Büyümede risk yok

 

Türkiye’nin son 70 yıllık ekonomi tarihini inceleyenler risklerin hep siyasetten kaynaklandığını görürler. ABD ve AB önce bu gerçeği uygulamaya geçirdiler. Ekonominin başarısı siyasi istikrardan geçiyor.

 21. yüzyılın ilk on yılı geride kaldı bile. Manzara çok hoş değil. Dünyada kara bulutlar azalma eğiliminde değil. En zengin ülkelerde bile geniş halk kitleleri mutsuz. Amerikan başkanlık seçimlerinde sağda da solda da en dikkat çeken adaylar, anti-sistem adaylar. İngiltere, AB üyeliğini referanduma götürüyor. Fransa’da hiçbir Cumhurbaşkanının kamuoyundaki oranı bugünkü gibi yüzde 20’nin altına düşmemişti. Almanya’da da sorunlar Angela Merkel’i sarsıyor. Halkların mutsuzluğu genel bir olay.

TÜRKİYE’DE  DURUM

Türkiye’de durum nasıl? Ekonomi ne durumda? Tabloya nereden baktığınıza bağlı. Sorunlu kesimlerin varlığı tartışılmaz. Durgunluktan bahsedenlerin sayısı dikkat çekiyor.  Ama tabloya mesafe alarak bakmak lazım. Türkiye’de büyüme birçok ülkeyi kıskandıracak düzeyde. Bu büyüme devam eder mi? Büyümede risk var mı?

 

EKONOMİ BİR MORAL MESELESİ: PSİKOLOJİ ÇOK ÖNEMLİ

20. yüzyıl ekonomisinin en kara sayfalarını hatırlayalım.

1929 Amerikan krizi: İşadamları kendilerini gökdelenlerin penceresinden atarak intihar ediyorlardı. İntihar etmeyenler de sokaklarda bedava çorba kuyruğuna giriyorlardı.

1945 Avrupa: Yenik Almanya’da şehirler yakılmış adeta kömürleşmişti. Erkek nüfusun çok önemli bir kısmı ya ölmüştü ya sakat kalmıştı. Yenenler tarafı mı? Savaştan yıllar sonra Fransa ve İngiltere’de ekmek hala karneye bağlanmıştı.

Sıfır noktasına yaklaşan bu ekonomilerin canlanması için ne ihracat imkanı , ne turizm potansiyeli vardı. Ama başardılar. Nasıl mı? İnşaat , inşaat, inşaat, mega projeler , ayağa kaldırılan finans sektörü sayesinde.

2016:  TÜRKİYE’DE DURUM

Dünyadaki ve bölgedeki kara bulutlar Türkiye’yi etkiliyor. İhracat , turizm  endişe oluşturan sektörlerin başında geliyor. Yarın endişesi tüketicilerin de harcamalarını kısıtlamalarına yol açıyor.   Ekonomi yönetiminde moral ve zeka büyük önem taşıyor. Psikoloji çok önemli. İkna gücü çok önemli. Genel tablo Türkiye’de  pozitif: 80 milyonluk bir nüfus, eğitimli kalabalık bir gençlik.  Girişimcilik çok yaygın.

Ekonominin motoru ne olacak? İnşaat ,inşaat , inşaat. Şehirlerimiz köhne , yenilenmek istiyor. Kentsel dönüşüm vites büyüterek ilerliyor. Mega projeler tam gaz devam ediyor. Güçlü bir çimento sektörümüz var. Deneyimli bir bankacılık sektörümüz var.

TÜRK EKONOMİSİNİN YARINA DÖNÜK STRATEJİK POTANSİYELİ

Mega projeler bir bütün oluşturuyor. İstanbul Üçüncü Hava Limanı, İzmit Körfezi Asma Köprüsü, İstanbul Yavuz Sultan Köprüsü, Kuzey Marmara Otoyolu, Kanal İstanbul, Çanakkale Boğaz Köprüsü: Türkiye’nin ekonomisini zıplatacak entegre bir bütün.

Hızlı trenler yaygınlaşıyor. Boğaz altı tünel geçişleri , Anadolu’yu saran otoyol ve tüneller, artan sayıda havaalanı ,enerji boru hatları.

Ekonomi için bir avantaj: Azalan petrol ve doğalgaz fiyatları. Gittikçe artan sayıda rüzgar ve güneş enerjisi tesisleri. Gelişmiş ülkelerde bile Nükleer enerji tartışmaları yerini Nükleer enerji daha on yıllar boyu vazgeçilmez olacak görüşüne bıraktı. Türkiye Nükleer enerjide geçmişte tuzağa düşürüldü.  Geç bırakıldı. Şu andaki projeleri sayıca süratle arttırıp önümüzdeki elli yılı planlamamız lazım.

Son derece önemli bir sektör : havacılık , uzay , savunma projeleri. Zengin ülkeler bu sektörlerde gaza basarak zenginleşti. Türkiye çok geç kaldığı bu sektörlerde de yola çıktı hızla ilerliyor.

GELİR DAĞILIMINDAKİ UÇURUMU AZALTMAK LAZIM

80 milyon nüfusu olan bir ekonomide  refah, bu nüfusun  yarısının mutluluğunu sağlıyorsa, bunun anlamı nüfus 40 milyon demektir. Refahın yayılması ekonominin büyümesiyle eş anlamlıdır. 1929 krizinde Amerika , 1945’te Avrupa ekonominin bu basit gerçeğini anladıkları için dünya lideri oldular. Refah tabana yayıldı. Fakir kesimler orta sınıflaştı. Ev sahibi oldular. Beyaz eşya ihtiyacı arttı. Otomobil sahibi oldular. İç turizm gelişti. Ülkeler refah toplumu oldular. Bu durum eğitim , sağlık sektörlerine yayıldı. Zenginleşme mekanik bir etkileşimle vites büyüterek arttı.

ESAS RİSK SİYASİ

Türkiye’nin son 70 yıllık ekonomi tarihini inceleyenler risklerin hep siyasetten kaynaklandığını görürler. ABD ve AB önce bu gerçeği uygulamaya geçirdiler. Ekonominin başarısı siyasi istikrardan geçiyor.

Gelişmiş ülkelerde siyaset aynı ekonomi gibi bir mantıksal düzen içinde çalışıyor. Seçimler zamanında yapılıyor. İktidara nasıl gelinip gidileceği kurallar içinde bir bütünlük taşıyor. Türkiye’de ise demokrasi tarihimiz bir siyasi kaos tarihidir. Siyasetçiler koltuğa oturmak için sürekli tepinen, non-stop didişen , birbirinin yerini almak için fazlasıyla çırpınan bir kategori oluşturdular. Türkiye’de bugün için ülke potansiyeli çok olumlu bir görünüş sergiliyor. Teorik olarak büyümede risk olmadığı görülüyor. Ama siyaset: o başka bir konu.

PROF. DR. BENER KARAKARTAL

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası