyüme gösterdi. Son yıllık büyüme oranı ise yüzde 20,14.
k.jpg

df_57.jpg

Sektörün varlıkları arasında en yüksek payı % 93,07 oranıyla faktöring alacakları, kaynakları içerisinde ise en yüksek payı % 70,92 oranında sağlanan krediler oluşturuyor. Kaynak ihtiyaçlarının en önemli kısmını bankalardan sağlanan kısa vadeli kredilerle gideren sektörün en önemli özelliği kaynak çeşitliliği yaratamamış olmasıdır. Ancak 2008 yılından itibaren yavaş yavaş tahvil ihraçları 2012 yılında ivme kazanmış ve 2013 yılı itibariyle toplam kaynaklarının % 7,09’u ihraç edilen tahvillerden oluşuyor.

Sektörün öz kaynakları ise toplam kaynaklarının % 18,41’i oranında olup toplam kaynaklar içerisindeki payı giderek azalıyor. Faktöring şirketleri için yasal olarak alacaklarının toplamı, öz kaynaklarının 30 katını aşamaz iken diğer bir deyişle, alacakların risk ağırlıkları % 100 kabul edilerek asgari olarak faktöring şirketlerinden % 3,33 oranında sermaye istenmekte iken, yeni düzenlemeyle standart oran uygulamasına geçilmiş ve faktöring şirketlerinin öz kaynaklarının toplam varlıklarına oranı % 3’ün altına düşmemesi kuralı getirildi. Nükleer Yakıt, Petrol üretimi ve Kömür ürünleri Sanayi, Tekstil ve Tekstil ürünleri Sanayi, Metal Ana Sanayii ve İşlenmiş Madde üretimi Sanayi ve Ulaşım Araçları Sanayi ağırlıkta olmak üzere faktöring şirketlerinin risk yoğunluğu 2013 itibariyle % 55,58 oranıyla İmalat Sanayinde yoğunlaştı. Hizmetler sektörünün içerisinde ise en önemli yoğunluk sırasıyla, Toptan ve Perakende Ticaret Mot. Ar. Servis Hizmetleri, İnşaat sektörü, Taşımacılık, Depolama ve Haberleşme sektörlerinde görüldü.

df_58.jpg

TAHSİLİ GECİKMİŞ ALACAKLAR ARTTI

Sektörün tahsili gecikmiş alacaklarının toplam alacaklarına oranı 2013 itibariyle % 4,64 olup, bankacılık sektörünün üzerindedir. Yine tahsili gecikmiş alacaklarının toplam öz kaynaklarının % 24,44’si olması, bu alanda faktöring sektörünün risk algısını yükseltmekte ve aktif kalitesini zayıflatmakta. Tahsili gecikmiş alacakların artmış olmasının en önemli makro sebebi genel ekonominin büyüme yönünden ivme kaybetmedir. Denetim faaliyetlerine giderek daha çok ağırlık verilmesi sektörün kalitesine katkı yapıyor. Diğer taraftan faktöring sektörünün 2013 yılına ilişkin karlılık göstergeleri genel olarak bankacılık sektöründeki göstergelerinin üzerinde olmakla birlikte 2013 yılında faktöring sektörünün performansında düşüş eğilimleri başladı. Zira Bankacılık Sektöründe “ROA(av.)” ve “ROE(av.)” rasyoları sırasıyla % 2,01 ve % 16,62 iken aynı oranlar Faktoring sektöründe aynı sırayla % 3,07 ve 15,61’dir. Aynı şekilde “Interest Covarage Rasyosu” ile “Net veya Gross Profit Margine” rasyolarında da düşüş trendi gözleniyor. Ancak öz kaynakların toplam aktiflere oranı dikkate alındığında, Faktoring sektörü daha yüksek öz kaynaklara sahip. Zira “Equity/Total Asset” rasyosu faktöring sektörü için 2012 yılında % 18,41 iken aynı oran bankacılık kesiminde % 11,19 oranındadır. Yine faktöring sektörünün takipteki kredilere ayrılan özel karşılık oranları 2012 yılından itibaren bankacılık sektörünün üzerine çıktı. Rekabet, fonlara erişim, sunum ölçeği ve alternatif dağıtım kanalları gibi konularda sermaye yapısı banka orijinli olan faktoring şirketlerinin ayrıcalık taşımaları diğer faktoring şirketleri ile rekabet eşitsizliği oluşturuyor. Sektörün genelinde kredi ve bilumum varlık getiri oranları 2013 yılında önemli oranda değişiklik göstermemiş olmakla birlikte faizli kaynakların maliyetindeki iyileşmeler nedeniyle başabaş faiz oranları % 12,15 oranından 2013 yılında % 9,55 oranına geriledi. Ancak bilanço kompozisyonunda sağlanan bu düzelme operasyon giderlerindeki artış nedeniyle bilanço karlılığına aynı oranda yansımadı.

df_59.jpg

FİNANSAL KİRALAMA SEKTöRü

özellikle kaynaklara erişimi sınırlı küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ) doğrudan yatırımın finansmanı sağlayan Finansal Kiralama sektörü, Türkiye’de bankacılık sektörünün tamamlayıcısı olarak faaliyet gösteriyor. Faaliyetleri BDDK’nın gözetiminde yürütülen Finansal Kiralama sektörünün faaliyet ortamı ve çalışma koşulları; Aralık 2012 tarihinde yürürlüğe giren “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu” ve bu kanuna dayalı Yönetmelik, tebliğ ve genelgeler doğrultusunda özellikle sektörün kurumsal yapısının gelişimine, finansal raporlamaların kalitesinin, standardizasyonunun ve şeffaflığının artırılmasına ve rekabet eşitliğinin sağlanmasına yönelik pozitif yönde önemli değişiklikler gösterdi. Yeni düzenlemeyle “Banka Dışı Finans Kuruluşları”ndan birisi olarak tanımlanan Finansal Kiralama sektörünün yasal altyapısı ile gözetim ve denetim sistemlerinin etkinliklerinin giderek artması bekleniyor. Bu düzenlemelerle;

LEASING SEKTöRüNDEKİ YENİLİKLER

• Kiralama sözleşmelerindeki 4 yıllık asgari şart kaldırılarak tarafların sözleşme süresini serbestçe tespit yapma imkanı getirildi.
• Sözleşmelerin noterde yapılması zorunluluğunu kaldırıldı ve yazılı olarak yapılması yeterli kabul edildi.
• Leasing şirketleri, kiralanacak her bir gemi için herhangi bir ilave izin almaksızın tek kurucu ortağı kendi olacağı ayrı bir leasing şirketi kurabilme imkanı getirilerek, kiraladıkları bir gemi ile ilgili olarak gerçekleşen bir risk nedeniyle gemi alacaklıları leasing şirketinin diğer kiracılarına kiralamış olduğu gemilerin üzerine gitmeleri önlendi.
• Kendilerine mahsus özel sicili bulunan taşınır mallara (otomobil gibi) ilişkin sözleşmelerin bu malların kayıtlı oldukları sicile tescil ve şerh edilmekte iken, bu kez leasing şirketleri tarafından bildirilmesi yeterli sayılmış ve tescil merkezi hale getirildi.
• Kiralama Sektörüne, operating leasing işlemleri ile sale & leaseback işlemleri gibi yeni ürünler sunma imkânı ile bilgisayar yazılımlarının çoğaltılmış nüshalarının leasing’e konu edilebilme imkanı sağlandı.
• Geçmişte sadece bağımsız nitelikte, bütün halindeki malları leasing kapsamına almakta iken bu kez “bütünleyici parça ve eklenti niteliğindeki” malların da leasing’e konu olabileceği açıklığa kavuşturuldu.
• Yabancı sermayeli leasing şirketlerinin, gemi ve uçak işlerinde Türk sermayeli şirketler ile eşit duruma gelmeleri sağlanarak Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli leasing şirketlerinin gemi ve uçak işlerini yapmaları önündeki engeller kaldırıldı.
• Devir ve tadil sözleşmelerinin ve teminatların damga vergisi ve harçtan müstesna olacağı açık şekilde belirtildi.
• Satıp geri kiralama yöntemi ile yapılan kiralama sözleşmeleri kapsamında kiralanan taşınmazların sözleşme süresi sonunda tapuya tescili tapu harcında istisna tutuldu.
• Banka dışı finans kuruluşları olarak tariflenen bu şirketlerin kamu kurumları niteliğinde meslek kuruluşu olarak “Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği” çatısı altında bir araya getirildi.
• 2015 yılı sonuna kadar tamamlanmak üzere asgari ödenmiş sermaye tutarı şirket başına 20 milyon TL’ye yükseltildi.
• Sektörün şube dışında teşkilatlanmaya gidemeyecekleri netleştirildi.
fg_26.jpg

LEASING SEKTöRüNüN HACMİ BüYüYECEK

Yeni düzenlemelerle sektörün işlem hacmine oldukça önemli katkı sunabilecek ilave leasing konuları gündeme getirildi. Bir gemi motorunun kiralanması, bir binanın dış cephe kaplaması, çatısının yapılması gibi konuların icra edilmesi leasing açısından yasal zemin buldu. Sektörün faaliyet boyutlarının genişletilmesinin ve operasyonel kolaylıklar getirilmesinin bir diğer önemli boyutu ise leasing ve leasing pazarına global şirketlerin ilgisinin artırmış olduğudur. Finansal kiralama uygulamaları 1983 yıllından itibaren Türkiye’de ilk kez Hazine Müsteşarlığı düzenlemesi ve denetimi altında uygulamaya başlamış ve ilk leasing şirketi 1986 yılında kurulmuştur. 2005 yılının sonlarında yürürlüğe giren Bankacılık Kanunu ile birlikte Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu‘nun (BDDK) denetimi altına alındı. Dolayısıyla leasing kuruluşları, 2005 yılından itibaren BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu) tarafından regüle ediliyor. BDDK tarafından yayımlanan 2012 Şubat ayı verilerine göre Türkiye’de toplam 31 leasing şirketi faaliyet göstermektedir. Lokasyon olarak tamamı İstanbul da konumlandı. 2006 yılından itibaren bugüne kadar 60’a yakın leasing kuruluşunun, BDDK düzenlemelerine intibak edememe veya kendi talebiyle veyahut da birleşme gibi sebeplerle faaliyet izinleri iptal edildi.

PENETRASYON ORANI DüŞüK KALIYOR

Kurulduğu günden itibaren 2008 yılı sonuna kadar hızlı bir gelişim gösteren sektörünün 2008 yılından sonra vergi düzenlemeleri nedeniyle gelişimi zayıfladı. Finansal Kiralama sektörü açısından penetrasyon oranları Türkiye’de oldukça düşük. Bilindiği üzere penetrasyon oranı, taşınmazlar hariç kiralaması yapılan tutarların özel sektör sabit yatırımları içerisindeki payıdır. Zira toplam sabit sermaye yatırımları içinde leasing‘in payı gelişmiş sanayi ülkelerinde %15-20 civarındayken, bu oran Türkiye‘de % 2 civarındadır. Ancak, Türkiye‘de leasing‘in henüz değerlendirilmemiş büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı yadsınamaz. Finansal Kiralama hizmetleri, üretim ve yatırım araçlarının satın alınması yerine kiralanarak kullanılmasına olanak sağlayarak şirketlere verimlilik ve maliyet yönetimi konularında yardım ve finansman olanakları sağlanıyor. Finansal Kiralama; yatırım mallarının mülkiyeti finansal kiralama şirketinde kalmasına karşılık, taraflarca önceden belirlenmiş olan kira ücretleri karşılığında söz konusu malın kullanım hakkının kiracıya verilmesi ve sözleşmede net olarak belirlenmiş değer üzerinden kiracıya geçmesine olanak tanıyan bir finansman yöntemidir. Bu yolla şirketlere önemli bir finansman kolaylığı sağlamakta ve şirketlere sahip oldukları sermayeyi çok daha verimli kullanabilmelerine imkan vermektedir.

df_60.jpg

33 LEASING ŞİRKETİNİN üSSü İSTANBUL’DA

2013 itibariyle Financial Leasing sektöründe, tamamının genel merkezi İstanbul ilinde toplanmış olmak üzere toplam 33 leasing şirketi bulunuyor. Finansal kiralama sektörü tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bankacılık sektörünün tamamlayıcısı olarak faaliyet gösteriyor. Türk Finansal Leasing sektörünün genel finans sitemi içerisindeki payı oldukça küçük. Finansal Leasing şirketlerinin 2013 yıl sonu itibariyle aktif büyüklüğü 28,477 Milyon TL, öz kaynak büyüklüğü ise 5.351 Milyon TL’dir. Sektör 27 yıllık geçmişi içerisinde 2008 yılına kadar iyi bir gelişim göstermiş, 2009 yılında vergi düzenlemeleri nedeniyle % 14,23 oranında küçüldü. 2009 yılından sonra tekrar büyümeye başladı ve 2004-2013 arasında birikimli olarak % 325,02 oranında büyüme sağlandı.

HANGİ SEKTöRLER öNE çIKIYOR?

Deri ve Deri ürünleri Sanayi ve Metal Ana Sanayii ve İşlenmiş Madde üretimi Sanayi ağırlıkta olmak üzere Finansal Kiralama şirketlerinin risk yoğunluğu 2013 itibariyle % 48,308 oranıyla İmalat Sanayinde yoğunlaşıyor. Hizmetler sektörünün içerisinde ise en önemli yoğunluk sırasıyla, İnşaat, Taşımacılık, Depolama ve Haberleşme Toptan ve Perakende Ticaret Mot. Ar. Servis Hizmetleri ve Otelcilik sektörlerindedir. Sektörün varlıkları arasında en yüksek payı % 88,16 oranıyla Leasing alacakları, kaynakları içerisinde ise en yüksek payı % 69,70 oranında sağlanan kısa vadeli krediler oluşturmaktadır. Kaynak ihtiyaçlarının en önemli kısmını bankalardan sağlanan kısa vadeli kredilerle gideren Sektörün en önemli özelliği kaynak çeşitliliği yaratamamış olmasıdır. Sektörün öz kaynakları ise toplam kaynaklarının % 18,79’ü oranında olup, varlık büyümesine eşlik edemiyor.

gfg_1.jpg

fg_27.jpg

LEASİNG‘DE RİSK ALGISI YüKSEK Mİ?

Sektörün tahsili gecikmiş alacaklarının toplam alacaklarına oranı 2011 itibariyle % 6,79 olup, bankacılık sektörünün hemen hemen üç katıdır. Yine tahsili gecikmiş alacaklarının toplam öz kaynaklarının % 34,16’si olması, bu alanda finansal leasing sektörünün risk algısını yükseltmekte ve aktif kalitesini oldukça zayıflatmakta. Finansal Leasing sektörünün 2013 yılına ilişkin karlılık göstergeleri genel olarak bankacılık sektöründeki göstergelerinin altındadır. Zira, Bankacılık Sektöründe “ROA(av.)” ve “ROE(av.)” rasyoları sırasıyla % 2,01 ve % 16,62 iken aynı oranlar Leasing sektöründe aynı sırayla % 2,33 ve 11,39 dir. Aynı şekilde “Interest Covarage Rasyosu” ile “Net veya Gross Profit Margine” rasyoları da bankacılık göstergelerinin altındadır.. Ancak öz kaynakların toplam aktiflere oranı dikkate alındığında, Leasing sektörü daha yüksek öz kaynaklara sahiptir.
Zira “Equity/Total Asset” rasyosu leasing sektörü için 2013 yılında % 18,79 iken aynı oran bankacılık kesiminde % 11,19 oranındadır. Finansal Kiralama sektörü açısından penetrasyon oranları Türkiye’de oldukça düşük. Bilindiği üzere penetrasyon oranı, taşınmazlar hariç kiralaması yapılan tutarların özel sektör sabit yatırımları içerisindeki payıdır. Zira, toplam sabit sermaye yatırımları içinde leasingin payı gelişmiş sanayi ülkelerinde %15-20 civarındayken, bu oran Türkiye‘de % 2 civarındadır. Ancak, Türkiye‘de leasing‘in henüz değerlendirilmemiş büyük bir gelişme potansiyeli taşıdığı yadsınamaz. Toplam 33 şirket içerisinde varlık ve işlem hacmi bakımlarından yoğunlaşma oldukça yüksek. Yoğunlaşma içerisinde daha çok ortaklık yapısı içerisinde banka kuruluşu olanlardır.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası