Son Haberler

KOBİ’lerde derecelendirme

Cumhurbaşkanı Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Devletin değil özel sektörün yapacağı derecelendirme kuruluşu seçimlerden hemen sonra devreye girecek. Bu derecelendirme kuruluşu zamanla uluslararası bir kuruluş olarak faaliyet gösterecek. Bu kuruluş bankaların kredi verebilmesini rahatlatacak, faizlerdeki köpüğü alacak.” dedi. Peki yerli derecelendirme kuruluşu, çözüm olur mu?

Özel sektör borçlanmasındaki artış, vadelerdeki uzama ve kamu kaynaklardaki daralmaya bağlı olarak alternatif finansman yöntemleri kamu otoriteleri tarafından yakın dönemde artan oranda dile getirilmeye başlandı.

Daha önceki yazımda konu aldığım ve 4,1 milyon KOBİ’yi ilgilendiren “alacak sigortaları” önümüzdeki dönemin en önemli konu başlıklarından birini oluşturuyor. Buna paralel olarak (daha önce Parmalat, World.com, Enron, Mortgage krizi, İzlanda, Yunanistan gibi pek çok örnekte gördüğümüz şekilde) özellikle 3 büyük uluslararası derecelendirme kuruluşunun objektiflikten uzak ve politik değerlendirmelerine bağlı olarak milli derecelendirme kuruluşuna ilişkin çalışmaların başladığı Cumhurbaşkanı Ekonomi Başdanışmanı Cemil Ertem tarafından geçtiğimiz günlerde dile getirildi. Bu kapsamda basına demeç veren Ertem, “Devletin değil özel sektörün yapacağı derecelendirme kuruluşu seçimlerden hemen sonra devreye girecek. Bu derecelendirme kuruluşu zamanla uluslararası bir kuruluş olarak faaliyet gösterecek. Bu kuruluş bankaların kredi verebilmesini rahatlatacak, faizlerdeki köpüğü alacak.” dedi.

Peki nedir bu derecelendirme kuruluşu? KOBİ’lerin derdine derman olabilecek bir sihirli değnek midir?

                                      YERLİ DERECELENDİRME KURULUŞLARI

Derecelendirme; bir kuruluşun finansal yükümlülüklerini zamanında yerine getirip getiremeyeceğini tahmin etmek üzere kullanılan, firmanın geçmiş ve bugünkü nitel ve nicel verilerine dayanarak yapılan bir sınıflandırma sistemidir. Yapılan sınıflandırmanın kolay anlaşılabilir olması için verilerden elde edilen sonuçlar kolay anlaşılır genel geçer sembollere dönüştürülmüştür. Türkiye’de sermaye piyasası kurumlarının ve sermaye piyasası araçlarının derecelendirilmesini düzenleme ve denetleme görevi Sermaye Piyasası Kurumu’na verilmiştir. Bu kapsamda faaliyet gösteren 3 büyük uluslararası kuruluş yanında 3 adet yerli (2’si %100 yerli) derecelendirme kuruluşu bulunuyor.

Uygulamada bazen birbirinin yerine kullanıldığı gözlenmekle birlikte içerik, yöntem ve fonksiyon açılarından skorlama ve derecelendirme kavramları birbirlerinden farklılık gösteriyor. Bankacılıkta farklı kriterler doğrultusunda oluşturulan müşteri segmentleri değiştikçe uygulanan yöntem de değişmektedir. Müşteri segmenti ve kullanılan veri tipleri arasındaki ilişki şu şekilde gösterilebiliyor:

                                     KREDİ VERENLER, NELERE DİKKAT EDİYOR?

Kredi skorlaması, müşteri kredibilitesinin finansal olan ve olmayan verilerinden hareketle matematiksel ve istatistiksel yöntemler sonucunda elde edilen skora bağlı olarak ifade edilmesidir. Kredi verenler ve yatırımcılar, riski düşük müşteriler ile potansiyel risk taşıyan müşterileri birbirinden sağlıklı biçimde ayırmak ve ileride oluşması muhtemel zarar ve kayıpları minimize etmek, sağlıklı segmentasyon, raporlama ve analiz yapabilmek için bu tür sistemleri kullanıyor.

 

                                         KAVRAMLAR, BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI

Kredi skoru, skorkart üzerinde yer alan datalara verilen ağırlıklı puanların toplanmasıyla elde edilen sonucun genellikle 0 ile 100 arasında bir rakamla ifadesidir. Nitel değişkenler skorlama modellerinde derecelendirme modellerine oranla daha ağırlıklı olarak kullanılıyor. Belirli büyüklük, kurumsallık ve standartlara sahip sermaye piyasası kurum ve araçlarına uygulanabilen “derecelendirme” KOBİ’lerde çalışmıyor. Bu anlamda gelecekte beklenen faydanın sağlanabilmesi için kavramların birbirine karıştırılmaması gerekiyor. KOBİ’lerde mali başarısızlığın tahmininde mali olmayan verilerin ağırlıklı olarak kullanılmasının nedeni firmaların mali verilerinin objektif ve standart sonuçlar elde edilmesi için yeterli olmamasıdır. Bu firmalar kurumsallaşamamaları, uzman finans kadrolarının bulunmaması, vergiden kaçınılması gibi nedenlerle mali verilerini olduğu gibi gösteremiyor.

                                                ÖNERİLEN SİSTEM ŞEFFAF OLMALI

İşletmelerin ve bankaların önerilen bu sistemde bulunma konusunda istekli olmaları, datanın sağlıklı yönetilip doğru karar vermeyi sağlayacak şekilde sistemin kurulmasına bağlıdır. Bu nedenle kamu tarafından sistemin, sağlıklı işlemesini sağlayacak şekilde sübjektiflikten uzak, finansal sistemin tüm unsurlarını içine alacak şekilde kapsayıcı ve teşvik edici tasarlanması gerekiyor. Bunların sağlanmaması halinde daha önce Kredi Garanti Fonu’nun ilk döneminde yaşandığı şekilde sistemin ölü doğması veya suiistimal edilmesi sorunları ile karşılaşılması kaçınılmaz olacaktır.

Doç. Dr. Mehmet Yazıcı

yazici@turcomoney.com

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası