Son Haberler

3M Şirketi, rüşveti hangi belediyelere vermiş?

Ne demişti Turgut özal? “alışırlar alışırlar…”

Siyasetçi, ülkemizde olaylara böyle yaklaşır.

Bilir ki bizim sevgili halkımız, balık hafızalıdır…

Bilir ki bizim halkımız, her şeyi çabuk unutur…

Bilir ki bizim halkımız, kendi geçim derdi ile boğuşurken, ülkede olan bitenlere aktif tepki koymaz…

Bilir ki bizim halkımız, “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” diye düşünen ve etliye sütlüye karışmayanların bu ülkede kolay kolay başı ağrımız…

Bilir ki bizim halkımız, bu ülkede hangi yolsuzluğun hesabı sorulmuş da, yeni yolsuzluk iddialarının üzerine gidilecek de hesap sorulacak diye düşünür, hiç böyle şeylere kafayı takmaz…

Bilir ki bizim halkımız, kim ne derse desin, kim “uyanın artık” diye bağırıp çağırsa bile, “Basra harap olmadan” (iş işten geçmedikten sonra) kimse kılını kıpırdatmaz

***

Daha önce üç dört kez yazdık ve okura verdiğimiz söz gereği yazmaya da devam edeceğiz… Rüşvetçi 3M firmasının serüvenini izlemeye devam ediyoruz…

Küresel sömürü şirketi 3M; Türkiye’deki kamu kuruluşlarına daha doğrusu belediyeler 300 milyon dolarlık mal sattıklarını ve ihaleleri kazanmak için de “rüşvet verdiklerini” açıklamıştı…

Hiçbir belediyeden tek ses çıkmadı:

Biz 3M denilen firmadan mal almış değiliz. Alanlar açıklasınlar bizim de “ak (!)” olduğumuz ortaya çıksın” diye tavır koyan belediye olmadı…

Basında çıkan haberde, Başbakanlık’ ın işin aydınlatılması için müfettiş görevlendirildiği duyuruldu.

Aradan 4 aya yakın süre geçti olayla ilgili hiçbir açıklama yok.

3M şirketinin hangi belediyeye neyi kaça, ne zaman hangi yolla sattığının ihale bilgileri Kamu ihale Kurumu’nda olması gerekir… Oradan da bir açıklama yok…

***

Burada sanırız, özal’ın “ünlü” sözünün bir başka versiyonu olarak şunu mu söylemek gerekir?

“Unuturlar, unuturlar…”

Hatırlatmaya gerek yok, gerçekten de unutuldu bile…

Yaygın basında sadece Sözcü gazetesi yazarı Sayın Necati Doğru’dan başka konunun üzerine giden tek bir köşe yazarı ve gazeteci var mı? Biz bilmiyoruz…

Yandaş basın zaten değil olayın üzerine gitmek ağzına bile alamaz…

Bir firma çıkıyor ortaya Türkiye’de Rüşvet verdim” diye dünya aleme ilan ediyor, bizim tarafta ne bir kıpırdanma ne de olaya tepki koyucu bir davranış, tutum yok!

Böyle bir teslimiyet ve vurdumduymazlık nerede görülmüş?

15 – 20 günde aydınlanacak konudan aylardır haber yok.

En azından 3M firmasıyla ilişki kurmuş, firmaya ihale verip iş yaptırmış belediyelerin adı açıklanamaz mı?

Rüşvet almayan belediyeler çıkar ortaya, yürekliyse ve kendine güveniyorsa “Biz 3M firmasından mal satın aldık ama tek kuruş rüşvet almış değiliz!” diye kükrer!.. Bu da yok…

***

Elinizi vicdanınıza koyup lütfen söyleyiniz; siz bu işin sonunda rüşvetçi belediyelerin ortaya çıkacağına/çıkarılacağına, ne kadar rüşvet aldıklarının gerçek boyutu ile belli olacağına ve konun aydınlanacağına bir nebze olsun inanıyor musunuz?

Suç sabit… 3M firması rüşvet verdiğini kendi ilan ediyor… Elinde belgeleri var ki bu denli kesin tavırla ortaya çıkıyor ve verdim diyor… O nedenle, ortada rüşvet ve suç yok denilebilir mi? Adamlar kendileri itiraf ediyorlar rüşvet verdik diye!

O halde, kimlerin daha doğrusu hangi belediyelerin ne kadar rüşvet aldığının ortaya çıkarılması kaçınılmaz!..

Eğer konu aydınlatılmaz, hangi belediyelerin ne kadar rüşvet aldıkları seçim öncesi ortaya çıkarılıp açıklanmazsa, bilin ki beklenen sonuç başka bahara kaldı demektir…

***

Sonuç:

Vatandaşın, sandığa gidip oyunu kullandıktan sonra, seçtiği ve TBMM’ne yolladığı milletvekillerini ve partisinin ne yaptığını, nasıl çalıştığını yakından izlemesi duyarlı yurttaşlık görevidir…

“Başa getirdiği iktidarın” ne yaptığını neyi yapmadığını denetlemek gibi bir hassasiyet içerisinde olması icap etmez mi? Yolsuzluklara karşı duyarlılığını yitirmiş bir halk, kaderci olmuş demektir. Hiçbir şeye karşı tepkili olmaz.

Buradan muhalefet partilerine sesleniyoruz…

Kürsülerde, alanlarda yüksek sesle bağırıp çağırarak, halka güven vermeyen politikalarla bir yere varamazsınız. 3M şirketinin verdiğini itiraf ettiği rüşvet konusu, sizlerin ilgi alanınız dışında mı ki, partilerinizden bu konuda tek ses çıkmıyor…

Hani sizler yolsuzlukların “müthiş(!)” takipçisi olacaktınız? Hani siz yetimin, garip gurebanın hakkını koruyacaktınız(!)? Lafla peynir gemisi yürümüyor…

ülkedeki tabloyu görmüyor musunuz, Tarikat ve cemaat militanları, referandumdan sonra iyice azdılar. Nerede Atatürkçü, laik ve cumhuriyete gönül vermiş aydın insanlar varsa, hepsini acımasızca “Ergenekoncu” (vatan haini) ilan edip saldırıyorlar.

Buna karşın, çok sayıda aydın ve sözde Atatürkçüler; “bu işin sonu nereye varacak” merakı ve duyarsızlığı ile açık hava tiyatrosunda çekirdek çitleyerek film seyreder gibi olanları kayıtsızca izlemeyi tercih ediyorlar…

“Ben koşulların en kötü ve ümitsiz göründüğü zamanlarda bile ideallerim ve inandıklarım uğrunda mücadele etme gücümü hiçbir zaman yitirmedim.” M.Kemal Atatürk.

Bu söz de mi, mücadeleniz için bir şey ifade etmeyecek?

Not:

Yaşar Büyükanıt’ı Sinan Erdem Spor Salonu’nda Fenerbahçe’nin Valencia ile yaptığı basket maçını Aziz Yıldırım’la birlikte protokol türbininde neşe içersinde izlediğini, Pressturk.com internet sitesinde verilen haber fotoğrafında (29 Ocak 2011) gördük.

Büyükanıt Paşaher şeye karşın (!)” fotoğrafta çok neşeli görünüyordu… Dikkatimizi çekti… Kendisine mutlu huzurlu, nice “neşeli yaşamlar” diliyoruz…

BURHAN öZBEY

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası