Son Haberler

TARIMIN EKONOMİDEKİ ROLÜ BÜYÜYOR

VERİMLİLİK VE KALİTE öN PLANDA

Tarımda verimliliğin ve kalitenin artırılması, çevre dostu uygulamaların ve teknolojilerin tanıtılması çok önemli.

Ekonomiye sağladığı istihdamın ve gıda güvencesi olması nedenleriyle Türkiye için stratejik role sahip tarım sektörünün önemi her geçen gün biraz daha artıyor. Ekonomimiz için hayati önem taşıyan tarım sektörünün çatı kuruluşu olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar’a, ‘Tarımın Ekonomideki Stratejik Rölü’nü” sorduk. Turcomoney’e özel açıklamalarda bulunan Bayraktar: ülkemizdeki tüm ziraat odalarının mesleki üst kuruluşu olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) olarak yaptıkları çalışmaları ve hedeflerini anlattı. Yurt genelinde ayrı tüzel kişiliğe haiz 759 oda ve bu odalara bağlı 5 milyondan fazla üyeye sahip bir kuruluş olan TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektörüne dair sorularımızı yanıtladı:

çiftçiye ve tarım sektörüne katkı sağlayacak çalışmalarınızı ve hedeflerinizi paylaşır mısınız? Ziraat Odaları 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunuyla kurulmuş bir çiftçi meslek kuruluşudur. 6964 sayılı Ziraat Odaları ve Ziraat Odaları Birliği Kanunu’nda değişiklikler yapılarak, odalarımızın hizmet potansiyeli artırılmış, çiftçilerimize daha iyi hizmet götürme imkanı sağlanmıştır. Tarımda verimliliğin ve kalitenin artırılması, çevre dostu uygulamaların ve teknolojilerin tanıtılması, toprak ve su kaynaklarının korunması gibi birçok konuda çalışmalar yapıyoruz. Bu bağlamda çiftçi eğitimi konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, İş- Kur işbirliğiyle, çiftçilerin uygulamalı eğitimlere katılması sağlanıyor. Ayrıca tarımın sorunlarına dikkatleri çekmek, çözüm üretmek için panel ve toplantılar düzenliyoruz, basın açıklamaları yapıyoruz, kamuoyu oluşturuyoruz, çiftçilerimizin bilgi ve görgüsünü artırmaya yönelik fuarlara katılmaları sağlıyoruz.

Tarım sektörünün Türkiye ekonomisindeki önemi nedir?

Ekonomiye, istihdama ve sosyal yaşama katkılardan söz eder misiniz? Tarım sektörü Türkiye gayri safi yurtiçi hasılasında (GSYH) yüzde 7,4 oranında pay alıyor. Sektör sanayiye doğrudan hammadde sağlamasının yanında sanayiden girdi temini yapıyor. Hizmetler sektörünün çalışma alanları içinde tarım önemli bir yer tutuyor. Tarım sektörü, Türkiye’deki istihdamın dörtte birine yakını tarımdan sağlanıyor. özellikle kriz zamanında adeta bir tampon vazifesi görerek ekonomik ve sosyal boyutu olan işsizliğin azalmasına katkıda bulunan tarım sektörünün bu anlamda payı önemlidir.

aa_140.jpg

Tarımın ekonomideki rolünün zayıflamasını nasıl yorumluyorsunuz, bu gelişmeyi bir tehlike olarak görüyor musunuz?

Tarım sektörüne sadece tarım olarak bakmamak gerekiyor. Gıda sanayisi de doğrudan tarıma bağlı gelişen bir sektör. Tarımın milli gelir içindeki payı ülke geliştikçe gerilese de, gıda sanayindeki gelişme dikkatlerden kaçmamalı. Türkiye geliştikçe, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tarımın milli gelir içindeki payı yüzde 2-3‘lere inecek ama gıda sanayi çok daha fazla gelişecek. Bir de tarımdaki elastikiyet diğer sektörlerden daha az. Tarımda çok hızlı milli gelir artışı olmadığı gibi, çok hızlı düşüşler de olmaz. Bu nedenle tarım aynı zamanda bir ekonomi için istikrar unsurudur.

Tarımda kendine yeten ülkeyken bazı alanlarda ithalat yapmaya başlayan Türkiye, bu anlamda ne tür tedbirler almalı?

özellikle tarıma dayalı sanayinin gelişmesi ve nüfusumuzun artmasıyla birlikte bazı ürünlerde arz açığımız ortaya çıkıyor. Ancak yapısal sorunlarımızın çözümü ve arz açığımız olan ürünlerimizin desteklenmesi durumunda bu ürünlerde de yeterlilik sağlayabiliriz.

‘TARIM NEDEN STRATEJİK SEKTöRDüR‘‘ SORUSUNUN YANITI: 842 MİLYON İNSAN AçLIKLA KARŞI KARŞIYA

EKONOMİDEKİ İSTİKRAR TARIMA BAĞLI

Tarım sektörünü stratejik kılan nedenler hakkında bilgi verir misiniz?

Gıdanın çok önemli bir hale geldiği günümüz dünyasında ülkenin gıda güvencesini sağlamak tarım sektörünü stratejik konuma getiriyor. Dünyada açlık tehlikesi büyük boyutlarda. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım örgütü (FAO), dünyada 842 milyon insanın açlık çektiğini bildiriyor. Buna karşın obezite de günümüzün önemli bir sorunu. İnsanların gıdaya erişimi ülkeden ülkeye, insandan insana büyük farklılıklar gösteriyor. Kimi insanlar ihtiyacının çok üzerinde gıda tüketip, yine büyük miktarlarda israfa neden olurken, kimi insanlar karınlarını doyuracak ekmeği bile bulamıyor. ülkeler arasında da büyük farklılıklar var. Gelişmiş ülkelerin pek çoğunda ortalama gıda tüketimi, ihtiyacın çok üzerinde seyrediyor. Buna karşın Sudan, Güney Sudan, Etiyopya, Somali, Yemen gibi pek çok ülkede de milyonlarca insan açlık çekiyor. Milyonlarcası yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybediyor. Son yıllarda çin gibi büyük nüfuslu ülkelerin gıda tüketimlerini artırması, tüketim yelpazelerini değiştirmeleri, pirinç yerine daha fazla et, süt tüketmeleri de ayrı bir konu. Sonuçta, gıdaya talep artarken, ekilebilir, dikebilir tarım alanlarının sınırına gelinmesi nedeniyle üretim bu talebi karşılayacak şekilde artmayabiliyor. Arz talep dengesizliği gıda fiyatlarını artırırken, gıdanın stratejik önemini perçinliyor. Tarım sektörü, aynı zamanda, ekonominin diğer sektörlerine mal ve hizmet sağlayarak bu sektörlerin üretimine önemli katkıda bulunmakta ve istihdamın önemli bir kısmına iş sağlamaktadır.

a_26.jpg

EN çOK ORGANİK üRETİM DOĞU ANADOLU’DA

Tüm dünyada önemi giderek artan organik tarımın Türkiye‘deki payı nedir, bu pay nasıl arttırılabilir?

Türkiye‘de başlangıçta sözleşmeli yetiştiricilik şeklinde oldukça küçük alanlarda ve çok az sayıdaki işletmede sürdürülen organik tarımsal üretim faaliyeti giderek gelişme gösteriyor. Organik tarım yapılan alanların dağılımına baktığımızda Doğu Anadolu Bölgemiz ilk sırada yer alıyor. Bu bölgemizi sırasıyla Ege, Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu, Karadeniz, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri izliyor. ülkemizde 1996 yılında 6 bin 790 hektar olan organik tarımsal üretim alanları, 2012 yılında 103,5 kat artışla 702 bin 909 hektara ulaştı. Türkiye‘de organik tarım alanlarının toplam işlenen tarım alanı ve uzun ömürlü bitkiler alanı içindeki payı, 2012 yılında yüzde 2,95 oldu. Başlangıçta 8 ürün çeşidi üretilirken bugün rakam 200‘ü aştı. 2004 yılında 10 olan organik hayvancılık yapan çiftçi sayısı, 2012 yılında 1587‘ye çıktı, organik arıcılıkta ise 2005 yılında 370 olan üretici sayısı 2012 yılında 750‘ye ulaştı.

TARIM ARAZİLERİMİZ BöLüK PöRçüK

çiftçinin ve tarım kesiminin öne çıkan sıkıntıları ve beklentileri hususunda neler söyleyeceksiniz?

Tarımımızın yapısal sorunları var. Tarımsal işletmelerin küçük ölçekli, çok parçalı, dağınık ve düzensiz parsellerden oluşması en önemli sorunlarından biri. Bugün ülkemizde, 3 milyon işletme, 30 milyon parselde üretim yapıyor. İşletme bazında tarımsal alan büyüklüğü Türkiye‘de yaklaşık 59 dekarken, ABD‘de 1820, İngiltere‘de 538 dekar, Fransa‘da 521 dekar, Almanya‘da ise 457 dekar düzeyinde. Bunun en önemli sebeplerinden biri miras hukukundaki eksiklikler nedeniyle arazilerin aile fertleri arasında sürekli parçalanması hususudur. çok fazla küçülen tarımsal işletmelerde geçimini sağlayamayan çiftçiler, çiftçiliği bırakarak şehirlere göç ediyor. Göç sonucu atıl kalan çok parçalı yapıya sahip tarlalar da işletilemiyor ve boş kalıyor. Bu çerçevede, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı‘nın “yılda 1 milyon hektar arazi toplulaştırılması” ile miras hukukundan kaynaklanan olumsuzlukların önlenmesine yönelik yasanın etkin bir şekilde uygulanması halinde işletmelerimizin verimli işletmeler haline dönüşmesinde önemli bir mesafe kat edilmesini sağlayacak.

DüNYADA ORGANİK PAZAR BüYüYOR

Dünyada 1999 yılında 15,2 milyar dolar olan organik pazar büyüklüğü, 2001 yılında 20,9, 2003 yılında 25,5, 2005 yılında 33,2, 2007 yılında 46, 2009 yılında 54,9, 2011 yılında 62,9 milyar dolara ulaştı. 1999-2011 organik pazar büyüklüğü cari fiyatlarla, dolar cinsinden yıllık ortalama yüzde 12,58 büyüme gösterirken, bu pazarın 29 milyar dolarının ABD, 9,2 milyar dolarının Almanya, 5,2 milyar dolarının da Fransa‘ya aittir. Bu üç ülke, dünyadaki organik pazarın yüzde 69‘una sahipler. Organik pazarda ülkemizin yaklaşık 300-350 milyon dolar pay aldığı tahmin ediliyor ki bu rakam Türkiye‘nin potansiyeli dikkate alındığında daha da artırılabilir. ülkemiz, Doğu Anadolu Bölgemiz başta olmak üzere organik tarımdan çok büyük kazanç elde edebilir.

aa_141.jpg

SULANABİLİR ARAZİ MİKTARI ARTMALI

Türkiye’deki tarım sektörünü olumsuz etkileyen bir diğer sorun teknik olarak sulanabilecek tarım arazilerimizin tamamının sulamaya açılamamasıdır. ülkemizin 25,9 milyon hektar ekili ve dikili alanı mevcut. Teknik olarak bu alanların 8,5 milyon hektarı sulanabilir. Buna karşın 2012 yılı itibarıyla bu alanın yaklaşık üçte ikisi 5,73 milyon hektarı sulamaya açılabildi. Sulanabilir alanların yaklaşık üçte biri olan 2,77 milyon hektar alan hala sulamaya açık değil. Bu çerçevede Doğu Anadolu Projesi (DAP), Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP), Konya Ovası Projesi (KOP) gibi büyük bölgesel sulama projelerinin ivedilikle bitirilmesi sağlanmalı. Diğer taraftan tarımsal sulamada yüzde 90‘a kadar tasarruf sağlayan ve yüzde 50 oranında hibe ve sıfır faizli kredi verilerek desteklenen basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması için üreticinin teşvik edilmesi, eğitilmesi gerekiyor.

TARIM ALANLARI İMARA AçILMAMALI!

Tarım alanlarının imara açılması yerine, mevcut yerleşim alanlarında kentsel dönüşüm projeleri yapılarak insanların bu alanlarda ikamet etmelerinin sağlanması gerekir. Tarım alanlarının imara açılması zorlaştırılmalı. TZOB olarak; yayınladığımız genelgeyle Ziraat Odası başkanlarının, arazilerin tarım dışı kullanımın önlenmesinin takipçisi olmaları, Toprak Koruma Kurullarında etkin bir şekilde faaliyet göstermeleri gerektiğini ilettik.

YüKSEK MALİYETLER çİFTçİNİN BELİNİ BüKüYOR

Girdi maliyetlerinin yüksekliği üretim ve verimliliğin artırılmasını kasıtlıyor. Mazot, gübre, ilaç, elektrik enerjisi gibi temel girdilerdeki fiyatın neden olduğu yüksek ürün maliyeti, üreticimizin tarımsal üründe gelişmiş ülkelerle rekabet şansını olumsuz etkiliyor. Girdi fiyatlarındaki artışın ürün fiyatlarındaki artışa göre daha fazla olması, satın alma gücü azalan üreticimizi daha az girdi kullanımına yöneltiyor. Bu durum da verimi doğrudan etkiliyor.

TARIM-SANAYİ-TİCARET BAĞI GüçLENMELİ

ülkemizde tarım-sanayi-ticaret organik bağı yeterince kurulamadı. Bunda en büyük etken üreticilerin pazara büyük oranda bireysel katılmaları, ekonomik bazda güçlü bir örgütlenmeye kavuşamamalarıdır. Tarımda sözleşmeli üretim modeli yeterince yaygın değil. Sözleşmeli üretim modeline geçilmesi halinde tarım-sanayi-ticaret organik bağı sağlanabilir.

Küçük işletmelerin çok yoğun olduğu ülkemizde, tarımsal yapıda ekonomik bazda örgütlenme yetersiz. üreticilerimizin diğer ülkelerde olduğu gibi başta tarımsal kooperatifler olmak üzere ekonomik bazda güçlü ve fonksiyonel örgütlenmelerinin gerçekleştirilmesi için desteklenmeleri gereklidir. Tarımsal pazar ve pazarlama faaliyetleri yeterli düzeyde geliştirilememiş, gerekli organizasyonlar kurulamamıştır. Pazarlamada istikrar yoktur. Bu durum üreticilerin potansiyel gelir kaybına neden olmaktadır. ürün depolama, işleme ve standardizasyon da istenen seviyede değildir.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası