Hedef 2023`te 500 milyar dolar ihracat

Uzun vadeli bir proje hazırlayarak bunu Ekonomi Koordinasyon Kurulu’na sunan ve daha sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile kamuoyuna açıklayan TİM, ortaya çıkardığı projeyi daha sonra muhalefet partileri ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile paylaşacak.

“Hedef 2023, 500 Milyar dolar ihracat” sloganıyla hazırlanan proje ihracatın yol haritasını çiziyor. İhracatçı sayısını ve kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan proje; ihracatçının küresel alanda rekabetçiliklerini sektörel liderlik, bilim-teknoloji ve inovasyon ile arttırmayı. İhracatçının ihtiyaçlarına zamanında ve etkin çözümler sunmayı. Türk markalarının bilinirliğini arttırmayı. İhracata yönelik yabancı sermayeyi ve yatırımcıyı ülkemize çekmeyi. İnovasyon -ARGE yatırımlarını ve uygulamalarını İşte başarılarıyla Türkiye ekonomisine önemli katkılar sunan ihracatçıların kaptanı Mehmet Büyükekşi’ye sorduğumuz sorular ve aldığımız yanıtların ayrıntıları:

  • Türkiye’nin 2023 yılında 500 Milyar dolarlık ihracat yapan güçlü bir ülke olacağını öngörüyorsunuz, bu hedefe ulaşabilmek adına izlenecek yol haritasını anlatır mısınız?

2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefliyoruz. Bu amaçla bir strateji çalışmasını hayata geçirdik. Türkiye’de bir ilk gerçekleşti. Bu proje; Türkiye‘de STK tarafından yapılan bu kadar uzun vadeli tek proje olma özelliği taşıyor. Hedefimiz Türkiye‘nin kalkınmada, ihracata dayalı bir modeli benimsemesidir. Biz bu çalışmayla yol haritasını çizdik, rotayı belirledik. Bu proje ile hedefimiz, Türkiye’nin, dünyanın en büyük 10 ekonomisi içinde yer alması. Bu amaçla da 2023 yılında ihracat gelirinin 500 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor.

  • Peki bu hedefe nasıl ulaşmayı düşünüyorsunuz?

Makro düzlemde stratejik olarak sürdürülebilir büyüme ve istikrarlı ihracat artışını hedefliyoruz. Bunun için de mevcut pazar paylarımızı arttıracağız. Yüksek büyüme potansiyeli olan hedef pazarlara ulaşarak buradaki pazar payımızı yükselteceğiz. İhracatçı sayısını ve kapasitesini geliştireceğiz. İhracatçılarımızın küresel alanda rekabetçiliklerini sektörel liderlik, bilim-teknoloji ve innovasyon ile arttıracağız. İhracatçıların ihtiyaçlarına zamanında ve etkin çözümler sağlayacağız. Türk markalarının bilinirliğini arttıracağız. İhracat yönelik yabancı sermayeyi ve yatırımcıyı ülkemize çekeceğiz. İnnovasyon-ARGE yatırımlarını ve uygulamalarını özendireceğiz. İhracat için alt yapı açığını dengeleyeceğiz ve çevreye ilişkin yükümlülüklerimizi yerine getireceğiz. İkili ve çoklu ticaret işbirliklerini güçlendireceğiz. Mevzuat ve yasal düzenlemeleri etkinleştireceğiz. Finansal enstrümanların ve ticaret destek araçlarını etkin ve verimli kullanımı temin edeceğiz. Düşük nitelikliden yüksek verimli ve nitelikli insan sermayesine geçeceğiz. Doğru bilgiye ve pazar istihbaratına hızlı ulaşımı temin edeceğiz. Kamu-özel sektör-STK ve üniversite ilişkilerini uyumlandıracağız. Son olarak da etkin strateji yönetimini temin edeceğiz.

  • Projenin hayata geçirilmesinde en önemli unsurlar nelerdir?

Bu stratejilerin oluşturulmasında ve sürekliliğin sağlanmasında en önemli faktör liderliktir. Biz bu projeyi önce Ekonomi Koordinasyon Kurulu’na sunduk. Daha sonra Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile kamuoyuna açıkladık. Ardından muhalefet partilerine bu strateji çalışmasını sunduk. çok yakında da Sayın Cumhurbaşkanımıza bu projeyi sunacağız. Bu projenin hayata geçirilmesi için 2023 İhracat Stratejisi’nin ulusal politika haline gelmesini istiyoruz. Kamu kuruluşlarının 5 yıllık Stratejik Planlarına 2023 ihracat stratejik hedeflerini almalarını talep ediyoruz.2023 İhracat Stratejisi’nin, Yüksek Planlama Kurulu gündemine taşınması istiyoruz. İlgili Bakanlık ve Kamu kuruluşlarında, İhracat Strateji Haritasında tanımlı rol ve sorumlulukların koordinasyonu için 2023 strateji ofislerinin ve proje ekiplerinin kurulmasını talep ediyoruz. çünkü bu projenin Türkiye’nin geleceği açısından çok kritik bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz.

10 YILDA İHRACAT YüZDE 309 ARTTI

  • Bölgesel güç ve küresel bir aktör olma iddiası olan Türkiye’nin yıldızı parlıyor mu? Son yıllara baktığınızda Türkiye’nin komşularıyla ticari ilişkilerini nasıl yorumluyorsunuz?

İhracat geçen yıl yüzde 11,3 oranında artışla 113,7 milyar dolar seviyelerini yakaladı. Son 10 yıla baktığımızda Ortadoğu ülkelerinin ihracatımızın önde gelen pazarları konumuna geldiğini görüyoruz. Kuzey Afrika ülkelerine 2000 yılında ihracatımız 1,1 milyar dolardı. 2010 yılında bu rakam 7 milyar dolara yükseldi. Yakın ve Ortadoğu ülkelerine 2000 yılında ihracatımız 2,6 milyar dolardı. 2010 yılında bu rakam 23,3 milyar dolara yükseldi. Kuzey Afrika ile Yakın ve Ortadoğu ülkeleri coğrafyasını birlikte düşünürsek bu bölge ihracatımızdan yüzde 26,7; ithalatımızdan yüzde 11, tüm dış ticaretimizden ise yüzde 17 pay alıyor. Komşularımızla da ilişkilerimiz büyük hız kazandı. Irak’a 2002 yılında ihracatımız yoktu. Şimdi Irak’a yılda 6 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Irak en büyük 4. ihracat pazarımız oldu. 10 yıl önce sınırlı sayıda ilimiz ihracat yaparken, şimdi 81 ilimizin tamamı ihracat yapıyor. Türkiye’nin ihracatı tüm ülkelere artmaya devam ediyor. Ancak pay olarak değerlendirildiği AB’nin ihracatımızdaki payı azalırken, yakın ve komşu ülkelerin ile ihracatımızdaki payı artıyor. 10 yıl önce 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan il sayısı 4’tüm, bu yıl 14‘e yükseldi. İstanbul‘un ihracatı 10 yılda yüzde 215 oranında arttı. örneğin Manisa ilk 10‘da en yüksek ihracat artışı gerçekleştiren il oldu, Manisa‘nın ihracatı 10 yılda yüzde 1548 oranında arttı.
2000 yılında 1 milyar doların üzerinde ihracat yapılan ülke sayısı 5’ti, bu rakamın 2010‘da 26‘ya çıktı. 2000 yılından 2010‘a tüm ihracat yüzde 309 oranında arttı, ancak Almanya‘ya ihracat artış hızı yüzde 121‘de, İngiltere‘ye yüzde 242‘de, İtalya‘ya yüzde 266‘da, Fransa‘ya yüzde 270‘de, ABD‘ye ise yüzde 20‘de kaldı. Türkiye’nin ihracatı artıyor, çünkü artık daha fazla firma ihracatın önemini kavrıyor ve ihracatta yöneliyor. İhracatın önündeki engellerin kaldırılması ve ihracatın daha fazla teşvik edilmesiyle birlikte Türkiye’nin ihracat performansı yükseliyor.

  • Suriye ve diğer ülkelerin ardından şimdi de Rusya ile vizelerin kaldırılması ihracat-ithalat dengesinde nasıl bir etki yaratır?

Vizelerin kalkması dış ticaretimize olumlu yansıyacak. O ülkelere Türkiye’nin yaptığı yatırımlar artacak. Yine turizm konusunda da ülkemizin kazançlı çıkacağını düşünüyoruz.
Bakanlar, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül’ün uçak dolusu işadamını yanına alarak çeşitli ülkelere iş gezileri düzenleyip, çıkarma yapması ihracata nasıl bir katkı sunuyor?
Elbette ihracatımıza çok olumlu yönde yansıyor. çünkü Cumhurbaşkanı veya Başbakan liderliğinde bir heyet ile gidildiğinde işadamlarımız çok daha iyi ticaret ve yatırım bağlantıları kuruyor. Bunun sonucunda da ziyaret edilen ülkeye hem ihracatımız, hem yatırımlarımız artıyor.

ORTADOĞU’DAKİ OLAYLAR İHRACATTA RADİKAL BİR DEĞİŞİKLİĞE YOL AçMADI

  • Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki gerilim ihracatı nasıl etkiliyor-etkileyecek?

Bizim için çok önemli bir pazar haline gelen Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde büyük bir toplumsal dönüşüm yaşanıyor. önce Tunus’ta başlayan toplumsal hareketlilik ardından Mısır’a yayıldı. Yemen ve ürdün gibi ülkelerde de alevlendikten sonra şimdi petrol ihracatçısı ülkeleri etkiliyor. Körfez ülkelerinden Bahreyn, Kuzey Afrika’nın büyük petrol ihracatçısı Libya’da ve komşumuz Suriye’de yaşanan olaylardan sonra tüm bölgenin büyük bir fay hattı üzerinde olduğu ve fayın bazı ülkelerde kuvvetli bir şekilde kırıldı. Ortadoğu ülkeleri son on yılda ihracatımızın önde gelen pazarları konumuna yükseldiler. Kuzey Afrika ülkelerine 2000 yılında ihracatımız 1,1 milyar dolardı. 2010 yılında bu rakam 7 milyar dolara yükseldi. Yakın ve Ortadoğu ülkelerine 2000 yılında ihracatımız 2,6 milyar dolardı. 2010 yılında bu rakam 23,3 milyar dolara yükseldi. Kuzey Afrika ile Yakın ve Ortadoğu ülkeleri coğrafyasını birlikte düşünürsek bu bölge ihracatımızdan yüzde 26,7; ithalatımızdan yüzde 11, tüm dış ticaretimizden ise yüzde 17 pay alıyor. Ortadoğu’da kuvvetli bir değişim ve demokrasi talebi var. Toplumun değişik kesimlerinden insanlar yönetimlerin şeffaf olmasını istiyor. Hesap vermesini istiyor. Seçimle gelip, seçimle gitmesini istiyor. Bireysel özgürlüklerin temin edilmesini istiyor. Adalet, eşit paylaşım ve demokrasi istiyorlar. Ortadoğu haklarının gitmek istediği yön Türkiye’nin gittiği yöndür. Ortadoğu haklılarının demokrasi talebini takdirle karşılıyoruz. Bu büyük devrim dalgasının istikrarlı kurumsal yapılar ortaya çıkarmasını temenni ediyoruz. Tüm bu gelişmelerin dış ticaretimize etkisini dikkatle izliyoruz. Toplumsal gelişmelerin yaşandığı ülkelerde ihracatımız şüphesiz etkileniyor, ama olaylar durulmaya başlanınca tekrar eski temposunu yakalıyor. Ayrıca bölgenin tamamı düşünülünce de ihracatın seyrinde radikal bir değişiklik yok. Düşüşün olduğu yerleri diğer ülkelerdeki artışlar telafi ediyor. Geniş Ortadoğu coğrafyasına olan ihracat artışı yüzde 25 civarında artmaya devam ediyor. Kuzey Afrika ve Ortadoğu pazarları ihracatımız için çok önemli. Mevcut kargaşa ortamı bitip büyük değişim dalgası oturduktan sonra hayatın devam edeceğini biliyoruz. Uzun vadeli baktığımızda biz bu pazarlardan uzaklaşmayacağız. çok büyük bir emekle ve özveri ile yakaladığımız pazarımızı büyüterek yolumuza devam edeceğiz.

İHRACATI ARTTIRARAK CARİ AçIĞI AZALTACAĞIZ

  • Türkiye ekonomisi için risk oluşturan başlıca konulardan biri de cari açık olarak karşımıza çıkıyor, bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Cari açık konusu Türkiye’nin en kronik problemlerinden birisi. Bu sorunun temelinde bir takım yapısal sıkıntıların yanı sıra uygulanan kur politikaları yatıyor. Ara malları ithalatının artışında uygulanan kur politikası oldukça etkili oluyor. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlı bir ülke olması cari açık üzerinde etkili olan bir diğer unsur. Bunun yanı sıra ekonominin hızlı büyüme içerisinde girdiği dönemlerde artan ithalat talebi cari açığı etkiliyor. Bunun düzelmesi ancak uzun vadede başarılabilir. Bu düzelme yapısal dönüşümü gerektiriyor. Cari açığı azaltmanın yolu son derece açık. Daha fazla ihracat yapacağız. İthalatı kontrol altına alacağız. Dışarıdan yabancı sermaye çekeceğiz. Biz üzerimize düşen görevi yapıyoruz ve ihracatımızı arttırmak için çaba sarf ediyoruz. Bu amaçla uzun vadeli stratejiler belirliyoruz. 2023 yılı hedefimize göre ihracatın, ithalatı karşılama oranını yüzde 80’e çıkarmayı hedefliyoruz. Ancak ithalatın kontrol altına alınması kur politikasına dikkat edilmesi, ithalatı teşvik eden politikalar uygulanmaması gerekiyor.

İHRACATçI İçİN İDEAL KUR 1.50-1.60 SEVİYELERİDİR

  • İhracatı yakından ilgilendiren kur konusunda Merkez Bankası’nın yürüttüğü politikaları doğru ve yeterli buluyor musunuz?

Döviz kurları konusunu ihracatçılar olarak çok dile getirdik. çünkü yaptırdığımız ihracatçı anketlerinde döviz kurları en büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor. İhracatçılarımızın haklı talepleri sonunda yankı buldu. Döviz kurları üzerinde baskı mekanizmasının kaldırılması için bazı adımlar atıldı. Faizler düştü, döviz rezervleri arttı. Bunun sonucunda döviz kurları gerçek değerinde dalgalanmaya başladı. önlemlerin alınmaya başlamasıyla birlikte ihracatımız hızlı bir şekilde tempo kazandı. Aylık artış hızımız tek haneli rakamlardan çift haneli rakamlara yükseldi. Kurlardaki normalleşme ile ihracat performansı arasında doğrusal bir ilişki var. Bu artışlar bizim taleplerimizin ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Dolar kurun 1,50-1,60 seviyeleri ihracatçımız için ideal seviyelerdir.

  • Türkiye’nin yola IMF’siz devam etmesi hakkında neler söyleyeceksiniz?

TİM olarak her zaman Türkiye’nin, IMF’siz bir şekilde yola devam edebileceğini, kendi programını, kendi kaynaklarıyla uygulayabileceğini savunduk. Geldiğimiz nokta, ne kadar haklı olduğumuzu ortaya koyuyor. Türkiye’nin IMF’siz yola devam etmesi, Türkiye’nin ekonomik anlamda geldiği başarılı noktayı gösteriyor.

  • Türkiye’nin siyasi istikrarı hakkında ihracatçı ne düşünüyor?

Biz tüm partilere eşit mesafedeyiz. İhracatçılarımızın sorunlarının çözümü için tüm partiler ile yakın işbirliği yapıyoruz. örneğin TİM’in yasası çıkarken tüm partilerin desteğini aldık. Seçim sonrası dönemde de tüm partilerle yakın işbirliğimizin devam etmesini temenni ediyoruz.

  • İhracatçının hükümetten en büyük beklentisi nedir?

Seçim sonrası iş başına gelecek olan hükümetten beklentimiz ortaya koyduğumuz 2023 İhracat Strateji’sinin hayata geçirilmesi için destek verilmesidir. Bu strateji ile ihracatımızdaki handikapları gidererek, rekabet üstünlüğümüzü geliştirmek istiyoruz. Şu an ekonominin ve ihracatın başlıca zayıf yönleri, katma değeri düşük ürün karması, düşük AR-GE yatırımı, yüksek girdi maliyetleridir.

  • Küresel krizin tüm dünyayı esir aldığı zor bir dönemde göreve başladınız? O günden bu yana TİM için yaptığınız en önemli katkılar ve değişimler nelerdir?

2023 İhracat Stratejisi çalışması, Türkiye’de bir STK’nın yaptığı bu kadar uzun vadeli ilk çalışma oldu. Ayrıca oluşturduğumuz ülke masaları ile birlikte ihracatçılarımıza danışmanlık hizmetleri vermeye başladık. Yenilenen logomuz, web sitemiz ve kurumsal kimliğimizle TİM yeni dönemde ihracatçılara daha iyi hizmet veriyor. İhracatçının önünü açmak ve daha fazla KOBİ’yi ihracata çekebilmek için 2023 İhracat Strateji’sini hayata geçiriyoruz.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası