Son Haberler

Faizler gelecek dönemde yukarı yönlü olacak!

Global krizin başladığı 2008 yılından bu yana uluslararası finansal piyasalarda beklenmedik değişimlere alışmaya başladık. Daha öncesi volatilitenin gelişmekte olan ülkelere özgü olduğu düşünülürken artık gelişmişlik düzeyinin önemi olmadan hemen her ülkede ve her piyasada ciddi bir volatiliteden bahsedilebiliyor. Doğal olarak sermaye piyasaları, emtia piyasaları ve para piyasalarındaki dalgalanmalar başta makro-ekonomik dengeleri paralelinde de işletme ve hane halklarını olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Bu çerçevede temel makro-ekonomik göstergelerin piyasalar üzerinde etkinliği tartışılırken finansal globalleşmenin çok yüksek düzeyde hissedildiği bir dönemi yaşıyoruz. Bu durum, elbette ki ulusal düzeydeki makro tedbirlerin de etkinliğini sorgulatıyor.

Global olarak faizler artma eğiliminde

Zamanlaması tartışılmakla beraber faizlerin yakın dönemde artacağına yönelik bir kuşku kalma. 2015 yılı içerisinde ABD ve/veya İngiltere’de faizlerin artacağına yönelik beklentiler faizlerin gelişmekte olan ülkelerde de bu yönlü beklentilerin zamanlamasının konuşulmasına ve buna paralel fiyatlamaların başlamasına yolıyor. Birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede ya çok düşük reel faiz ya da negatif reel faiz ortamından söz edilebiliyor. Bu, İkinci Dünya Savaşından bu yana yaşanan en uzun ve genele yaygın bir durum olarak ortaya çık. Her ne kadar, Kanada gibi bazı ülkelerde faizlerin düştüğünü görmekte isek de gelecek yıldan itibaren faiz artışına şahit olacağımız ülke sayısı giderek artacak.

Türkiye’de önümüzdeki dönemde enflasyonda artış beklenmeli

Son bir yıldır petrol fiyatlarında meydana gelen büyük oranlı düşüşler, kurdaki ani artışla dengelenerek ülkemizde enerji fiyatlarında ve sonucunda enflasyonda beklenen düşüşü beraberinde getirmedi. Dolayısıyla, petrol fiyatlarında meydana gelen düşüşün olumlu etkilerini Türk tüketicisi maalesef göremedi. Bundan sonraki dönemde petrol fiyatlarının daha aşağı düzeylere inmesi olasılığı düşük gözüküyor. Döviz kurunun geldiği düzey artık piyasa oyuncuları tarafından genel kabul görmeye başlamış olması nedeniyle birçok mal ve hizmet fiyatlamasının da buna göre ayarlanmasını gerektirecek. O nedenle, enflasyonun gelecek dönemde artacağını beklemek makul görünse de siyasi bir belirsizlik olmadıkça faizlerin çift hanelere ulaşması da yakın gelecekte mümkün görünmüyor.

Faizlerin mevcut seviyenin altına gelme olasılığı çok düşük

ülke olarak globalleşen finansal sistemin en kırılgan halkalarından biri olduğumuz kuşkusuz. Hem mevcut dış borcumuzu çevirebilmek hem de cari dönemdeki ticaret açığımız finanse edebilmek için global finansal sisteme ihtiyaç duyan Türkiye’nin yabancı sermaye için cazip bir pazar olduğunu göstermesi gerekiyor. Gelişmekte olan ülkelerde faizlerin artmaya başlaması tek başına ülkemizde faizlerin artmasına yol açabilecek bir değişkendir. Bizdeki faiz artışının daha da yüksek olması ilave sermaye çekebilmek adına bir gereklilik olarak ön plana çıkabilecek. Bir diğer faktör de, gelişmekte olan ülkelerin birbirlerine rakip olarak yabancı sermayeye daha cazip ortam sunma adına faiz artışına girmesidir. Bununla beraber makro-ekonomik ve politik yapıdaki değişimler de yabancı sermayenin risk algısında değişikliklere yol açacak. Global finansal sistemdeki değişiklikler ve ülkemizde enflasyonun yukarı yönlü beklentileri beraber değerlendirildiğinde faizlerin yükselmesi ya da en azından düşmemesi gerektiğine işaret ediliyor. Bu çerçevede, işletmelerimizin ve bireysel yatırımcılarımızın gelecek dönem için enflasyon ve faizde artış olacağını göz önüne alarak planlamalarını yapmaları daha gerçekçi görünüyor. Kaldı ki, Türkiye’de faizlerin düzeyinin yatrım ve harcama kararları üzerinde etkisinin sınırlı olduğu, asıl gelecek döneme ilişkin büyüme beklentilerinin daha etkili olduğu da unutulmamalıdır.

Rafi KARAGöL

JCR Eurasia Yönetim Kurulu Bşk.Vekili

EACRA Yönetim Kurulu üyesi

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası