Son Haberler

Global pazarda dünya markası olmak

Firmaların ticari ve yasal olarak işlemlerini sürdürebilmeleri ve olası rakiplerine kötü niyetli taklitler için fırsat vermemeleri açısından markalarını yurt içinde tescil ettirmeleri olmazsa olmaz koşuldur. Peki markayı korumanın yolu nedir?

İşletmeciliğin en önemli unsurlarından birisi olarak devamlı gelişme ve büyümenin optimal bir şekilde karşımıza çıktığı global ekonomileşme süreci, firma olarak ve ürünlerimiz olarak isim sahibi olmamızı ve tanınmışlığımızı şart koşuyor. Bir dünya firması olabilmek için markamızı dünya markası haline getirmemizin şart olduğu çok açık.

Firmaların ürünlerini tüketiciye sunarken kalitelerini ve hizmetlerini de yansıttıkları markalarının tescili, gelişim süreci olarak çeşitli basamaklara yayılıyor.

Firmaların ticari ve yasal olarak zaten işlemlerini sürdürebilmeleri ve olası rakiplerine kötü niyetli taklitler için fırsat vermemeleri açısından markalarını yurt içinde tescil ettirmeleri olmazsa olmaz bir koşuldur. Zaten artık hemen hemen her türlü yasal işlemde karşımıza markamızın tescilli olması gerektiğine dair yaptırımlar da çıkıyor.

Bunun haricinde markalı ürünlerini yurt dışında pazarlayan firmaların, gelişen dünya ekonomisine ayak uydurabilmesi ve bir dünya firması haline gelebilmesi için yurt dışında da, özellikle aktif olarak faaliyet gösterdikleri ülkelerde markalarını tescil ettirmeleri gerekiyor.

Bununla beraber marka tescilinden önce, ilgili markanın olası rakiplerini tespit edebilmek veya daha önceden tescil edilmiş olan benzer markaları görebilmek açısından ön araştırmanın yapılması önemli. Daha sonradan karşımıza çıkabilecek sorunları ve masrafları önceden engellemek hem zaman hem de maddi kayıba baştan engel olacak. Marka ön araştırma işlemi ya ülke bazında tek tek araştırılarak ya da 4 ana bölgeye bölünmüş ve dünya ülkelerini bölge bölge sınıflandırarak yapılmış olan bölgesel marka araştırması ile gerçekleştirilebilir.

çok sayıda ülkede ürünlerini pazarlayan firmaların bölgesel bazda marka ön araştırma işlemine başvurması daha kazançlı bir yöntemdir. Marka tescil müracaatında ise tek tek ülke bazında müracaat yapılabileceği gibi, toplu marka müracaat sistemlerinden faydalanmakta mümkün. örnek vermek gerekirse CTM adı verilen Avrupa Topluluğu ülkelerine mahsus olan fakat gümrük birliği çerçevesinde başvuruda bulunmamıza müsaade eden ve 27 ülkeden oluşan Topluluk Markası bu toplu müracaat sistemlerinden birisidir. Bir diğeri ise Türkiye dahil toplam 85’den fazla ülkeden oluşan ve içlerinden ülke olarak seçim yapmamıza olanak veren Madrid Protokolü’ dür.

Toplu marka müracaatlarının sağladığı en büyük avantajlar ise, tek bir başvuru yapılarak birden fazla ülkede marka tescilini sağlamak ve standart ücretler sayesinde tek tek müracaatlara göre daha az maliyetli olmalarıyla birlikte daha kısa sürede sonuçlanmalarıdır. Gelişen dünya ekonomisine ayak uydurabilmek ve daha sağlam ekonomik ve yasal temeller üzerinde yükselebilmek için marka tescilinin taşıdığı önem büyük. Fakat olay sadece bu aşamada bırakılmamalı markanın tescil aşamasından sonra da düzenli takibi yapılmalı. Olası rakiplerin diğer ülkelerde ve yurt içinde yayılmaları, kötü niyetli taklit olayları gibi olumsuz etkenler marka takibini şart koşuyor.

Sürekli ve dengeli gelişimin sağlam temeller üzerine oturtulması için marka tescili ne kadar şart ise takip işleminin sürekliliği ve profesyonel bir ekip ile çalışmanın gerekliliği de göz ardı edilmemesi gereken bir faktördür. çünkü bir dünya markası, ya da dünya firması olmak önemli değil, önemli olan o unvanı ve yeri koruyabilmektir.

Kemal YAMANKARADENİZ
Destek Patent A.Ş.
Yönetim Kurulu Başkanı
yamankaradeniz@turcomoney.com

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası