Son Haberler

Her sorunu çözmek şart değil, bazen es geçmek de çözüm olabilir!

-Çözüm odaklı kişi; liderdir, cesurdur, bilgilidir, çalışkandır, öz güveni yüksektir, inisiyatif alır, konuları objektif değerlendirme özelliklerine sahiptir. Bu nedenle, pozitif bir kişiliktir ve çevresi tarafından ona genellikle saygı duyulur. İş ortamlarında da en çok tercih edilen profildir.

Bizim gibi hukuk ve adaletin iyi işlemediği, işlese bile çok geç işlediği bir ülkede çözüm odaklılık başlı başına bir güç aslında. Ne kadar uygulanabiliyor bilmiyorum ama ülkemizde uyuşmazlıkların çözümü için Ombudsman-Arabuluculuk vb. sistemlerinin getirilmesinin ana nedeni de bu olmalı.

Albert Einstein, “Sorunlar, onları yaratanların mantığıyla çözülmez.” der. Bu anlamda bakıldığında iş hayatında işi yapan ve sorunu üreten kişiler yerine, yaşanan sorunların tespit ve çözümünü başka kişi ve kurumların yapmasına imkan sağlayacak bir yapı kurulması çok isabetli olacaktır.

Geçenlerde bir televizyon programında izledim. Tartışma esnasında bir avukat “En kötü anlaşmanın, en zor ve başarılı bir hukuk sürecinden daha iyi” olduğunu, davalarda öncelikli olarak anlaşma yolunun tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Düşündüm de gerçekten; bizim gibi hukuk ve adaletin iyi işlemediği, işlese bile çok geç işlediği bir ülkede çözüm odaklılık başlı başına bir güç aslında.

Basit bir davalaşma sürecinin ortalama 3-5 yıldan aşağı sürmediği, hatta Yargıtay süreci dahil edildiğinde bu sürenin daha da uzadığı göz önüne alındığında, çözüm odaklı yaklaşımla anlaşma yoluna gitmek en iyisi.

Ne kadar uygulanabiliyor bilmiyorum ama ülkemizde uyuşmazlıkların çözümü için Ombudsman-Arabuluculuk vb. sistemlerinin getirilmesinin ana nedeni de bu olmalı.

KARŞILAŞTIĞIMIZ SORUNLARI ZORLUKLA VE UZUN SÜRELERDE ÇÖZMENİN ZAMAN VE PARASAL İFADESİ

Hayatımız, karşılaştığımız zorluklara/sorunlara çözüm aramakla geçiyor. Aslında önünde sonunda karşılaştığımız sorunları bir şekilde çözüyoruz belki ama bazen kolay, bazen de çok zor olan çözüm yollarını tercih ediyoruz. Hangisini seçtiğimiz ise kim olduğumuza ve yeterliliğimize bağlı bir durumdur.

Karşılaştığımız sorunları zorlukla ve uzun sürelerde çözmenin zaman ve parasal ifadesini anlatmak çok kolay değil ama oldukça yüksek olduğu açık.

İş hayatında da benzeri durumlarla sıkça karşılaşılıyor. Bir konuyu çözmeye çalışıyorsunuz. Çoğunlukla, bir tarafta uyuşmazlığa konu tarafların menfaatleri, diğer tarafta aynı kişilerin yaşanmışlıkları-egoları; ek olarak kanun-mevzuat, problemi çözmeye soyunan kişinin yeterliliği, tarafların çözümden yana olup olmamaları, sorunun zamana bırakılmasının taraflar arasında yaratacağı etkiler, geleneksel-kısır bakış açıları, inisiyatif alamama durumu, bana neci yaklaşım, kurumsal yapılarda yetki-onay ve karar süreçleri vs. Bütün bunlar problemlerin çözümünde engel olarak karşımıza çıkan nedenlerdir.

HER SORUNU ÇÖZMEK ŞART DEĞİL, BAZEN ES GEÇMEK DE BİR ÇÖZÜM OLABİLİR

Aldığımız eğitim, geleneklerimiz ve kültürel yapımız gereği, bir problemin çözülmemesi için çoğu zaman pek çok gerekçeye sahibiz ve bu gerekçelere dört elle sarılmayı seviyoruz. Sistemi kilitlemek, çözümden uzaklaşmak için haklı (!) nedenlerimizi sonuna kadar kullanma konusunda yüksek beceriye sahibiz.

Her sorunu çözmek şart değil, bazen es geçmek de bir çözüm olabilir. Ama bu durum yani, es geçme olayı kontrollü şartlar altında, yaratacağı etkiler göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Onun dışında genellikle çözülemeyecek sorun yoktur. Yeter ki çözüm odaklı olunsun. Çözüm odaklı yaklaşım sergileyince, yukarıda sayılan bahanelerin hepsi birer birer yok olur. Ve tüm problemler bir şekilde çözülür.

ÇÖZÜM ODAKLI KİŞİ İŞ ORTAMLARINDA DA EN ÇOK TERCİH EDİLEN PROFİLDİR

Çözüm odaklı kişi; liderdir, cesurdur, bilgilidir, çalışkandır, öz güveni yüksektir, inisiyatif alır, konuları objektif değerlendirme özelliklerine sahiptir. Bu nedenle, pozitif bir kişiliktir ve çevresi tarafından ona genellikle saygı duyulur. İş ortamlarında da en çok tercih edilen profildir.

Bazen, ne yazık ki Cemal Süreyya’nın dediği gibi, “Hep kazanırsın ey çözümsüzlük.” durumuyla da  karşılaşırız. Yani sorunu çözemeyebiliriz. Bu da normal bir durumdur.

Sorunun çözümünden kaçınmak, zamanla o sorunun altından hiç kalkamayacağımıza delalettir. Bu nedenle, sorunu küçükken, büyümeden çözebilmek gerekir. Duruma göre kısmen çözüm yolları da tercih edilebilir. Bunlar yapılmazsa, sorunun büyümesi yeni sorunları da beraberinde getirir.

Genellikle bugün yaşadığımız sorunların temelinde dün karşılaştığımız ama ötelediğimiz küçük sorunlar vardır. Küçük küçük de olsa ötelenmiş sorunlar zamanla dev bir yangına dönüşebilir. Buna izin vermek doğru değildir.

SORUNLAR, ONLARI YARATANLARIN MANTIĞIYLA ÇÖZÜLMEZ

Albert Einstein, “Sorunlar, onları yaratanların mantığıyla çözülmez.” der. Bu anlamda bakıldığında iş hayatında işi yapan ve sorunu üreten kişiler yerine, yaşanan sorunların tespit ve çözümünü başka kişi ve kurumların yapmasına imkan sağlayacak bir yapı kurulması çok isabetli olacaktır.

Sorunların çözüm yolları çoğu kez sorunu anlayınca kendiliğinden ortaya çıkar. Sorunları çözme becerisi önemlidir ama bu nitelik için üstün zekalı olmak gerekmez. Konuyla ilgili eğitimler alınabileceği gibi, çözüm odaklılığı bir yaşam biçimi haline getirmek hayatı önemli ölçüde kolaylaştırır.

Şirketlerde sorunların ortaya çıkmasını engelleyecek, önleyici bir yapı kurulmalı, devamında ise ortaya çıkacak olası sorunların çözümü için eğitimler düzenlenmeli, kişiler görevlendirilmeli, gerekirse bölümler kurulmalıdır.

Yine geleneksel bakış açımıza göre, sorun olan bir bölümde hemen suçlu arama eğilimine girmekteyiz. Toplum olarak, sorumluluk alma ve hesap vermeyi değil ama hesap sorma ve hatta cezalandırmayı çok seviyoruz. Aslında sorunları kişiler üretiyor gibi görünebilir, kısmen doğrudur da. Ancak sorunların temel kaynağı insan değil, iyi kurgulanmamış veya iyi işlemeyen sistemlerdir, kurumsal yapılardır.

Sistemi ve kurumsal yapıyı öylesine kuracaksınız ki kişilerin hata yapmasına olanak vermesin. Bu da kafa yapısının, eğitimin, kültürün, niteliğin, çağdaşlığın, demokrasinin, özgür düşünce ortamının, hukukun üstünlüğünün sonucu ile çok yakından ilişkilidir.

Belirtilen bu açıklamalar ışığında, alışılagelmiş geleneksel yaklaşımlardan kurtulmak, çözüm odaklı bir yaklaşımı benimsemek, alanında kendini en iyi şekilde geliştirmek, sağlam bir empatik bakış açısına sahip olmak, cesur olmak, olaylara objektif bakmayı gerçek anlamda başarmak ve bütün bunları yapanları cesaretlendirmek, en önemlisi de çözüm odaklılığı kurumsal-sistemsel hale getirebilmek gerekiyor.

Şaban Çağıran

Bankacı

cagiran@turcomoney.com

 

Yorum yok

Yorum Yazın

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

*

*

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Site Haritası