Son Haberler

KOBİ`ler finans problemine çözüm istiyor

KOBİ’ler başta olmak üzere birçok firma finans darlığı ve finans kuruluşlarının tutum ve davranışlarından memnun değil. Peki yaşanan sıkıntıların arka planında hangi nedenler var, çözüm yolları nelerdir?

Halkın tasarruf etmesi ve tüketimin kısılmasından kasıt; fert için, aile için çok zaruri olan alımları azaltmadan, özellikle ithal edilen ve zaruri olmayanların alımlarının geciktirilmesidir. Bu nasıl olabilir? diye düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen hususları şöyle sıralayabiliriz.

1- Yıllar önce finans kurumlarına tasarrufların getirilebilmesi, yani yastık altında tutulmaması için mevduat hesaplarına ikramiyeler tespit edilmiş, çekilen kuralarla mesken ve çok çeşitli hediyeler verilmişti. Bugünde belirli bir müddet üç-beş yıl yani cari açık belirli bir seviyeye gelene kadar vade ve belirli miktardaki mevduat tespit edilip, ikramiyeler koyarak kişiler bazı harcamalardan vazgeçirilebilir. (Cazip ikramiyeler karşısında faiz nispeti önem arz etmeyebilir)
2-Bir yıl ve 1 yıldan fazla mevduatların karlarından daha düşük (stopaj yolu ile kesilen) vergi alınabilir.
3-Mevduat sahiplerine (1 yıl ve daha fazla vadeli) belirli bir miktar faizsiz kredi kullandırılabilir.
Cari açığın en büyük panzehirlerinden birisi ara malların yurt içinde üretiminin, imalatının yapılması ile ithalatın azaltılması, ihracatın arttırılmasıdır. Ara malların üretim ve imalatında da en fazla görev

KOBİ’ler dediğimiz küçük ve orta ölçekli işletmelere düşüyor. Bu işletmelerin başlıca problemleri;
1-Organize olamamaları,
2-Kurumlaşamamaları,
3-Mümkün olduğunca kendi yağlarınca kavrulma gayretinde olmaları, finans kurumlarından talep ettiği kredilerin verilmesindeki zorluklar karşılığında bir an için lazım olan parayı alabilme kolaylığı sebebiyle bireysel krediyi, faizi yüksekte olsa tercih etmeleri,
4-çoğunlukla İşletme sahiplerinin çıraklıktan yetişmeleri ve hesap kitap işlerini gereği gibi yapamamaları, bunun içinde teşkilatlanamamaları,
5-Devletin bunlara tanıdığı birçok avantajları (teşvikleri) takip edip faydalanma yolunu seçememeleri,
6-Kobi tarifinin kesinleştirilememesi bazı zamanlarda işçi sayısına, bazı zamanlarda da cirolarına göre tarif edilmelerinin tereddüde sebep olması,
7-Yan gelirlerini kayıtsız olarak iş yerine kattıkları için çoğunlukla kayıt dışı çalışmayı yeğlemeleri. Kayıtlı çalışmaları sonucunda elde edecekleri bir kısım avantajı görememeleri. Ayrıca iş yerinin devamının kesintisiz ve rahat çalışmasını sağlayan tüm masrafları gider yazamaması korkusu,
8-Bürokrasi korkusu. Devletin birçok kurumlarında itilip kakılması endişesi ile zaruri olmadıkça Devletle ilişki kurmama yolunu seçmeleri,
9-İmal ettikleri veya ürettiklerini gerektiği mallara zamanında gerektiği şekilde inceletip lisans alamadıkları için pazarlamada veya sipariş almakta zorlanmaları,
10-İşçilerin, kalifiye ustaların beklenmedik zamanlarda işyeri değiştirmesi, devamlılık durumunu sağlayan bonservis şartının işe alımlarda aranmayışı imalatta garanti emniyetini azaltmakta, uzun vadeli ve tam kapasite kadar iş almada tereddüt göstermeleri,
11-öz sermaye kısıtlılığı iş büyütülmesini engellemekte, heyecanlı büyümede gerekli adım atılamaması,

Daha birçok zorlukları anlatmak mümkün. İster KOBİ, ister KOBİ dışındaki kuruluşlar olsun en büyük problem finans kısıtlılığı ve finans kuruluşlarının tutum ve davranışlarıdır. Bidayette de belirttiğimiz gibi ülkemizde öz sermaye kıtlığı finans kuruluşlarında da olduğu için, onlar da belirli ölçüler içinde ellerinde bulunanı öğrendikleri biçimde kullanmakta adeta tetikte yaşamaktadırlar.

Şöyle ki;
1-Kobilerin finans ihtiyaçlarını, finans kurumlarından temin etmeleri çok kolay olmuyor. Basel II şartlarının uygulanması halinde çoğu kuruluşların kredi alması oldukça zor. Yan gelirlerini işletmeye kayıt dışı katmaları bilanço kayıtlarında görülemeyişi kredi teminini frenliyor. Finans kuruluşları zorda kalıyor.
2-Finans kurumları kredi verebildiklerinden de en az % 50 fazlasıyla gayrimenkul teminatında ısrar etmeleri. Kontrollü kredi yerine bu teminat ısrarı, KOBİ‘lerin finans kurumlarından uzaklaşmasına sebep oluyor.
3- Finans kurumları kredi talep eden KOBİ’lerin istihbaratını çok iyi yapıp, onun bir ortağı gibi istihkak karşılığı (alacağı hammadde karşılığı – işçi ödemeleri vs) ödeme yerine, aldığı teminat kendini tatmin ediyorsa, kredinin tamamını verip rahatlamaları.
4-Alacağını alamayıp kredi taksidini ödemekte biraz geciken KOBİ’nin neden böyle olduğunu samimi bir şekilde sorup problemi birlikte çözme yolunu seçme yerine tehditler veya sessiz kalmayı seçmekte veya bir finans kurumunun fevri tahsil hareketi ile diğer finans kurumları daha hızlı hareket ederek o işyerini yok etmede yarış etmeleri.
5-İster KOBİ, ister daha büyük kuruluş olsun finans kurumlarının ülkemizdeki çalışma şekli çoğunlukla gayrimenkul teminatlı çalışma şeklini seçmektedirler. Dolayısı ile teminat verebilenler kredi alabilmekte, diğerlerinin yaptıkları işler projeleri ne kadar güzel olursa olsun kredi almakta zorluk çekmektedirler. Bu usulün değişerek istihkak karşılığı ödeme sistemini içeren proje kredisini devreye sokmalıdırlar.
6-Finans kurumları istihbarat yaparak, yani biraz kendilerini yorarak proje kredileri verecekleri yerde, bireysel kredilere yönelmektedirler. Bu kredilerde ağırlıklı olarak tüketim kredileri oluyor.

Şimdi bir taraftan kendi içinde personel eğitimi, kayıt tanzimi ve devletin verdiği imkanlardan ve de finans kurumlarından faydalanmayı sağlayacak organizeyi kuramamış KOBİ’lerin üretimi-imalatı nasıl hizmette çok daha faydalı olabilecek.
1-öncelikle yapılacak veya mevcutsa kimin nerede yaptığının ortaya konması,
2-İhracatta ithal edilen ara malların üretimi ve bunları üreten- imal eden veya üretecek– imal edecek olanların detaylı bir şekilde teşhis edilmesi. Bunların nerede ve nasıl üretildiğinin – imal edildiğinin belirlenmesi,
3-İthal ikameli mallara yapılacak yatırımları cazip teşvikler verilmeli. Bölgesel yatırımların istihdam artırıcı durumları göz önünde bulundurularak zaman ayarlı yatırımlarda teşvikler arttırılmalı arsaların parası alınmadığı gibi yapan ve faaliyete geçmesinde ayrıca primler verilmeli ancak, bu ithal ikameli yatırımlar yapılırken iyi incelenmeli. Bu yatırım mamullerinin emsalleri ile yıllarca rekabet edebileceği şekilde gerek kalite, gerekse pazar durumu değerlendirilmeli. Şu da yurt dışından geliyor diye her gelen için yatırım yapalım denmemeli, rekabet gücü düşünülmeli.
4-Ara malları yapacak KOBİ’lere parçaları dağıtacak merkezler kurulması veya varsa bu merkezlerin desteklenmesi. Destek veren merkezlerin ihalelere girmeleri teşvik edilmeli ve devlet imkanlarından faydalandırılmaları KOBİ’lere yansıyacak primlerle desteklenmeli.
5-İlk ihaleye girenlerin de ihaleye girmesi kabul edilip değerlendirilmeli, kurum korumacılığı yanında, imalatçılarda korunup gözetilmeli.
6-Zaman zaman imalatçıları bulup parça başı işveren ara malların ülkede yapılmasını sağlayan merkezlerle toplantılar yapılması ve buralarda ihtiyaçların ülkede yapılıp yapılamayacağı, yapılması için neler olması gerektiği tartışılmalı.
7-Sık sık yapılan sanayi envanteri her vesile ile ilan edilmeli.

öz olarak şunu söyleyebiliriz ki; bugün ithal ederek büyük paraların ödendiği birçok ara mal sanayi sitelerinde çalışan KOBİ’lerce imal edilebiliyor. Yeter ki; buralar görülebilsin, bilinsin ve buralara verilmesi gereken finans-bürokratik destek verilebilsin. Kurulmuş veya kurulacak merkezlerle yakın ilişkiler içinde olunabilsin. Esnafımız, sanatkarımız, velhasıl halkımız başı sıkıştığında, devletin yardım etmesini, problemlerini çözmesini ister. Hükmeden devlet değil, hizmet eden devleti arzu eder. Şu andaki kredi faiz nispetine göre KOBİ’lerin kredi alarak işlerini rahat sürdürmeleri oldukça zor. Bu kredi faiz yüksekliğinin geçici olduğuna inanıyoruz. Aksi taktirde bu faiz maliyeti etkileyecek ve enflasyon kapısını aralayabilecek.

M. Zeki SAYIN
Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası