Son Haberler

Türkiye, emtia fiyatlarındaki düşüşü fırsata çevirmeli

Ocak ayında yurtiçi piyasalarda satış baskısı hakim olmasına karşın yurtdışı piyasalara göre güçlü pozitif ayrışma gösterdi…

Piyasalar, Fed faiz artışını ilk etapta sakin karşılasa da çin’den gelen kötü ekonomik verilerle birlikte global büyümeye dair endişelerin artması ve Ocak ayına 38 dolardan başlayan petrol fiyatlarının 28 dolar seviyelerine kadar düşmesiyle Ocak ayında sert satışlarla karşılaştı. Büyüme endişeleriyle birlikte Suudi Arabistan – İran gerginliği, Kuzey Kore’nin hidrojen bombası denemesi yaptığını açıklaması ve çin On-Off Shore Yuan kuru arasında oluşan spread’in Yuan’ın devalüe edilebileceği beklentisi oluşturması da hisse senedi piyasalarında sert satışlar yaşanmasında etkili olan diğer faktörler oldu. Yurtiçinde ise BIST yurtdışı piyasalardaki satış dalgasıyla ay içinde genel olarak negatif eğilim göstermekle birlikte yurtdışı borsalara göre pozitif ayrıştı. MSCI dünya ve gelişmekte olan ülke endeksleri Ocak ayında (21 Ocak kapanışlarıyla) sırasıyla %10 ile %13 değer kaybederken, MSCI Türkiye endeksi yerel para birimi cinsinden %4 gibi daha sınırlı bir değer kaybı gerçekleşmiştir. TL ise ABD’den gelen güçlü istihdam verileri ve gelişmekte olan ülke para birimlerinde devam eden değer kayıplarına paralel %3 civarında değer kaybederken, yurtiçi faizler Fed faiz artışı sonrası artan risk algısı ile yükseliş eğilimini devam ettirdi. Ocak ayına 71.000 seviyesi altında başlayan BIST 100 endeksi, ay içinde 68.200-73.000 aralığında dalgalanarak ayı sınırlı kayıplarla kapatma eğilimi gösteriyor. Başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanan düşüşler ve küresel büyüme endişeleriyle özellikle gelişmiş ülke borsalarında sert satışlara neden olurken, BIST pozitif ayrışma göstererek kısmen güçlü görünüm sergiledi. Bu pozitif ayrışmada BIST’in 2015 yılında zaten ciddi satışlarla karşılaşması ve varlık değerlerinin oldukça düşük seviyelere gelmesi, büyüme endişelerine rağmen hedefin altında da olsa da Türkiye’nin büyüme eğilimini devam ettirmesi ve Türkiye’nin düşen emtia fiyatlarından pozitif yönde yararlanacak olması etkili oldu.

TCMB Ocak ayı toplantısında politika faizini değiştirmeyerek %7,50’de sabit tuttu. Toplantı tutanaklarında makroekonomik görünme ilişkin ifadeler korunurken, Aralık ayı ifadelerinden farklı olarak büyümenin kompozisyonun net ihracat lehine değişmektedir ifadesi kaldırıldı. Toplantı özetinde son yapılan asgari ücret artışı bağlamında ücretler politikası ve küresel taraftaki gelişmeler çerçevesinde sıkı duruşun sürdürüleceği ifade yer aldı. Bir önceki ayki toplantı özetinden farklı olarak en dikkat çekici ifade ise para politikasına ilişkin sadeleştirme adımlarına ilişkin herhangi bir ifadenin bulunmaması oldu. Bu farklılığın özellikle geçen toplantı sonrasında sadeleşmenin genel beklenti olan alt bant ve 1 hafta vadeli repo oranında artış yerine üst bantta bir faiz indiriminin de olabileceğine yönelik endişeler oluşturması nedeniyle TL üzerinde negatif baskıya sebep olmuştu. Bu nedenle bu ifadenin kaldırılmasını TL açısından pozitif değerlendirilebilir. Nisan ayındaki TCMB başkan atamasına kadar faizlerde değişiklik yapılmasını beklemiyoruz. Ocak ayında başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek revize edilmiş Orta Vadeli Programa ilişkin ayrıntıları açıkladı. Genel olarak büyüme beklentileri yukarı yönlü revize edilirken (2016 büyümesi %4 olarak açıklandı), 2016 enflasyon tahmini %1 yukarı çekilerek %7,50 olarak açıklandı. Programa göre cari işlemler açığındaki iyileşmenin devam etmesi beklenmekte ve 2016 yılı sonunda 29 milyar dolar olarak gerçekleşmesi öngörülmektedir. Program genel olarak değerlendirildiğinde hedeflerin piyasa beklentileri doğrultusunda olduğu söylenebilir.

Fed’n 10 yıl aradan sonra yaptığı ilk faiz artırımı sonrası yayınlanan Fed tutanakları toplantı sonrası yapılan açıklamalara paralel geldi. Toplantı tutanaklarında faiz artışı için gereken koşulların uygun olduğu konusunda çoğu üyenin hem fikir olduğu görüldü. Bazı üyeler enflasyonun hala düşük olması nedeniyle faiz artırımı kararının kıl payı alındığını düşünüyor. Tüm üyelerin kademeli faiz artışı konusunda ise hem fikir olduğu vurgulandı.

Petrol fiyatları Ocak ayında piyasaların ana gündemi olurken, çin’den gelen PMI, sanayi üretimi gibi verilerin beklentilerin altında kalması global büyümeye dair endişeleri yeniden alevlendirdi. Aya 38 dolar seviyelerinden başlayan brent tipi petrol büyüme endişeleri ve talepteki zayıflama beklentisiyle düşüşünü devam ettirirken, İran’a uygulanan ambargoların kaldırılması düşüşü hızlandırdı. İran’ın ambargonun kaldırılması sonrası fiyat düşüşüne gideceğini açıklaması ve İran’ın devreye girmesiyle birlikte petrol arzındaki artış beklentisi brent tipi petrol fiyatlarının 28 dolar altını test etmesine neden oldu. Ancak, ay sonuna doğru gelişmiş ülke merkez bankalarının ek teşvikler uygulayabileceği beklentileriyle petrol toparlanarak tekrar 30 dolar üzerine çıktı. Ay içinde gelen ABD tarım dışlı istihdam verisinin beklentilerden kuvvetli gelmesi Fed’in faiz artırımlarını devam ettirebileceği beklentisinin kuvvetlenmesi ve Jeopolitik riskler piyasalardaki negatif baskının daha da artmasına neden olan faktörler oldu. Ay içinde çin On-Off Shore Yuan kuru arasındaki spread’in Ağustos 2015 seviyesinin üzerine çıkması çin’in para birimi Yaun’ı (Renminbi) devalüe edebileceği spekülasyonu ve çin borsasında yaşanan sert satışlarla global piyasalarda volatilite ciddi şekilde yükseldi. Ancak çin’in Off Shore Yuan kuruna müdahale etmesi, hisse senedi piyasalarında destek alımları yapması ve piyasalara para enjekte ederek rahatlatması küresel finans piyasalarında yaşanabilecek muhtemel bir türbülansın önüne geçti.

2015 yılını düşüşle tamamlayan altın yılbaşından itibaren alıcılı seyrederek 1100 seviyesinin üzerini test etti. Düşüş hareketlerinin yükselişlere göre daha zayıf kaldığı sarı metalde dip oluşumu başlamış olabilir. Bu durumda öncelikle 1140’lı seviyeler ardından 1160’a doğru ataklar beklenebilir. Olumsuz senaryo da ise ABD’den iyi gelebilecek enflasyon rakamları ve Fed’in faiz artırımı altında 1050 seviyesinin kırılıp 1000’e doğru gerilemesine neden olabilir.

Yeni yıla hızlı başlayan Euro/Dolar 1.07 seviyesini test ederek tekrar yükselişe geçti. Ocak ayını genellikle 1.08 – 1.10 aralığında geçiren paritede geri çekilmelerin yükselişlere göre daha güçlü olduğu söylenebilir. 1.08 desteğinin kırılması durumunda parite 1.07 – 1.06 aralığına doğru kayabilir. Draghi’nin Mart ayında politika duruşunu gözden geçireceklerini söylemesi sebebiyle Mart ayına kadar Fed tarafındaki gelişmeler Mart ayı itibariyle ise ECB tarafındaki hamleler sonucu Euro/Dolar paritesi şekillenebilir.

öte yandan yeni yılın ilk gününe 2.91’den giren Dolar/TL Ocak ayına hızlı başlayarak tekrar 3 seviyesinin üzerine yerleşti. TCMB’nin bu ay faizleri değiştirmemesinin ardından yükseliş beklentilerinin arttığı kurda 3.05’in üzerindeki hareketlenmelerde yeni tarihi zirve görülebilir. 3 ve 3’ün altındaki fiyatların alıcılar tarafından fırsat olarak görülmesi sebebiyle Dolar/TL’de 2.90’nın altını görmek sürpriz olacaktır. Uluslararası piyasalardaki dolar talebi kurda 3.10’ların test edilmesine neden olabilir.

Ocak ayında Fed faiz kararı ve sonrası yapılacak açıklamalar piyasalar açısından önemli gelişmelerden biri olacak. Fed projeksiyonu ve ay içinde açıklama yapan Fed üyelerinin çoğu 2016 yılında Fed’in 4 faiz artırımı yapmasını bekliyor. Piyasalar ise şuan için 2016 yılında 2 faiz (50 baz puan) artırımı olabileceğini fiyatlıyor. Faiz artırımlarının hızının ekonomik verilere ve özelliklede enflasyon verilerine bağlı olarak şekillenmesi beklenirken, son gelen enflasyon verileri ve global piyasalarda yaşanan gelişmeler Fed’in faiz artırımları konusunda duraksayabileceğine işaret ediyor. önümüzdeki Fed toplantılarında buna ilişkin verilebilecek mesaj ya da faiz artımı için projeksiyonların düşürülmesi piyasaların toparlanmasına katkı sağlayabilir. Diğer yandan Japonya merkez bankası BOJ, Avrupa merkez bankası ECB ve İngiltere merkez bankası BOE varlık alım programlarını ve piyasaları destekleyici mevcut para politikalarını devam ettiriyor. Avrupa merkez bankası başkanı Draghi Ocak ayı faiz toplantısı sonrası yaptığı açıklamada Mart ayında para politikası duruşunun gözden geçirileceğini açıkladı. Bu açıklama piyasalar tarafından ek parasal teşviklerin uygulanabileceği şeklinde algılandı ve piyasaların toparlanmasına katkı sağladı. Draghi’nin açıklamaları ve Japonya gibi diğer gelişmiş ülke merkez bankalarınında teşvikleri artırabileceği beklentisiyle ay sonuna doğru hem petrol fiyatları hem de borsalar toparlanma eğilimine girdi. Piyasalar tarafından ise asıl beklenti büyüme beklentileri zayıflayan çin merkez bankasının ve çin yönetimin ekonomiyi destekleyecek yeni teşvik adımları atması olacaktır. Bu yönde atılacak adımların başta gelişmekte olan ülke piyasaları olmak üzere global piyasalarda güçlü toparlanma yaşanmasına katkı sağlaması beklenmektedir. Şubat ayında çin’den gelecek ekonomik veriler petrol fiyatlarını ve başta gelişmiş ülke piyasaları olmak üzere global piyasalardaki eğilimi belirlemede ana etkenlerden biri olacaktır. Jeopolitik riskler ise yakından izlenemeye devam edilecek. Jeopolitik risklerin azalması ve petrol fiyatları başta olmak üzere emtia fiyatlarında yaşanacak toparlanmanın tekrardan risk iştahını artırması beklenmektedir. Petrol fiyatlarındaki düşüşün ve global büyüme dair endişelerin devam etmesi durumunda Ocak ayında yaşanan volatilite ve negatif baskının Şubat ayında global piyasalarda türbülansa neden olması söz konusu olabilir.

 

Yurtiçi piyasalar Rusya ile yaşanan siyasi gerilim ve jeopolitik risklerin artmasıyla 2015 yılının son iki ayında negatif ayrışma gösterirken, 2016 yılı başından itibaren yurtdışı piyasalara göre göreceli olarak daha güçlü bir görünüm sergileyerek pozitif ayrıştı. BIST Ocak ayında global boralar içinde relatif olarak en iyi performansı gösteren borsa olurken, TL gelişmekte olan ülke kurlarına paralel hareket etti. Yurtiçi tahvil faizlerinde ise yükseliş hız kaybetse de yükseliş eğilimi devam etti. Şubat ayında TCMB faiz kararı, Fitch’in kredi notu görünümüne ilişkin değerlendirmesi ve jeopolitik riskler yakından takip edilecek ana gündem maddeleri olacak. BIST Şubat ayında da yurtdışı borsalardan pozitif ayrışabilir. Fiyatların makul düzeylere gelmesi, Türkiye’nin potansiyel altında da olsa bu ortamda büyüme eğilimini devam ettirmesi ve jeopolitik risklerin azalması BIST’in pozitif ayrışmasını sağlayabilecek ana başlıklar olarak sayılabilir. Yurtiçi tahvil faizlerinde tekrarda aşağı yönlü hareketler oluşması durumunda önümüzdeki dönemde BIST’te banka hisseleri öncülüğünde toparlanma eğilimi oluşmasını beklemekteyiz. Endeksin 72.000 seviyelerini tekrar yukarı kırması durumunda yükselişini hızlandırarak tepki yükselişlerinin güç kazanması beklenmektedir. Endeksin düşüş eğilimini devam ettirerek 68.000 altında bir fiyatlama davranışı göstermesinin ise orta vadede negatif baskının ve düşüşlerin devam edeceği şeklinde algılanması gerektiğini düşünüyoruz. Ana riskler ise global büyüme endişelerinin artarak devam etmesi ve küresel finans piyasalarındaki negatif baskının türbülansa dönüşmesi ve Fed’in faiz artırımlarına devam etmesi olacaktır.

Yorum yok

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Site Haritası