Son Haberler

Kalkınma planları

Kalkınma planları; ülkede kaynakların en verimli şekilde kullanılarak ekonomik ve sosyal büyümeyi, kültür değerlerinin gelişme düzeyini hedefleyen belgelerdir. ülkemizde kalkınma planları kamu için zorunlu, özel kesim için yol gösterici olarak süregelmiş planlı ve programlı iş yapma alışkanlıkları olmayan kurum, kuruluş ve işletmelerimizin büyük ölçüde kendine çekidüzen vermesine örnek olmuştur.

1960 ihtilalinden sonra 30 Eylül 1960 tarihinde kurulmuş olan Devlet Planlama Teşkilatı ile ülke gündeminde yer alan planlı dönem bir taraftan yukarıda bahsettiğimiz yönetim alışkanlıklarını kazandırırken, diğer taraftan Turgut özal öncülüğünde ülke ve işletme yönetimlerine ve siyasi kadroların yetişmesine okul oldu. 1963 yılında yürürlüğe giren ilk beş yıllık planla birlikte dokuz plan dönemi yaşadık. Onuncu beş yıllık kalkınma planı bugünlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunuldu yasalaşması sonucu 2014–2018 yılları için belirlenen hedeflere ulaşılmaya çalışılacak.

İlk üç uygulamadan sonra uygulama heyecanının büyük ölçüde zayıfladığı ve hedeflere ulaşma ciddiyetinden uzaklaşmaya çalışıldığı, kamu için zorunlu görülen plan döneminden artık büyük ölçüde değişiklik yapılma döneminin geldiğine inanıyorum. Zira gelişen ülkelerde merkezi planlama çoktan terk edilmiş durumda.

Bakanlığım süresince de gördüm ki; katı devletçi plan dönemleri bütün dünyada terk edilmiş. Bizde de bu kuruluşumuzun; ülke kaynaklarını stratejik araştırma merkezi olarak araştırma sonuçlarını ortaya koyup uygulamaları gözetleyen, tavsiyelerde bulunan, yol gösteren bir yapıya bürünmeli. Zira her bakanlık yıllık veya üç yıllık plan ve programına göre ilgili birimlerin görüşlerini değerlendirilerek bütçesini hazırlamakta bakanlar kurulundan geçirilerek TBMM‘ne sunmakta tali komisyonlarda ve ana komisyon olan bütçe komisyonunda görüşülüp meclis gündeminde tartışılmakta Cumhurbaşkanı onayı sonrası Resmi Gazetede yayınlanarak, yasalaşıp yürürlüğe girmekte. Ancak icracı bakanlıklar kendi yasasını uygulamakta özgür olmayıp DPT–Maliye–Hazine üçgeninde yeniden harcama onayı için çabalıyor. Bu durum birçok yatırım ve işlemi olumsuz yönde etkiliyor. Böylece yetki ve sorumluluk dengesi zedeleniyor.

Onuncu kalkınma planına kısaca göz attığımızda dönem sonu olan 2018 yılında; işsizlik yüzde 7,2, enflasyon yüzde 4,5, ihracat 227 milyar dolar, ithalat 404 milyar dolar, büyüme ortalama yüzde 5,5, dönem sonu ABD doları 1,97 TL., Milli gelir 1 trilyon 285 milyar dolar, nüfus 80,4 milyon ortalama kişi başı milli gelir ise 16.000 dolar olarak öngörülmüş.

Bu haliyle olumlu, temkinli bir plan dönemi görülmekle beraber şu gerçekleri gözden uzak tutmamalıyız. ülkemizin kalkınmasının birinci şartı her zaman söylediğimiz gibi siyasi istikrarın sağlanmasına bağlıdır. 2014–2015 yıllarında yaşayacağımız üç önemli seçimin havasına şimdiden girilmiş ve liderler birbirlerine acımasızca saldırmaya başlamışlardır. Bu gerginlik bazı halk kitlelerini ve değişik görüşlere sahip gençleri devlet güvenlik birimleriyle çatışma durumuna itiyor. ülkeye zarar veren direnişler sergileniyor, kesimler arasında sosyal barış bozuluyor. AB başta olmak üzere birçok ülkenin henüz mali krizden kurtulamamış olması nedeniyle, bu durum Türkiye‘yi de olumsuz yönde etkiliyor.

ABD Merkez Bankası FED Başkanı’nın açıklamaları, Gezi Parkı olaylarının doğurduğu olumsuz ortam, piyasadaki durgunluğun tetiklediği borsadaki düşüş ve en önemlisi ABD Doları döviz kurunun ($=1,94TL) şimdiden 2018 yılında ön görülen seviyede seyretmesi çok temkinli ve tedbirli hareket etmeyi gerektiriyor. Kaldı ki; Türkiye‘nin rekabet gücü yüksek bir ülke olabilmesi, huzur içinde sürdürülebilir kalkınma hedefinin ortalama yüzde 7 ve üzeri olmasına bağlıdır. Oysaki olumsuz gelişmeler son yıllardaki kazanımlarımızı da tehlikeye sokma eğiliminde.

Sürdürülebilir kalkınma; özel sektör öncülüğünde yatırım-üretim-ihracat seferberliğine, bu konular ise öncelikle sağlanacak güven ortamına, sonra da özel sektörün önünde hala var olan bürokratik engellerin kaldırılmasına ve ulaşılması öngörülen hedeflere varabilmek için yeni teşviklerle yapısal değişimlere bağlıdır. Yaşanan bütçe açıkları, sıcak para hareketleri en önemlisi tasarruf oranının düşüklüğü ile cari açıkların olumsuz etkisi sonucu yeniden oluşma eğilimi gösteren faiz-döviz-borsa çalkantıları ekonomimizi hala baskı altında tutarak risk oluşturuyor. Diğer taraftan hedeflere varabilmemizde Eğitimin, ARGE (inovasyon) ve girişimciliğin önemi unutulmamalı.

Ali Coşkun
58 ve 59 Hükümette Sanayi ve Ticaret Bakanı

1 Yorum

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Avatar
    yavuz özkan
    7 Aralık 2013 13:03 -

    efendim ben orduluyum ağrı doğubeyezıt da 5 yıldır yaşıyorum.burda ev tekstili üretım tesisi kurmak istiyorum kalkınma bakanlığından nasıl faydalanabilirim 5 yıllık anlaşma yapabilirmiyim.e pstam.yavuz_0544@hotmail.com

  • Site Haritası