Son Haberler

Türkiye’nin hızla yaşlanması: Kriz ya da fırsat?

*Ne devlet, ne toplum ne de bireyler olarak artan yaşlılığın doğal olarak getirdiği sorunlara hazır değiliz. Bu sorunumuz süratle krize dönüşmek üzere. Ancak aklımızı kullanarak, bilime başvurarak bu krizi fırsata da dönüştürebiliriz. Devletler açısından bakıldığında yaşlılık değil, yoksul yaşlılık sorun.

*BES bugünkü kurgusuyla dünyaya örnek olabilecek bir uygulama. Ancak önemli bir eksik; kamusal uzun süreli bakım sigortası da artık uygulamaya geçmeli. Bu ihtiyaç her geçen gün kendisini gösteriyor. İnsanlar artık doğumdan ölüme kadar her zaman kamu veya özel sigortaların yanlarında olmasını istiyorlar.

*Türkiye’nin Ege ve Akdeniz Bölgeleri yaz aylarında turizm cenneti. Buna karşılık Kasım-Mayıs arasında oteller de havaalanları da boş, şehirler ıssız, insanlar işsiz. Bunu aşmanın yolu yerli ve yabancı yaşlı turizmine ağırlık vermek. Burada önemli bir engel kentlerimizin ve otel, hastane gibi kurumlarımızın yaşlı dostu olmaması.

*Geroteknoloji hızla gelişen bir alan, bizim de fevkalade iyi yetişmiş, girişimci ruha sahip gençlerimiz var. Gerontoloji bölümleri bu yıl da mezunlarını verecek; ama hala devlette meslek tanımı yok, kadro olanağı yok. Halbuki hangi kurumda çalışırsa çalışsın bir gerontolog daima fark yaratır. Bir türlü gerekli düzenlemeler yapılmıyor.

Bu yılın başında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde Yaşlılık Şurası boşuna mı yapıldı? Orada alınan kararlar uygulansa krizi hemen aşıp ne kadar çok fırsatın doğduğunu göreceğiz. Bizim bu dağınıklığımızı Almanya gibi ülkeler fırsat olarak görüyor ve sadece 6 aylık dil eğitimi ile sağlıkçı gençlerimizi ülkelerine çekmeye çalışıyor.

 

Güney Kore’den sonra dünyanın en hızla yaşlanan ülkesiyiz. Oysa ne devlet, ne toplum ne de bireyler olarak yaşlılığın doğal olarak getirdiği sorunlara hazır değiliz. Devletin en üst yetkililerince de ifade edildiği üzere bu sorunumuz süratle krize dönüşmek üzere. Ancak aklımızı kullanarak, bilime başvurarak bu krizi fırsata da dönüştürebiliriz.

Devletler açısından bakıldığında yaşlılık değil, yoksul yaşlılık sorun. Yüksek gelirli insanlar bilakis yaşlandıklarında daha çok para harcamak durumunda kalıyor ve bir bakıma ekonomiye olumlu katkı yapıyorlar. Dar gelirliler bakımları için yeterli maddi güce sahip olmayınca yük ister istemez kamu maliyesinin, yerel yönetimlerin üzerine biniyor.

BES’İN DEVLET TARAFINDAN DESTEKLENMESİNİN ÖNEMLİ BİR AMACI YOKSUL YAŞLILIĞI ÖNLEMEK

İşte zorunlu bireysel emeklilik sigortasının (BES) devlet tarafından ciddi biçimde desteklenmesinin önemli bir amacı da yoksul yaşlılığı önlemek. BES maalesef bu yönüyle topluma iyi anlatılmadığı için işini bilen ekonomistlerin Türkiye’deki en karlı yatırım aracı olarak önermelerine karşın hala BES’ten çıkışlar yüksek.

Hâlbuki bugünkü kurgusuyla dünyaya örnek olabilecek bir uygulama BES. Ancak önemli bir eksik, BES ve genel sağlık sigortasının yanı sıra, kamusal uzun süreli bakım sigortası da artık uygulamaya geçmeli.

KAMUSAL UZUN SÜRELİ BAKIM SİGORTASI İHTİYACI

Bu ihtiyaç her geçen gün kendisini gösteriyor, insanlar artık sağlıklarına bütünsel bakış açısıyla yaklaşılmasını ve doğumdan ölüme kadar her zaman kamu veya özel sigortaların yanlarında olmasını istiyorlar. Bu kurguyu başarıyla tamamlarsak BES girişleri ve kalış oranları, dolayısıyla ülke olarak tasarrufumuz hızla artacaktır.

Türkiye’nin Ege ve Akdeniz Bölgeleri yaz aylarında turizm cenneti. Buna karşılık Kasım-Mayıs arasında oteller de havaalanları da boş, şehirler ıssız, insanlar işsiz.

YERLİ VE YABANCI YAŞLI TURİZMİNE AĞIRLIK VERMELİYİZ

Bunu aşmanın yolu yerli ve yabancı yaşlı turizmine ağırlık vermek. Burada önemli bir engel kentlerimizin ve otel, hastane gibi kurumlarımızın yaşlı dostu olmaması.

Adeta bir seferberlik halinde önce kendimiz, sonra misafirlerimiz için yaşama ortamlarını uygun şekilde düzenleyerek “Yaşlı Dostu Kent” ve “Yaşlı Dostu Hastane” sayılarını artırmak için harekete geçmeliyiz.

Böylece 2023 yılında her 10 kişiden birinin 65+ yaşında olacağı ülkemizin kentlerini geleceğe hazırlayacağız. Bugün en zorlu macera sporlarını bile engelli ve yaşlılara yaptırabilen altyapı ve zihniyete sahip ülkelerle turizm alanında rekabet etmemiz gerektiğini unutmamalıyız.

Otellerimizi yaparken veya yenilerken yaşlı ve engelli dostu haline getirerek son zamanların dünyada yükselen turizm trendini de yakalamış olacağız. Diğer taraftan bu seferberlik sayesinde yaşlılık konusunda toplumsal farkındalığı arttıracağız ve önemli sorunlardan olan yaşlı ayrımcılığı (ageism) ile de etkin mücadele etmiş olacağız.

ORMANLARIMIZDA YAŞLI DOĞAL YAŞAM KÖYLERİ İÇİN ÇOK UYGUN ARAZİLER VAR

Ormanlarımız pek güzel. Özellikle Ege ve Akdeniz’in çam ormanları ömrümüze ömür katıyor. Ancak her ormanda olduğu gibi aralarda çalılık, kayalık gibi ağaçlandırmaya elverişli olmayan; kent merkezlerine makul uzaklıkta yerlerde, yaşlı doğal yaşam köyleri yapmak için çok uygun araziler var.

Evet, bildiniz bir yaşlı dostu olarak arazilerimize göz diktim! Bu atıl arazileri verimli kullanamayacak özel konut simsarlarının elinden kurtararak, yerli yabancı yatırımcılara kiralayabilir, Avrupa’nın yaşlılarını kışın güzel iklimli ülkemizde sağlıklı doğal çevrelerde misafir edebiliriz. Böylece ülkeye hem yatırım hem işletme sermeyesi olarak hatırı sayılır döviz sokarız, krizi fırsata dönüştürmüş oluruz.

YAŞLILIK MESELEMİZDE DE GEROTEKNOLOJİ GİBİ İNOVATİF ÇÖZÜMLER ÜRETMELİYİZ

Bilim ve teknoloji devrimi çağına girdik. Değer katan yenilikçilik demek olan inovasyon artık adeta günlük hayatımızın bir parçası. Yaşlılık meselemizde de inovatif çözümler üretmeliyiz.

Örneğin geroteknoloji hızla gelişen bir alan, bizim de fevkalade iyi yetişmiş, girişimci ruha sahip gençlerimiz var. Artık olgunlaşmaya başlamış sağlık ve yaşam bilimleri ekosistemimizde, bu alanda birbiri ardına başarılı girişimlerimiz dünya sahnesine çıkıyor.

Ancak bunların yaşlılıkla ilgili olanları maalesef çok az sayıda, bu girişimlerin toplumsal alana katkı yapacak sosyal girişimler olmaları için de yaşlılık konusunda çalışmaya teşvik etmemiz lazım.

HOLLANDA’DA HER ON KİŞİDEN BİRİ EVDE BAKIM ALIYOR

Nasıl ki Hollanda’da her on kişiden biri evde bakım aldığı için buna yönelik teknolojiler orada çok gelişmişse bizde de bu ihtiyaç her geçen gün çığ gibi büyüyor.  Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve TUBİTAK başta devlet ve özel tüm ilgili kurumlar girişimcileri bu alanda çalışmaları için doğrudan teşvik etmeliler.

Her ülkenin sosyal dokusu farklı olduğu için geroteknolojiyi doğrudan dışardan satın aldığınızda kullanımı yaygınlaştırmak sorunlu oluyor. Bu nedenle de kendi teknolojimizi üretmek durumundayız. Üstelik çevremizdeki ülkelere kültürel ve sosyal olarak daha yakınız, ürünlerimizi batılı ve uzak doğulu rakiplerimize göre çok daha kolay yaygınlaştırırız.

GERONTOLOJİ BÖLÜMLERİ MEZUNLARINI VERİYOR AMA HALA DEVLETTE KADRO OLANAĞI YOK

Ülkemizde yeni bir gelişme olarak açılan Gerontoloji bölümleri bu yıl da mezunlarını verecek; ama hala devlette meslek tanımı yok, kadro olanağı yok. Halbuki hangi kurumda çalışırsa çalışsın bir gerontolog daima fark yaratır. Bu gerçeği birçok devlet yetkilisi bilmesine rağmen bir türlü gerekli düzenlemeleri yapıp hayata geçiremiyorlar.

Yaşlılarımıza yabancı ülkelerden gelen yabancı insanlar bakarken yaşlı bakım teknikerlerimiz işsiz kalıyor. Onları yetiştirmek isteyen üniversitelere izin verilmezken altyapısı yetersiz kurumlara öğrenci alınıyor. Artık bu dağınıklıklar bir son bulmalı.

CUMHURBAŞKANIMIZIN ÖNDERLİĞİNDE YAŞLILIK ŞURASI BOŞUNA MI YAPILDI?

Bu yılın başında Cumhurbaşkanımızın önderliğinde Yaşlılık Şurası boşuna mı yapıldı? Orada alınan kararlar uygulansa krizi hemen aşıp ne kadar çok fırsatın doğduğunu göreceğiz. Bizim bu dağınıklığımızı Almanya gibi ülkeler fırsat olarak görüyor ve sadece 6 aylık dil eğitimi ile sağlıkçı gençlerimizi ülkelerine çekmeye çalışıyor.

Türk gençleri demişken biraz daha devam edelim. Sosyal medya ile yakından ilgilensem de, bilgisayar ve cep telefonunda ben hiç oyun oynamadım, bilmiyorum. Ama gençlerimizin oyun yazma konusunda dünyada haklı bir şöhreti olduğunu biliyorum, bu sektörün en önemli isimleri arasında olanlar var.

YAŞLILARIMIZIN DAHA SAĞLIKLI OLMALARI İÇİN OYUNLAR İHRACAT POTANSİYELİ TAŞIYABİLİR

Devlet ve özel sektör kolaylıkla bu yeteneklerimizden özbakım, sağlık okuryazarlığı, zihni aktive edecek oyunlar geliştirmek için yararlanabilir. Yaşlılarımızın daha sağlıklı olmaları için geliştirilen oyunlar büyük bir ihracat potansiyeli taşıyabilir.

İnsanlar her daim ölümsüzlüğü aradı, aramaya da devam edecek. Yaşlılık alanına bilimsel katkı bu bakımdan her zaman gündemde. Bu konuya dünyada ve Türkiye’de sayısız araştırıcı kafa yoruyor, üzerinde çalışıyor. Bu tip araştırmalar cömertçe fonlanıyor.

TÜBİTAK, TÜSEB DİKKATLERİNİ YAŞLANMAYLA İLGİLİ BİLİMSEL ÇALIŞMALARA VERMELİLER

Hızlı yaşlanma bizim sorunumuz olduğuna göre yine TÜBİTAK, TÜSEB dikkatlerini yaşlanmayla ilgili bilimsel çalışmalara vermeliler. Güzel bir haber olarak, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfının (TTGV) son dönemde böyle bir yönelişi olduğunu paylaşmak isterim. Bu çalışmanın krizi fırsata dönüştüren bir örnek olarak sonuçlanmasını ümit edelim.

Köylerimizde göç nedeniyle genç nüfus azaldı. Özellikle kırsal kesimdeki yaşlılarımızın pek bilinmeyen bir önemli sorunu da beslenme ile ilgili. Meyve, sebze ve yiyeceklerin temini, pişirilmesi onlar için sıkıntılı olabiliyor.

YAŞLILARIN ENVANTERİ ÇIKARILARAK ÖNCELİKLE BESLENME İHTİYAÇLARI BELİRLENMELİ

Bırakın yemek yapmayı, icabında bir ekmek almak için bile sokağa çıkamıyorlar. Belediyeler ve devlet yetkilileri bu konuda harekete geçmeli, köylerdeki yaşlıların envanteri çıkarılarak öncelikle beslenme ihtiyaçları belirlenmeli.

Ancak onların çabaları sivil toplum tarafından desteklenmezse bir süre sonra tıkanıyor ya da gönüllülerin gayretlerine devlet omuz vermezse bir yerde çözümsüzlük yaşanıyor.

Sorun kimsenin tek başına altından kalkacağı kadar hafif değil. İşte yaşlılık meselesinin bir diğer fırsat yaratma yönü de burada başlıyor, toplumda işbirliğini tetikliyor. Devlet, sivil toplum, yerel yönetim, akademi, gençlik, gönüllüler hep birlikte kamusal bir anlayış çerçevesinde işbirliği yaptığı zaman iyi sonuç alınabiliyor.

YAŞLI YAŞAM MERKEZLERİNİN DAHA ETKİN ÇALIŞMASI İÇİN

Yaşlı yaşam merkezleri, gençlerin ve çocukların bilim merkezleriyle bir arada olduğunda daha etkin çalışıyor. Hızla değişen dünyada herkes, yaşlılar da kendilerini geliştirmek istiyor. 60 yaş üzerindeki bireylere hitap eden Tazelenme Üniversitelerinin hızla yayılması tesadüf değil. Buradaki olumlu örneklerin açığa çıkardığı pozitif enerji toplumun geneline mutluluk veriyor.

Her toplumun geleneği, örf adeti, sosyal dokusu, sağlık ve bakım sistemi farklı olsa da tüm dünya yaşlılık sorunuyla yeni yeni yüzleşirken ortaya konacak güzel örnekler her anlamda dikkat çekici ve bu sahada da insanlar birbirinden öğreniyor.

YAŞLILIK MESELESİ KONUSUNDA BİR BAŞARI ÖYKÜSÜ YAZMALIYIZ

Yaşlılık meselesi konusunda bu yazıda tartıştığımız veya tartışmadığımız alanlarda bir başarı öyküsü yazarsak hem kendi insanlarımız, hem de insanlık için bir fayda oluşturmuş, krizimizi fırsata dönüştürmüş olacağız.

Yaşlısına, bilime her zaman değer vermiş bir toplumuz, Kafka’dan esinlenerek diyebilirim ve ümit ederim ki güzelliği görme ve yaratma yeteneğimizi kaybetmeyerek asla yaşlanmayacağız, her zaman genç kalacağız.

Prof. Dr. Melih Bulut

bulut@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası