Son Haberler

HAYALLERİNİN PEŞİNDEN KOŞTU

df_61.jpg

fg_28.jpg

df_62.jpg

gg_5.jpg

Dört personelle kolları sıvadığında; işlerin bu kadar büyüyebileceğini, açtığı şubelerle dünyanın dört bir yanına yayılabileceğini, binlerce çalışanıyla Türkiye ve dünyada her gün yarım milyona yakın müşteriyi ağırlayabileceğini bekliyor muydu bilinmez ama hayallerinin peşinden koşması O’nu, bugünlere taşıdı…

Yüksek kule ve plazaların gökyüzüne en yakın olmak için adeta yarıştığı Leven’teki merkez ofisinde bir araya geldiğimiz Simit Sarayı Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Okutur ile başarı öyküsünü konuşuyoruz. Mevlana’nın, tüm dünyayı büyüleyen “Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol” felsefesini prensip edinmiş başarılı iş adamı, serüvenini anlatmaya koyuluyor… İşe başlarken çevresindekiler, simitle markalaşma fikrine pek sıcak bakmamış. Hatta “üniversite okudun, o kadar eğitim aldın simitçilik mi yapacaksın?” diyerek vazgeçirmek isteyenler bile olmuş ama O, inandığı hedefe koşmaktan vazgeçmedi. Aradan geçen yıllar Haluk Okutur’u haklı çıkardı ve simitle başlayan hikâye; poğaçalar, açmalar, pastalar, tatlılar, sandviçler, yiyecekler ve içeceklerle zenginleşen Simit Sarayı markasına dönüştü. Türkiye’nin en özel lokasyonlarında karşımıza çıkan Simit Sarayı, yurtdışında da açtığı şubelerle dikkat çeken bir marka olmayı başarıyor.

“Kararlılıkla çalıştınız ve başarılı bir girişimci oldunuz. Bundan sonraki hayaliniz nedir?” diye sorduğumuzda kendinden emin şekilde, “Artık sadece Türkiye değil, dünyanın büyüyen markası olma yolunda emin adımlarla ilerleyeceğiz” diyor ve ekliyor: “Türkiye’nin, dünyaya açılmayı başaran markalarının az olması hususunda dertliyim. Anadolu’nun bunca kıymetli ürünleri varken, gıdada, ismi anıldığında Türkiye’yi anlatan bir dünya markamız yok”. Dilerseniz keyifli söyleşinin diğer ayrıntılarını kendi ağzından dinleyelim:

Simit işine nasıl girdiniz?

Dünyada yaşanan hızlı değişim ticari kültürü ve alışkanlıkları değiştiriyor. Eskiden 30 yılda değişen kurallar artık birkaç yılda farklılaşabiliyor. Değişime ayak uydurmak şart, bunu başaramayanlar eleniyor. Gençlik yıllarımdan itibaren değişime ve yeniliklere ilgi duyan biriydim. üniversiteyi bitirdikten sonra “nasıl para kazanabilirim?” diye düşünmeye ve bu yönde kafa yormaya, proje geliştirmeye başladım. 2002 yılına geldiğimde gıda sektörüne yoğunlaştım ve insanların cebindeki en küçük parayla satın alabilecekleri ürünlerin listesini çıkardım. Herkesin rahatlıkla alabileceği ürünler listesinde ikinci sırada bulunan simit üzerinde karar kıldım. O yıllarda simit üretimi ve satışı amatör ve hijyenik koşullardan yoksun biçimde yapılıyordu. öncelikle geleneksel lezzetlerimizden biri olan simidi marka haline getirebilmenin altyapısını kurmayı hedefledim. Yeterli sermayem olmadığı için fikrimi hayata geçirmek için ortak buldum ve Mecidiyeköy’de bir yer kiralayarak 4 kişiyle işe başladım.

HEDEF GüNDE 1 MİLYON MüŞTERİ

Bugün geldiğiniz nokta nedir?

Aradan yıllar geçti Türkiye’de şube sayımız hızla artmaya devam ediyor. Bunun yanında son 5 yıldır yurt dışına da açıldık. Hollanda, Almanya, Belçika, Mısır, Suudi Arabistan ve Kuzey Afrika’da varız. Amerika’ya da mağaza açıyoruz. Her gün 5.500 çalışanımızla Türkiye ve dünyada 450 bin misafir ağırlıyoruz. 2015‘te hizmet verdiğimiz kişi sayısını günlük 1 milyona çıkarmayı ve dünyanın en az 25 ülkesini geleneksel lezzetimizle tanıştırmayı hedefliyoruz.

34 BİN + 1’E KOŞUYORUZ

Şube sayınız ne durumda?

Yurtiçi ve yurtdışında 200’ü aşkın mağazada misafirlerimizi ağırlıyoruz. Simit Sarayı olarak dünyada en fazla restaurant sayısına sahip marka olmak istiyoruz. Dünya geneline baktığımızda 33 bin şubesi olan bir marka var. 2013 yılında belirlediğimiz 34 bin + 1 mağaza hedefine ilerliyoruz. önemli iki hedefimiz var. Birincisi en fazla mağazaya sahip marka olmak, ikincisi çalışan sayımızı 100 bine çıkarmak. Haftada 2-3 mağaza açıyoruz ve bu büyüme stratejisiyle istihdama sunduğumuz katkı da artıyor.

YABANCILARA DA SİMİDİ SEVDİRDİK

BİR çOK üLKEDEN TEKLİF ALIYORUZ

ürünlerinize yurt dışında nasıl bir ilgi var, beğeniliyor mu?

Simidimiz yurt dışında çok sevildi. örneğin 4 yıl önce Hollanda mağazamızı ilk açtığımızda gelen müşterilerimizin yüzde 90’ı Türklerden, yüzde 10’u yabancılardan oluşuyordu. Bugün ise yüzde 70 yabancı, yüzde 30 Türk müşterimiz var. İlk yıllarda insanlar çay içmiyorlardı, simit yemiyorlardı. Onlara kahve ve pasta ikram ediyorduk. Bir süre sonra simidi test ettiler ve çok beğendiler. Şimdi en çok sattığımız ürünler çay ve simit…

ORTA DOĞU’YA 100 SİMİT SARAYI

Orta doğu Bölgesi’nden yoğun talep var. Güçlü bir perakende grubuyla anlaşma yaptık. İlk etapta 100 Simit Sarayı açacaklar. Bunun gibi dünyanın birçok farklı ülkesindeki yatırımcılardan teklifler alıyoruz.

Fiyatı düşük ürünle bu kadar büyümeyi nasıl başardınız?

Aslında yeni bir şey keşfetmedik. Simit yıllardır sokak ve meydanlarımızda satılan, herkesin yakından bildiği bir ürün. Bizler, simidi iyi şartlarda ürettik ve modern satış teknikleriyle insanlara sunduk. Türkiye ve diğer ülkeler bu sunumu çok sevdi ve ilgi gösterdi. ölçek ekonomisiyle baktığımızda aslında katma değeri yüksek olan simit; herkes tarafından sevilen, 365 gün 24 saat tüketilebilen geleneksel bir ürün. Biz çok satıyoruz ve sürümden kazanıyoruz.

BUSINESS CLASS’TA SİMİT KEYFİ

fg_29.jpg

Yerdeki önemli lokasyonlarda varsınız, peki havayolu şirketleriyle çalışmalarınız ne durumda?

Uçaklara da servisimiz var. Antalya’daki özel tesisimiz bu kapsamda faaliyet gösteriyor. Uçaklara yükleme yapıyoruz. Alman havayolu şirketi Lufthansa’yla ortaklığımız var. öte yandan Sunexpress firmasına yükleme yapıyoruz. THY’de henüz uçak içi servisimiz yok ama ilerde THY uçaklarında da olmak istiyoruz. THY, bayrağımızı dünyanın her yerine taşıyor. Biz de aynı anlayışla Simit Sarayı markasıyla ülkemize ait lezzeti dünyanın her köşesine ulaştırmak istiyoruz. çünkü simit geleneksel ürünümüz. Bu anlamda simide hepimizin sahip çıkması lazım. İnsanların, gökyüzünde lezzetli simitlerimizden yemesini isterim.

Başarılı işadamı Haluk Okutur, Anadolu‘nun geleneksel lezzetine sahip çıkmak için akademik çalışmalar yaptırdı, belgesel çekti.

SİMİTİN KİTABINI YAZDI

Türkiye ürünlerine sahip çıkmalı. örneğin ülkemize ait olan Turkish Cafe, maalesef Greek Cafe diye satılıyor. Baklavamız Turkish Delight adıyla Yunan Lokumu diye satılıyor. Yoğurdumuz Greek Yoğurt, meşhur dönerimiz ise Cayro diye satılıyor. Oysa bu ürünler bizim ve sahip çıkmamız lazım. Dolayısıyla simitte böyle bir tehlike gördüğümüz için hemen simitle ilgili markalaşma çalışmaları yaparak; belgesel film çektik, kitap yayınladık ve akademik çalışmalara imza attık.
fg_30.jpg

Türkiye’yi temsil eden ürünlerden biri olduğuna inandığımız simitle ilgili özgün projelere imza attık. Akademik çalışmalar yaptırdık ve simitle ilgili kitap hazırlattık. Ayrıca belgesel film çektik. Yaptığımız bu çalışmalarla simidi sahiplendik. Yunanistan’da simide benzer bir ürün satılıyor ama
lezzet olarak bizim simidimizle alakası yok. Belki dünyada benzer ürünler var fakat lezzet açısından simidin yerini tutmuyor. Simit bambaşka bir şey ve çok mübarek bir ürün. Anadolu kültürünü yansıtan bu ürünü, hizmet anlayışımızla birleştirince ortaya Simit Sarayı markası çıktı.

ff_31.jpg

dd_7.jpg

İSTANBUL’DA BAŞARILIYSANIZ DüNYANIN HER YERİNDE İŞ YAPABİLİRSİNİZ

İstanbul’da başladığınız işi, dünyanın çeşitli ülkelerine taşırken zorluk çektiniz mi?

Yurtdışı seyahatlerimde gözümüzde büyüttüğümüz ülkelerden, markalardan, şirketlerden eksiğimiz olmadığını gözlemledim. Aksine girişimciliğimiz ve çalışma heyecanımız avantaj olarak öne çıkıyor. özgüven sağlayıp, cesaretle adım atığımızda Türkiye’den de, dünyaca ünlü markalar çıkarabiliriz. İstanbul’da faaliyet gösteren ve başarılı olan markalarımızın, dünyanın her yerinde başarılı olabileceğine inanıyorum. Dünyanın her yerinde birçok fırsat var. Ama maalesef Türkiye’deki 1800 firmadan, 1500’ü markalaşmaya yabancı. Hâlâ kendilerini esnaf olarak görüyorlar. Güzel ürünler ve hizmetler sunmalarına rağmen uluslararası vizyon olmadığı için markalaşamıyorlar. Bu nedenle tüm sektörlerde inovasyon ve Ar-ge’ye ağırlık vermemiz gerekiyor. Hangi işi, hangi ölçekte yaparsak yapalım işimizi ciddiyetle yapmalı ve markamızla aynı zamanda Türkiye’yi temsil ettiğimizi unutmamalıyız.

TüRKİYE’NİN CAZİBESİ ARTTI

Ortaklık ya da markanızı satma gibi bir planınız var mı?

Komşu ülkelerin, başka kıtadakilerin özetle tüm dünyadaki insanların bize ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Son yıllarda Türkiye’nin cazibesi arttı. Dünyanın her yerinden yatırımcı kuruluşlar, Türkiye’deki firmalara yatırım yapmak istiyor. Bu anlamda Simit Sarayı’nın başarısını gören, ortaya koyduğumuz iş modeline güven duyan pek çok yatırımcı ve fonlar kapımızı çalıyorlar. Herkesle konuşuyoruz. Dünyaya entegre olan bir marka olmayı hedefliyoruz ama Simit Sarayı’nın tamamını satmayı düşünmüyoruz. çünkü Simit Sarayı’nda; misafirperverlik başta olmak üzere birçok değerimiz, emeklerimiz ve hizmet anlayışımız var. Dolayısıyla bu kültürü dünyanın her yerine taşımak istiyoruz. Ortaklık talep eden fonlara ve yatırımcılara bunları anlatıyoruz. Bu şartlarda iş birliğine sıcak bakıyoruz. Elbette dünya markası olmak için oyunu kurallarına göre oynamak gerekiyor. Her lig atladığımızda, oyunu o ligin kuralarına göre oynamak için kendimizi sürekli yeniliyoruz.

2023 YILI HEDEFLERİ NASIL TUTTURULACAK?

Türkiye 2023 yılı hedeflerini yakalayabilecek mi?

ülkemizin geleceğine güveniyoruz. Bazı dönemlerde yaşanan sıkıntıları, büyümenin sancıları şeklinde okuyoruz. Büyürken ergenlik çağında yaşanan sorunlarda olduğu gibi ülkemiz de, büyürken bazı sıkıntılar yaşayabilir ama bütün problemleri aşacak güçteyiz. Hepimiz üzerimize düşen vazifeyi yapmalıyız. Türkiye’nin, 2023 yılında 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşacağı konusunda endişem yok. Ayrıca dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefi var. önümüze koyduğumuz bu hedeflerin gerçekleşmesi için katma değeri yüksek ürünlere yönelmemiz, inovasyon ve ARGE‘ye daha fazla önem vermemiz gerekiyor. Markalaşan ve marka ihraç eden bir ülke haline gelmeyi başarmalıyız. THY, TAV gibi bizi gururlandıran markalarımızın sayısı çoğalmalı. Dünyanın en büyük ilk 500 firması listesinde Türk markaları olmalı. Bu üstesinden gelemeyeceğimiz bir şey değil.

df_63.jpg

ff_32.jpg

ff_33.jpg

GİRİŞİMCİNİN öNü AçIK

Başarılı bir iş adamı olarak girişimcilik hakkında neler söyleyeceksiniz?

Türkiye’deki girişimcilik ruhu güçlü. Eskiden girişimcilerimiz, fikirlerine destek bulamazdı ama şimdi hem özel sektör, hem kamuda adeta seferberlik ilan edilmiş. “Kim girişimci olmak istiyor, kimin parlak fikri var, iş modeli nedir getirsin destek olalım” deniyor. Krediler, teşvikler sağlanıyor. Dolayısıyla girişimcinin önü hiç olmadığı kadar açık. ülkemizin ekonomik seviyesinin yükselmesi; eğitilmiş, nitelikli girişimci gücüyle yakından ilgilidir

Kurumsallaşma anlamında nasıl bir strateji izliyorsunuz?

Şirketimizin dünya ölçeğinde kurumsallaşması, profesyonel ve şeffaf bir yönetime erişmesi için sürekli çalışıyoruz. Kurumsal kültür Türkiye’de gelişme aşamasında. ülkemizde oldukça başarılı şirketler var. Fakat patron anlayışından sıyrılamadıkları için dünya şampiyonlar liginde mücadele etme şansı bulamıyorlar. çünkü patronlar, işlerini kendi çocukları gibi görüyorlar. Başkasına emanet etmek istemiyorlar. çocuk büyüyüp serpilince babanın, o çocuğu yönetme şansı olmuyor. Şirketler belli büyüklüğe kadar belki patron anlayışıyla yönetilebilir ama hacim büyüyünce kurumsal anlayış zorunlu. Eğer şirketlerimiz dünyadaki en güçlü ilk 500 şirket arasına girmek istiyorsa kurumsallaşma kültürünü benimsemeli.

BAŞARILI OLMAK İçİN NE YAPMALI?

İŞ FELSEFEMİ HELALLEŞMEK üZERİNE KURDUM

ff_34.jpg

Başarınızı hangi faktörlere bağlıyorsunuz?

İnsanın kendiyle ilgili konuşması zor ama bugünlere gelmemin arkasında yatan en önemli faktörler nedir diye sorarsanız “samimiyet” derim. Yaptığım işi çok seviyorum. Hem iş, hem günlük hayatta tüm ilişkilerimde şeffaflığa dikkat ediyorum. Ortaklar, çalışanlar, müşteriler, iş dünyası ve tüm dostlar için aynı kişiyimdir. Olduğundan farklı görünme çabası bana göre zor ve sıkıntılı bir seçim. Oysa kolay ve doğru olan samimi ve olduğu gibi davranabilmektir. Simit Sarayı’nı kurarken mütevazi bir ürün olan simidi seçtim, hayatı da mütevazi yaşamaya gayret ediyorum. Binlerce çalışanımızı kardeş olarak görüyorum. Bazen ağabeylik yapıyorum ve onların birbirlerine karşı haksızlık yapmasına da müsaade etmiyorum. Böylece huzurlu ve mutlu bir iş ortamı sağlanıyor, herkes işini severek yapıyor ve başarılı oluyor. İşe ilk başladığım günlerde neredeyse günün tamamı çalışıyordum. Ailemiz genişleyince iş ve sorumlulukları çeşitli birimlerimize havale ettik. Bu şekilde yüküm hafifledi ama heyecanım ilk günkü kadar canlı. İş felsefemi helalleşmek üzerine kurdum. çalıştığım herkesle iş tamamlandığında mutlaka helalleşirim.

İŞKOLİK OLMAK BöYLE BİR ŞEY

Yoğun iş temposundan nasıl sıyrılıyorsunuz?

Golf, ata binmek gibi hobilerim yok ama yeni iş fikirleri ve modelleri geliştirmek, insanlara fikir sunmak beni heyecanlandırıyor. Dünyanın farklı ülkelerine gidip oraları görmek, bambaşka insanlarla tanışmak ve iş fırsatlarını araştırmak bana iyi geliyor. İşkolik diyebilirsiniz ama ben böyle dinleniyorum

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası