Son Haberler

World Rating, Türk ekonomisiye ilgili rapor hazırladı… İşte olumlu ve olumsuz faktörler…

– Geçen ay faaliyete geçen World Rating, Türk ekonomisiyle ilgili kapsamlı bir derecelendirme raporu hazırladı. Raporda, Türkiye’nin yabancı para cinsinden Türkiye’nin kredi notunun uzun vadede BB, kısa vade için B olduğu açıklandı. Bu değerlendirmeler, diğer uluslararası rating şirketlerinin belirlediği kredi notlarından daha yukarıda. Aynı şekilde varsayımlar ve dikkate alınan faktörler de farklılık arz ediyor.

İşte World Rating’in Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmelerinde öne çıkan hususlar:

Türkiye’nin notları, Merkez Bankası’na ve yürüttüğü para politikasına derin siyasi müdahale geçmişinin hafızalardaki canlılığına, uzun süreli yüksek enflasyona, Türk parasının kırılgan yapısına, dolarizasyon eğiliminin devamlılığını korumasına, aşırı yüksek dış finansman gereksinimlerine, zayıf tasarruf oranlarına, yetersiz hale gelen dış likiditeye, yönetişim ve hukuksal gerilemelere ve aşırı iç kutuplaşmalara dayanıyor.

– Ortalama yıllık enflasyonun 2025’te %30 seviyesine kadar düştü, ancak Türkiye aynı kategorideki ülkeler arasında en yüksek enflasyona sahip olmaya devam edecek. Hâlâ yüksek öngörülen enflasyon, oynak koşullara bağlı olarak fiyat istikrarını, ödemeler dengesi risklerini ve TL’nin değersizleşmesini yeniden başlatabilir. Türkiye’de enflasyon, kendi kendini besleyen ataleti yüksek bir dinamiğe evrildi, hiçbir şekilde geçici bir durum olmadı. Finansal istikrarın sağlanması açısından sarmala dönüştü.

Son birkaç yılda satın alma gücü enflasyon artışlarının gerisinde kaldı. Hayat pahalılığının giderilmesi için, düşük gelir gruplarını kapsayan vergi indirimleri, eğitim-sağlık-barınma-gıda yardımları vb. başlıklarda gerekli maliye politikaları üretilmesi şart. Orta sınıfın %55-60 aralığında olması gerekir. Türkiye’de bu oran, %30’ler seviyesine geriledi. Bunun temel sebebi, son yıllardaki hayat pahalılığının artmış olmasıdır. Orta sınıfın krizlere karşı direnci düştü.

– Hayat pahalılığı, fırsat eşitsizliği ve gelir dağılımındaki dengesizlik nedeniyle yoksulluk sınırının altında yaşayan nüfus giderek arttı. Sosyal yardımlara olan ihtiyaç büyüyor, bu durum toplumsal huzursuzluk riskini ve umutsuzluğu yükseltiyor. Bir yandan da beyin göçü yoluyla nitelikli işgücü kaybı oluyor. Pozitif reel faiz oranlarının, düşük cari açığın ve mevcut sermaye akımlarının dış tamponlarda kalıcı iyileşmeye yol açması için döviz satış ihtiyaçlarının azaltılması, politika alanında yumuşama süreci başlatılmalı.

– Türkiye’de mali konsolidasyon kurallarına pek uyulmamakla beraber sıkı para politikası duruşunun devam etmesi GSYİH büyümesini epeyce zayıflattı. 2026 yılında büyümenin ılımlı bir seviyede kalacağı bekleniyor. Rapora göre, Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkileri geçen yıla göre nispeten iyileşti. Ancak stres seviyesi sürekli değişen bölgesel ortam (İran-İsrail gerilimi, Gazze’deki durum, Ukrayna’daki savaş hali ve Suriye’deki gelişmeler) konusunda Türkiye, bağımsız bir dış politika yürütmeli.

– Türkiye’nin ifade özgürlüğü ve hesap verilebilirlik, siyasal istikrar ve şiddetsizlik, hükümetin etkinliği, düzenleyicilik kalitesi, hukukun üstünlüğü ve yolsuzluğun önlenmesi şeklindeki 6 bileşen altında sıralanan “Dünya Bankası Yönetişim Göstergeleri” açısından sağladığı puanlar giderek zayıflıyor. Cumhurbaşkanlığı makamında artan aşırı merkezileşme ve adeta ortadan kalkan denge ve denetleme mekanizmaları, hukukun üstünlüğünde yaşanan erozyon, yolsuzluk, basın kuruluşları üzerindeki artan baskılar ve medyadaki tekelleşme önemli problem başlıklarıdır.

– Rapora göre olumlu derecelendirme eylemlerine yol açabilecek unsurlar ise şöyle: Makro açıdan para politikasının güvenilirliğinin artmasıyla enflasyon düşüşe geçti. Dışsal riskler açısından dış finansman gereksinimlerinde sürekli bir azalma var. İthalat bağımlılığını azaltacak gelişmeler yaşanıyor. AB’ye uyumsuzluk oranında düşüş gözleniyor. Hayat pahalılığı ile enflasyon arasındaki fark azaltılıyor. Buna bağlı olarak orta sınıf kesiminin toplam küme içerisindeki payı artırılıyor.

WR-World Rating olarak 9 Ocak 2026 tarihinde yayımladığımız Türkiye Sovereign Rating Raporu oldukça dikkat çekici sonuçları ortaya koyuyor. Raporda, Türkiye’nin yabancı para cinsinden Türkiye’nin kredi notunun uzun vadede BB, kısa vade için B olduğu açıklandı. Bu değerlendirmeler, diğer uluslararası rating şirketlerinin belirlediği kredi notlarından daha yukarıda. Aynı şekilde varsayımlar ve dikkate alınan faktörler de farklılık arz ediyor.

WORLD RATING FITCH MOODYS S&P
Uzun

Vade

Kısa Vade Uzun

Vade

Kısa vade Uzun Vade Kısa Vade Uzun Vade Kısa Vade
BB B BB- B Ba3   BB-  
Stabil Stabil  Pozitif –  Stabil –  Stabil  –

 

WORLD RATING Uzun Vade Kısa Vade
Ülke Kredi Derecelendirme- Yabancı Para BB B
Ülke Kredi Derecelendirme- Yerel Para BBB- A-3
Ulusal Ölçek TrAAA TrA-1+
Transfer & Konvertibilite Değerlendirmesi BB- B
 Görünüm Stabil Stabil

TÜRKİYE RAPORU HAZIRLANIRKEN HANGİ DİKKATE ALINAN VARSAYIMLAR

World Rating tarafından Türkiye’nin ülke notu belirlenirken,

  • Türkiye’nin Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi, NATO, Birleşmiş Milletler (BM), OECD (Ekonomik İş birliği ve Kalkınma Örgütü), Avrupa Güvenlik ve İş birliği Teşkilatı, Dünya Ticaret Örgütü (WTO), IMF ve Dünya Bankası gibi sosyal, askeri, ekonomik, teknik ve spor alanlarında faaliyet gösteren uluslararası kurum ve kuruluşlarla ilişkilerinin içeriğinde, yönünde veya sürekliliğinde olağanüstü bir değişiklik veya kesinti olmayacağı,
  • Ülkenin yönetim ve rejiminin kapsamı veya türünde herhangi bir değişiklik olmayacağı varsayıldı. Uluslararası kuruluşlardan veya diğer ülkelerden sürpriz yaptırımlarla karşılaşmayacağı,
  • Özellikle komşu ülkelerle askeri saldırı ve savaş olasılığının ve yaygın iç karışıklık ortamının ortaya çıkmayacağı varsayıldı.

TÜRK LİRASI KIRILGAN YAPIYA SAHİP, DOLARİZASYON EĞİLİMİ DEVAM EDİYOR

Yine notlar belirlenirken aşağıdaki faktörler dikkate alındı. Türkiye’nin notları, Merkez Bankası’na ve yürüttüğü para politikasına derin siyasi müdahale geçmişinin hafızalardaki canlılığına, uzun süreli yüksek enflasyona, Türk parasının kırılgan yapısına, dolarizasyon eğiliminin devamlılığını korumasına, aşırı yüksek dış finansman gereksinimlerine, zayıf tasarruf oranlarına, yetersiz hale gelen dış likiditeye, yönetişim ve hukuksal gerilemelere ve aşırı iç kutuplaşmalara dayanıyor. Yapısal hale dönüşen bu negatif faktör zayıflıkları, göreceli olarak daha düşük kamu borcu, dış finansman erişimindeki kesintisizlik, dirençli ve disiplinli bir bankacılık sektörü ve kendi grubundaki diğer ülkelere göre daha yüksek kişi başı GSYİH ile daha alt seviyelerde olmak kaydıyla dengelenebiliyor.

Raporda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), sıkı para politikası duruşuna yönelik hassasiyetini koruması kaydıyla, makro ihtiyati tedbirler (aylık kredi büyüme limitleri dahil) ve liranın reel olarak değerlenmeye devam etmesi ılımlı bir şekilde 2026 yılı ve devamında enflasyondaki düşüşü destekleyeceği öngörüldü.

TÜRKİYE, AYNI KATEGORİDEKİ ÜLKELER ARASINDA EN YÜKSEK ENFLASYON ORANINA SAHİP

Ortalama yıllık enflasyonun 2025’te %30 seviyesine kadar düşmüş olmakla beraber Türkiye’nin aynı kategori içerindeki diğer ülkeler arasında en yüksek enflasyona sahip olmaya devam edeceği bekleniyor. Hâlâ yüksek öngörülen enflasyon, oynak koşullara bağlı olarak fiyat istikrarını, ödemeler dengesi risklerini ve TL’nin değersizleşmesini yeniden başlatabilecektir.

Raporda, Türkiye’de enflasyon kendi kendini besleyen ataleti yüksek bir dinamiğe evrilmiş olup hiçbir şekilde geçici bir durum olmadığı belirtildi. Finansal istikrarın sağlanması açısından sarmala dönüştü. Enflasyondan kurtulunması için öncelikle dağınık olan finansal sektörün, kurumsal yapısının güçlendirilmesi; denetim, değerleme, planlama ve derecelendirme faaliyetlerinin etkinleştirilmesi gerektiği ifade edildi.

ORTA SINIFIN KRİZLERE KARŞI DİRENÇİ DÜŞTÜ, SİYASAL KUTUPLAŞMA ARTTI

Son birkaç yılda satın alma gücünün enflasyon artışlarının gerisinde kalmış olmasının yarattığı hayat pahalılığının giderilmesi için, düşük gelir gruplarını kapsayan vergi indirimleri, eğitim-sağlık-barınma-gıda yardımları vb. başlıklarda gerekli maliye politikaları üretilmesi toplumsal uyuma ve sosyal adalete katkı sağlayacağı ifade edildi. Orta sınıfın %55-60 aralığında olması gerekirken, Türkiye’de %30’ler seviyesine gerilemiş olmasının temel sebebinin son yıllardaki hayat pahalılığının artmış olması ileri sürüldü. Rapora göre, güncel durumda orta sınıfın toplumsal taşıyıcılık gücü ve krizlere karşı direnci düşmüş ve siyasal kutuplaşmalara daha fazla açık hale geldi.

Yine rapora göre, hayat pahalılığı, fırsat eşitsizliği ve gelir dağılımındaki dengesizliğin yarattığı yüksek yoksulluk sınırının altında yaşayan nüfusun giderek artması, eş zamanlı olarak sosyal yardımlara olan ihtiyacı büyütüyor, toplumsal huzursuzluk riskini ve umutsuzluğu yükseltiyor. Bu süreç, bir yandan da beyin göçü yoluyla nitelikli işgücü kaybına da sebep oluyor. Pozitif reel faiz oranlarının, düşük cari açığın ve mevcut sermaye akımlarının dış tamponlarda kalıcı iyileşmeye yol açması için döviz satış ihtiyaçlarının azaltılması, politika alanında yumuşama eğilimlerinin başlatılması gerekir.

KAMU AÇIKLARI KONTROL ALTINA ALINMALI, BORÇ STOKU SÜRDÜRÜLEBİLİR SEVİYEYE ÇEKİLMELİ

Rapora göre, Türkiye’nin dış tamponlar tam olarak iyileşmemiş olsa da yüksek finansman gereksinimleri nedeniyle yetersizlik hali devam edecek. Kamu ve özel sektör bir bütün olarak dış finansmana erişim konusunda dirençli bir geçmişe sahip olmakla beraber Türkiye her daim yatırımcı güvenindeki değişikliklere karşı savunmasız kalabiliyor. Ayrıca, Türkiye’de kamu açıklarının kontrol altına alınması ve borç stokunun sürdürülebilir bir seviyeye çekilmesi amacıyla uygulanan mali uyum politikaları hep zayıf kalıyor. Mali açıkların azaltılması açısından harcama disiplininin artırılması yerine daha çok kayıt dışılığı azaltması ve vergi gelirinin artırılması şeklindeki politikalar hep ön planda tutuluyor.  Yine kamu borcunun düşüklüğüne iç borç oranında artış eğiliminde belirginleşme olasılığının mevcut olduğu önemli tespitleri arasındadır.

TÜRKİYE’NİN YALNIZLAŞMASI, DIŞ SİYASET MALİYETLERİNİ ARTIRIYOR

Türkiye’de mali konsolidasyon kurallarına pek uyulmamakla beraber sıkı para politikası duruşunun devam etmesi GSYİH büyümesini epeyce zayıflattı. 2026 yılında büyümenin ılımlı bir seviyede kalacağı bekleniyor. Rapora göre, Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkileri geçen yıla göre nispeten iyileşti. Ancak stres seviyesi sürekli değişen bölgesel ortam (İran-İsrail gerilimi, Gazze’deki durum, Ukrayna’daki savaş hali ve Suriye’deki gelişmeler) konusunda Türkiye, bağımsız bir dış politika yürütmek arzusunda. Bununla beraber, aktif ve bağımsız bir dış politika sürdürme çabaları jeopolitik zorluklara takılıyor. Bu durum da Türkiye’nin yalnızlaşmasını getiriyor ve dış siyaset maliyetlerini artırıyor.

Dünya Bankası tarafından ölçülen yönetişim göstergelerinin tamamına yakın kısmı, son on iki yılda sürekli olarak kötüleşti ve emsal olan diğer ülkelere göre zayıf bir performans sergiledi.

MERKEZİLEŞME ARTTI, DENGE VE DENETLEME MEKİNAZMASI ORTADAN KALKTI

Türkiye’nin ifade özgürlüğü ve hesap verilebilirlik, siyasal istikrar ve şiddetsizlik, hükümetin etkinliği, düzenleyicilik kalitesi, hukukun üstünlüğü ve son olarak yolsuzluğun önlenmesi şeklindeki 6 bileşen altında sıralanan Dünya Bankası Yönetişim Göstergeleri açısından sağladığı puanlar giderek zayıflıyor. Türkiye, cumhurbaşkanlığı makamında artan aşırı merkezileşme ve adeta ortadan kalkan denge ve denetleme mekanizmaları, kötüleşen kurumsal kapasite kalitesi, hukukun üstünlüğünde yaşanan erozyon ve eşitsiz uygulamalar, kamu imkanlarının eşitsiz paylaşımı, yolsuzluk yaygınlığı, basın özgürlüğü üzerindeki artan baskılar ve medyadaki merkezi yönetim lehine tekelleşme eğilimleri önemli problem başlıklarıdır.

İklim değişikliği ve su kıtlığı, dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de tarım ve hayvancılık sektörünü derinden etkiliyor. Son yıllarda kuraklık, yanlış yöntemler ve su kaynaklarının azalması, tarımsal üretimi olumsuz etkilemekte ve özellikle gıda fiyatlarında ciddi dalgalanmalara yol açıyor.

HER ŞEYE RAĞMEN TÜRKİYE’NİN, AB’YE ÜYELİK SÜRECİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI UMUT VERİCİDİR                     

Avrupa Birliği’ne aday ülke olan Türkiye’nin üyelik müzakereleri 2018’den bu yana duraksadı, tam aksine geriyi gidiş yaşandı. AB’nin Türkiye’de parlamentonun yasama ve denetleme fonksiyonları ile yerel demokrasi ve belediyelerin zayıflatıldığı; demokratik standartlar, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kamu idarelerindeki tarafsızlık ve siyasal çoğulculuk ile temel haklar konularında geriye gidişle ilgili kaygılar giderilmedi ve hatta umursanmadı.  Ayrıca Avrupa İnsan hakları Mahkemesi (AHİM), Anayasa Mahkemesi (AYM) gibi üst mahkeme kararlarının ve sivil toplum kuruluşlarının birçok durumda dinlenmemiş olunması, AB’nin sürekli dile getirdiği uyumsuzluk konuları olarak devam ediyor. Dolayısıyla Türkiye’nin ortak dış ve savunma politikası kapsamında AB’ye uyum oranı giderek düşüyor. Tüm bunlara rağmen, Türkiye’nin, AB üyelik sürecinde kendisinden beklenen ilerlemeleri hayata geçireceğine ve AB ile ilişkilerini yapıcı bir şekilde geliştirme yönündeki siyasi iradesinin açık ve güçlü olduğuna yönelik açıklamaları umut vericidir.

Türkiye ekonomisi, küresel ekonomide rekabeti belirleyen yeşil ve yapay zekaya evrilen dijital dönüşüm bağlantılı yeni teknolojilerin üretime entegre edilmesi şeklinde verimliliği artırıcı gelişmelere uyum sağlayamadı. Eğitim sistemindeki gerilemelere bağlı olarak teknolojiye ve insan kaynağına uygun kalitedeki gerekli yatırımlar düşük kalıyor.

Raporda Türkiye notları açısından öne çıkartılan olumlu ve olumsuz faktörler şunlar:

OLUMSUZ DERECELENDİRME EYLEMİNE YOL AÇABİLECEK FAKTÖRLER ŞUNLARDIR:

  • Makro düzeyde, enflasyonist baskıların tekrar yenilenmesi, artan ödemeler dengesi açığı ve makro-finansal riskler, ekonomi dışı gerekçeler dayalı gevşek politika bileşimine dönüşümü, TL’nin tekrar hızlıca değer kaybetmeye başlaması,
  • Dışsal riskler açısından daha geniş bir cari açık ve/veya azalan piyasa güveni nedeniyle uluslararası rezervlerde hızlı bir düşüş veya rezerv kompozisyonunda önemli bir bozulma,
  • Yapısal olarak ekonomiyi ve dış finansmanı etkileyen iç siyasi veya güvenlik durumu veya uluslararası ilişkilerde bozulma hali,
  • OLUMLU DERECELENDİRME EYLEMİNE YOL AÇABİLECEK FAKTÖRLER İSE ŞUNLARDIR:
  • Makro açıdan para politikasının güvenilirliğinin artmasıyla desteklenen enflasyonda sürekli ve kalıcı düşüş.
  • Dışsal riskler açısından dış finansman gereksinimlerinde sürekli bir azalma ve bu eğilimin devam etmesine dayalı olarak ülkenin dış tamponlarının güçlenmesi ve ithalat bağımlılığını azaltacak gelişmelerin yaşanması,
  • Yapısal olarak ise ESG-Yönetişim açısından kurumsal güç ve yönetişimin yeniden inşasına katkıda bulunan geniş yelpazeli reformların uygulanması ve iç kutuplaşmanın giderilmesine yönelik gelişmelerin ortaya çıkması
  • AB uyumsuzluk oranının düşürülmesi,
  • Hayat pahalılığı ile enflasyon arasındaki farkın azaltılması ve buna bağlı olarak orta sınıf kümesinin toplam küme içerisindeki payının artırılması,

Diğer detayları görmek için www.worldrating.com.tr adresinden raporun tamamına ulaşılabilir.

Orhan ÖKMEN

Sesmir Yönetim Kurulu Başkanı

okmen@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlgili Haberler

Site Haritası