Son Haberler

AB macerasında sıkıntılı süreç bitecek gibi görünmüyor

Türkiye yıllardır AB’ye üye olmayı beklerken, Hırvatistan 6 yılda tam üyelik onayı aldı. Tam üyelik için AB üyesi ülkelerin anayasal süreçleri gereği ulusal bir onay sürecinin zorunluluğu göz önüne alındığında, sıkıntılı sürecin kolay kolay bitmeyeceği anlaşılıyor.

27 üye ülkeye ulaşan Avrupa Birliği (AB) 500 milyon nüfusa sahip bir ortak pazar konumunda. AB’nin temel değerleri ise; barış, özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü, hoşgörü ve dayanışma olarak sıralanabilir. Günümüzde AB en geniş iç pazar olma hüviyetinin yanında, en yüksek refah düzeyine ve rekabet anlayışına da sahip en büyük pazar konumunda.

Birlik, Güneydoğu Avrupa ülkeleri, Hırvatistan, Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan, Kosova ile Türkiye ve İzlanda’nın gerekli koşulları sağlaması koşuluyla Birliğe üyeliğini Haziran 2010’da kabul ederek, AB’nin 36 üye ülkeye ulaşmasını öngörmüştü.

Birliğe Katılmanın Temel Koşulları: Demokrasi ve İnsan Hakları

Avrupa Birliği Anlaşmasının 6 ve 49. Maddelerine göre; özgürlükçü, demokratik, insan haklarına saygılı ve hukukun üstünlüğünü benimsemiş ve bunları hayata geçirmiş tüm Avrupa ülkeleri teorik olarak Birlik üyesi olabiliyor. Bununla birlikte Aralık 1993’te kabul edilen Kopenhag kriterleri ise; aday ülkelerin azınlık haklarına saygılı, serbest piyasa ekonomisini benimsemiş ve politik, ekonomik, parasal birlik koşullarına uygunluk gibi ilave koşulları yerine getirmelerini gerektiriyor.

Aday ülke Nüfusunun Büyük Oranda Birliğe Katılımı Desteklemesi Gerekli Koşullardan Biri
Tam üyelik için aday üye ülke nüfusunun yüksek oranda birlik için destek vermesi gerekmekle birlikte aday ülkenin politik, yasal ve teknik olarak AB normlarına uygun olması bekleniyor. Bu çerçevede, tarımdan, sermayenin serbest dolaşımına kadar 35 başlık altında toplanan tüm fasıllarda aday ülkenin AB standartlarına uygun mevzuata sahip olması ve bu standartları da hayata geçirmiş olması gerekiyor. Dolayısıyla, AB müktesebatına uygun yasaların çıkarılması tek başına yeterli olamayıp, bunların uygulandığı da ortaya konmalı. Bu açıdan bakıldığında önümüzdeki dönemde Türkiye ile AB görüşmelerinde bu anlamada sıkıntılar yaşanması sürpriz sayılmayacak.

Türkiye’nin AB üyelik Sürecinde çok Hızlı Gelişmelerin Yaşanabileceği Bir Döneme Giriliyor
Türkiye’nin, AB üyelik süreci Eylül 1959’da Avrupa Ekonomik Birliği üyeliğine başvuru ile başlamış olup, Nisan 1987’de tam üyelik başvurusunda bulunan ülkemiz, Aralık 1999 Helsinki Zirvesi’nde nihayet üye ülke olarak benimsendi. Mart 2001’de ise Türkiye ile üyelik müzakereleri başladı. Türkiye’nin, AB tam üyeliği açısından Kopenhag ekonomik kriterlerine uyumu adaylık şartları açısından büyük önem taşıyor. Bugüne kadar 13 başlıkta görüşme açılmış sadece bir başlıkta “bilim ve araştırma” görüşmeler tamamlanmıştır.

Geri kalan 22 başlıkta ise görüşmelere geçilmemekle birlikte 8 başlıkta Güney Kıbrıs’la ilgili Katma Protokol kapsamında Türkiye’nin talep edilen koşulları yerine getirmesine kadar görüşmeler AB üyesi ülkeler tarafından bloke edilmiş durumda. Ancak Kıbrıs’ta görüşmelerin hızlanması ve çözüme yönelik adımların hızlanacağı beklentisi ile Türkiye ile AB arasındaki müzakerelerde birçok yeni başlıkların açılacağı tahmin ediliyor. özellikle, tarım, finansal hizmetler, balıkçılık, ulaşım, malların-hizmetlerin-işgücünün serbest dolaşımı, gümrük birliği ve çevre ile ilgili fasılların açılması ülkemizde yasal çerçevede önemli değişiklikleri gündeme getirecek.

Bu değişiklikler birçok sektörü, işletmeyi ve insanlarımızı etkileyecek. ülkemizin önünde, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmesini gerektiren uzun sürebilecek tam üyelik süreci bulunuyor. Gümrük birliğinden doğan yükümlülükler ve Kopenhag kriterlerine uyum çalışmaları Türkiye’de siyasi, ekonomik ve idari bir dizi reformları zorunlu hale getirecek ve bu alanda atılacak adımlar bizi AB standartlarına yaklaştıracak. Bu gelişmelere paralel olarak; toplumun geniş kesimlerinin meydana gelen/gelecek değişiklikler hakkında bilgilendirilmesi büyük önem arz ediyor.

Türkiye çok Uzun Bir Süredir AB’ye üye Olmayı Beklerken, Hırvatistan 6 Yıl Gibi Kısa Bir Sürede Tam üyeliğe Geçiş Onayı Aldı
üyelik görüşmelerine Ekim 2005’te başlayan Hırvatistan’ın, AB’nin 30 Haziran 2010 tarihinde aldığı kararla 1 Temmuz 2013 tarihinde tam üyeliğe geçişi öngörüldü. Hırvatistan’ın 35 başlıkta yer alan müzakereleri 5 yılda tamamlaması da ayrıca kayda değer. Diğer taraftan, uzun bir bekleme sürecinden sonra 2004 yılında görüşmelere başlayan ülkemizdeki son dönemde meydana gelen gelişmeler AB kurumları tarafından takdirle karşılansa da, Türkiye başta istihdam olmak üzere temel sorunlarını çözmek zorunda. Bununla birlikte, nüfusun AB kurumları ve parlamentosu üzerinde etkisi dikkate alındığında ülkemizin, AB tam üyeliği konusunda yolunun daha da uzun olabileceği ortaya çıkıyor.


Rekabetle İlgili Düzenlemeler ülkemiz Ekonomisi Açısından Sorun Yaratabilecek Konuların Başında Gelmektedir.

Rekabet konusu AB içindeki öncelikli konulardan biri olup, rekabetin en yoğun olduğu sektörlerin başında ise ileri teknoloji kullanan ve nitelikli istihdama gerek duyan modern sanayi alanları geliyor. ülkemizin ise AB’ye sonradan katılan birçok ülke gibi bu alanlarda AB’nin gelişmiş sanayi ülkeleri ile rekabet etmesi bugünkü koşullarda mümkün bulunmuyor. Bu tür sanayi kolları için Türkiye, AB’nin büyüyen bir pazarı olacak. Diğer bir başka potansiyel sorun da Türkiye’nin piyasa ekonomisinin AB standartları seviyesine ulaştırılma güçlüğüdür.

Kalıcı Korunma önlemleri İle özel Düzenlemeler AB’nin Mevcut Yapısında Türkiye’nin önünde Engeldir.
Tam üyelik sürecinde AB tarafı, işgücünün serbest dolaşımı konusunda “kalıcı korunma önlemleri” mekanizması yoluyla Türk işçileri açısından serbest dolaşımı askıya alabilir. Ayrıca, “özel düzenlemeler” yoluyla da AB ülkeleri Türkiye’nin AB fonlarından tam olarak yararlanmasını engelleyebilecek durumda ve bunun sinyallerini de vermekteler.

Türkiye’nin Müzakereleri Başarıyla Tamamlaması Tam üyelik İçin Yeterli Olmayabilir.
Türkiye’nin, AB müzakerelerinin tam üyelikle sonuçlanamayabileceği önemli bir başka sorun. Müzakereler sonucunda Türkiye tüm fasıllarda AB’ye uyum sağlasa dahi tam üyelik garanti edilmiyor. Başta Fransa ve Avusturya müzakerelerin başarıyla sonuçlanması durumunda Türkiye’nin, AB’ye tam üyeliğini zorlaştırıcı yasal düzenlemeler öngörüyor.

Müzakereler neticesinde hazırlanacak katılım anlaşması AB üyesi ülkelerin anayasal süreçlerine göre ulusal bir onay sürecinden geçiyor. Fransa’da onay sürecinin referanduma sunulacağı dikkate alındığında bugünkü şartlarda olumlu sonuç alınamayacağı anlaşılıyor. Ayrıca Avrupa Parlamentosu da bu anlaşmayı onaylamak durumunda. Herhangi bir şekilde üye ülkelerden biri ya da Avrupa Parlamentosu katılım anlaşmasını onaylamaz ise tam üyelik mümkün olmaz.

Rafi KARAGöL

karagol@turcomoney.com

1 Yorum

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

  • Avatar
    Ayşen Mertoğlu
    10 Ağustos 2011 14:57 -

    Rafi Bey,Türkiye AB üyesi olamaz mı? Bence de öyle ama biz giremeyiz.İyi günler.

  • Site Haritası