Son Haberler

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜ

Bu 49 bankanın yurt dışındakiler de dâhil toplam 11.062 adet şubesi var.

– Türkiye’de makroekonomik ortamda istikrarın sürmesi, düşük enflasyon anlamında yol alınması, büyümenin ve milli gelirin yükselmesi, bankacılık sektörünün yeterli büyüklüğe ulaşmasına yardımcı olacak.

Türk bankacılık sektörü, yüksek aktif karlılığına sahip, düşen faiz oranlarına rağmen, net faiz marjlarının hala yüksek olduğu, faiz dışı gelirlerin giderek artığı bir sektör. Düşük aktif büyüklüğüne karşın, yüksek karlılık, yüksek mevduat payı, yüksek faiz dışı giderler, yüksek sermaye oranı, yüksek enflasyon ve yüksek reel büyüme oranlarına göre mevcut konumunu sürdürüyor. Sektör bu konumunu uzun süre koruyacak. Makroekonomik ortamda istikrarın sürmesi, düşük enflasyon anlamında yol kat edilmesi, büyümenin ve milli gelirin yükselmesi, bankacılık sektörünün yeterli büyüklüğe ulaşmasına yardımcı olacak. Sektörün 2012 yılında mevduat dışında kaynak yaratabilme kapasitesi arttı. Ancak bankacılık sektörü büyüdükçe, sektörün konsantrasyonu ve milli gelir içindeki payı arttıkça, aktif karlılığı da buna bağlı olarak gerileyecek.

Türk bankacılık sektöründe faaliyet gösteren banka sayısı 49. Bankacılık hizmetlerine olan erişimin yaygınlaşma sürecinin daha etkinleşmesi için İnternet, ATM ve POS yatırımları artarak devam ediyor. 2012 yılı ortasından itibaren cari açık ve ekonomideki olumlu gelişmelere paralel Merkez Bankası’nın piyasalardaki likiditeyi artırıcı, fonlama maliyetlerini düşürücü bir yaklaşım sergilemiş ve bu kapsamda faiz oranlarındaki düşüş trendi devam ediyor. İç talebin tekrar ivmelenmesi çabaları paralelinde özellikle 2012 yılının son çeyreğinde krediler tekrar artış eğilimine girerek sektördeki büyümeyi tetikledi.

– 2012 yılında özellikle menkul kıymet ihraçlarını ve yurt dışından sermaye benzeri borçlanmalarını ciddi ölçüde arttırdıkları görülüyor. Küresel düzeyde uygulanan genişletici para politikaları nedeniyle, bankacılık sektörünün küresel piyasalardan sağladığı fon miktarı da ciddi ölçüde arttı

Bankalar 2012 yılında özellikle menkul kıymet ihraçlarını ve yurt dışından sermaye benzeri borçlanmalarını ciddi ölçüde arttırdıkları görülüyor. Küresel düzeyde uygulanan genişletici para politikaları nedeniyle, bankacılık sektörünün küresel piyasalardan sağladığı fon miktarı da ciddi ölçüde arttı. özellikle yurtdışı bankalardan sağlanan sendikasyon ve seküritizasyon kredilerinin maliyetleri daha düşük olup, mevduat dışı kaynakların bilanço içindeki payının giderek düşmesi, faiz marjlarının da düşmesine neden olacak. Büyüme oranları arttıkça, artan fon talebi nedeniyle, bankalar arasında rekabet artıyor ve bu durum faiz marjlarının gerilemesine yol açıyor. Bununla birlikte, yüksek enflasyon faiz marjlarının devam etmesine neden oluyor. Sermaye piyasalarının gelişmesi ise bankacılık sisteminde ikame etkisi yaratarak, faiz marjlarının daralmasında etkili oluyor.

TAKİPTEKİ ALACAKLARDA ARTIŞ NEYE BAĞLI?
2012 yılında takipteki alacaklar da görülen artış kredi ivmelenmesinin en yüksek olduğu 2010-2011 yıllarında verilen kredilerden kaynaklandı. 2005 yılında başlayan ve 2012 yılında da devam eden bankacılığın menkul değerlerindeki azalışın nedenleri; daha yüksek getirili kredilere yönelmesi ve Basel II düzenlemeleri sonrasında YP menkul kıymetlerin SYR’ler üzerinde yarattığı negatif etkilerinin azaltılması istemeleridir. Ayrıca, enflasyon ve faiz oranlarının düşüş eğilimi 2013 yılında da devam eder ise menkul kıymet portföyündeki azalış trendi devam edecek. Basel II düzenlemelerinin yürürlüğe girmesi sonrası, riskli varlıklardaki artışı sınırlamış ve son bir yıllık süreçte istikrarını koruyan ve yatay seyreden sermaye yeterliliği rasyosu, özellikle yılın son çeyreğinde artış trendine girdi. 2012 yıl sonu itibariyle sektörün Sermaye Yeterlilik rasyosu % 17.90’dır. Yasal öz kaynakların % 84,52’inin ana sermayeden oluşması sektörün kaliteli öz kaynak yapısını koruduğunu göstermekle beraber geçmişteki % 90 civarındaki seviyesi giderek azaltıyor.

AB üLKELERİYLE KIYASLAMA

– 2005 yılından itibaren AB ile kıyaslandığında Türkiye bankacılık sektörünün aktif karlılıkları ve varlıkları daha büyük görülüyor.

Bankacılık sektörü, 2012 yılında da temel olarak krediler ve zorunlu karşılıklardan kaynaklanan aktif büyümesini, mevduat, öz kaynaklar, ihraç edilen menkul kıymetler ve bankalara borçlardaki artış ile fonlandı. Eylül 2012 verileriyle toplamda 1,2 trilyon dolarlık büyüklüğü olan Türk Finansal Piyasalarının % 60.91’lik bölümü bankacılık sektörüne ait. 2005 yılından itibaren Avrupa Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında Türkiye bankacılık sektörünün aktif karlılıkları ve varlıkların gerek net faiz geliri gerekse de faiz dışı gelir yaratma oranlarının daha büyük olduğu görülüyor. Ancak karşılık ve faiz dışı giderlerin de AB ülkelerine göre daha fazla olduğu görülmektedir. Fazi dışı gelirlerin toplam gelirler içerisindeki payı son yıllarda artış trendine girdiği de önemli bir gözlem olarak karşımıza çıkmaktadır.


2012

Banka

Sayısı

Şube

Sayısı

Personel

Sayısı

Türk Bankacılık Sektörü

Mevduat bankaları

32

10,192

181,218

· Devlet Bankaları

3

3,079

51,587

· özel Bankalar

12

5,100

90,612

· Fon Bankası

1

1

226

· Yabancı Bankalar

16

2,012

38,793

Kalkına ve Yatırım Bankaları

13

42

4,902

Katılım Bankaları

4

828

15,376

Toplam

49

11,062

201,496

TüRK BANKACILIK SEKTöRü KRİZLERİN DIŞINDA KALMAYI BAŞARDI
2012 yılsonu itibariyle BDDK, TBB-Türkiye Bankalar Birliği ve KBB-Katılım Bankaları Birliği’nin açıklamış oldukları verilere göre göre; Türkiye genelinde istihdama 201.496 kişilik katkı sağlayan, mali sistemin yüzde 60.91’ini oluşturan ve aktif toplamı 771 milyar Dolar düzeyinde bulunan Türk Bankacılık Sektörü, dünya ekonomileriyle kurduğu yüksek entegrasyon seviyesini korumakta olup küresel etkileşimlere oldukça açık. Ancak, geçmiş küresel krizin dışında kalmayı başarabildi.

Sektörde 32 adet Mevduat bankası (3 Adedi kamuya ait, 12 adedi özel sektöre ait, 16 adedi yabancılara ait ve bir adedi de TMSF’na ait), 13 adet Kalkınma ve Yatırım Bankası ve 4 adedi de İslami kurallara göre çalışan Katılım Bankası olmak üzere toplam 49 banka bulunuyor. Bu 49 bankanın yurt dışındakiler de dâhil toplam 11.062 adet şubesi var. Düzenleme, denetleme ve izleme faaliyetlerinin 2000 krizinden itibaren uluslararası ve yüksek kalitede yürütülmüş olması sektöre disiplin getirdi. Son yıllarda bütçe, fon akışı, puanlama, içsel teminat yaratma, risk metodolojilerine gösterilen ilgi artmış, gerçekçi fiyat politikaları uygulanmaya başlanmış ve objektif kredilendirme kriterlerinin geliştirildi. Ayrıca Mortgage Kredileri başta olmak üzere uzun vadeli plasmanlara ve dolayısıyla gelişmiş ülkelerdeki gibi menkulleştirme bazlı sentetik ürünlere bilançolarında yer verme imkânını bulamamış olması Bankacılık sektörünün krizden etkilenme seviyesini düşürdü.

2012 yılsonu itibariyle bankacılık sektörünün % 91.02’lik kısmı Mevduat bankalarına, % 5.13’lük kısmı Katılım bankalarına ve % 3.85’lik kısmı ise kalkınma ve Yatırım bankalarına ait.

TüRK BANKACILĞI BüYüMEYİ SüRDüRDü
Türk bankacılık sistemi Aralık 2012 itibariyle varlık büyüklüğü yerel para bazında bir önceki yıla göre % 12.57 oranında büyüme gösterterek 1.37 Trilyon TL’ye (771 Milyar dolar) ulaştı. Son 10 yıl içerisinde birikimli olarak Türk bankacılık sektörü hemen her yıl büyüme göstermiş ve bu büyüme 2013-2012 yılları arasında % 527.10 oranında oldukça yüksek bir orana ulaştı.

ABD Doları bazında ise Türk bankacılık sektörü 2008 ve 2011 yıllarındaki ani kur artışlarının etkisiyle oluşan varlık küçülmesinin dışında diğer yılların hemen hepsinde büyüme sergiledi. 2003-2012 yılları arasında birikmiş olarak % 371,42 oranında bir büyüme gösterdi.

2012 yılında büyümenin alt detaylarına bakıldığında % 26.70 oranıyla Kalkınma ve Yatırım bankaları en fazla büyüme sağladı. Katılım bankalarının yıllık büyüme oranı % 25.18, mevduat bankalarının büyüme oranı ise yıllık % 11.41 oldu. Büyümenin kaynakları geçmiş yıllarda daha çok mevduata, içsel karlılık yoluyla artış gösteren öz varlıklara ve yurtdışı borçlanmalara dayalı. Ancak 2012 yılındaki büyüme en fazla bankalar tarafından ihraç edilen borçlanma senetleri yoluyla sağlandı. Bu kaynak çeşidiyle vadelerin uzatılması ve likidite yönetim kolaylığı sağlandı.

Bankacılık kaynakları içerinde temel fonlama kalemi hala mevduat olmakla beraber, mevduatın toplam kaynaklar içerisindeki payı 2005 yılında % 61,9 iken 2012 yılsonu itibariyle % 56.82 oranına geriledi. Sermaye Piyasalarının gelişimine ve sistemin dünya entegrasyonundaki yerine paralel olarak Bankacılık sisteminde sermaye piyasası araçlarının ihracı ve direk borçlanma yoluyla elde edilecek kaynaklar ön plana geçecek.

Varlıklar yönünden ise Türk bankacılık sektöründe menkul kıymetlerin ağırlığı giderek azalarak % 11,2 seviyelerine düştü. Krediler ise 2005 yılındaki % 38,93 oranından 2012 yılsonu itibariyle % 58.47 seviyesine yükseldi. TCMB’nin makro ihtiyati politikaları çerçevesinde uyguladığı Karşılık Oranları sebebiyle varlıklar arasında en yüksek artış Munzam ve Disponibilite karşılıkları kaleminde meydan geldi. 2005 yılında varlıkların % 3.68’lik kısmını teşkil eden Karşılıklar, 2012 yılsonunda Varlıkların % 7.26’lık kısmını oluşturdu.

KARLILIK DEVAM EDİYOR
Türk bankacılık sektörü genel olarak karlılık göstergelerindeki yüksek seviyeleri 2012 yılında da devam ettirdi. Sektörün fonlama yapısı içerinde mevduat ağırlıklı olması, şubeleşme ve işletme giderlerine daha fazla ihtiyaç duymasına ve bu durumun sektör karlılığına olumsuz yansımasına neden oluyor. Diğer taraftan Bankalar, kredi verme süreçlerinde beklenen kayıp oranlarını faiz marjlarına tam olarak yansıtmaktadırlar. Bu durum aktif karlılığını olumsuz etkiliyor. Faiz dışı giderlerin yüksekliği, bankaların operasyonel verimliliğe sahip olmadığını gösteriyor.

Sektör (% 3.4- % 2.2) seviyeleri içerisinde aktif karlılığının istikrarını korurken, öz kaynak karlılığında ise son iki yılda % 18’lik seviyelerdedir.

Karlılık Göstergeleri %

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

Faiz Marjı %

4.42

3.86

4.61

5.87

5.23

5.03

4.81

ROAA (%)

2.33

2.27

2.95

3.21

2.54

3.37

3.20

ROAE (%)

18.49

18.10

22.14

25.50

20.56

26.90

25.36

Net Karlılık Marjı %

30.42

30.65

36.14

33.20

27.83

35.82

32.01

Karşılık giderleri/T.Gelir %

20.45

15.14

14.08

22.60

18.41

14.44

12.73

ülke genelinde faizlerin seviyeleri aşağı doğru dönmüş olmakla birlikte, bankacılık kesiminin ürettiği faiz marjlarının yüksek seviyesi bundan şimdilik olumsuz etkilenmedi. Ancak, karşılık giderleri de bilanço üzerindeki negatif baskısını sürdürüyor.

TEMEL GELİR, NET FAİZ GELİRLERİ
Net faiz geliri ana gelir kalemi olup, sektör gelirlerini yeterince çeşitlendiremiyor. Net faiz marjının bileşenleri içerisinde, karşılık giderlerinin marjdaki etkisinin AB ülkelerine göre daha fazla olduğu görülüyor. Türk bankacılık Sektörünün temel gelirleri Net Faiz Gelirleri olup, 2012 yılsonu itibariye toplam gelirlerin % 67.44’ünü oluşturuyor. Faiz dışı giderlerin toplam gelirlere oranı ise AB ülkelerinden daha düşük. Sektörün Net döviz pozisyon riskinin temel göstergelerinden “Toplam Yabancı para Pozisyonu /Varlıklar” Rasyosu ile ” Toplam Yabancı para Pozisyonu /öz Kaynaklar” Rasyosu 2012 yılsonu itibariye sırasıyla % 0,29 ve % 2,15 olup oldukça düşük. Dolayısıyla sektörün gelir üretimi üzerinde yabancı para pozisyon riskinin etkisi yok denecek dar azdır.

LİKİDİTE
Türk Bankacılık sektörü bilanço içi işlemlerde hemen her vade bazında likidite açığı bulunmuyor. Karşılık oranlarının artırılmasının da etkisiyle en yüksek likidite fazlası 7 güne kadar olan vade diliminde oluştu. Bilanço dışı işlemlerde ise hemen her vade bazında likidite açığı içerisinde. Ancak net toplamda Türk bankacılık sisteminin likidite fazlası bulunuyor. Zira Sektör yüksek likiditeye sahip bir varlık kaynak bileşim yapısıyla çalışıyor. Bankacılık sektörü, 2012 itibarıyla varlıklarının % 56,82’lik kısmını mevduat ve/veya katılım fonları ile finanse ediyor. Mevduatın ortalama vadesi ise ortalama 74 gün civarında.

VARLIK KALİTESİ VE RİSKLER
Türk Bankacılık Sektörünün 2012 bilançosunda aktifin % 58,47 si Kredi ve Leasing Alacaklarından, %19,93’Lik kısmı kamu borçlanma senetleri ağırlıklı menkul kıymetlerden oluşuyor. Menkul Kıymetlerin Bilanço içerisinde ki payı azalırken, kredilerin payı artış gösteriyor.

Türk Bankacılık sisteminin Kredi Riski, Piyasa Riski ve Operasyonel Riskleri İçsel yöntem ve BDDK düzenlemeleri paralelinde ölçülüyor. Kredi riskleri başta olmak üzere bu risklerin ölçümünde Bağımsız dış derecelendirme kuruluşları henüz görev almadı. BDDK verilerine göre Bankacılık sisteminin toplam riskleri içerisinde % 88.88’lik kısmı kredi riskine, % 9.09’luk kısmı operasyonel risklere ve % 2.03’lük kısmı ise piyasa riskine ait. Toplamda ölçülen risk tutarı ise 1.097.020 Milyon TL.

Bankacılık sektörünün piyasa riskine esas tutarı, bir önceki döneme göre % 40.90 oranında azalarak 22,2 milyar TL’ye gerilemiştir. Söz konusu gerilemenin temel nedenleri menkul kıymetlerdeki azalma ve uygulanmasına geçilen Basel 2 düzenlemeleriyle bankaların satılmaya hazır menkul kıymetler portföylerini faiz oranına esas tutar hesaplamasında dikkate almamasıdır. Ayrıca kur, emtia ve hisse senedi risklerine esas tutarlarda da gerileme görülmektedir.
Türk bankacılık sektörü, genel olarak bilanço içi yabancı para açık pozisyonunu, bilanço dışı yabancı para uzun pozisyon ile kapatıyor. Sektörün yabancı para net genel pozisyonu uzun yıllardır düşük seviyelerde seyrediyor. Bankacılık sektöründe takibe dönüşüm oranı ise esasen yatay bir seyir izliyor. 2012 itibariyle Takibe dönüşüm oranı % 2.86. Bu rakam dünya ortalamaları ile kıyaslandığında oldukça düşük. Ancak artış sinyalleri de alınıyor. Takibe düşen kredilerin ağırlıklı kısmı 2010 ve 2011 yılında verilen kredilerden oluşuyor.

öZ KAYNAKLAR
Sektör genelinde, öz kaynakların bilanço içerisindeki payı 2011 yılında % 11,88 iken 2012 de bu rasyo % 13,27 oranına yükseldi. Katılım bankaları ile Kalkınma ve Yatırım Bankalarının öz kaynaklarının payı azalırken mevduat bankalarının aynı rasyosu sırasıyla yükseldi. Ancak, Katılım banklarının Bilanço dışı yükümlülüklerinin öz kaynaklarına göre göreceli olarak sektör geneline göre daha fazla olduğu için öz kaynakların bilanço içerisindeki payının yüksek olmasının SYR hesaplamalarına yapacağı katkıyı azaltıyor. Diğer taraftan, kötüleşen öz kaynak varlık dengesi nedeniyle Kalkınma ve Yatırım bankacılığı gelişmiş ülkelerde çekiciliğini ve itibarını kaybetmiş olmasına rağmen, Türkiye de yüksek sermayesini ve yüksek sermaye rasyosunu hala korumakta ve çekiciliğini devam ettiriyor.

Sektörün Sermaye Yeterlilik rasyosu Basel II kurallarına göre hesaplanmaktadır. SYR yıllara sari olarak hala yüksek seviyesini korumaktadır. Sektörün 2012 yılı itibariyle SYR’si % 17.90 dır.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası