Son Haberler

Eleştiri yoksa düşersin, kimse görmez

İşi yaparken hata yapmak gayet doğaldır. Yolda ilerlerken tökezlemek oyunun bir parçasıdır. Büyük insanlar “kendilerine atılan eleştiri taşlarından heykeller diken insanlardır.”

Endişelenilmesi gereken zaman, kimsenin sizi eleştirmediği zamandır. İşte o zaman gözünüz görmez. Yıkılır, düşersiniz. Düştüğünüzü de çoğu zaman kimse görmez.

Eleştiri, hedeflenen kişi/süreci doğru ve yanlış yönleriyle tanıtmayı amaçlayabileceği gibi, doğru tanıtılmasını sağlamayı ve bir değerlendirmeyi de hedef alabilir. özeleştiri ise aynı şekilde olumlu ya da olumsuz yönleriyle kendini gözden geçirmektir.

Eleştiride olumlu yanlar da sıralanmalı
Eleştirinin kelime anlamı bu iken, uygulamada eleştiri dendiğinde, çoğu kez hep olumsuz yanların ortaya konması olarak algılanıyor. özellikle ülkemizde durum böyledir. Birisine beni “eleştir” deyince, hemen ne kadar olumsuz yanınız varsa sıralıyor. Aslında bu yanlış değil ama eksik kalıyor. Oysa eleştiride olumlu yönler de ifade edilmelidir.

İş uygulamaya gelince savunma moduna geçilir
çevrenizde kime sorarsanız sorun, eleştiriye sonuna kadar açık olduğunu rahatlıkla ifade edecektir. Ancak iş, o kişiyi ya da kişinin sorumlu olduğu alanı/konuyu eleştirmeye, yani uygulamaya gelince, bir anda sinirlerin gerildiğini, anında savunma moduna geçildiğini pek çok kez görürüz. özel yaşamımızda olduğu gibi, siyaset dünyasında, iş dünyasında ve özel yaşamımızda da bu hep böyledir.
Peki ne yapmak gerekir? Eleştirmeli miyiz, eleştirmemeli mi? Kesinlikle birincisini yapmalıyız. eleştirmeliyiz. Eleştiri karşınızdaki bir olayı/kişiyi/konuyu ele alırken, öz eleştiri kendinizi esas alır.

Gelişmenin ilk aşaması: öz eleştiri
O halde, mutlaka öncelikle özeleştiri yapmayı bilmemiz, öğrenmemiz ve de en önemlisi uygulayabilmemiz gerekiyor. Buna tahammül etmeyi göze almalıyız. Gelişmenin ilk aşaması budur. öz eleştiri yapmaktaki amacımız, olumlu ve olumsuz yanlarımızı ortaya koymak ve bunun sonucunda olumlu yanları geliştirmek, olumsuz yanları ise ortadan kaldırmaktır. Buna işletme yönetiminde “öz Değerlendirme” de diyoruz.

Şirketler de öz değerlendirme yapmalı
Şirketler de kendilerini eleştirmeyi bilmeli, buna uygun bir yapı kurmalı, bir anlamda öz değerlendirme yapmalılar. Böylece şirketin süreçlerinde ne kadar eksiklik, yanlışlık ve hatta hatalı uygulama var ise ortaya çıkar. Bunun yanında iyi olan uygulamalar daha da belirginleşir ve böylece sürekli gelişimin kıvılcımı ortaya çıkar.

Kendin çal kendin oyna olur
öz değerlendirme yapmanın pek çok yolu vardır. Bir danışman niteliğinde olabileceği gibi, şirketler bunu kendi deneyimli personeli aracılığıyla da yapabilir. Buna “Benchmark” çalışmaları da dahildir. Yani sadece kendinle yarışmak değil, aynı zamanda rakiplerle de boy ölçüşmeye girişmek gerekir. Aksi halde kendiniz çalıp kendiniz oynama durumu oluşur. Bu da işletmeye önemli maliyetler getirebilir.

Patron eleştiriye açık olmalı
Yukarıda ifade ettiğimiz gibi, her ne kadar kabul etmesek de eleştiri – öz eleştiriden, çoğumuz rahatsız oluruz. Organizasyonel eleştiride de işin içinde “insan” unsuru olduğu için, aynı şekilde organizasyonel rahatsızlıklar da mutlaka oluyor. Açıkça olmasa da aktif ya da pasif mutlaka bir direnç oluşur. Bu direnci kıracak tedbirler almak şarttır. Aksi halde yapılan çalışmalar boşa gider. Bunun için de yönetimin /patronun liderlik etmesi gerekir. Ya da eleştiriye tahammülü olması gerekir. En önemli şey organizasyonda buna uygun bir kültür yaratılmasıdır. Bu da o kadar kolay değil. Maalesef başta biz Türkler olmak üzere, insanoğlu daima değişime ve eleştiriye direnir. Eski köye yeni adet istemezler. Ama bu durumda da gelişme imkanı kalmaz. O halde ne yapmalı. Mutlaka organizasyonu buna çok iyi hazırlamak gerekir. Kurumsal dev şirketler yılda en az bir kez öz değerlendirme yaptıkları gibi, şikayet, öneri – ödül mekanizmalarını mutlaka çalıştırır. Bunun yanında en iyilerin paylaşılması, rakip şirketlerle kıyaslama, başka bölüm-Şube ile kıyaslama çalışmaları yapar.

Yolda tökezlemek normaldir
Aslında işi yaparken hata yapmak gayet doğaldır. Yani “yolunda ilerlerken tökezlemek oyunun bir parçasıdır. önemli olan sistemsel hata yapmamaktır. Atılan her yanlış adım, sizi doğruya götürür. Büyük insanlar “kendilerine atılan eleştiri taşlarından heykeller diken insanlardır.”

Aslında asıl endişelenilmesi gereken zaman, kimsenin sizi ve de örgütünüzü, sürecinizi eleştirmediği zamandır. İşte o zaman gözünüz görmez. Yıkılır, düşersiniz. Ama düştüğünüzü çoğu zaman kimse görmez. (İşletmelerde görünmeyen maliyetler) Bugünümüzü dünden daha iyi hale getirmek istiyorsak eleştiriden gerçekten yararlanmayı, alanında en iyi olmanın bir koşulu olarak görmeyi mutlaka öğrenmek gerekir.

Şaban çAĞIRAN
Denizbank A.Ş Genel Müdürlük / Grup Müdürü
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası