Son Haberler

Trump’ın tehditleri, piyasaları dalgalandırdı, BIST yeni yıla pozitif başladı… 

ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi, İran’a yönelik müdahale tehdidi ve Grönland’ın ABD’nin denetiminde olması gerektiği söylemleri, küresel piyasalarda jeopolitik risk algısını belirgin biçimde artırdı. Trump’ın Grönland’la söylemleri, Batı bloğundaki görüş ayrılıklarını derinleşirdi. Başta Danimarka olmak üzere Avrupa ülkeleri, bu söylemleri egemenlik ihlali olarak değerlendirerek ABD’ye sert tepki gösterdi.

– Trump’ın sekiz AB ülkesine, Çin ile ticaret anlaşması yapan Kanada’ya ve İran ile ticaret yapan ülkelere vergileri artıracağı tehdidinde bulunması, tarifeler konusunun 2026 yılında da gündemde kalmaya devam edeceğini gösteriyor. ABD Adalet Bakanlığı Fed’e yönelik cezai soruşturma başlattığını açıkladı. Mayıs ayında görev süresi dolacak olan Fed Başkanı Jerome Powell, bu durumu Fed’in bağımsızlığına yönelik bir hamle olarak değerlendirdi.

– Fed, 2025 yılının son üç FOMC toplantısında yaptığı 25’er baz puanlık indirimlerle politika faizini %3,50–%3,75 aralığına çekerek tamamladı. Asya tarafında BoJ, 8 Şubat’ta ülkede yapılacak erken genel seçim süreci öncesinde Ocak toplantısında faiz oranını sabit bıraktı. ECB ise, 4–5 Şubat tarihlerinde yapılacak yılın ilk toplantısında finansal istikrar ve kur oynaklığını sınırlamak amacıyla para politikasında ihtiyatlı bir tutum sergileyerek faiz oranlarını sabit tutması bekleniyor.

– TCMB, 22 Ocak tarihli PPK toplantısında temkinli bir duruş sergiledi. Merkez Bankası, politika faizini beklentilerin altında 100 baz puan indirerek %38’den %37 seviyesine çekti. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından Fitch, Türkiye’nin kredi notunu “BB-” seviyesinde teyit ederken görünümü “durağan”dan “pozitif”e çevirdi; Moody’s ise kredi notuna ilişkin bir değişikliğe gitmemekle birlikte büyümedeki olumlu seyir, iç talepteki canlılık, düşük bütçe açığı ve dezenflasyon sürecine ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulundu

– Euro Bölgesi’nde ise enflasyonun %2 beklentisine karşılık %1.9 olarak açıklanması, Avrupa Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu korumasına zemin hazırladı. Erken faiz indiriminde aceleci olunmayacağı yönündeki mesajlar euroyu görece destekledi. Teknik açıdan bakıldığında, paritede yukarı yönlü hareketlerde Ocak ayı zirvesi olan 1.2080 seviyesi güçlü bir direnç olarak izlenirken, 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 1.1715 seviyesi parite için önemli bir destek konumunda. Bu seviyenin aşağı yönlü kırılması hâlinde ise 100 günlük hareketli ortalamayla örtüşen 1.1650 seviyesi gündeme gelebilir.

– Ocak ayında ons altın, küresel para politikasına ilişkin beklentiler ve artan jeopolitik risk algısının etkisiyle  yukarı yönlü bir seyir izledi. Yeni yıla 4330 dolar seviyesinden başlayan ons altın, ay boyunca %27’yi aşan güçlü bir yükseliş kaydederek 5500 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Bu yükselişte, Ocak ayı genelinde jeopolitik tansiyonun yüksek seyretmesi belirleyici olurken, özellikle ABD tahvil getirilerindeki gerileme eğilimi ve dolar endeksindeki zayıf görünüm, altının yukarı yönlü hareketini destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı.

– ABD’nin Grönland’la ilgili söylemleri, İran’I tehdit etmesi ve Venezuela’ya müdahale etmesi, küresel piyasalarda risk algısını iyice yükseltti.  Bu durum, ons altına olan ilgiyi artırdı. Jeopolitik risklerin yeniden öne çıkması gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratırken, TL bu süreçten olumsuz etkilendi. Bu durum, gelişen ülke varlıklarına yönelik sermaye akımlarını sınırladı, USD/TRY paritesinde yukarı yönlü baskıyı artırdı. Dolar endeksinde belirgin bir güçlenme görülmüyor,  ancak riskten kaçınma eğilimi TL’deki kırılgan görünümü devam ettiriyor.

– ABD’nin izlediği agresif dış politika, Fed’e yönelik baskılar ve artan jeopolitik risklerin küresel hisse senedi piyasalarında risk iştahını baskılayabilir. Yurt içinde ise enflasyon verisine ve enflasyon raporuna odaklanacak piyasaların dezenflasyon sürecinin bozulmaması ve faiz indirimlerinin devam edeceği beklentisi var. Artan yabancı yatırımcı ilgisiyle endeks, Şubat ayında da pozitif dalgalı bir seyir izleyibilir. BİST’te ocak ayındaki hızlı yükselişin ardından kısa vadede dalgalanmalar yaşansa da orta ve uzun vade için kademeli alım önerimizi koruyoruz.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi, İran’a yönelik müdahale tehdidi ve Grönland’ın ulusal güvenlik için önemini belirterek ABD’nin denetiminde olması gerektiği söylemleri, küresel piyasalarda jeopolitik risk algısını belirgin biçimde artırdı. Trump’ın Grönland’a ilişkin bu söylemleri sonrası Batı bloğundaki görüş ayrılıkları derinleşirken başta Danimarka olmak üzere Avrupa ülkeleri, bu söylemleri egemenlik ihlali olarak değerlendirerek ABD’ye sert tepki gösterdi. Ocak ayında Trump’ın Grönland konusunda bağlı olarak sekiz AB ülkesine, Çin ile ticaret anlaşması yapacağı konuşulan Kanada’ya ve İran ile ticaret yapan ülkelere tarifeleri artıracağı tehdidinde bulunması, tarifeler konusunun 2026 yılında da gündemde kalmaya devam edeceğini gösteriyor. Aynı dönemde ABD Adalet Bakanlığı Fed’e yönelik cezai soruşturma başlattığını açıkladı. Mayıs ayında görev süresi dolacak olan Fed Başkanı Jerome Powell, bu durumu Fed’in bağımsızlığına yönelik bir hamle olarak değerlendirdi. Bu gelişmeler, Fed’e yönelik kurumsal güven tartışmalarını daha da derinleştirdi. Fed, 2025 yılının son üç FOMC toplantısında yaptığı 25’er baz puanlık indirimlerle politika faizini %3,50–%3,75 aralığına çekerek tamamladı.

FED’İN FAİZ KARARI VE TARTIŞMALAR

Fed, 27–28 Ocak tarihlerinde gerçekleştirilen yılın ilk FOMC toplantısında politika faizini sabit tutma kararı aldı ve azami istihdam ile yüzde 2’lik enflasyon hedeflerine bağlılığını tekrarladı. Karar, 2’ye karşı 10 oyla alınırken, üyeler arasında Waller ve Miran faiz indirimi yönünde oy kullandı. Toplantı sonrası yapılan açıklamalarda, ABD ekonomisinin güçlü büyüme performansı ve istikrarlı işgücü piyasası sinyalleri verdiği ifade edilirken, enflasyonun yüzde 2 hedefinin bir miktar üzerinde seyretmeye devam ettiği vurgulandı ve bu nedenle kısa vadede acil bir faiz indiriminin gerekli olmadığı belirtildi. Gelecek toplantılara ilişkin faiz patikasına dair net bir yönlendirme yapılmazken, para politikasının veri odaklı ve toplantı bazlı bir yaklaşımla belirleneceği ifade edildi ayrıca Fed’in bağımsızlığını korumasının önemine dikkat çekildi. Asya tarafında BoJ, 8 Şubat’ta ülkede yapılacak erken genel seçim süreci öncesinde Ocak toplantısında faiz oranını sabit bıraktı. ECB ise, 4–5 Şubat tarihlerinde yapılacak yılın ilk toplantısında finansal istikrar ve kur oynaklığını sınırlamak amacıyla para politikasında ihtiyatlı bir tutum sergileyerek faiz oranlarını sabit tutması bekleniyor.

FITCH VE MOODY’S, TÜRKİYE’NİN KREDİ NOTUNU AÇIKLADI

Yurt içinde ise; Aralık ayında %0,89 ile beklentilerin oldukça altında gelen enflasyon verisine rağmen yılın ilk iki ayında gıda kaynaklı enflasyonda dalgalanma olabileceğine işaret eden TCMB, 22 Ocak tarihli PPK toplantısında temkinli bir duruş sergiledi. Merkez Bankası, politika faizini beklentilerin altında 100 baz puan indirerek %38’den %37 seviyesine çekti. TCMB toplantı notunda, politika faizine ilişkin atılacak adımlar; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleneceğinin altı tekrar çizildi. TCMB ayrıca, makrofinansal istikrarı ve parasal aktarım mekanizmasını güçlendirmek amacıyla, yurt dışından temin edilen 1 yıla kadar vadeli Türk lirası borçlara uygulanan zorunlu karşılık oranlarını 2 puan artırdığını açıkladı. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarından Fitch, Türkiye’nin kredi notunu “BB-” seviyesinde teyit ederken görünümü “durağan”dan “pozitif”e çevirdi; Moody’s ise kredi notuna ilişkin bir değişikliğe gitmemekle birlikte büyümedeki olumlu seyir, iç talepteki canlılık, düşük bütçe açığı ve dezenflasyon sürecine ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulundu.

ABD BAŞKANI TRUMP ÜLKELERİ TEHDİT ETTİ, PİYASALAR DALGALANDI

Yeni yılın ilk ayında EURUSD paritesi dalgalı bir görünüm sergilemekle birlikte, yükselen trend yapısını koruyarak genel olarak yukarı yönlü bir seyir izledi. Ocak ayının öne çıkan gelişmelerinden biri, ABD’nin Grönland’a yönelik stratejik söylemleri oldu. Trump yönetiminin Grönland’ın jeopolitik ve askeri önemine vurgu yapan açıklamaları ve bölgede askeri varlığın artırılabileceğine dair mesajları, Avrupa cephesinde temkinli bir duruşun öne çıkmasına neden oldu. Danimarka ve Avrupa Birliği’nden gelen “egemenlik” vurgulu açıklamalar ise ABD–AB hattında diplomatik tansiyonu sınırlı da olsa yükseltti. Bu süreç, dolar lehine güçlü bir güvenli liman talebi yaratmasa da, küresel piyasalarda ABD kaynaklı jeopolitik risk algısını artırarak dolar üzerinde dolaylı baskı oluşturdu. Ay başında 1.1710 seviyesinden açılış yapan parite, ayın 20’sine kadar düşen trend altında hareket etti. Ancak ABD’nin, Grönland talebine karşı çıkan Avrupa Birliği’ne yönelik tarife tehdidinde bulunmasıyla jeopolitik tansiyonun artması, paritede sert bir yön değişimine zemin hazırladı. Bu gelişmelerle birlikte 1.1580 seviyesinden güçlü bir yükseliş başlatan EURUSD, ayın sonlarına doğru 4,5 yıllık zirve olan 1.2050 seviyesini test etti. Jeopolitik cephede tansiyon yalnızca Grönland başlığıyla sınırlı kalmadı.

AVRUPA MERKEZ BANKASI, FAİZ İNDİRİMİ KONUSUNDA ACELE ETMİYOR

Yeni yıla, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD’ye götürülmesine yönelik özel kuvvetler operasyonunun yankılarıyla girilirken, İran’daki protestoların sertleşmesi ve ABD’nin olası müdahaleye dair tehditkâr açıklamaları da risk algısını besleyen unsurlar arasında yer aldı. Para politikası tarafında ise Fed Başkanı Jerome Powell’ın yayımladığı video mesaj öne çıktı. Powell, Fed’e Adalet Bakanlığı tarafından gönderilen büyük jüri celplerinin, Senato’da Fed binası renovasyonuna ilişkin verdiği ifadeyle bağlantılı bir soruşturma sürecine işaret ettiğini belirtirken, asıl tartışmanın Fed’in faiz kararlarını siyasi baskılardan bağımsız alabilme yetisi etrafında şekillendiğini vurguladı. Bu açıklamalar, Fed’in bağımsızlığına yönelik algının tartışıldığı bir dönemde piyasalar açısından dikkatle izlendi. ABD’de açıklanan Ocak ayı makroekonomik verileri genel olarak dengeli bir görünüm sundu. Tüketici fiyat endeksinde yatay seyir izlenirken, işsizlik maaşı başvurularındaki sınırlı düşüş, iş gücü piyasasında kademeli bir soğumaya işaret etti. Fed cephesinde Ocak ayında politika faizinde değişikliğe gidilmezken, karar metni ve yetkililerden gelen açıklamalarda veri odaklı yaklaşımın sürdürüleceği vurgulandı. Euro Bölgesi’nde ise enflasyonun %2 beklentisine karşılık %1.9 olarak açıklanması, Avrupa Merkez Bankası’nın temkinli duruşunu korumasına zemin hazırlarken, erken faiz indirimi konusunda aceleci olunmayacağı yönündeki mesajlar euroyu görece destekledi. Teknik açıdan bakıldığında, yukarı yönlü hareketlerde Ocak ayı zirvesi olan 1.2080 seviyesi güçlü bir direnç olarak izlenirken, 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 1.1715 seviyesi parite için önemli bir destek konumunda bulunuyor, bu seviyenin aşağı yönlü kırılması hâlinde ise 100 günlük hareketli ortalamayla örtüşen 1.1650 seviyesi gündeme gelebilir.

JEOPİLİTİK RİSKLER, ALTIN FİYATLARINI ARTTIRDI

Ocak ayında ons altın, küresel para politikasına ilişkin beklentiler ve artan jeopolitik risk algısının etkisiyle dalgalı ancak belirgin şekilde yukarı yönlü bir seyir izledi. Aya ve dolayısıyla yeni yıla 4330 dolar seviyesinden başlayan ons altın, ay boyunca %27’yi aşan güçlü bir yükseliş kaydederek 5500 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Bu yükselişte, Ocak ayı genelinde jeopolitik tansiyonun yüksek seyretmesi belirleyici olurken, özellikle ABD tahvil getirilerindeki gerileme eğilimi ve dolar endeksindeki zayıf görünüm, altının yukarı yönlü hareketini destekleyen temel unsurlar arasında yer aldı. ABD’nin Grönland’a yönelik stratejik söylemleri ve Avrupa Birliği ile yaşanan diplomatik gerilim, Orta Doğu’da İran kaynaklı tansiyon ile Venezuela’ya ilişkin gelişmeler, küresel piyasalarda risk algısını yükselten başlıca faktörler olarak öne çıkarken, bu ortamda yatırımcıların riskten kaçınma eğiliminin artması güvenli liman talebini güçlendirerek ons altına olan ilgiyi artırdı. Para politikası cephesinde ise Fed’e ilişkin gelişmeler altın fiyatlamaları üzerinde etkili olmaya devam etti; Fed Başkanı Jerome Powell’ın yayımladığı video mesajda Fed’in bağımsızlığına yönelik tartışmaların gündeme gelmesi piyasalarda belirsizlik algısını beslerken, Fed’in Ocak ayında politika faizinde değişikliğe gitmemesi ve faiz indirimlerine yönelik beklentilerin ötelenmesi, reel faiz görünümünü altın lehine destekleyen bir unsur olarak öne çıktı. Teknik açıdan bakıldığında, ons altının yükselen trend yapısını koruduğu görülürken, yukarı yönlü hareketlerde 5600 dolar seviyesi önemli bir direnç olarak izleniyor; olası geri çekilmelerde ise 22 günlük ve 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 4700 ve 4500 dolar seviyeleri ilk önemli destek konumunda bulunurken, bu seviyelerin aşağı yönlü kırılması halinde 100 günlük hareketli ortalamayla örtüşen 4220 dolar seviyesi bir sonraki kritik destek noktası olarak takip edilebilir.

TÜRK LİRASI’NDA KIRILGAN GÖRÜNÜM DEVAM EDİYOR

Ocak ayında USD/TRY paritesi, küresel piyasalarda artan jeopolitik belirsizlikler ve yurt içi para politikası görünümünün etkisiyle yukarı yönlü eğilimini korudu. Ay başında 42.95 seviyesinden açılış yapan parite, Ocak ayı boyunca kademeli yükselişini sürdürerek ayın sonuna doğru 43.40 seviyesine kadar yükseldi ve ayı 43.50 seviyesine yakın tamamladı. Küresel tarafta jeopolitik risklerin yeniden öne çıkması gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde baskı yaratırken, TL bu süreçten sınırlı ölçüde olumsuz etkilendi. ABD’nin Grönland’a yönelik stratejik söylemleri, Orta Doğu ve İran kaynaklı jeopolitik başlıklar ile Venezuela’ya ilişkin gelişmeler, Ocak ayı boyunca küresel risk algısının dalgalı seyretmesine neden oldu. Bu ortamda yatırımcıların temkinli duruşu, gelişen ülke varlıklarına yönelik sermaye akımlarını sınırlarken, USD/TRY paritesinde yukarı yönlü baskının korunmasına zemin hazırladı. Dolar endeksinde belirgin bir güçlenme görülmemesine rağmen, riskten kaçınma eğiliminin etkisiyle TL’deki kırılgan görünüm devam etti.

MERKEZ BANKASI’NIN BRÜT REZERVLERİNİN 2025 MİLYAR DOLARI AŞMASI, TL İÇİN OLUMLU

Yurt içi tarafta, enflasyon verilerinde düşüş eğiliminin sürmesi piyasalar tarafından olumlu karşılandı.  TCMB’nin Ocak ayında politika faizinde 150 baz puan beklentisine rağmen 100 baz puan indirilmesi ile %37.00 seviyesini çekilmesi dikkat çekti. Merkez Bankası’nın para politikasında veri odaklı ve temkinli yaklaşımını sürdürmesi, faiz indirim sürecine ilişkin iletişimin kontrollü bir çerçevede yürütülmesine katkı sağladı. Ocak ayında TCMB rezervlerindeki toparlanmanın devam etmesi ve brüt rezervlerin 205 milyar doları aşıp yeni zirvesini görmesi, TL açısından görece olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. Bununla birlikte, yüksek enflasyon seviyesi ve küresel belirsizlikler, politika yapıcılar açısından dengeli duruş ihtiyacını canlı tutmaya devam etti. İç ve dış jeopolitik gelişmeler yatırımcı algısında dalgalanmalara yol açarken, teknik açıdan yukarı yönlü hareketlerde 44.50 seviyesi önemli bir direnç olarak izlenirken, aşağı yönlü geri çekilmelerde 50 günlük hareketli ortalamaya denk gelen 42.80 seviyesi destek konumunda bulunuyor. Daha derin bir düzeltme senaryosunda ise 100 günlük hareketli ortalamayla örtüşen 42.00 seviyesi bir sonraki kritik destek noktası olarak öne çıkıyor.

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI, SEYRİ VE ABD-İRAN ARASINDAKİ GERGİNLİK PİYASALARI TEDİRGİN EDİYOR

Şubat ayında global piyasalar, başta ECB olmak üzere büyük merkez bankalarının toplantılarına ve açıklanacak makro verilere odaklanacak. Ayrıca, Trump’ın gündemdeki konulara yönelik yapacağı açıklamalar, Rusya-Ukrayna savaşına yönelik gelişmeler, İran-ABD gerginliği ve diğer jeopolitik risklere yönelik gelişmeler de piyasalar tarafından yakından takip edilecek.

MERKEZ BANKASI, ŞUBAT AYINDA FAİZLERİ İNDİRMEYE DEVAM EDECEK Mİ?

Yurt içinde ise şubat ayında TCMB’nin PPK toplantısı bulunmaması nedeniyle piyasaların odağında 3 Şubat’ta açıklanacak enflasyon verisi ve 12 Şubat’ta gerçekleşecek enflasyon raporu sunumu yer alacak. Ocak ve şubat aylarında enflasyondaki dalgalanmaya dikkat çeken TCMB’nin ara hedeflerinde bir değişiklik yapıp yağmayacağı gelecek faiz indirimleri açısından piyasalar tarafından yakından takip edilecek.

FAİZLERİN İNDİRİLMESİ VE YURT DIŞINDAN FON GİRİŞİ, BORSAYI ATEŞLEDİ

Ocak ayında yurt içinde, TCMB’nin para politikasına ilişkin yönlendirmeleri, açıklanan makroekonomik veriler ve uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının not değerlendirmeleri finansal piyasaların gündeminde yer almıştır. TÜİK tarafından açıklanan verilere göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), aralık ayında bir önceki aya göre %0,89 artarken, yıllık enflasyon %30,89 seviyesinde gerçekleşti. Beklentilerin altında kalan Aralık enflasyon verisi, Fitch’in görünümü pozitife çekmesi ülke kredi risk primindeki (CDS) iyileşmenin sürmesi, adımları daralsa da TCMB’nin faiz indirimlerine devam etmesi ve yurt dışı fon girişlerinde yaşanan ılımlı artış, ayın ilk haftalarında BİST 100 endeksindeki yükseliş eğilimini destekledi.  BIST 100 endeksi ayı %20’ye varan yükselişle 13.600 puandan tamamladı. Sınai Endeksi ayı %20 yükselişle tamamlarken, Bankacılık Endeksi ise %13 yükselişle kapattı

BORSADA “KADEMELİ ALIM” POZİSYONUNA DEVAM EDİN…

Şubat ayında, ABD’nin izlediği agresif dış politika, Fed’e yönelik baskılar ve artan jeopolitik risklerin küresel hisse senedi piyasalarında risk iştahını baskılayabilecek unsurlar olabileceğini değerlendiriyoruz. Yurt içinde ise enflasyon verisine ve enflasyon raporuna odaklanacak piyasaların dezenflasyon sürecinin bozulmaması ve faiz indirimlerinin devam edeceği beklentisinin yanında, artan yabancı yatırımcı ilgisiyle endeksin şubat ayında da pozitif dalgalı bir seyir izlemesini bekliyoruz. Bu beklentiler doğrultusunda BİST’te ocak ayındaki hızlı yükselişin ardından kısa vadede dalgalanmalar yaşansa da orta ve uzun vadeli görünüm açısından kademeli alım önerimizi koruyoruz.

Osman GÖKTAN

Şeker Yatırım Genel Müdürü

goktan@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

İlgili Haberler

Site Haritası