Son Haberler

Ankara tavşanı, anavatanından çıkarılarak nasıl Angora tavşanı oldu?

-Angora tavşanının anavatanı Türkiye… Esas adı Ankara tavşanı… Ama gelin görün ki; 17. yüz yıl sonlarından itibaren İngiliz denizcileri, padişahın izniyle Ankara tavşanımızı Avrupa’ya taşımışlar. Fransa, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde başlayıp zamanla diğer ülkelere yayılmış. En yaygın olarak Çin’de ve 1900’lü yılların başında Amerika’da üretilmeye başlanmış.

Angora tavşanının tüylerinin tonu, kalitesine göre 50 ila 100 bin dolar seviyesinde. 8 bin ila 12 bin ton üretimin yaklaşık %90’nını Çin başta olmak üzere Almanya, Fransa, İngiltere ve Brezilya gerçekleştiriyor. Bir çok ülkede sağlık amaçlı giyecek eşyası olarak yüksek fiyatlarla ihraç ediliyor. Ne yazık ki Türkiye’miz de ithal ediyor. Bugünlerde kalitelerine göre iç pazarımızda bir fanila 500.- ila 1000.- TL fiyatla satılıyor.

-Çok hafif olan tüyleri, koyun yününe nazaran 4 ila 8 kat daha fazla ısı sağlıyor. Ayrıca üretilen (giysiler) çamaşırlar, alerjik etkisi olmayan, statik elektriklenmeme, elektromagnetik özellikleriyle fizyoterapi ve rehabilitasyonda, nevralji tedavisinde, dolaşım bozukluklarında, adale, kas ağrıları ve romatizmal hastalıklarda vazgeçilmez sağlık giyecekleri imalatında önem taşıyor.

Yetmişli yılların sonunda, Aralık ayında iş ilişkileri için Almanya’nın Frankfurt şehrindeydim. Hava çok soğuktu, üşütüp hasta oldum. Sırtım, belim, her tarafım ağrıyordu. Giessen Üniversitesi’nde görevli yakın akrabam, ortopedi uzmanı Prof. Dr. Faruk Durbin’e telefon ettim. “Ağabey uzakta değiliz atla gel doğru dürüst bakalım” dedi. Bunun üzerine gittim. Faruk Hoca’nın hocası, 2. Dünya Harbi’nin çilelerini çekmiş meşhur bir protez hocasıydı. Beni muayene etti, tahlillerime baktı “Önemli bir durum yok, üşütmüşsünüz istirahat edin ve reçetedeki ilaçları kullanın” dedi. Ayrıca bir kağıda bir şeyler yazdı, çıkışta Faruk kardeşime,

-“Bu notu anlamadım, hoca ne söyledi?” diye sorunca “Senin üzüleceğin bir konu” demez mi?

Bir an için meraklandım… Faruk kardeşim tedirgin halimi görünce güldü. Meğer yazdığı not, fotoğraf 1’de görülen %100 Ankara (Angora) tavşan yününden yapılmış bir fanilaymış. Adale, kas ağrılarına, üşütmeye ve romatizmal ağrılara çok iyi geliyormuş. Türkiye’de üretilmiyormuş. Fanilayı aldım, kullandım, şifasını gördüm. Tabii “vah ülkem vah diye de” hayıflanarak yıllardır da kullanıyorum.

ANKARA TAVŞANLARI, 17. YÜZYILDA ANADOLU’DAN AVRUPA’YA GÖTÜRÜLMÜŞ

İstanbul Sanayi Odası yönetiminde bulundum, tekstil sektörünü iyi bilen başkan yardımcısı arkadaşım Orhan Demirtaş’a konuyu açtım, ama ikinci defa şok oldum. “Ah Ali kardeşim, Angora tavşanı asırlarca önce anavatanı terk etmiş, ciddi boyutta bizde üretimi yok, onun yerini sentetik yün aldı” demez mi?

Konuyu epey araştırınca üzücü sonuçları hayretle öğrendim. Dünyada çok değerli bir ırk olarak bilinen ve fotoğraf 2’de görülen Ankara (Angora) tavşanının neslinin anavatanı olan Anadolu’da 1723 yılında tükenmiş. Zira 17. yüz yıl sonlarından itibaren İngiliz denizcileri, padişahın izniyle Ankara tavşanımızı Avrupa’ya taşımışlar. Angora tavşanı, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde başlayıp zamanla diğer ülkelere yayılmış. En yaygın olarak Çin’de ve 1900’lü yılların başında Amerika’da üretilmeye başlanmış. Daha da ilginç olanı ise şu: Amerika’da kısa adı “ARBA” olan “Amerika Tavşanı Besleyenler Kulüpleri” kurulmuş.

ÜRETİMİN BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ ÇİN, ALMANYA, İNGİLTERE VE BREZİLYA YAPIYOR

İstatistiklere göre dünyada halen tonu, kalitesine göre 50 ila 100 bin $ olan 8 bin ila 12 bin ton üretimin yaklaşık %90’nını yapan başta Çin olmak üzere Almanya, Fransa, İngiltere, Brezilya ve bir çok ülkede sağlık amaçlı giyecek eşyası imalatlarıyla yüksek fiyatlarla ihraç ediliyor. Ne yazık ki Türkiye’miz de ithal ediyor. Bugünlerde kalitelerine göre iç pazarımızda bir fanila 500.- ila 1000.- TL fiyatla satılıyor.

Son yıllarda Almanya’da yaşayan ve bana göre devlet nişanesi verilmesi gereken bir vatandaşımız, Ankara tavşanını yeniden bin bir zorluklarla gümrüklerden geçirerek gurbetten sılaya, yani anavatanına kavuşturmuş. Tavşanlar, önceleri Kayseri’de bir çiftlikte, sonraları da Tarım Bakanlığı’na bağlı bir enstitüde yaşatılarak çoğaltılmaya başlanabilmiş.

Bir doğumda 4 ila 14 yavrulayabilen tavşan, henüz 2-3 aylıkken 40 ila 50 cm. uzunlukta olan tüyleri kırkılarak yılda 1 kg. yün verebiliyor.

ANGORA’DAN YAPILAN GİYSİLER, ROMATİZMAL HASTALIKLAR İÇİN ÇOK FAYDALI

Çok hafif olan tüyleri, koyun yününe nazaran 4 ila 8 kat daha fazla ısı sağlıyor. Ayrıca üretilen (giysiler) çamaşırlar, alerjik etkisi olmayan, statik elektriklenmeme, elektromagnetik özellikleriyle fizyoterapi ve rehabilitasyonda, nevralji tedavisinde, dolaşım bozukluklarında, adale, kas ağrıları ve romatizmal hastalıklarda vazgeçilmez sağlık giyecekleri imalatında önem taşıyor.

TOBB’da başkanlık yaptığım dönemde de bakanlık yaptığım dönemde de bu konuyu, ilgililer nezdinde defalarca gündeme getirdim.  Ankara tavşanı gibi başka bir yazımda anlatmak istediğim Ankara Tiftik Keçisi konularında ise hala ciddi boyutta bir sonuç alamadığımızı üzülerek belirtmeliyim.

ANKARA TAVŞANIMIZI ANKARA’MIZA KAZANDIRMALARINI BEKLİYORUZ

Yıllardır ümidimi yitirmeden bu kez konuyu Meclis Onur Üyesi olduğum Ankara Ticaret Odası’nın değerli başkanı Gürsel Baran ile paylaştım. Sağ olsunlar, kendisi konuya oda olarak sahip çıkacağı vaadinde bulundular.

Tarım Bakanlığı’mızın, TOBB Türkiye Odalar Borsalar Birliği’mizin ve tekstil sanayicilerimizin, odanın araştırma ve girişimlerine destek vererek Ankara (Angora) tavşanımızı Ankara’mıza ve ekonomimize Avrupa ülkeleri seviyesinde kazandırmalarını bekliyoruz.

Ali Coşkun

58. ve 59. Hükümetler Sanayi ve Ticaret Bakanı

coskun@turcomoney.com

 

 

 

 

 

 

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

İlgili Haberler

Site Haritası