Son Haberler

TÜRKİYE SIÇRAMA YAPABİLİR

Türk bankacılık sektörü 2013’ten umutlu. ülkemizde 48 banka faaliyet gösteriyor ve bunların 4’ü katılım bankası. 2012 yılında yüzde 20’nin üzerinde büyümeyle dikkat çeken katılım bankalarında; sektörün aktif büyüklüğü 56 milyar liradan, 70 milyar liraya yükseldi. Şube sayısı 685’ten 828’e, personel sayısı ise 13 binden 15 bine çıktı. Geçen yılki karı 1 milyar lirayı geçtiği tahmin edilen 4 katılım bankasının 2013 hedeflerini, Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Genel Sekreteri Osman Akyüz’le konuştuk. Makro ekonomik dengelere bakıldığında Türkiye ekonomisinin geçen yılı iyi kapattığını belirten Akyüz, ciddi bir siyasi kırılma yaşanmaması halinde 2013’ün daha iyi bir yıl olacağını söylüyor ve ekliyor: “Eğer terör meselesi de çözülürse Türkiye sıçrama yapacak.”

Avrupa’da kriz sürüyor, ABD beklediği büyümeyi yakalayabilmiş değil, Orta Doğu ise savaş tehlikesi altında. Bu yıl ne olur?

2013’ün geçen yıldan daha iyi olacağını tahmin ediyorum. Siyasal anlamda ciddi bir kırılma yaşamazsak, Türkiye’de ekonomi daha iyi olacak. Muhtemelen terör meselesi de bu yıl içinde inşallah çözülecek. Eğer terör meselesi çözülürse Türkiye, sıçrama yapacak. Zaten son 10 yılda ekonomik anlamda sıçrama sağlandı. Kim ne derse desin 10 yılda; 200 milyar dolarlık ekonomi, 1 trilyon dolarlık ekonomiye dönüştü. 2023 hedefleri doğrultusunda Türkiye, 2 trilyon dolarlık ekonomi olma hedefine koşuyor.

Ekonomide büzülme yaşandı

Geride kalan yıla baktığınızda ekonominin genel gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz, 2013’ten beklentileriniz nedir?

2012’de ekonomi makul bir süreç geçirdi. Orta vadeli programda hedeflenen göstergeler büyük oranda yakalandı. Enflasyon yüzde 6’lara geriledi, faizler geriledi. 70 milyar liralık cari açığımız vardı, 50 milyar dolar civarına geldi ki bu makul bir seviye. Makro göstergeler 2012’de ekonominin normal rotasında ilerlediğini gösteriyor. Ekonomide ciddi bir sıkıntı görünmüyor. Makro dengelerde bazı büzülmeler, daralmalar yaşanabilir, özellikle istihdamda. Geçen yıl istihdamı arttıramadık. Onu aşağı çekebilirdik. Tabii büyüme olmadan işsizliği aşağı çekmek mümkün olamıyor. Sorun olarak birde cari açık var. Ama ekonomi yavaşlatılarak o mesele büyük oranda makul seviyeye çekildi. Finansal anlamda Türkiye’nin problem yaşamadığını, faizlerin dip seviyelere geldiğini, reel faizlerin hemen hemen hiç kalmadığını, yani paradan para kazanmanın çok kolay olmadığı zamanlara geldik. 2012 yılında Türkiye, yurt dışından finansman temin edebildi ve hala da o süreç devam ediyor. Dünyada parasal bir genişleme süreci yaşıyoruz ve Türkiye, bu parasal genişleme sürecinden faydalanıyor.

Katılım bankaları yüzde 20’nin üzerinde büyüdü

Türk ekonomisi 2012 yılında, bir önceki yıla göre küçülürken katılım bankaları yüzde 20’lerin üzerinde büyüdü, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, önceki yıla göre 2012 yılında ekonomik büyüme anlamında küçüldü fakat bu, bilinçli bir küçülmeydi. ülkemiz, 2011 yılında dünyada, büyümede rekorlara imza atarak yüzde 8,5 civarında büyümüştü. Bu durum cari açığı büyüttü. Dolayısıyla ekonominin yavaşlatılması mecburiyetti. 2012 için büyüme hedefi yüzde 4’lerdeydi. Yüzde 8,5’ların, yüzde 4’lere indirilmesi cari açığı makul seviyelere çekme hedefinin gereğiydi. Katılım bankaları 2012’yi iyi geçirdi. Sektör olarak aktif büyümemiz yüzde 25’leri buldu. Toplanan fonlarda, kredilerdeki büyümelerde yüzde 20’lerin üzerinde seviyeler oluştu.

Katılım bankaları 828 şube ve 15 bin çalışanla büyüyor

Rakamlara bakacak olursak sektör nereden nereye geldi?

39,8 milyar liralık toplanan fonlar 49,1 milyar liraya yükseldi ve yüzde 23’lük büyüme sağlandı. Kaynak oluşturmada özellikle cari hesap ve katılma hesabı yoluyla oluşturduğumuz kaynaklarda yüzde 23’lük büyüme sağladık. Buna paralel olarak kullandırdığımız kredilerde kullanılan fonların, kullandırmasını da 41,4 milyardan 50,6 milyara yükselttik. 2012’nin son aylarında sisteme para girişi arttı. Kredilere tam anlamıyla yansıtılmayan bu para, önümüzdeki süreçte kredilere yansıyacak. Sektörün aktif büyüklüğü 56 milyar liradan, 70 milyar liraya yükseldi ve yüzde 25’lik büyüme gerçekleşti. Şube sayımız 685’den, 828 şubeye çıktı, yüzde 21’lik büyüme gerçekleşti. Personel sayısı 13,8 binden, 15 bin 375 beş kişiye çıktı. Takipteki alacaklarımız makul bir seviyeyi koruyor, yüzde 3 civarında takip alacağımız söz konusu.

Katılım bankacılığında ortaya çıkan büyümeyle, finans sistemi içindeki payınız ne kadar arttı?

Sektörde topladığımız fonların payı yüzde 6’yı buldu. Kullandırılan kredilerde yüzde 6,3, aktif toplamda ise bankacılık sektöründe yüzde 5,2’lik paya sahip olduk. Bu tablo, katılım bankalarının gelişme sürecini gösteriyor. Şube sayısı hala 800 civarında. Katılım bankaları sayısının arttırılmasını hedefliyoruz. Türkiye’de toplam bankacılık sektöründe 11 bin civarında şube var. Katılım bankaları toplam şube sayısı, sektörün henüz yüzde 10’unu oluşturmuyor.

Katılım bankalarının karı 1 milyar lirayı geçti

Sektörde karlılık tablosu ne durumda?

2013 sonu karlılık durumu henüz netleşmedi ama tahminen, geçen yılın yüzde 20 üzerinde karlılık olması bekleniyor. 2012 Ekim sonu itibariyle katılım bankalarının 800 milyon lira civarında katılım karı var. 4 katılım bankasının karının 1 milyar lirayı geçeceğini tahmin ediyorum.

Türk faizsiz bankacılık sistemi yurtdışına açılıyor

Dünyada model haline gelen Türk faizsiz finans sistemi, gözünü dışarıya çeviriyor. Sistem, dünyaya açılıyor diyebilir miyiz?

Biz sadece Türkiye’de iş yapmıyoruz. özellikle dış ticaret işlemleri nedeniyle yurtdışıyla ilişki içindeyiz. Hizmet ağının genişletilmesi ve finansal etkinlik oluşturmak için hem şube anlamında, hem iştirak anlamında dünya ile entegre olmak, dünyanın belli ülkeleriyle yakın ilişki içinde bulunmak önemli. özellikle Müslüman azınlıkların bulunduğu çevremizdeki ülkelerle de böyle bir ilişki içinde olmak hem katılım bankacılığı için, hem o ülkelerin finansal anlamda gelişmişliği için önemli. Kuzey Irak’ta, katılım bankaları şube açıyorlar. Libya, Fas, Bosna Hersek ve Arnavutluk gibi ülkelerden gelen katılım bankacılığı taleplerini Türkiye’nin karşılaması her iki tarafın menfaati açısından önemli.

Türk bankacılık kesimi uluslararası piyasadan yoğun ilgi görüyor. Katılım bankacılığına dönük ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

Türkiye’de 48 banka var. 4’ü katılım bankası, 33’ü mevduat bankası, kalanlar ise kalkınma ve yatırım bankaları. Kalkınma ve yatırım bankacılığı maalesef Türkiye’de bugüne kadar gelişememiş, onun sebebi de fonların vadelerinin kısa olması. Ayrıca kaynak oluşturmada yatırım bankaları çok sıhhatli bir zemin bulamadılar. Fakat katılım bankaları ve mevduat bankaları iyi bir zemin oluşturdular. Son yıllarda bu bankalar para da kazanıyorlar. Uluslararası yatırımcıların hem bu sektöre girme anlamında, hem de bu sektörde satın alma yapma anlamında ilgisini çekiyorlar. Türk bankacılık sektörü 2009 krizinden rahat geçti. ülkedeki ekonomik, finansal canlılığının devamını sağlayan bankacılık sektörü, finansal krizlere karşı güçlü bir direnç gösterdi. 2001 krizinden sonraki yeniden yapılanma süreci, Türk bankacılık sistemini sağlam temeller üzerinde oturttu. Halka açık, borsada işlem gören bankalar ciddi talep görüyor. Bu ilgi yerli, yabancı yatırımcıların, bankacılık sistemine olan güvenini gösteriyor.

Türkiye’deki bankacılık sektörünü genel olarak nasıl görüyorsunuz?

Türkiye’de bankacılık, son 5 yıldır iyi gidiyor. Sektör 1,3 katrilyon lira seviyesinde büyüklüğe ulaştı. Bu büyüme bankacılık sistemimizin sıhhatli gelişimini sürdürdüğünü gösteriyor. Mevduat bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları da, katılım bankalarına paralel yüzde 10’larda reel büyümeler sağlıyor. Katılım bankaları, diğer bankalardan daha hızlı büyüyorlar.

Ekonomideki küçülmeye rağmen piyasaların rahat oluşunu, sıcak parayla ne kadar ilişkili?
Türkiye’ye ciddi kaynak girişi var. Borsanın son bir yıllık performansı bunu ifade ediyor. Geçen yıl İstanbul Menkul Kıymetler Borsası yüzde 58 endeks büyümesi sağladı. Bu ciddi bir büyüme. Yabancı yatırımcılar, Türkiye’ye yatırım yapıyor. Sadece borsada değil, kamu kağıtlarında, Türk hazine bürosunda, devlet tahvilinde, hisse senedinde, hatta belli satın almalarda, birleşmelerde ciddi yabancı sermaye girişi görüyoruz.

Karşılıksız çek-Senet oranı neden patladı?

Merkez Bankası tahsil edilemeyen çek ve senet sayısında artış olduğunu açıkladı. Bunu ekonomide bozulmaya mı bağlıyorsunuz, yoksa çek yasasına mı?

Tahsil edilemeyen çek ve senetteki artışın, yasanın kaldırılmasıyla da ilgisi var. Fakat sadece buna bağlamak doğru değil. Piyasada 2012 yılında büzülme oldu. Yüzde 8,5 9’lardaki büyümeden, yüzde 2,5’lara gelen süreç yaşandı. Bu durum bazı alt sektörlerde sıkışıklıklar oluşturdu. Dolayısıyla bunu direk hapis cezasının kaldırılmış olmasına bağlayamayız.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası