Girişimcilik de kabiliyet kadar bürokrasi de önemli

Girişimci; düşünen ve herhangi bir iş yapmak için harekete geçen kişi. İş dünyamızda bir işin gerçekleşebilmesi için sermaye, emek ve müteşebbisse yani girişimciye ihtiyaç var.
Bazen bu üç unsur bir kişide birleşir sanatkâr doğar, bazen dışarıdan emek ve/veya sermaye katılımı ile esnaf, tacir, sanayici oluşur.

özet olarak girişimci; ya kişisel kabiliyetine güvenerek sanatkar olur yada farklı düşüncelerine inanarak onları hayata geçirebilmek için üretim elemanlarını bir araya getirip, mal ve hizmet sağlamak için doğacak kâr veya zararı göze alarak hareket eder.

Girişimcinin başarıya ulaşmasında öncelikle aile yapısı, çevresi, devletin uyguladığı rejim ve özgürlükler önemli rol oynar. Zira düşünce ile ifade özgülüğü, teşebbüs özgürlüğü ve mülkiyet hakkı olmayan rejimlerde girişimci ruhunun gelişmediği görülür.

Başarıda kişisel özellikler ön plana çıkıyor
Girişimcinin başarısında; kendine güven, önsezi ile ileriyi görmek, kişisel kabiliyet, varsa farklı düşüncelerine inanmak, kararlı ve sabırlı olmak, mücadeleden yılmamak, çalışkan olmak, doğabilecek tüm risklere katlanabilmek, iş planlarına ve çalışma programlarına göre hareket etmek çok önemli.
Kişisel özeliklerin yanında girişimcinin başarısında; çalışma ortamı, işin planlanması ve tanımı pazarlama stratejileri, üretim konusu ile teknik ve teknolojik imkân, mali yapı, patent hakları, standartlar ve marka tescili konuları da önemli rol oynar.

Girişimcinin fikrini ortaya atmasından itibaren işe başlaması, kurumsal yapılanması, büyüme ve dışa açılması ile eğitimi konularında desteğe ihtiyacı var.

Girişimciliğin gelişmesinde Turgut özal’ın katkısı büyük
İnsanlığın var oluşuyla başlayan ve hayatın her safhasında olan girişimcilik, Türkiye’de bugünkü anlayışına Rahmetli Turgut özal döneminde yeni bir yapılanma sürecine girmesi ile ulaştı.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) başkanlığıma rastlayan bu dönemde girişimcilik konusunda önemli adımlar atıldı. Girişimcilerin, yatırımların aşırı derecede yoğunlaştığı İstanbul ve Marmara bölgesinden Anadolu’ya yayılması hususunda önemli önlemler ve teşvik kararları alındı.
Geçiş süreci sancılı oldu

1986-1990 yılları ISO İstanbul Sanayi Odası Başkan Vekili ve TOBB Başkanı olarak hem gelişmeler içinde taraf, hem de rahatsız olan kesimleri de temsil eden biri olarak zorluklarla karşı karşıya kaldığım günlerdi.
Bir taraftan ekonomide söz sahibi olan büyük kuruluşların pazar hakimiyeti diğer taraftan ekonomimizin temel taşlarını oluşturacak olan bugünkü tanımıyla “KOBİ” küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin kurulması, güçlenerek Anadolu’ya yayılması ve dışa açılmaları gündemdeydi.
OKİK ve KOSGEB ilk adımları atıldı

TOBB bünyesinde çok hızlı gelişmelere ayak uydurabilmek için sektör, bölge temsilcileri ve uzmanlardan oluşan OKİK: orta ve küçük işletmeler kurulunu kurduk ilk defa girişimciyi tarif ederek onları destekleyecek teşvikler ve önlemler ortaya konuldu. Anadolu girişimcisi de önlemler karşısında güvenle harekete başladı. Hükümet özal’ın talimatı ile bizim önerilerimize sahip çıktı ve yasa hazırlanarak OKİK kurumsallaşıp KOSGEB (Küçük ve Orta Büyüklükteki Sanayiyi Geliştirme Başkanlığı) kuruldu.
İmkanların yetersiz olmasına rağmen geçen sürede ve özellikle Bakanlığım sırasında önemli adımlar atıldı. Bir çarpıcı örnek olarak enflasyonun % 40’larda faizin % 50’lerde olduğu dönemde ilk defa sıfır faizle destek kredileri başta olmak üzere eğitim, finans, yeniden yapılanma, patent hakları, marka tescili, teknolojik Ar-Ge destekleri sektörel kümeleşme, fuarlara iştirak etmeleri gibi 30’u aşkın destek sağlandı.

Teknoloji merkezleri kuruldu
Bu kapsamda Teknoloji ihtiyaçları Ar-Ge ihtiyaçları için “TEKMER” teknoloji merkezleri, üniversitelerle işbirliği sağlanarak TEKNOKENT’ler, ortak laboratuarlar ORTLAB, İŞGEM İş Geliştirme Merkezleri, Ortak Atölyeler kuruldu.

Böylece yatırımlar hızla Anadolu’ya yayılmaya başladı. Birçok sanatkar, esnaflığa, esnaflar tüccarlığa, tüccarlar sanayiciliğe yöneldiler KOBİ olarak küçük sanayi siteleri ve OSB organize sanayi bölgelerinde yerlerini aldılar.

üniversiteler ve KOBİ’ler artık birlikte çalışıyorlar
Bugün KOBİ kuruluşları; hem komple ürün üretiminde hem de büyük kuruluşların ara mallarını üreterek sağlıklı bir yan sanayi entegrasyonu oluşturdu. Teşviklerle hızla dışa açıldılar bu gelişmelere paralel olarak o dönemde KOBİ kuruluşlarını da bünyesine alan TİM Türkiye İhracatçılar Meclisi ve DEİK Diş Ekonomik İlişkiler Kurulu kuruldu bunları diğer sivil toplum örgütleri takip etti böylece yatırım, üretim, ihracat seferberliği ile sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştiren ihracatımız 1980 lı yıllarda klasik tarım ürünlerinden oluşan 2,8 Milyar $ seviyesindeyken ihracatımız devlet yönetiminden “ihractı Geliştirme” biriminden özel sektör yönetimine geçerek son yıllarda 100 Milyar $ seviyesini aşabilmiştir.
Bugün üniversitelerimizin, Bankalarımızın ve birçok STK Sivil Toplum Kuruluşlarımızın KOBİ’lere sahip çıkmalarını memnuniyetle izliyoruz.

Ali COŞKUN

58. ve 59. Hükümet Sanayi ve Ticaret Bakanı

coskun@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası