Son Haberler

Koronavirüs pandemisi, ekonomiyi nasıl etkileyecek?

*Ülkelerarası işbirliğine dayanmayan münferit ulusal kararlar, virüs salgınının yarattığı resesyon riskini önlenme maliyetinde küresel düzeyde gereksiz kaynak israfına neden oluyor. Sorun küresel ise çözüm de küresel olmalı. 

*Birçok ülkede eş zamanlı faiz oranlarının aşağı çekilmesi, ulusal paralara özgü faiz oranlarının arasındaki alışılmış farkların azalmasına ve dolayısıyla yerel paraların değerinde düzensiz hareketlere sebep oluyor, fiyatlama zorlukları yaratıyor.    

*Ekonomik paketler, üretim ve talep canlılığını birlikte sağlayacak uygulamalara odaklanmalı:  Devam eden sağlık krizinin ekonomiyi yansıdığı şekliyle, hem düşen talep ve tüketimi canlandıracak, hem de üretim kapasitesinin devamlılığını sağlayacak kamusal tedbirlerin eş anlı olarak birlikte uygulanması gerekiyor.

*İşsizlik fonundan maaş alma süresinin ve kapsamının ayırım gözetilmeden uzatılması ve genişletilmesi harcama eksikliğinin kapatılmasına katkı sağlayacak en önemli uygulama olacak. Havayolu ulaşımına ve turizme ilişkin getirilen teşviklerin bu sağlık krizinde işlevsel olmayacağı eleştirileri haklı değil.

*Faaliyetlerine ara verilmesi istenilen firmalara, sektörlere yönelik özel teşvikler getirilmesi, kriz sonrasındaki muhtemel ulusal üretim gücü kayıplarını önleyecek. Destek kapsamına alınan 80 yaş ve üstü sınırının, tıbbi olarak risk grubunun başladığı 60 yaş üstü olarak değiştirilmesi ilave harcama ve talep artışı yaratacak. 

*Virüsün pandemisi, ilk etapta içe doğru dönüş eğilimi yarattığı için, kısa ve yakın-orta vadede, devlet, hükumet ve milliyetçi akımların egemenlik güçlerinin dünyada artacağı bir döneme girilmesine, hiper globalizasyon süreçlerinin gerilemesine yol açacak.  Daha fakir, daha kötü ve daha küçük bir dünyaya eviriliyoruz.

Ülkelerin ve hükümetlerin önümüzdeki bir kaç gün ya da en fazla bir kaç hafta içerisinde alacağı kararlar ve uygulayacakları politikalar, küresel bir krizle karşı karşıya kalan insanoğlunun geleceğini yeniden şekillendiriyor. Artık farklı bir dünyada olduğumuzu anlamamız gerekiyor.

  1. Genel Açıklamalar ve başlangıç tespitleri:

 Ülkelerarası işbirliğine dayanmayan münferit ulusal kararlar, virüs salgınının yarattığı resesyon riskini önlenme maliyetinde küresel düzeyde gereksiz kaynak israfına neden oluyor: Yeni tip koronavirüs salgının dünya insanlık bekası üzerinde yarattığı sağlık krizinin önlenmesine ilişkin ulusal düzeylerde alınan münferit tedbirler ve geniş kapsamlı hükumet ve politika reaksiyonları, ülkelerarası işbirliğine dayanmadığı için küresel düzeyde ekonomik durgunluğa, yerel maliye ve para politikalarının yanıtlarında etkinsizliğe ve uluslararası ticaret ve finansal bağlantıların zayıflamasına sebep oluyor.

Sorun küresel ise çözüm de küresel olmalı.  

PARALARIN DEĞERİNDEKİ DÜZENSİZLİK SÜRDÜĞÜ SÜRECE, BÜYÜME ZARAR GÖRECEK

 Koronavirüsünün ulusal paraların değerinde yarattığı düzensiz hareketler, ekonomik aktivitelerin gelişimini engelliyor: Nitekim Euro’nun, Doların, Sterlinin ve TL nin değeri bu düzensizlik içerinde yönsüz olarak dalgalanıyor. Paraların değerindeki bu düzensizlik devam ettiği sürece, ekonomik büyüme zarar görür.

Birçok ülkede eş zamanlı faiz oranlarının aşağı çekilmesi, ulusal paralara özgü faiz oranlarının arasındaki alışılmış farkların azalmasına ve dolayısıyla yerel paraların değerinde düzensiz hareketlere sebep olup, fiyatlama zorlukları yaratıyor.  

Virüsün her geçen gün yeni coğrafyalara yayılması, uluslararası para ve sermaye akımlarının tercihlerinde sık aralıklı dalgalı bir seyir oluşmasına, ani duruş-ani kalkış hareketlerine sebebiyet veriyor.

BİRÇOK ŞİRKET ÜRETİM DIŞI KALIYOR VE İSTİHDAMA KATKI YETERLİLİĞİ HIZLICA DÜŞÜYOR

Enfeksiyonun yayılma hızı ve karşı önlemler, üretim ve harcama taraflarının her ikisi için aynı anda birincil kısıt haline geldi. Talep ve arz genel seviyesi, fiyat baskısına maruz kalmadan eş zamanlı olarak hep birlikte aşağı düşüyor. Finansal temerrüt hali oluşmadan birçok şirket üretim dışı kalabiliyor, istihdama katkı yeterliliği hızlıca kaybolabiliyor.

Hükümet ve politika reaksiyonları; öncelikle finansal temerrüt hali oluşmadığı halde üretim dışı kalabilecek, istihdama katkı ve kapasite yeterliliklerini kaybedebilecek şirketlere ve bu şirketlere talep yaratan hane halklarına yönelik önden yüklemeli anlayışla hazırlanmalı. 

Üretim seviyelerindeki olası düşüşleri önlemek için, tedarik zincirlerinin bozulmasına izin verilmemek amacıyla, yeni teşvik tedbirleri devreye alınmalı, turizm kapasitesinin korunmasına ve havayolu firmalarına ilişkin uygulamalar önceliklendirilmeli.

Bulaşma korkusu ve karantina nedeniyle çalışanlar üzerinde oluşabilecek, iş gücü ve gelir kayıplarını ve harcama düşüşlerini telafi edici üreticilere ve tüketicilere çift taraflı aktarım politikaları üretilmeli.

Üretim ve harcama gerilemesine ve borç krizine yol açacak sistematik bir kredi düşüşüne bu konjonktürde sebebiyet verilmemeli: Finansal koşulları sıkılaştırmak isteyen bankacılık sektörünün üzerinde yeni güvence sistemleri yaratmak, Merkez Bankası kaynaklı yeni likidite olanakları yaratmak, kredilerin yeniden yapılandırma koşullarını esnetmek, yeni varlık alım politikaları üretmek kaydıyla, kredilerde, üretim ve harcama gerilemesine ve borç krizine yol açacak bir düşüşe bu konjonktürde sebebiyet verilmemeli.

TL’NİN DIŞ DEĞERİNİN KORUNMASINA ODAKLANILMALI

TL’nin dış değerinin korunmasına, odaklanılmalı: Petrol fiyatlarının enflasyon üzerinde yaratacağı olumlu etkiyi ortaya çıkarmak ve kalıcı kılmak için, TL nin dış değeri üzerindeki baskının azaltılmasına ilişkin politikaların öne çıkartılması gerekir.  Faiz indirimine yönelik taleplerin kaynak çıkışına ve artan döviz maliyetleri yoluyla üretim maliyetlerinin artışına neden olacağı bilinmeli.

 Varlık satış istekliliğini azaltmaya ve durdurmaya ilişkin yeni kamusal manevra alanları yaratılmalı ve ekonominin canlı tutulmasına odaklanılmalı: Varlık satışlarının durdurulması, krizin etkilerini, ağırlığını ve süresini azaltacak yegane yoldur. Ancak, varlık satış istekliliğini azaltacak ya da durdurucak politikaların öne çıkartılması konusunda yeni kamusal manevra alanları yaratılmalı. Ekonomiyi canlı tutacak politikalar önceliklendirilmeli.

 Şirket ve tüketiciler arasında arz-talep ilişkisindeki entegrasyonu tamamlayan teşvik politikaları üretilmeli: Bu süreçte üretim ve talep taraflarına nakit ve gelir destekleri, işsizlik ödemelerinim sürelerinin uzatılması, hastalık ve ilaç desteklerinin artırılması, ihtiyacı olanların izin koşullarının yeniden düzenlenmesi, iş güvencelerinin artırılması, vergi indirimi ve ödeme kolaylıkları gibi ulusal düzeyde desteklerle şirketlerin ve tüketicilerin ayakta kalması sağlanmalı.

DAHA DA DÜŞECEK OLAN PETROL DIŞ FİNANSMANA BAĞIMLILIĞI HAFİFLETECEK

Düşen ve hatta daha da düşecek olan petrol fiyatları nedeniyle Türkiye’nin dış finansmana bağımlılığının iyice hafiflemesi, virüse ve ekonomik etkilerine karşı oluşturulacak tedbir politikalarına daha fazla alan açıp ve etkinlik kazandırıyor. 

 Teknik olarak kredi piyasalarının işleyişi ve canlılığı küresel düzeyde azaldı: Tüketim ve talep düşüşlerine dayalı olarak Finansal Varlıkların hızlı ve yüksek değer kayıpları Küresel düzeyde kredi piyasalarının işleyişini ve canlılığını azaltıyor, koşullarını zorlaştırıyor.

Mevcut konjonktürde, ekonomik paketler, üretim ve talep canlılığını birlikte sağlayacak uygulamalara odaklanmalı:  Devam eden sağlık krizinin ekonomiyi yansıdığı şekliyle, hem düşen talep ve tüketimi canlandıracak, hem de üretim kapasitesinin devamlılığını sağlayacak kamusal tedbirlerin eş anlı olarak birlikte uygulanması gerekiyor. Enfeksiyonun yayılma hızı ve karşı önlemler, üretim ve harcama taraflarının her ikisi için aynı anda birincil kısıt haline geldi.

 EKONOMİK PAKETLER, ÜRETİM VE TALEP CANLILIĞINA ODAKLANMALI

  1. Türkiye’de Açıklanan Ekonomik Destek Paketi:

 Yatırım ve tüketim harcamalarına ilişkin toplam talebin daha da daralmasını önlemek için açıklanan pakette, kredi imkanlarının, ödeme sürelerinin ve likidite seviyelerinin genişletilmesi ve gevşetilmesi gerekli, yerinde ve oldukça önemli.

 Türkiye’de açıklanan paketin büyüklüğü,  yaşamı ve ekonomiyi durduran ve oldukça uzun sürecek olan bu sağlık krizinin sebep olacağı sonuçların boyutu ve kapsamı karşısında faydalı olmakla birlikte, yetersizdir.  Daha kapsamlı destek programlarının açıklanması ihtiyacı bulunuyor. Ancak, Ekonomik destek paketlerinin parasal boyutu, ekonomik kuralların çervevesini aşmaması ve ulusal kaynak kısıtlarını zorlamaması gerekir.

HAVAYOLU ULAŞIMINA VE TURİZME İLİŞKİN GETİRİLEN TEŞVİKLER OLUMLUDUR

Havayolu ulaşımına ve turizme ilişkin getirilen teşviklerin bu sağlık krizinde işlevsel olmayacağı eleştirileri haklı değil: İnsanların evlerinde ve ülkelerinde izole olarak kalmaya teşvik edildiği global sağlık politikası karşısında havayolu ulaşımına ve turizme ilişkin getirilen teşvikler, krizin atlatılması açısından işlevsel olmayacağı görüşü haklı değil. Turizm kapasitesinin ve bu alanda oluşan mevcut tedarik zincirlerinin, ekonomik aktivitelerin zayıfladığı bu dönemde zarar görmemesi gerekir.

Konut kredisi adıyla borçlandırmaya teşvik edilmesi talep canlılığına katkı sunmayacak: İşsiz kalabilecek bireylere,  düşük gelirli  hane halkına yönelik kira, vergi, borç devri ve ertelemeleri yoluyla direkt nakit desteği sağlamak yerine bu kesimleri konut kredisi adıyla borçlandırmaya teşvik edilmesi  talep canlılığına katkı sunmayacaktır.

İşsizlik fonundan maaş alma süresinin ve kapsamının ayırım gözetilmeden uzatılması ve genişletilmesi harcama eksikliğinin kapatılmasına katkı sağlayacak en önemli uygulama olacak: Yaygın bir şekilde sigortasız olarak mevsimlik ve kısa dönemli düzensiz olarak çalışan bireylere bu dönemde işsizlik sigortasından yararlanma hakkı verilmeli. Ayrıca işsizlik fonundan maaş alma süresi ayırım gözetilmeden uzatılmalı.

Destek kapsamına alınan 80 yaş ve üstü sınırının, tıbbi olarak risk grubunun başladığı 60 yaş üstü olarak değiştirilmesi ilave harcama ve talep artışı yaratacak. 

FİRMALARA, SEKTÖRLERE YÖNELİK ÖZEL TEŞVİKLER GETİRİLMESİ ÜRETİM GÜCÜ KAYIPLARINI ÖNLEYECEK

Faaliyetlerine ara verilmesi istenilen firmalara, sektörlere yönelik özel teşvikler getirilmesi, kriz sonrasınındaki muhtemel ulusal üretim gücü kayıplarını önleyecek: Faaliyetlerine ara vermesi istenilen firmaların üretim kapasitelerini kaybetmemeleri için işletmelerin, kapalıyken devamlılığını sağlayan zorunlu giderleri belirli bir oranda ve belirli süre için karşılanmalı ve bu gibi yerlerde çalışanların işten çıkartılmaları çeşitli finansaman yöntemleriyle zorlaştırılmalı. Hükumet ve politika reaksiyonları; öncelikle finansal temerrüt hali oluşmadığı halde üretim dışı kalabilecek, istihdama katkı ve kapasite yeterliliklerini kaybedebilecek  şirketlere ve bu şirketlere talep yaratan hane halklarına yönelik olmalı. 

Destek tedbirlerinin uygulanması yönünden, bankaların teknik olarak realitede sıkılaşan finansman koşulları gözardı edilmemeli.  

Tarım ve gıda sektörüne yönelik teşviklere ağırlık verilmesi en temel odak noktası olmalı: Sağlık krizinin giderilmesinde en temel sektörlerinden birisi tarım ve gıda sektörüdür. Bu sektörün duraksamaması gerekir. Bu sektöre yönelik teşviklerin bu dönemde genişletilmesi önceliklendirilmeli.

Maliye politikası çerçevesinde, varlık alımları, kesin ve/veya geçici kamulaştırma, kamu tarafından yönetilen ve yönlendirilen ürün ve hizmetlere ilişkin fiyat indirimleri gibi kapsayıcı uygulamalara gidilmeli. 

  1. Koronavirüs’ün yaratacağı beklenilen değişiklikler:

KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRLERİNİN VE FARKLI COĞRAFYALARA YAYILMIŞ DAĞITIM AĞLARININ BOZULMASI

Koronavirüs pandemisi ile birlikte küresel tedarik zincirlerinin ve farklı coğrafyalara yayılmış dağıtım ağlarının bozulmaya başlaması, dünyadaki finansal ve ekonomik sistem için güncel şok unsuru haline geldi: Toplumların, ülkelerin, hükumetlerin ve şirketlerin pandemi korkusuyla uyguladıkları self-izolasyonlar; insanoğlunun ve ekonomilerin yıllarca oluşturduğu uzun mesafeli ve çok uluslu tedarik zincirlerinin kopmasına, kaybedilmesine ve paylaşılan kazanımların, küresel ekonomik entegrasyonların korumasız kalmasına sebep olmaya başladı.

Koronavirüs pandemisi sadece uzun süreli ekonomik etkilere sahip olmakla kalmayacak, aynı zamanda daha köklü bir değişikliğe yol açacak. Salgının uzun süre devam etmesi halinde, ekonomik faaliyetleri aşağı yönlü bastırmaya devam edecek, işletmelerin kapanmasına, bireylerin işgücünden ayrılmasına ve küresel ekonominin üretken kapasitesinin önemli ölçüde azalmasına sebep olacak.

İlk etapta içe doğru dönüş eğilimi yarattığı için, daha fakir, daha kötü ve daha küçük bir dünyaya evirileceğiz: Üretimin ve ekonominin temellerini zedeleyen koronavirus salgınının yarattığı kabustan bir an evvel feraha çıkılması, uluslararası dayanışmayı şart koşmasına rağmen, tarihsel tekrarlara bakarak, şu anda ve kısa dönemde, salgının küresel güç rekabetini yavaşlamayacağını ve uluslararası alanda yeni bir iş birliği dönemini başlatmayacağını öngörüyoruz.

DAHA FAKİR, DAHA KÖTÜ VE DAHA KÜÇÜK BİR DÜNYAYA EVİRİLİYORUZ

Virüsün pandemisi, İlk etapta içe doğru dönüş eğilimi yarattığı için, kısa ve yakın-orta vadede, devlet, hükumet ve milliyetçi akımların egemenlik güçlerinin dünyada artacağı bir döneme girilmesine, hiper globalizasyon süreçlerinin gerilemesine yol açacaktır.  Daha fakir, daha kötü ve daha küçük bir dünyaya eviriliyoruz.

İthal ikameci ve yerel yedekleme planlarına yönelimler sonucunda arz istikrarı sağlansa bile genel kârlılık oranları düşecek, üretimde mukayeseli üstünlük avantajları ortadan kalkacak: Krizin içinde bulunduğumuz bu ilk aşamalarında, hükümetlerin çoğunluğu, sınırlarının ötesinde olanlara değil, kendi sınırları içerisine odaklanarak içe dönüyor.

Salgın sonrasında, Hükümetler ekonomilere daha fazla müdahale edecek ve tespit edecekleri stratejik endüstrileri yerel yedekleme planlarına, hammadde ve yerel rezervlere sahip olmaya zorlayacaklar. Tedarik zincirlerinin savunmasızlığı ve kırılganlığı karşısında, “kendi kendine yeterlilik”, “kendi dışındakilerle irtibatsızlık”,  “ayrılık” ve “yerlilik, millilik” yönünde yeni hamlelere yönelecekler. Bu durum mukayeseli üstünlükleri ortadan kaldıracağı için arz istikrarı sağlansa bile genel kârlılık oranları düşecek.

Salgın sonrasında, ilk etapta çok taraflı, çok ülkeli, küresel tedarik zincirine sahip üretim merkezleri stok ve hammaddeden mahrum kalmaya başladı: Çok taraflı, çok ülkeli ve karmaşık tedarik zincirlerine dayalı üretim yapısına sahip şirketler politik ve ekonomik olarak zorluklar yaşamaya başlamışken, salgınla birlikte ilk etapta küresel tedarik zincirlerine dayalı şirketler küçülmeye başladı.

Zira, salgın öncesinde, Çin’in işçilik maliyet yapısı, Donald Trump’ın başlattığı ticaret savaşı, robotik, otomasyon ve 3D baskı tekniğindeki ilerlemelerin baskısı nedenleriyle çok uluslu tedarik zincirine sahip firmaların bağlantılarını çok daha öncelerden kırmaya başlamış idi.  Salgın sonrasında ise bu türlü üretim merkezleri, fabrikalar kapanmaya; hastaneler, eczaneler, süpermarketler ve perakende mağazalar ise stok ve ürünlerden mahrum olmaya başladı.

AKSAYAN KÜRESELLEŞME UZAK-ORTA VADEDE ENTERNASYONALİZMİ GÜÇLENDİRECEKTİR

Aksayan küreselleşme yeni bir iş bölümü paradigmasıyla evrimleşerek uzak-orta vadede enternasyonalizmi güçlendirecek: İnsanoğlunun bu ve benzeri krizlerle başa çıkma istekliliğine ve yeteneğine katkıda bulunmak, ortaklaşmak arzusu, eninde sonunda ülkelerarası iş birliklerini güçlendirecek ve aksayan küreselleşme başka bir şekle doğru evrimleşerek enternasyonalizmi güçlendirecek.

Kriz; Birleşik Devletlerin artık uluslararası bir lider olarak görülmemesine, Çin-Amerikan ilişkilerinin bozulmasına ve Avrupa entegrasyonunun zayıflamasına katkıda bulunacaktır şeklindeki tezler, küresel halk sağlığı yönetişiminde iş birliği ihtiyaçlarının güçlendiği bu ortamla asla bağdaşmıyor.

Her ne kadar pandomi  küreselleşmeden kaynaklanan bir kriz olsa da, uluslararası işbirliği bugüne kadar yetersiz kalsa da, dünyanın bu krizle başa çıkma istekliliğine ve yeteneğine katkıda bulunmak arzusu ülkelerarası işbirliğini güçlendirecek ve aksayan küreselleşme başka bir şekle doğru evrimleşerek enternasyonalizmi güçlendirecek.

İnsanoğlu yeni koruma/korunma yöntemlerine ve kapasitelerine açık bir sistemi daha güçlü bir şekilde kuracak içgüdülerini hiçbir zaman kaybetmeyecek: Yakın orta vadeye kadar salgın içe kapanmaya yol açacak ise de, uzak-orta vadeden itibaren yeni tür demokrasi talepleri öne geçecek, şimdiki küresel bağlantıların yerine enternasyonalizm arayışlar güç kazanacak. Koronavirüs pandemisi, bölgeler ve kıtalararası politikaları ve ilişki içeriğini ilk etapta değiştirse bile “Birbirine bağlı dünya gerçeğini değiştiremeyecek ve uzun vadede çok taraflı işbirliği yapma eğilimleri ivmelenecek.

Evrensel halk sağlı konusunda başarı elde eden ve iddia sahibi olan ülkelerin demokrasi seviyeleri, küresel oyunun kurallarını kendi sistemlerine benzeterek yeniden yazmaya başlayacak: Evrensel halk sağlığının savunulması ve korunması konusunda başarılı olan ülkeler ve sistemler, daha yıkıcı sonuçlarla karşılaşan ve çözümde yetersiz kalan ülkeler üzerinde başarı haklarını iddia ve talep edecekler. Başarı ve iddia sahibi olan ülkelerin demokrasi seviyeleri küresel oyunun kurallarını kendi sistemlerine benzeterek yeniden yazacak.

Koronavirüs pandemisinin yarattığı kâbus, insanoğlu tarafından elbette atlatacak. Ancak koronavirüs salgını toplumsal ve yönetsel yapılarda köklü değişiklikler yaratacak. Ekonomik iş bölümü sistemleri, Sektörlerin ulusal gelir içerisindeki ağırlık payları, gelir ve refah paylaşım yöntemleri, hâkim ideolojiler ve yönetim biçimleri dönüşüm yaşayacaklar.

BÜTÇE DENGELERİNİN KORUNMASINA ODAKLI EKONOMİK POLİTİKALAR ARTIK KONJONKTÜRE UYGUN DEĞİL

Bütçe dengelerinin korunmasına odaklı ekonomik politikalar artık konjonktüre uygun düşmüyor: Sağlık krizinin tahrip ettiği ekonomilerin toparlanabilmesi için, kamu bütçe kısıtı, ulusal borçlanma sınırları, enflasyon, para basma ve optimum para miktarı gibi normal daralma/genişleme döngülere ilişkin iktisadi kavramlar uzunca bir süre göz ardı edilmeli ve kaynak kısıtlarına takılmadan çözüm maliyetleri olabildiğince ve bir an evvel toplumsallaştırılmalı.

Talep şokundan bağımsız olarak ortaya çıkmış olan arz şoklarının ilave işsizlik üretmemesi ve değer yaratma süresinin kesintiye uğramaması için duran ya da duracak olan üretim merkezlerine kamusal yardım yapılması birinci öncelik olmalı:  Zira işgücüne eleman sağlayan hane halklarına yapılacak en büyük yardım, çalışmış oldukları şirketlerinin kapanmalarının önlenmesi ve üretime devam etmelerinin kolaylaştırılmasıyla sağlanır. Şirketlere sağlanacak likidite, ucuz kredi olanakları ve fiili yardımlar hem çalışanların iş ve ücret gelirlerinin devamlılığının sağlanması demektir, hem de değer üretme döngüsünün devam ettirilip iktisadı olarak büyümenin sağlanması demektir.

Diğer taraftan talep şoku nedeniyle ortaya çıkan arz şoklarında da yapılacak kamusal yardımların direkt olarak hane halkına yapılması gerekiyor.

Üretim ve değer yaratma süreçlerindeki kesintilerin kısa süre içerinde durdurulamaması, giderilememesi halinde, ülkelerin çok kapsamlı iç çalkantılara, halk ayaklanmalarına sahne olması kaçınılmazdır.

 Orhan ÖKMEN

 Sesmir Yönetim Kurulu Başkanı

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası