Son Haberler

Böyle gelmiş, böyle gitmez…

-Bir işletme, gelişimi yakalamak ve hatta ona öncülük etmek zorundadır. Bunun için müşteri ihtiyaç ve beklentilerini çok iyi analiz etmesi ve buna uygun çalışmalarda (ürün-süreç tasarımı) bulunması gerekir. İşletme daima müşteriye yakın olmalı, onu anlamaya çalışmalıdır. Mal-hizmet üretimi ile sunumlarda teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmalıdır.

İşletmelerde genellikle kurumsal bağlılık adı altında değişime karşı bir direnç vardır. Bu yaklaşım bir dönem sonra işletme körlüğü yaratır ve genellikle kolay kolay değişmez. “Böyle gelmiş, böyle gider” yaklaşımı sergilenir. Oysa durum, çoğu zaman böyle değildir, yani aslında böyle gitmez. Tam aksine, değişime en çok direnilen konular genellikle değişim ihtiyacı olan konulardır.

Teknolojinin değişim hızının ve küreselleşmenin getirdiği liberalleşme sonucu ortaya çıkan emek-sermaye dolaşımının önemli ölçüde serbestleşmesiyle, ekonomide ve buna bağlı işletme uygulamalarında önemli değişiklikler yaşanıyor. Bu değişiklikler süreklilik arz ediyor, adeta her an, her şey değişiyor. Değişim genellikle iki yönlü olup; bir yönüyle mal-hizmet üretiminde, diğer yönüyle ise tüketim tercihleri ve alışkanlıklarda yaşanıyor. Değişim, içinde önemli fırsatları barındırdığı kadar, önemli tehditleri de içerir. Bu nedenle, değişimi fırsata dönüştürme becerisi önem kazanıyor.

Teknoloji ile birlikte sadece değişim değil, değişimin hızı da arttı. Genel manada düşündüğümüzde, geçmişte yüz yıl içinde yaşanan değişiklikler günümüzde bir yılda, belki de altı ay, hatta bir ayda yaşanabiliyor. Değişimin hızı her geçen gün daha da artıyor. Bütün bunlar bireylerden işletmelere, işletmelerden ülke yönetimlerine kadar herkesin dikkate alması gereken önemli aşamalardır.

İŞLETMELER, MÜŞTERİYE YAKIN OLMALI, TEKNOLOJİYİ ETKİN BİR ŞEKİLDE KULLANMALI

Bir işletme, gelişimi yakalamak ve hatta ona öncülük etmek zorundadır. Bunun için müşteri ihtiyaç ve beklentilerini çok iyi analiz etmesi ve buna uygun çalışmalarda (ürün-süreç tasarımı) bulunması gerekir. İşletme daima müşteriye yakın olmalı, onu anlamaya çalışmalıdır. Mal-hizmet üretimi ile sunumlarda teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmalıdır. Gerek şirket içi, gerekse ilgili sektörde yurt içi ve yurt dışı iyi uygulamaları takip ederek benchmark yapmalı ve devamında uygulamaları daha da geliştirerek hayata geçirmelidir.

Değişim ürün ve hizmetin kendisi kadar, ürün veya hizmetlerin sunumunda da olabilir. Zira bazen, bir ürün veya hizmetin farklı bir şekilde sunulmaya başlanması, müşteri nezdinde, en az yeni ürün tasarlamak kadar olumlu etki yaratabilir.

İŞLETMELERDE DEĞİŞİMİ SAĞLAYACAK OLANLAR, ESAS OLARAK ÇALIŞANLARDIR

Değişim, müşteri memnuniyetinin arttırılması ve buna bağlı olarak yeni müşteri edinilmesine olanak sağlanması demektir. Bu da büyüme ve karlılık, dolayısıyla devamlılık getirir. İşletmelerde değişimi sağlayacak olanlar esas olarak çalışanlardır. Bu nedenle çalışanların değişimi istemelerini sağlayacak altı yapıyı (eğitim, motivasyon, inovatif yaklaşım vs) oluşturmak gerekir. Bu görev ise yönetici ve işverenlere aittir.

İŞLETMELER, DEĞİŞİMİN PEŞİNDE OLMAK ZORUNDA

İşletmeler sürekli değişimin peşinde olmak zorundadır. Aksi halde uzun yaşamaları mümkün olmaz. Oliver Cromwell, “Daha iyi olmaya çalışmayan iyi olarak da kalamaz” diyerek, değişim için çabanın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Bruce Barton ise “Artık değişemeyecek hale geldiğiniz zaman bitmiş sayılırsınız” diyerek, değişmeyenin yok olacağını gayet güzel bir şekilde açıklıyor. Japonların Kaizen yaklaşımları da değişimin ve gelişimin sürekliliğinin sistematik hale getirilmesinden başka bir şey değildir.

DEĞİŞİME AYAK UYDURMAYANLAR, YOK OLURLAR

İşletmelerde genellikle kurumsal bağlılık adı altında değişime karşı bir direnç vardır. Bu yaklaşım bir dönem sonra işletme körlüğü yaratır ve genellikle kolay kolay değişmez. “Böyle gelmiş, böyle gider” yaklaşımı sergilenir. Oysa bu durum çoğu zaman böyle değildir, yani aslında böyle gitmez. Tam aksine, değişime en çok direnilen konular genellikle değişim ihtiyacı olan konulardır.

Klasik yaklaşıma göre, değişime ayak uyduramayanlar yok olurlar. Günümüzde ise artık bu kavram yerini, “değişime öncülük etmeyenler yok olurlar” aşamasına bıraktı. Değişim önce kendimizde başlamalı. Yani işletmenin kendi organizasyonunda başlamalı. Bunun için çalışanlar değişime teşvik edilmeli. Buna dönük yaklaşımlar desteklenmelidir. Uygulamada, kimse değişime karşı olduğunu söylememektedir ancak değişim, onu ifade etmekle değil, uygulamakla olur.

TEKNOLOJİ VE İNOVATİF YAKLAŞIMLARIN SERGİLENMESİ ZORUNLULUKTUR…

Dulles, “Başarılı bir kuruluşun göstergesi problemlerinin olup olmadığı değil, problemlerin geçen senekilerin aynısı olup olmadığıdır” diyerek, değişimi harika bir şekilde vurguluyor.

Özetle, değişim kaçınılmazdır. İşletmelerin değişimi yakalamakla kalmayıp, ona öncülük etmeyi hedeflemeleri gerekir. Bunun için başta müşteri ihtiyaç ve beklentileri olmak üzere, müşterilerin bilinmedik ihtiyaçlarının belirlenerek, bunlara uygun ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi, teknoloji ve inovatif yaklaşımlar sergilenmesi zorunluluktur.

Şaban ÇAĞIRAN

Yönetici/Denetçi

cagiran@turcomoney.com

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

İlgili Haberler