Son Haberler

Yaptırımların Çin-Rusya stratejik işbirliğine yansımaları…

-Her ne kadar Çin iki ülke siyasi görüşmelerinde, BM oylamalarında ve BRICS toplantılarında Rusya’ya olan desteğini tekrar etse de; ABD ve Avrupa Birliği yaptırımlarının kapsamının diğer ülkelere ve şirketlerine yaygınlaştırabileceği ihtimali Çin’i endişelendirmekte, ihtiyatlı olmaya mecbur ediyor.

-Rusya, bir yandan petrol, doğal gaz, kömür ve gıda ihracatını artırabileceği alternatif pazarlar arayışında; diğer yandan da diğer ülkelerle ticaretini dolar dışında kendi parası ve yerel paralarla artırmaya çalışıyor. Çin ise, Avrupa’ya ticaretinde önemli olan “BRI-Bir Kuşak Bir Yol” projesi güzergahlarını gözden geçirmek, kuzey hattını güneye kaydırmak durumunda kalabilir.

-Dolardan hızla uzaklaşan Rusya, ülke rezervinde altın ve yuan’ın payını artırıyor. BRIC ülkelerinin yerel paralarla ticareti artırmaları ve bu ülkelerin hep birlikte ABD Dolarından uzaklaşmaları halinde, küresel ekonomide; son 20 yılda altına karşı yüzde 80 değer kaybetmiş olan doların tahtı beklenenden erken sallanabilir.

-Rusya, ticaret fazlası verdiği Çin’e petrol, doğal gaz kömür ve gıda ürünleri satıyor ve karşılığında elektrik-elektronik ürünleri, makina, nükleer reaktör, taşıt araçları satın alıyor. İki ülke ticari ilişkilerinin, Rusya’nın liderliğini yaptığı Avrasya Ekonomik Birliği ile Çin arasında 2018’de imzalanan serbest ticaret anlaşması ile artması bekleniyor.

Son 10 yılda her alanda artan Çin-Rusya işbirliği, 2018 yılında yapılan St Petersburg zirvesinde iki ülke liderlerinin sıcak ilişkilerini artırmalarına, iki ülke arasında heyet görüşmeleri trafiğinin artmasına ve sonuçta stratejik işbirliğine dönüştü.

Rusya’nın 2014 yılında Ukrayna toprağı Kırım’ı ilhakı sonrası uygulanan yaptırımlar iki ülke arasındaki ilişkileri ve ikili ticareti yüzde 50 artırdı. Çin bu süreçte Rusya’nın en büyük ihracat destinasyonu haline geldi. 2021 yılı sonu itibariyle de iki ülke ticaret hacmi $147,9 milyarlık rekor bir seviyeye ulaştı.

İki ülkenin 2024 yılında hedeflediği 200 milyar dolarlık ticaret hacmi, Putin’in Pekin Kış Olimpiyatları ziyaretinde yapılan zirvede 250 milyar dolar olarak revize edildi. Esasen iki ülke ilişkilerinin ikili düzeyde, SCO gibi bölgesel ve BM gibi küresel boyutta güçlenmesinin temelinde; jeopolitik konularda ve ekonomik ilişkilerde Amerika’ya duyulan güvensizlik yatıyor.

TİCARET SAVAŞLARI ABD’NİN İSTEDİĞİ GİBİ SONUÇLANMADI, İKİLİ TİCARET HACMİ REKOR KIRDI

2018’de Trump yönetiminin Çin’e karşı başlattığı ticaret savaşları hiç de Amerika’nın istediği gibi sonuçlanmadı; 2021 yılına gelindiğinde Çin-ABD ticaret hacmi 755,6 milyar dolara, Çin’in ticaret fazlası ise 396,6 milyar dolara yükselerek her ikisinde de tarihi zirve rakamlarına ulaşıldı. Diğer bir deyişle, ticaret savaşları süreci Çin lehine sonuçlandı.

Kırım’ın ilhakı sonrasında Rusya’yla ilişkilerini geliştirmekte, Rusya’yı desteklemekte tereddüt göstermeyen Çin’in pozisyonu, Ukrayna savaşı sonrasında ABD ve Avrupa Birliği’nin açıkladığı (ve devamının da geleceği anlaşılan) Rusya’ya ekonomik yaptırımlar sonrasında farklılık gösteriyor.

Her ne kadar Çin iki ülke siyasi görüşmelerinde, BM oylamalarında ve BRICS toplantılarında Rusya’ya olan desteğini tekrar etse de; ABD ve Avrupa Birliği yaptırımlarının kapsamının diğer ülkelere ve şirketlerine yaygınlaştırabileceği ihtimali Çin’i endişelendirmekte, ihtiyatlı olmaya mecbur ediyor. Yaptırımlar sonrasında, ABD Başkanı Biden’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüşmesinin de bu çerçevede yapıldığı değerlendiriliyor.

İKİ ÜLKE TİCARİ İLİŞKİLERİNİN, AVRASYA EKONOMİK BİRLİĞİ İLE ÇİN ARASINDA İMZALANAN ANLAŞMA İLE ARTMASI BEKLENİYOR

Kısaca özetlediğimiz bu koşullarda ve yaptırımların gölgesinde, Çin ile Rusya ilişkileri hangi alanlarda ve nasıl etkileyebilecektir? Rusya, ticaret fazlası verdiği Çin’e petrol, doğal gaz kömür ve gıda ürünleri satıyor ve karşılığında elektrik-elektronik ürünleri, makina, nükleer reaktör, taşıt araçları satın alıyor.

İki ülke ticari ilişkilerinin, Rusya’nın liderliğini yaptığı Avrasya Ekonomik Birliği ile Çin arasında 2018’de imzalanan (gümrük tarife indirimlerinin olmadığı, zamana bırakıldığı) serbest ticaret anlaşması ile artması bekleniyor. Konu başlıkları itibariyle iki ülke ekonomik ilişkilerini özetlemeye çalışalım.

Enerji

Rusya’nın Çin’e petrol ve doğal gaz ihracacatı artarak devam ediyor. Çin petrol ihtiyacının yüzde 15,5’ini Rusya’dan satın almakta, Suudi Arabistan’dan sonra en büyük ikinci petrol tedarik ülkesi Rusya’dır.

Rusya’dan Çin’e satılan petrolün yüzde 40’ı, 50 milyar dolarlık Çin kredisi ile finanse edilen 4.007 km uzunluğundaki Doğu Sibirya Pasifik Okyanusu (ESPO) boru hattından taşınıyor.

RUS RUBLESİNİN DÜŞEN DEĞERİ DE BEKLENTİLERİN AKSİNE TEKRAR SAVAŞ ÖNCESİ SEVİYESİNE DÖNMÜŞ DURUMDA

Benzer şekilde Rusya, Çin’in kömür ithalatında 2’nci; doğal gaz ithalatında ise 3’üncü arz sağlayıcı ülke durumundadır. Rusya’nın 2022 yılında Çin’e satmayı hedeflediği petrol ve doğal gaz hacmi 117 milyar dolar olup çok iddialıdır.

Yaptırımlar sonrasında Rusya, 2021’de Avrupa Birliği’ne üçte ikisi petrol ve doğal gazdan oluşan 158 milyar Euro’luk ihracatını Çin ve kendisine yakın ülkelerle ikame etmeye çalışıyor, Bu arada, Rus Rublesinin düşen değeri de beklentilerin aksine tekrar savaş öncesi seviyesine dönmüş durumda…

Gıda Ürünleri

Çin’in Rusya’dan ithalatında enerjiden sonra önemli ithalat kalemini gıda ürünleri oluşturuyor. Çin Rusya’dan, soya, dana eti, tahıl, balık, tavuk, ayçiçek yağı, kolza yağı, un, çikolata ithal ediyor. Son yıllardaki gelişimine bakılırsa, bu ürünlerin ticareti her iki taraf için de stratejik seviyelere gelme potansiyeli taşıyor.

Yatırım/Finansman

Çin, Afrika’da son 20 yılda edindiği deneyimden oluşan yatırım/finansman/ticaret modelinin benzer versiyonunu Rusya ile de oluşturdu. Batı’dan uzaklaşan Rusya’nın altyapı yatırımları ile petrol ve doğal gaz projelerinin Çin devlet bankalarınca finanse edildiği; bu dönemde Çin devlet bankalarının Rusya’ya proje kredisi/ihracat kredisi olarak 150 milyar dolara yakın finansman sağladığı biliniyor.

Ayrıca ikili ticaretin yaklaşık üçte birini de yerel paralarla yapıyorlar. 2017 sonrasında ABD Doları’ndan hızla uzaklaşan Rusya, ülke rezervinde altın ve yuan’ın payını artırıyor.

BRIC ÜLKELERİNİN DOLARDAN UZAKLAŞMALARI N HALİNDE TAHTI BEKLENENDEN ERKEN SALLANABİLİR

Rusya ve Çin’in yer aldığı BRIC ülkelerinin yerel paralarla ticareti artırmaları ve bu ülkelerin hep birlikte ABD Dolarından uzaklaşmaları halinde, küresel ekonomide (son 20 yılda altına karşı yüzde 80 değer kaybetmiş olan) doların tahtı beklenenden erken sallanabilir. Çin bakımından ise, Avrupa ile ticarette, Rusya hattı değerli olmaktan çıkmış; Avrupa’ya giden yolun güneye kaydırılması gerektiği anlaşıldı.

Değerlendirme

Ukrayna saldırısı sonrasında ABD ve AB’nin açıkladığı yaptırımlar Rusya’yı, 640 milyar dolarlık ülke rezervinin yaklaşık 300 milyarını kullanamaz hale getirdi. Ayrıca bazı bankalarının SWIFT’ten çıkarılması sonrasında yapılan açıklamalardan, Avrupa’nın Rusya’dan enerji ithalatını da azaltacağı ve ikili ticaretin giderek küçüleceği anlaşılıyor.

ÇİN, BİR KUŞAK BİR YOL PROJESİNDE KUZEY HATTINI GÜNEYE KAYDIRMAK DURUMUNDA KALABİLİR

Rusya bir yandan petrol, doğal gaz, kömür ve gıda ihracatını yapabileceği/artırabileceği alternatif pazarlar arayışında; diğer yandan da diğer ülkelerle ticaretini dolar dışında kendi parası ve yerel paralarla yapmaya/artırmaya çalışıyor. Rusya’nın stratejik ortağı konumundaki Çin ise Rusya’yı desteklemeye devam ediyor ancak ABD ve AB’nin yaptırımlarının Çini kapsama alacak şekilde genişletmesinden de endişe duyuyor.

Bu nedenle Çin, Avrupa’ya ticaretinde önemli olan “BRI-Bir Kuşak Bir Yol” projesi güzergahlarını gözden geçirmek, kuzey hattını güneye kaydırmak durumunda kalabilir.

 Adnan Yıldırım

Ekonomi Bakan Yardımcısı (2014-2015),

Türk Eximbank Genel Müdürü (2016-2019)

yildirim@turcomoney.com

 

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası